Moskova

Moskova

18 Haziran 2015 Perşembe

Yüzbaşının Kızı


Kaynak: http://www.okurken.net/2011/02/12/yuzbasinin-kizi/

“Yüzbaşının Kızı” Puşkin’in en önemli, en etkileyici romanlarından biridir.

Her ne kadar eserin adıyla doğru orantılı olarak bir aşk hikayesini anlatsa da, bu eserin daha çok zemininde kalan bir unsurdur. Oysaki temel Pugaçev isyanı ile atılmıştır ve romanın inşası bu temel üzerinde devam etmiştir. 

Pyotr Andreviç daha doğmadan babası tarafından subay olarak yazdırılmış ve bu emri-vakiliğin kurbanı Pyotr’un, eğitimi bittiğinde, görevini yerine getirme vakti de gelmişti. Babasına göre Petersburg’a gidip serserilik öğreneceğine orduda hizmet görüp asker olması her şeyden çok daha önemli ve gerekliydi. Orenburg’a babasının bir arkadaşının yanına gönderilen Pyotr için hayat asıl bundan sonra başlıyordu. Her ne kadar babasının arkadaşı ise de bu kişi, amaç onu en zorlanacağı bölgeye göndermekti. Nitekim öyle de oldu. Pyotr’un babası için önemli olan onun şerefli bir insan olmasıydı “…göze gireceğim diye işgüzarlık  yapma ama canla başla çalışmaktan da geri kalma. Ne demişler: Giysini yeniyken onurunu gençken koru! Bunu sakın unutma.” (Sayfa 10)

Oğlunu uğurlarken söylediği bu sözler onun asıl düşüncelerini gayet açık olarak ifade etmektedir. Pyotr Andreyiç’in Orenburg’a yolculuğu onun daha sonraki yaşamını etkileyecek önemli bir karşılaşmanın da mekanı oluyordu. Yollarını kaybeden Pyotr ve lalası* Savelyiç bir klavuzun sayesinde donmaktan kurtulup bir hana ulaşmayı başarırlar. Pyotr ise bunun karşılığı olarak klavuza tavşan postlu kürkünü verir. Hayatın akışı içinde belki de çok çabuk unutabilecek bu olay, hiç de o kadar basit olmadığını daha sonra kanıtlayacaktır. 

Belogorskaya Kalesi yaşamı Pyotr’un gözünde canlandırdığı gibi sıkıcı, başındaki komutanı da cezalandırmaya hazır, görev delisi biri değildir. Tam aksi eşi ve kızı ile kalede yaşayan  İvan Kuzmiç de, eşi de oldukça sıcak kanlı tatlı insanlardır. Başlarda bu kaleye sürgüne gönderilmiş olan Şvabrin ile sadece öyle gerektiği için koşulların getirdiği nedenlerden sıkça karşı karşıya kalıyor ama bundan da pek hoşnut olmuyordu. Ta ki Marya İvanovna’ya iftira atıncaya kadar. Bu iftira hem Şvabrin’in asıl kişiliğinin ve Marya’ya olan duygularının hem de Pyotr’un kendinin bile farkına varmadığı gizli aşkının ortaya çıkışına sebep olur. Bütün bu sonuçlar da düelloda son çizgisine ulaşır. Düelloda Pyotr yaralanır. Yaralanan Pyotr’un iyileşme süreci Marya İvanovna’yla iyice yakınlaşmalarına neden olur. Ve sonunda Pyotr Marya’ya evlenme teklifi eder. Ailesine de mektupla durumu bildirir. Mektubun cevabı pek iç açıcı değildir. Üstelik bunun akabinde kaleye, Don Kazaklarından Emelyan Pugaçev’in bir haydut sürüsüyle kaleleri ele geçirip, yağmaladığı haberi gelir. Pugaçev kaleyi ele geçirmiş, İvan Kuzmiç ve eşi öldürülmüş Marya ise Rahip Gerasimov’un evine sığınmıştır.

Şvabrin ise ancak ondan gelebilecek bir davranışla Pugaçev’in yanında yer almıştır. Pyotr ve lalası hayatlarını kurtarmayı başarırlar. Bu başarılarının Pyotr’un zamanında bir klavuza verdiği kürk postlu tavşana, bunun adında klavuza gösterdiği cömertliğe borçludur. Çünkü o klavuz Pugaçev’in ta kendisidir. Bu tanışıklıkları Pyotr’un hayatını bağışlamasına yarasa da geri dönmüş olmasına rağmen aklı Orenburg’da kalmıştır. Marya’nın durumu onu endişelendirmektedir. Bu endişe bir başka boyut daha kazanır bu süreçte. Sıradan bir halk, düzensiz bir birlik, koskoca bir orduyu bozguna uğratabilmiş, Moskova’ya kadar gelebilmiş, oysa ülkenin düzenli ordusu, onlara karşı saldırı taktiği ile değil, savunma taktiği ile savaşı sürdürme kararı almıştır. Kaleye az bir birlikte de olsa gitmek isteyen Pyotr’un eli kolu bağlıdır. Fakat Marya’dan aldığı mektup onu kaleye tek başına yola çıkmasına sebep olur. Şvabrin’in Marya’yla zorla evleneceğini öğrenen Pyotr ne olursa olsun onu oradan kurtaracaktır. Pugaçev’in yardımı ile bu sefer de sevdiği kızı kurtaran Pyotr, Pugaçev’le ilgili düşüncelerinde çelişkiler yaşar. Bir taraftan asker kişiliği onun yakalanması doğrultusunda iken, diğer taraftan kendisine gösterdiği yakın dostluk örneği. Üstelik bu yakınlık sonunda Pyotr’un da tutuklanıp neredeyse Sibirya’ya gönderilmesine sebep olabilecek konuma gelir. Puşkin, Pugaçev isyanını tarafsız bir gözle ustaca yakalamayı bilmiş ve ülkenin ordusunun içinde bulunduğu durumu cesaretle gözler önüne sermiştir. Pyotr’un Pugaçev’le ilgili iç çekişmeleri ise bunu en güzel şekliyle ifade eden satırlarıdır romanın.

“Bu arada yazgımı elinde tutan bir çok gizemli rastlantının ardı ardına sıralanmasıyla aramızda garip bir bağ kurulan şu adamı düşünüyordum. Başvurduğu kanlı yöntemler, korkunç acımasızlığı aklıma geliyor, şimdi sevgilimi kurtarmak için benimle yollara düşmesini ister istemez yadırgıyorum.” (Sayfa 137)

“Onu yolculuğa hazırlanmış buldum. Benden başka herkesin gözünde eli kanlı bir canavardan farksız olan bu adamdan ayrılırken kapıldığım duyguları anlatamam. Ne yalan söyleyeyim o anda içten bir yakınlık duyuyordum ona karşı. Elebaşılığını yaptığı o haydut sürüsünden onu bir an önce koparmaya iş işten geçmeden kellesini kurtarmak için elimden geleni yapmaya can atıyordum.” (Sayfa 150)

Puşkin iki karşıt davranışı oldukça dikkat çekici bir ironiyle vermiştir. İdarede bulunan insanların yetersizliği, kimi yerde çekiniklikleri, diğer yanda ise sıradan halk isyan ncılarının gösterdikleri gözü peklik ve kararlılık. Bu garip karşıtlığı görmek zor olmaz ve Puşkin eleştirisini yerli yerinde yaparak kitlelere ulaştırmayı başarır kitabında. Üstelik bunu keskin bir dille değil edebi formla harmanlayan Puşkin bu formu çok farklı bir noktada saklar. Belki de hemen hemen hiç kimsenin ilgilenmeyeceği hatta ilgilenmeye değer bulmayacağı başka bir detayla yapar. Pugaçev’in isyancı kişiliği altındaki“insan” tarafı ile. O insan ki idam sehpasına gitmeden dostunu selamlamayı es geçmeyecek kadar“onur” ludur… 


*lala; Çocuğun bakım, eğitim ve öğretimiyle görevli kimse

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder