Moskova

Moskova
Demografik yapı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Demografik yapı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2026 Cumartesi

12 bin nüfus yeterli: Rusya 1119 şehre ulaştı


Kaynak: https://turkrus.com/

  

Rusya’nın idari yapısında "şehir" (gorod) kavramı sanılandan çok daha katmanlı bir görünüm sunuyor. Son verilere göre ülkede 1119 şehir bulunuyor. Bu tablo, aynı statü altında hem megapolleri hem de birkaç yüz kişinin yaşadığı küçük yerleşimleri bir araya getiriyor. Uzmanlara göre “şehir” tanımı yalnızca nüfusla değil, ekonomik işlev, tarihsel rol ve bölgesel önemle belirleniyor.

"Gorod" sayılmak için Rusya'da genel eşik yaklaşık 12 bin nüfus olarak kabul edilse de bu kural esnek uygulanıyor. Bölgesel yönetimler ekonomik potansiyeli olan küçük yerleşimlere de şehir statüsü verebiliyor. Sanayi istihdamı, ulaşım altyapısı, sosyal hizmetler gibi faktörler bu kararda belirleyici oluyor. Bu nedenle Rusya’da şehir kavramı Batı’daki standartlardan daha geniş bir anlam taşıyor.

İzvestiya'nın incelemesine göre, ülkenin demografik ağırlığını 16 adet milyonluk şehir oluşturuyor. Moskova ve St. Petersburg başı çekerken Novosibirsk, Ekaterinburg ve Kazan gibi merkezler bölgesel ekonomik kutuplar olarak öne çıkıyor. Buna karşılık 500 bin ile 1 milyon arası nüfusa sahip yaklaşık 20 büyük şehir, üretim ve lojistik açısından kritik rol oynuyor.

Şehirler arasındaki yaşam maliyeti farkı da dikkat çekici. En pahalı şehir olarak öne çıkan Kuzey Kutup bölgesine komşu Anadır’de temel tüketim sepeti ülke ortalamasından yaklaşık yüzde 57 daha yüksek. Buna karşılık Nazran ve bazı Mordoviya şehirleri en düşük yaşam maliyetine sahip yerleşimler arasında yer alıyor. Bu fark, Rusya’nın coğrafi genişliği ve lojistik maliyetlerinin şehir ekonomilerine doğrudan yansıdığını gösteriyor.

Tarihsel açıdan bakıldığında ise Rusya’nın en eski şehirleri Derbent ve Kerç olarak kabul ediliyor. Her iki yerleşimin geçmişi iki bin yılın ötesine uzanıyor. Derbent’in kökenleri milattan önce dördüncü binyıla kadar giderken Kerç’in kuruluşu antik dönemlere dayanıyor. Bu şehirler, Rusya’nın yalnızca modern değil aynı zamanda çok katmanlı bir tarihsel mirasa sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Sistemin diğer ucunda ise nüfusu binin altına düşen şehirler bulunuyor. Yakutya’daki Verhoyansk ve Tula bölgesindeki Çekalin gibi yerleşimler demografik olarak küçük olsa da idari statülerini koruyor. Bu durum, Rusya’da şehir kavramının yalnızca büyüklükle değil, tarih ve yönetim geleneğiyle de şekillendiğini gösteriyor.

 

Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde büyük şehirler büyümeyi sürdürürken küçük şehirlerin geleceği daha çok ekonomik canlılık ve altyapı yatırımlarına bağlı olacak. Rusya’nın şehir haritası bu yönüyle yalnızca bir idari liste değil, aynı zamanda ülkenin ekonomik ve tarihsel dönüşümünün de aynası olmaya devam ediyor.

13 Mart 2026 Cuma

Moskova'nın nüfusu belli oldu


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Mosstat verilerine göre Moskova’da yaşayanların sayısı yaklaşık 13 milyon 300 bin kişiye yükseldi. Bu bilgiyi Moskova Şehir Duması Başkanı Aleksey Şapoşnikov paylaştı. 2021’de yapılan ilk dijital nüfus sayımında başkentte yaklaşık 13 milyon kişi yaşıyordu.

Rusya’nın en son resmi istatistiklere göre nüfusu en yüksek 10 şehri şöyle:

Moskova
Yaklaşık 13,3 milyon kişi

Sankt-Peterburg
Yaklaşık 5,6 milyon kişi

Novosibirsk
Yaklaşık 1,6 milyon kişi

Yekaterinburg
Yaklaşık 1,55 milyon kişi

Kazan
Yaklaşık 1,35 milyon kişi

Nijniy Novgorod
Yaklaşık 1,25 milyon kişi

Krasnoyarsk
Yaklaşık 1,2 milyon kişi

Çelyabinsk
Yaklaşık 1,18 milyon kişi

Samara
Yaklaşık 1,15 milyon kişi

Ufa
Yaklaşık 1,13 milyon kişi

Moskova istatistik kurumu yalnızca nüfusu değil, fiyat düzeyini, hane gelirlerini ve işgücü piyasasını da izliyor. 2025 yılında şehirde 60 binden fazla yeni tüzel kişilik kaydedildi. 

Resmi verilere göre Moskova’da işsizlik oranı yüzde 0,2 seviyesine geriledi. Bu oran ülke ortalaması olan yüzde 0,4’ün altında bulunuyor. Öte yandan Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, kentte yaklaşık 500 bin kişilik işgücü açığı olduğunu ve demografik nedenlerle bu sorunun büyüyebileceğini açıklamıştı.

21 Ekim 2025 Salı

Ortalama Rus profili: Boyu, kilosu, yaşı, maaşı ne kadar?



Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rusya Federal Devlet İstatistik Servisi Rosstat, 2024 yılı verilerine dayanarak "ortalama Rus vatandaşın" istatistiksel portresini çizdi. RBC'nın haberine göre, ortalama bir Rus vatandaşı 41 yaşında, boş zamanını televizyon programları ve film izleyerek geçiriyor. Ortalama çalışan ise ticaret sektöründe çalışan ve aylık yaklaşık 84 bin ruble (1031 dolar) kazanan bir kadın. 

Rosstat'ın verilerine göre, 2024 yılı sonu itibarıyla Rusya nüfusunun yüzde 46'sını erkekler, yüzde 54'ünü ise kadınlar oluşturuyor. Kadın sayısının geleneksel olarak erkeklerden 10 milyondan fazla olduğu kaydedildi. Nüfusun etnik dağılımında yüzde 80,8 ile Ruslar çoğunlukta. Ortalama yaş 41 olarak açıklanırken, erkeklerde bu yaş 38, kadınlarda ise 43 seviyesinde.

Ortalama boy erkeklerde 162,9 cm, kadınlarda 159,5 cm. Ortalama kilo ise erkeklerde 74,1 kg, kadınlarda 67 kg. Medeni hal kısmında erkeklerin yüzde 63'ünün, kadınların ise yüzde 54'ünün evli olduğu görülüyor.

Rus halkının boş zaman aktiviteleri incelendiğinde, nüfusun yüzde 78'inin televizyon ve film izlemeyi tercih ettiği görüldü. Arkadaşlarla sosyalleşmek yüzde 71 ile ikinci sırada yer alırken, bilgisayar, tablet veya telefonla vakit geçirmek yüzde 50'lik bir orana sahip. Kitap, dergi veya gazete okumak nüfusun yüzde 34'ü için bir boş zaman aktivitesiyken, hobiyle uğraşanların oranı ise yüzde 24 oldu. 

İnternet kullanım oranı toplam nüfusta yüzde 89 olarak tespit edilirken, her gün internet kullanan erkeklerin oranı yüzde 76, kadınların oranı ise yüzde 75.

2024 yılında reel para kazançlarının bir önceki yıla göre yüzde 8,4 arttığı bildirildi. Aylık ortalama maaş 89 bin 69 ruble seviyesinde hesaplanıyor. Ortalama çalışan profili, yükseköğrenim görmüş, toptan ve perakende ticaret sektöründe çalışan ve ayda 84 bin 199 ruble kazanan bir kadın olarak öne çıktı. Hane halklarının yüzde 49'unun bir binek aracına sahip olduğu ülkede nüfusun yüzde 75'i kentlerde, yüzde 25'i ise kırsalda yaşıyor. Konut tipine ilişkin verilerde ise yüzde 42'sinin iki odalı dairelerde ikamet ettiği görülüyor.

19 Temmuz 2025 Cumartesi

Moskova'da 'isim devrimi': Anna, Sofiya'yı geride bıraktı

 


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Yıllar boyunca Moskova’daki yeni doğan kız bebeklere en sık verilen isim olan Sofiya, sonunda tahtını kaybetti. 2025 yılının ortasına gelindiğinde, “Anna” ismi ilk kez en popüler kız ismi olarak öne çıktı.

Moskova ZAGS verilerine göre, 16 Temmuz itibarıyla Anna ismi 986 bebeğe verilirken, Sopfiya ismi 983 bebeğe verilerek ikinci sıraya geriledi. Veriler, son dört yıldır düşüşte olan Sofiya'nın popülerliğini artık koruyamadığını ortaya koyuyor.

Erkek çocuk isimlerinde ise benzer bir değişim daha erken yaşanmıştı. 2023 yılında “Mihail”, yıllardır ilk sırada yer alan “Aleksandr” ismini geride bırakarak en çok tercih edilen erkek ismi olmuştu.

Bu eğilim 2025’te de devam ediyor: Moskova’da bu yıl 1301 bebek Mihail ismini alırken, Aleksandr ismini taşıyan bebek sayısı 1244 olarak kaydedildi.

Genel sıralamada, Moskova’daki en popüler kız isimleri arasında Anna ve Sofiia’nın ardından Vasiliysa, Eva ve Mariya geliyor.

Erkeklerde ise Mihail ve Aleksandr’ı Maksim, Mark ve Lev izliyor. Sofiya isminin düşüşü dikkat çekici: 2021’de bu isim 2328 kıza verilmişken, 2024’te bu sayı 1973’e kadar geriledi. 

23 Haziran 2025 Pazartesi

'Modern Ruslar' çocuk istemiyor: 2,1 yerine 1,4...


Kaynak: https://turkrus.com/


Rusya'da doğum oranlarının artırılamamasının en önemli nedenlerinden biri, vatandaşların "kendine ait bir hayat yaşama arzusu". St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu'nda (PMEF) konuşan VTsİOM Genel Müdürü Konstantin Abramov, modern Rusların çocuk sahibi olmayı, kişisel özgürlüğü kısıtlayıcı ve maliyetli bir yük olarak gördüğünü belirtti.

Abramov "Aşk, aile kurmanın ve çocuk yapmanın nedeni olabilir ama çocuk yetiştirmenin pahalı olması ve kişisel mutluluk arayışı buna engel oluyor" dedi.

Forumda söz alan bir diğer uzman, Bilimsel ve Toplumsal Uzmanlık Enstitüsü Genel Direktörü Sergey Rıbaltçenko ise Rusya’daki toplam doğurganlık oranının 1,4 çocuk seviyesinde kaldığını söyledi. Bu oranın nüfusun kendini yenilemesi için gerekli olan 2,1’in oldukça altında olduğunu vurgulayan

Rıbaltçenko, dünyadaki genel oranın da tarihsel olarak en düşük seviye olan 2,3’e gerilediğini hatırlattı. Yine de Rusya’nın bazı ülkelere kıyasla hâlâ nispeten yüksek doğurganlık oranına sahip olduğunu ifade etti.

Küresel verilere göre, doğurganlık oranları dünya genelinde dramatik şekilde düşüyor.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun (UNFPA) yayımladığı son raporda, ABD, Hindistan, Brezilya ve Almanya dahil olmak üzere 14 ülkede yapılan bir anketin sonuçlarına yer verildi. Katılımcıların beşte biri, maddi yetersizlikler nedeniyle istedikleri kadar çocuk sahibi olamadıklarını söyledi.

Ayrıca, iş ve aile hayatını dengelemek, devlet desteğinin azlığı, sağlık sorunları ve siyasi belirsizlikler de çocuk sahibi olma kararını etkileyen başlıca faktörler arasında gösterildi.

7 Mayıs 2025 Çarşamba

Moskova nüfusu 13,3 milyon


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, 2025 yılı başı itibarıyla kentin nüfusunun 13,3 milyona ulaştığını açıkladı. Başkan Vladimir Putin’e 2024 yılına dair kalkınma sonuçlarını sunan Sobyanin, Moskova’nın Rusya’daki olumsuz demografik eğilimlere rağmen halen doğal nüfus artışı yaşayan az sayıdaki bölgeden biri olduğunu vurguladı. Belediye verilerine göre, geçen yıl kent nüfusu 4 bin 800 kişi arttı.

Rusya İstatistik Kurumu (Rosstat) verilerine göre, 1 Ocak 2025 itibarıyla Moskova'nın nüfusu tam olarak 13.274.285 kişiye ulaştı.

Bu rakam, 2024 yılı ortalama nüfusuna göre yüzde 0,47’lik bir artış anlamına geliyor. Bir önceki yılın ortalaması ise 13.212.044 olarak açıklanmıştı.

Ülke genelindeki durum ise farklı seyrediyor. Rosstat’ın ön değerlendirmesine göre, 1 Ocak 2025 itibarıyla Rusya Federasyonu’nun toplam nüfusu 146.028.325 kişi oldu. Bu, 2024 yılına kıyasla yüzde 0,08 oranında bir düşüşe işaret ediyor.

Geçen yılın başında ülke nüfusu 146.150.789 olarak kaydedilmişti.

29 Nisan 2025 Salı

Propiska 100 yaşında

 


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Sovyetler Birliği’nde şehir yerleşimlerinde vatandaşların ikamet kaydını düzenleyen ilk kararname tam 100 yıl önce, 28 Nisan 1925'te kabul edildi.

Ancak Rusya'da vatandaşların hareketlerini kontrol altına alma çabası çok daha eskiye dayanıyor. 1649 yılında Sobornoye Ulojenie yasasıyla köylülerin serbestçe yer değiştirme hakkı kaldırılmış, halk toprağa ve toprak sahibine sıkı sıkıya bağlanmıştı. Çar I. Petro döneminde ise “paşport” sisteminin getirilmesiyle, hem toprak köleleri (serfler) hem de özgür yurttaşlar için yeni yerlerde ikamet etmek resmi belgelerle sınırlanmıştı. 

19. yüzyılda kontrol mekanizmaları daha da sıkılaştı. 1809 yılında Moskova ve Petersburg’da kurulan adres masaları sayesinde şehre gelen herkes kayıt altına alınmaya başladı. Bu dönemde şehirde oturma hakkı, bir ücret karşılığında verilen ikamet belgeleriyle tanınıyordu. 20. yüzyılın başında soylular da dahil olmak üzere tüm toplumsal kesimler için ikamet yerlerinin resmî kaydı zorunlu hale getirildi: Köylüler kendi köy topluluklarına, zanaatkârlar ise meslek birliklerine kayıtlıydı. 

Bolşevik Devrimi’nin ardından Lenin liderliğindeki yeni yönetim, pasaport ve ikamet sistemi gibi eski rejimin uygulamalarını “halkı aşağılayan” yöntemler olarak görerek kaldırdı. Ancak İç Savaş, açlık ve yıkım ortamında kontrolsüz göç ve işgücü kaybı ciddi bir sorun haline geldi. Bu durum, 1925’te ikamet kaydı, yani propiska kavramının yeniden doğmasına yol açtı. O dönem vatandaşların sendika cüzdanı gibi herhangi bir evraka kayıt mührü vuruluyordu.

Modern anlamda kimlik yerine geçen iç pasaport ise ancak 1932’de ülke genelinde devreye girdi.

Sovyetler döneminde büyük şehirlerde ikamet hakkı yine sıkı biçimde kontrol edildi. Moskova gibi kentlere yalnızca ağır işlerde çalışacak işçiler “kontenjan” sistemiyle yerleşebiliyordu.

Tüm vatandaşların pasaport, yani kimlik taşıması zorunluluğu 1974 yılında sağlandı.

Ancak o dönemde bile, resmi ikamet kaydı olmaksızın başka bir şehirde yaşamak yasaktı.

1991 yılında kabul edilen İnsan Hakları ve Özgürlükleri Bildirgesi ile hareket özgürlüğü anayasal bir hak haline geldi. Fakat yine de ikamet yeri bildirimi zorunluluğu çeşitli biçimlerde devam etti.

18 Mart 2025 Salı

Rusya'da en uzun yaşlılık Moskova ve Petersburg'da


Kaynak: https://turkrus.com/


Rusya’da yaşlı nüfusun yaşam kalitesine ilişkin yapılan bir araştırmaya göre, en iyi koşullara Moskova ve St. Petersburg sahip. Araştırmayı gerçekleştiren “Daha kesin konuşmak gerekirse” (Yesli bıt toçnım) adlı proje, 55 yaş ve üzeri bireylerin yaşam süresi beklentisini, gelir seviyelerini, işgücüne katılım oranlarını ve kültürel etkinliklere katılım durumlarını dikkate alarak bir sıralama oluşturdu. 2023 yılı verilerine göre, Rusya genelinde 55 yaşındaki bir kişinin ortalama 24,5 yıl daha yaşaması beklenirken, Moskova’da bu süre 29,8 yıl, St. Petersburg’da ise 26,5 yıl olarak hesaplandı. 

Kommersant'ın aktardığı haberde Moskova’da yaşlı nüfus için sunulan olanakların geniş olduğu belirtilirken, kentte binin üzerinde kişinin 100 yaşını aştığı bildirildi. Moskova Belediye Başkan Yardımcısı Anastasia Rakova, “Moskova Uzun Ömürlülük” projesi kapsamında yaşlılara yönelik sağlık, eğitim ve kültürel etkinliklerin artırıldığını vurguladı. St. Petersburg’daki yetkililer ise sağlık hizmetlerindeki gelişmelerin ve düzenli sağlık kontrollerinin yaşlıların daha uzun ve aktif bir yaşam sürmesine katkı sağladığını ifade etti.

Öte yandan, en kötü yaşam koşullarına sahip bölgeler arasında İnguşetya, Çeçenistan ve Zabaykalye öne çıktı. Çeçenistan’da yaşlı nüfusun yüzde 26,4’ünün, İnguşetya’da ise yüzde 21,2’sinin yoksulluk sınırının altında yaşadığı belirtildi. Zabaykalye bölgesinde ise 55 yaşındaki bireyler için beklenen yaşam süresi yalnızca 21,1 yıl olarak hesaplandı. Ayrıca, Lipetsk bölgesinde yaşlıların yalnızca yüzde 20,4’ünün aktif sosyal hayata katılım gösterdiği kaydedildi. 

Araştırma, yaşlı nüfusun artış trendini de ortaya koydu. 2023 yılında 65 yaş ve üzeri nüfusun 24,5 milyon kişiye ulaştığı, bunun toplam nüfusun yüzde 17’sini oluşturduğu belirtildi. 2014 yılında bu oran yüzde 13 seviyesindeydi. Uzmanlar, pandeminin yaşlı nüfus üzerindeki etkilerine de dikkat çekerek, ölüm oranlarında yaşanan dalgalanmaların uzun vadeli yaşam beklentisine yansıdığını belirtti. En yaygın sağlık sorunlarının ise kardiyovasküler hastalıklar, solunum yolu rahatsızlıkları ve kas-iskelet sistemi hastalıkları olduğu ifade edildi.

'Nüfusu arttırmak için mini etek önerisi' tepki çekti


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rusya’nın Kaluga bölgesine bağlı Tarusa şehrinde yerel meclis milletvekili ve Liberal Demokrat Parti (LDPR) mensubu Yevgeni Rudenko, ülkedeki doğum oranlarını artırmak için kadınların daha sık mini etek giymesi gerektiğini söyledi. Sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda, "Tarusa milletvekilleri, Tarusa kadınlarından güneşli günlerde daha sık mini etek giymelerini rica ediyor" ifadelerini kullanan Rudenko, Rus kadınlarının "fazla utangaç hale geldiğini" ve bu yüzden evlilik oranlarının düştüğünü savundu.

Rudenko'nun sözleri kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Ancak geri adım atmayan milletvekili, sosyal medyadaki sert eleştirilere yanıt olarak, "Sadece eşcinseller mini etekli kadınları beğenmez" ifadelerini kullandı.

Rusya Parlamentosu Duma Başkanı Vyaçeslav Volodin, daha önce milletvekillerine toplumda tepki çekecek ve insanları rencide edecek önerilerden kaçınmaları çağrısında bulunmuştu. Volodin, özellikle nüfus artışına yönelik tartışmalı önerilerin kamuoyunda hoş karşılanmadığını belirterek, "Bazı şeylerin kabul edilemez olduğunu anlamak gerekiyor" demişti.

Rusya 1991’de Sovyetler Birliği’nin çöküşünden bu yana en ciddi demografik krizi yaşıyor. Resmî verilere göre, 2024 yılında doğan bebek sayısı dokuzuncu yıl üst üste azalarak 1,22 milyona geriledi ve 1999’dan bu yana en düşük seviyeye indi.

Demograf Aleksey Rakşa, Rusya'nın bugünkü sınırlarını dikkate aldığında doğum oranlarının son 200 yılın en düşük seviyesinde olduğunu vurguluyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, doğum oranlarını artırma hedefi doğrultusunda 2030 yılına kadar doğurganlık oranını 1,6'ya, 2036'ya kadar ise 1,8’e çıkarmayı amaçlıyor. Bu hedeflere ulaşmak için hükümet, çok çocuklu aileleri teşvik eden kampanyalar düzenlemeyi, reklam ve medya içeriklerinde geleneksel aile değerlerini vurgulamayı ve büyük torun sahibi büyükanne ve büyükbabalara devlet ödülleri vermeyi planlıyor.

9 Mart 2025 Pazar

SSCB'de boşanma hakkı


Julia Miloviç-Şeralieva

Kaynak: https://dzen.ru/

 

Yeni devletin -SSCB'nin- doğuşundan önce, denebilir ki, ona tamamen zıt bir dönem yaşandı.

Gümüş Çağı, 1890'lardan 1920'lere kadar süren kısa ama geniş çaplı bir dönemdir.

Tarihin bu kısa dönemi, teknolojik imkânlarla manevi çöküşün çarpıştığı, bazen birbirini tamamen ortadan kaldıran olguların çarpıştığı bir dönemdi.

Zira sadece 19. yüzyılda bile, insanlığın tüm geçmiş tarihinde olduğu kadar çok şey başarılmış, icat edilmiş ve keşfedilmiştir. Üstelik hemen hemen her icat dünyayı bir anda çok ileriye taşıdı, sadece yeni ve ilginç bir biblo değil, onunla ilişkili bir sürü eşlik eden olgu da ortaya çıkardı. Böylece fotoğrafçılık sadece sevilen manzaraları ve yüzleri yakalama fırsatı sunmakla kalmadı, aynı zamanda reklamcılık, medya, eğitim, adli tıp, tıp, bilim ve sanatın da gelişmesine katkı sağladı. Telgraf ve telefon, zamanı ve mekanı adeta sıkıştırmış, tarihin ve diplomasinin seyrini hızlandırmış, siyasal, ekonomik ve toplumsal stratejileri kökten değiştirmiştir.

İşte bu arka plan karşısında insanlık, kişisel, ruhsal ve ahlaki düzlemde Ortaçağ öncüllerinin düzeyinde kalmıştır. Kölelik, oldukça medeni ülkelerde bile hâlâ hüküm sürüyordu; yoksulluk ve nüfusun çoğunluğu için haklara erişim eksikliği de aynı şekildeydi. Özellikle yüzyılın başında ruhsal ve fiziksel düzeyler arasındaki böylesi bir uyumsuzluk, toplumda, sanatta, felsefede ve yaşam kültüründe çelişkili ruh hallerine yol açmıştır. Geleneksel temeller çöktü, yerlerini süper yeni trendlere ya da tam tersine unutulmuş eski trendlere bıraktı. Mesela antika. Fakat eğer bir anlamda yeni insanlar yeni ilişkilerde yeni özgürlük elde ettilerse, bununla birlikte ne yapacaklarını bilmedikleri yeni hisler de elde ettiler. Eski usulde hareket etmenin müsamahakârlığı ve imkânsızlığı içinde, yeni zorlukları çözecek araçlar yoktu. Çünkü onlar yeni.

İlk başlarda bütün bu yenilikler ilgi çekici ve heyecan vericiydi.

Böylece entelektüel bohem ortamında evlilik kurumu alışılmış formatında varlığını yitirdi. Sadakat, itibarı korumak, evlilikte çiftleri değerli kılmak artık geçmişte kalmış şeylerdi. Bir yerde gösteriş için, bir yerde de organik olarak, zamanın ruhuna uygun olarak, mahrem ihtiyaçların giderilmesinin susuzluğun giderilmesiyle eşdeğer görüldüğü “bir bardak su” teorisi uygulandı. Her şey basit olduğunda, hiçbir tereddüt ve gelenek olmadığında ve istediğinizde. Tam tersine, eski temellere bağlı kalmak ayıp ve yakışıksız bir durum haline gelmiştir. Sadakat, açıklık, bir eşe bağlılık, kıskançlık duygularını ifade edebilme yeteneği, sadakat arzusu ve özlemi - sanki dün, geçmişin bir kalıntısı, utanılacak bir şey gibi görünüyordu. Aynı eski temellere bağlı kalmak kabalık olarak kabul ediliyordu.

Ve Gümüş Çağı'nın bu mirası, tam da Sovyet iktidarının ilk yıllarındaki aşk ve evlilik ilişkileri bağlamında korundu. Devrim öncesi dönemlerin bir tür kalıntısı olan ve o zamanlar hâlâ bir çöküş ve yozlaşma belirtisi olan şey, geçmişin geleneklerini reddeden genç ülke için yeniden hayat buldu. Öğrenci, işçi ve memur ailelerinin birçoğu bu sallantılı fikre yenik düştü, ancak bohem çevrelerde bu düşünce daha canlı ve açık bir şekilde dile getirildi.

Çünkü yeni edinilen, ayakları yere basan, deyim yerindeyse kaba alanda, eski olan her şeyi yenisiyle değiştirme ihtiyacı da doğmuştu. Artık devrilen ve sürgün edilen yüksek sosyetenin boş partileri ve gösterişli sosyal etkinliklerinin yerini, kilisede kayıtlı evlilikler ve bozulan nişanlar biçimindeki bütün bu gelenekler, ortadan kaldırılmış burjuvazinin bir kalıntısı gibi görünen basit işçi sınıfı almıştı. Bu gereksizdir. Kadın haklarının tesis edildiği, pantolonlu, motosiklet ceketli ve ağızlarında sigara bulunan figürlerin görüldüğü 1920-30'lardaki Gümüş Çağ ve özgürlük eğilimlerine bir geri dönüş. Unisex, seçim özgürlüğü. Elbette bu arka plan karşısında evlilik, burjuvaziye ait bir kalıntı gibi görünüyor.

İşte bu nedenle genç Sovyet devletinin aileye ilişkin başlangıç ​​politikası son derece liberaldi. Lenin evlilik kurumunu hiç tanımıyordu. Belirleyici yıl olan 1918'de, o dönem Batı ölçütlerine göre bile fazlasıyla demokratik sayılan ilk Sovyet aile kanunu yürürlüğe girdi.

Birincisi, kanun kadın ve erkeğe eşit haklar tanımıştır. Kadın, evlilik sırasında kendi soyadını koruyabilir, kocasından ayrı yaşayabilir, kişisel gelirini yönetebilir ve boşanma halinde ortak edinilen mallarda eşit olarak hak iddia edebilir. İkinci olarak, kanun hem evlilik hem de boşanma sürecini önemli ölçüde basitleştirdi.

Ancak tarih bunu birçok kez göstermiştir: Her yeni trend, bir öncekini temelden ortadan kaldırıyor gibi görünüyor. Ve bir toplum teknolojik ve endüstriyel olarak ne kadar gelişmişse, bu eğilimler birbirinin yerini o kadar hızlı alır. Yani 1930'larda durum kökten değişti. SSCB'de Sovyet ailesi kurumunun güçlendirilmesine katkıda bulunacak önlemler aktif olarak alınmaya başlandı. Artık evliliği sona erdirmek için boşanan çiftlerin kelimenin tam anlamıyla yedi cehennem çemberinden geçmesi gerekiyordu. Bugün akıl almaz gibi görünse de, o dönem zaten zor günler geçiren çift, savcılık sorgularına katlanmak ve gazetelerde boşanma kararına dair ilanlar görmek zorunda kalmıştı. İlanda hikayenin tamamı başından sonuna kadar, detaylarıyla, talepleriyle, şikâyetleriyle birlikte yer alıyordu. Reklam, gazetelerin posterlerinin yayınlandığı yer olan gazetenin en sonuna yerleştirildi…

Bu, her şeyden önce mal paylaşımı veya çocukların velayeti söz konusu olduğunda gerekliydi. Boşanma toplum tarafından ahlaksız, gayri ahlaki, hatta kişinin işine mal olabilecek bir şey olarak algılanıyordu. Hakimlere, “sorumsuz” boşanma başvurularını kabul etmemeleri yönünde kesin talimatlar verildi.

Böyle bir politikayla, birçoğu evlenmek için acele etmiyordu, çünkü eğer daha sonra böyle bir "kamuoyu önünde kırbaçlama", para cezaları, işten çıkarmalar ve diğer zevklerle boşanmak mümkünse, o zaman belki de bu evliliğe cehennem olsun...

Ama savaş başladı. Erkeklerin çoğu ve kadınların çoğu cepheye gitti. Çok sayıda kişi öldü ve sakat kaldı. Ülke zaten korkunç bir hızla nüfus kaybediyordu. İnsanları evliliklerde, ailelerde tutmak için en azından bir şekilde kaldıraçlara ihtiyaç vardı. Temmuz 1944'te SSCB Yüksek Sovyeti Başkanlığı, kalabalık ailelere, bekar annelere ve kahraman annelere yönelik devlet desteğinin miktarını artıran bir kararname çıkardı. “Koca, karı ve çocuklar” sosyal biriminin meşruluğunun resmen teyit edilebilmesi için, bir devlet kurumuna kayıt yaptırmak gerekiyordu. Bu, acımasız olmasa da sert bir karardı; çünkü ölen ebeveynlerinin pasaportlarında evlilik damgası yoksa savaş çocuklarının emeklilik haklarından mahrum kalmasına yol açıyordu.

Ancak boşanmalar aynı güçlükle gerçekleştiriliyordu. Boşanmak isteyenler o dönemler devlete yüklü miktarda para ödemek zorunda kalıyordu. 1936'da 100-200 ruble ise, 1944'te 500-2000 ruble idi (1961'deki para reformundan önce, yani Sovyet döneminin sonlarına doğru bu 50-200 rubleye tekabül ederdi. Çok!).

İki yıl sonra kanunda istisnalar hariç değişiklik yapıldı. Eşin akıl hastalığı olması veya üç yıldan fazla hapis cezasına çarptırılması durumunda boşanma prosedürü basitleştirildi. Bu arada davalının mahkemeye çağrılması davacının, yani boşanma davasını açanın masraflarıyla yapılmıştır. Ya da mahkeme ailenin dağılmasına sebep olan kişiyi belirleyip devlete yüklü miktarda vergi ödemesini sağlayacaktı. Kişi tekrar boşanma davası açarsa, ceza her defasında katlanarak artıyordu.

1947 yılında Bazı çiftleri ise bir sürpriz daha bekliyordu. Artık yabancılarla evlilik yasaklandı, SSCB vatandaşları ile diğer ülke vatandaşları arasında yapılan evlilikler ise yasadışı hale geldi.

Zaten mutsuz olan çift, Brejnev yönetimi altında ancak rahat bir nefes alabildi. Onun yönetimi altında, Aralık 1965'te SSCB Yüksek Sovyeti'nin "Mahkemelerde boşanma davalarının değerlendirilmesi usulünde bazı değişiklikler hakkında" Kararnamesi çıkarıldı ve bu Kararname bir dizi sözleşmeyi yürürlükten kaldırdı.

Artık savcılık boşanma davalarına bakmıyordu, gazetelerde yayın yapmak zorunlu değildi ve elbette zamanla apaçık saçmalıkları ortadan kalktı. Yetkililer, çiftlerin paylaşacakları hiçbir şeyleri olmadığı, sadece başarısız bir deneyim yaşadıkları mahkeme dışı yollar da dahil olmak üzere, evlilik bağlarını feshetme prosedürünü önemli ölçüde basitleştiren yeni bir aile kanunu geliştirdiler.

Gerçek bir boşanma salgını başladı. Sadece bir yıl içinde sayıları ikiye katlandı; 1965'te 360 ​​bin olan sayı, 1966'da 646 bine çıktı. Aynı zamanda eski neslin genç çiftlere karşı tutumu da belirsizdi. Daha ataerkil toplumlarda, örneğin köylerde, kasabalarda, taşrada boşanma hâlâ bir ayıp olarak görülüyordu, iyi insanların aşırı durumlarda aklına bile getirmemesi gereken bir şeydi. Megakentler, cumhuriyet başkentleri gibi daha ilerici sanayi merkezlerinde ve genel olarak gençler arasında ise tam tersine böyle bir yaklaşım kabul edilemez görünüyordu.

Bu tuhaf ayrım, efsanevi “Plyuşçiha’da Üç Kavak” filminde güzel bir şekilde yansıtılmıştır . Ana karakter Grisha, Nyura'nın kocası, kız kardeşinin şehre göçüp ilişki yaşamaya cesaret etmesinden nasıl da öfkeyle bahsediyor! Ve Nina buna ne kadar da hızlı ve cesurca tepki veriyor, mutluluk için savaşmak gerektiğine ve gözlerimizin önünde eskiyen (ve hatta resmen ortadan kaldırılan) temelleri takip etmemeye karar veriyor. Ve Nyura'nın kendisi bu iki paradigma arasında nasıl da mekik dokuyor - her ne pahasına olursa olsun despot kocasına sadık mı kalmalı, yoksa aydınlık ve hafif bir duyguya mı yönelmeli.

…Burada özünde yeni bir trendden eski bir trende doğru bir değişim görüyoruz. Ve yine biri diğerinin tam tersiydi. Savaşın trajedisinden ve ülkenin yeniden inşa edilmesi gerekliliğinden esinlenerek Zafer'den sonraki olaylar arka planda kaldı. Sert yaklaşım yerini insanların hayatını kolaylaştırmaya bıraktı. Devrimden bu yana ilk kez, Çözülme'yle birlikte burjuva ve yabancı olan her şeyi reddetmeyi bıraktık; kendimize hissetme, onu özgürce kullanma hakkını tanıdık.

Çözülme, sadece Stalin'in kişilik kültünün ve baskıların kınanması, siyasi tutukluların serbest bırakılması, Gulag'ın tasfiyesi, sansürün zayıflatılması, siyasi ve toplumsal yaşamın özgürleştirilmesi, dünyaya açıklık, aynı zamanda kişisel yaşamda özgürleşme ile bağlantılı olarak parlak bir dönem oldu.

5 Şubat 2025 Çarşamba

Moskova’da 2024 yılında yeni doğan bebeklere sıklıkla çift isim verildi


Kaynak: https://www.gazetemru.com/

 

Moskova’da 2024 yılında yeni doğan bebeklere sıklıkla çift, üçlü ve hatta dörtlü isimler verildi. 

Başkentte 900’den fazla erkek çocuğu ve 400’e yakın kız çocuğu birden fazla isim aldı. Üç erkek ve iki kız çocuğu ise dörtlü isimle kaydedildi.

Moskova Sivil Kayıt Dairesi’nden (ZAGS) yapılan açıklamaya göre, çift isimli bebeklerin çoğunun isimleri arasına boşluk konulurken, bazı ebeveynler defis (-) ile ayrılmış isimleri tercih etti.

Geçtiğimiz yıl doğan 847 erkek ve 332 kız çocuğuna çift isim verildi. Ayrıca 55 erkek ve 53 kız çocuğu üçlü isim aldı. Üç erkek ve iki kız çocuğuna ise dörtlü isim konuldu.

Moskova’da verilen çift ve üçlü isimler

Erkek çocuklarına verilen bazı isimler: 

Aleksey-Nikolay

Yan-Roman

Mark-İosif

Egor-Luka

Grigoriy-Maksim

Yevgeniy-Yan

Avgustin-İvan

Lev-Aleksandr

 

Kız çocuklarına verilen bazı isimler:

Luna Kristal

Avrora Mari Viktoriya

Eva-Gabriel

Taisiya-Antonina

Mariya-Viktoriya

Tatyana-Sofiya

Yetkililer, özellikle “Anna” ve “Eva” isimlerinin çift isim olarak sıkça tercih edildiğini belirtti. 19 kız çocuğuna “Anna” ile başlayan çift isim verildi.

Öne çıkan bazı Anna ile başlayan isimler:

Anna-Mariya (9 kız çocuğu)

Anna-Yelizaveta (2 kız çocuğu)

Anna-Agata

Anna-Aleksandra

Anna-Amaliya

Anna-Sofiya

Anna-Nikol

Anna-Emiliya

Ayrıca, “Eva” ile başlayan çift isimler de yaygın olarak kullanıldı. Moskova’da doğan bebeklerden:

İki kız çocuğuna Eva-Mariya

Birer kız çocuğuna Eva-Yeseniya, Eva-Diana, Eva-Gabriel, Eva-Viktoriya ve Eva-Mariya

Bir kız çocuğuna ise Luna-Eva ismi verildi.

Yetkililer, çift ve üçlü isim verme trendinin Moskova’da giderek yaygınlaştığını ve ebeveynlerin çocuklarına özgün ve farklı isimler koyma eğiliminde olduklarını vurguladı.

23 Kasım 2024 Cumartesi

"Geri dön": Rusya ekonomisini emekliler mi kurtaracak?

 


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rusya'nın demografik yapısındaki değişim, çalışma çağındaki yurttaşların üzerindeki yaşlı nüfus yükünü artırıyor.

Nezavisimaya Gazeta, konuyla ilgili haberinde 2016 yılında her 1000 çalışma çağındaki kişiye 413 emekli düşerken, bu sayının 2024 itibarıyla 471’e yükseldiğine dikkat çekiyor. Bu durum, yaşlı nüfusun sadece gelir ve sağlık hizmetleriyle desteklenmesini değil, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve siyasi hayata aktif katılımını sağlamayı gerektiriyor.

Emeklilerin, ekonomiye katkıda bulunmaları ve gelir elde etmeleri yönünde yeni stratejiler gündemde.

Emekli maaşlarının çalışma çağındaki maaşlara oranla giderek geride kalması, yaşlı nüfusun yeniden iş gücüne kazandırılmasını daha da kritik hale getiriyor.

2024 yılının Ağustos ayı itibarıyla emekli maaşlarının ortalama maaşlara oranı yüzde 25,6 seviyesinde kaldı. Bu ise bir emeklinin işten ayrıldıktan sonra yaşam standardında dört kata kadar düşüş yaşaması demek. Bu ekonomik baskılar, yaşlı nüfusun ek gelir kaynakları aramasını zorunlu hale getiriyor.

Yaşlı nüfusun iş gücüne dahil edilmesi, yalnızca bireysel ekonomik faydalar sağlamıyor. Aynı zamanda ülkedeki mevcut iş gücü açığını azaltmada önemli rol oynuyor. 2019-2023 yılları arasında yaklaşık 413 bin yaşlı vatandaş yeniden mesleki eğitim aldı. 2024 yılında bu rakamın 100 bini aşacağı umuluyor. Bu girişimler, yaşlı çalışanların rekabet gücünü artırmayı ve onların iş piyasasında kalıcılığını sağlamak amacında.

Ancak bu stratejiler, yalnızca ekonomik faktörlerle sınırlı değil. Aynı zamanda yaşlı bireylerin sağlık hizmetlerine erişiminin artırılması, sosyal hayata entegrasyonlarının sağlanması ve aktif yaşam sürelerinin uzatılması hedefleniyor. Bu tür önlemler, hem bireysel refahı artırıyor hem de toplumun genel ekonomik ve sosyal dinamiklerine katkı sağlıyor. Örneğin, bazı şirketler yaşlı çalışanlar için özel programlar uygulayarak onların becerilerinden daha fazla yararlanmaya çalışıyor.

Uzmanlara göre, bu tür girişimler yalnızca yaşlı bireylerin ekonomik katkılarını artırmakla kalmayacak, aynı zamanda toplumda yaşlıların sosyal değerini de yeniden tanımlayacak. Bu bağlamda, emeklilerin iş gücüne katılımının, ekonomik kalkınmanın önemli bir bileşeni haline geleceği vurgulanıyor.

13 Kasım 2024 Çarşamba

Rus kadınlar neden yabancılarla evleniyor?


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Sovyet döneminden kalma, "on kızdan dokuzuna erkek düşer" sözünü içeren şarkının sözleri bugün de geçerli. Rusya’daki kadın sayısının erkeklerden fazla olması, kadınların evlilik için yabancı ülkelere yönelmesinde önemli bir etken. Moskiç Mag dergisi, bu eğilimin nasıl değiştiğini ve nedenlerini araştırdı.

Rus kadınlarının yabancı ülkelerle evlilik yolculuğu, Sovyetler Birliği'nin dağılma süreciyle başladı. O dönemde ilk uluslararası evlilik ajansları kurulmuş, bu ajanslar sayesinde birçok Rus kadın, yurtdışındaki eş adaylarıyla tanışma fırsatı bulmuştu. Bugün de durum farklı değil. 2019'da Moskova'da hayatını bir yabancıyla birleştiren kadınların sayısı 13 bine yakın.

Rusya Bilimler Akademisi ve hükümete bağlı Finans Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, 1993 ile 2016 yılları arasında yaklaşık 300 bin Rus kadın evlilik yoluyla göç etti. Uzmanlar bu durumu ekonomik, sosyal ve demografik nedenlerle açıklıyor. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri, "gelin vizesi" adı verilen özel bir vize kategorisi sunuyor. Son 20 yılda yaklaşık 20 bin Rus kadın bu vizeyle Amerika’ya yerleşmiş durumda. Bunun dışında Fransa, Japonya, İngiltere ve Almanya da Rus kadınların evlilik için tercih ettiği ülkeler arasında.

Ancak, önce pandemi, daha sonra da özel askeri operasyon, Rus kadınlarının evlilik amacıyla göç etmelerini zorlaştırdı. Duma milletvekillerinden Nina Ostanina’ya göre, uluslararası siyasi gerilimler ve ekonomik yaptırımlar bu süreci zorlaştırsa da, Türk erkekleri gibi bazı yabancı milletlerden kişilerle hayatını birleştirmeye devam eden Rus kadınlar da var

Öte yandan, Çin gibi ülkelerde de benzer bir evlilik göçü söz konusu. Çin'de erkek nüfus fazlalığı nedeniyle bazı Çinli uzmanlar, Çinli erkeklerin Rus kadınlarla evlenmelerini teşvik eden açıklamalarda bulunuyor. Çin'deki erkek nüfus fazlalığı, devletin “bir çocuk” politikasıyla daha da artmış durumda ve ülkede kadınlara olan talep yükselmiş bulunuyor.

Rusya’da ise erkeklerin ortalama yaşam süresinin kadınlardan düşük olması bir başka problem. Eski Rospotrebnadzor başkanı Gennadiy Onişenko’ya göre, erkeklerin ortalama yaşam süresinin kadınlardan 10 yıl kadar kısa olması, Rus kadınlarının erkek aday bulmasını zorlaştırıyor. Bu durum ülkedeki demografik dengenin kadınlar aleyhine daha da açılmasına sebep oluyor.

Son olarak, seferberlik ve göç, genç erkeklerin ülke dışına çıkmasına yol açtığından, bu dengesizlik daha da belirgin hale geliyor. Demografi uzmanı Aleksey Rakşa’ya göre, genç erkeklerin eksikliği ve askerlik gibi nedenlerle Rusya’da kadın ve erkek nüfusu arasındaki dengesizlik, gelecekte de Rus kadınlarını evlilik için yurtdışına yönlendirecek önemli bir etken olarak kalmaya devam edecek.

9 Nisan 2022 Cumartesi

Nüfus sayımı: Rusya'nın ve Moskova'nın nüfusu ne kadar?



Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rusya resmi istatistik servisi Rosstat son nüfus sayımının ön sonuçlarını açıkladı. Buna göre, ülke nüfusu 147 milyon olarak saptandı. 

Sonuçlara göre, başkent Moskova'nın nüfusu 2010'dan bu yana 1,5 milyon kişi artarak 13 milyona yükseldi.

Podmoskovye tabir edilen çevre şehirlerin toplam nüfusu da 7,7 milyondan 9 milyona yükseldi.

Bir başka deyişle Moskova ve Podmoskovye'nin toplam nüfusu 22 milyon olarak tespit edildi.

Moskova Belediyesi 2019'da şehir nüfusunun 15 milyona yükseldiğini açıklamıştı. Tahminler, iki sayının da doğru olduğu, ancak pandemi nedeniyle başkent nüfusunun azaldığı yönünde.

Öte yandan Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin pandemiden önce cep telefonu sinyal verilerinin şehirde 27 milyon insanın yaşadığına işaret ettiğini açıklamıştı.

Podmoskovye'de ikamet ettiği halde çeşitli sebeplerle şehre inenler nedeniyle sayının yüksek çıktığı düşünülüyor.

St. Petersburg'un nüfusu da arttı ve 2010 yılında 4,9 milyon iken bugün 5,6 milyona yükseldi.

19 Kasım 2021 Cuma

Rusya'da kaç etnik grup yaşıyor?


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Son nüfus sayımına göre Rusya'da 193 farklı etnik grup yaşıyor. Bu sayı yüksek olsa da Rusya, dünyada etnik çeşitlilik konusunda ilk 50 ülke arasında değil. Zira nüfus sayımında etnik kimliğini beyan eden 137 milyon insanın yüzde 80,9'u kendini Rus olarak tanımlamış. 

Kalan 192 etnik grubun toplam payı ise yüzde 19,1.

Peki, Rusya'da Ruslardan sonra en kalabalık diğer etnik gruplar hangileri?

İkinci sırada Tatarlar bulunuyor. Bunu Ukraynalılar, Başkırlar, Çuvaşlar ve Çeçenler izliyor.

Resmi yayın organı Rossisyskaya Gazeta'ya bağlı RBTH'nin haberine göre, madalyonun öbür yüzünde sayıları yok olmanın eşiğine gelmiş gruplar bulunuyor.

Aralarında Ketlerin, Aleutların, İtelmenlerin ve Nenetslerin de bulunduğu 47 etnik grubun büyüklüğü 50 bin kişinin altında.

26 Eylül 2021 Pazar

Rusya'da nüfus, istihdam ve işsizlik


Samih Güven

Kaynak: https://samihguven.blogspot.com/

 

Bütün dünya değişimin hızlandığı bir dönemden geçiyor. Salgınlar, dengesiz iklim hareketleri, nüfus dinamikleri, göç hareketleri, teknolojik gelişmeler ve otomasyon çalışma hayatına da önemli etkilerde bulunuyor.

Öne çıkan bazı eğilimlere baktığımızda, esnek çalışma uygulamaları, eğitim, meslek ve endüstri ilişkisinin daha fazla önem kazanması, evden çalışmanın artması, şirketlerin kurumsal kültürünü sanal ortama da taşıma gereği, yenilikçilik ve yaratıcılığın artan önemi, çalışan ve işveren beklentilerinin sürekli değişiyor olması gibi hususları görüyoruz.

Söz konusu dinamikler hiç kuşku yok ki işsizlik rakamlarından ücretlere, yabancı işçi sayısından verimlilik rakamlarına birçok başlığa etki ediyor. Ekonomi politikalarının nasıl şekillendirildiği ise ayrı bir önem taşıyor. 

Bu kapsamda konuyla ilgili tartışmalar açısından önem taşıması nedeniyle Rusya Federal İstatistik Servisinin verilerini ve diğer kaynakları kullanarak Rusya'da nüfus, istihdam ve işsizlik hakkındaki gelişmeleri rakamlarla özetlemeye çalışacağım. Buna göre: 

 

1.Nüfus: 

Rusya nüfusu son birkaç yıldır 146 milyon olarak seyrediyor. Nüfusun yüzde 54’ü kadın, yüzde 46’sı ise erkeklerden oluşuyor. Rusya’da nüfusun 109 milyonu kentlerde, 37 milyonu ise kırsalda yaşıyor. Moskova 12,6 milyon, St. Petersburg ise 5,4 milyon nüfusu ile en kalabalık şehirler. Dolayısıyla iş, ticaret, finans ve turizm sektörleri açısından önemli merkezler. 

Diğer taraftan Rusya içerisinde belirgin nüfus hareketleri olduğu, bazı bölgelerin göç verdiği; Sivastopol, Leningrad, Adıge, Kaliningrad, Moskova gibi bölgelerin ise en çok göç alan yerler olduğu görülüyor.

 

2.Nüfus dinamikleri: 

Rusya’nın nüfus dinamikleri incelendiğinde birkaç husus ön plana çıkıyor. Bunlardan en önemlisi çeşitli projeksiyonlara göre 2050 yılına kadar nüfusun 130-135 milyona kadar gerileyecek olması.  

Diğer taraftan, Rusya’da yaşam beklentisinin yükseldiği görülüyor. 2010 yılında 65 olan doğumda yaşam beklentisinin 2019 itibarıyla 73’e yükseldiği anlaşılıyor. Rusya’da 20-30 yaş arası nüfus son yıllarda azalma eğiliminde iken 55 yaş üstü nüfusun payı yükseliyor. Bu da hem daha fazla yabancı işçi ihtiyacı hem de sağlık ve sosyal güvenlik harcamalarının artışı anlamına geliyor.

 

3.Aktif nüfus: 

İstihdam edilenler ve işsizlerden oluşan aktif nüfus 75 milyon 400 bin seviyesinde. Bu rakamın 2017 yılında 76 milyon 285 bin olduğunu not etmek gerekiyor. 2021 yılı itibarıyla nüfusun 72 milyonluk bölümümün istihdam edildiği, işsizlik oranının ise yüzde 4,5 seviyesinde olduğu görülüyor. Rusya’da kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 55 seviyesinde.

 

4.İstihdam: 

Rusya’da 72 milyon çalışanın yüzde 38,9’unu kamu kurumları ve belediyeler, yüzde 49,3’ünü özel sektör, yüzde 4,,4’ünü kamu özel ortak kuruluşları, yüzde 6,5’ini ise yabancı sermayeli şirketler istihdam ediyor.

Rusya’da çalışanların sektörlerine bakıldığında toptan ve perakende ticaretin yüzde 20, eğitimin yüzde 16, sağlığın yüzde 13, imalatın yüzde 11, inşaatın ise yüzde 9 pay aldığı görülüyor.

 

5.İşsizler: 

Rusya’da genelde yüzde 4-5 seviyesinde düşük olarak seyreden işsizlik oranı bölgelere göre farklılık gösterebiliyor. Bu yüzden Moskova gibi şehirlere çalışmak niyetiyle önemli bir nüfus hareketi oluyor.  

İşsizlerin örneğin 2019 yılında yüzde 73’ünün daha önce bir işi olduğu, bunların yüzde 26’sının kendi isteğiyle ayrıldığı, kalan bölümün ise personel azaltımı, işletmelerin tasfiyesi ve diğer sebeplerle işinden ayrılmak zorunda kaldığı anlaşılıyor. 

İşsizlerin yüzde 21’inin üniversite mezunu,  yüzde 40’nın çeşitli eğitim programı ve meslek kursu mezunu, yüzde 29’nun da lise mezunu olduğu görülüyor.

 

6.Göçmen işçiler: Rusya’da hem nüfus dinamikleri, yani nüfusun artmaması ve yaşlı nüfusunun payının yükselmesi, hem de Rus vatandaşlarının bazı sektörlerde çalışmaya ve düşük ücretlere gönüllü olmaması nedenleriyle yabancı işçilere gün geçtikçe daha çok ihtiyaç duyuluyor. Son yıllarda 11-12 milyona kadar çıkan göçmen işçi sayısının salgın döneminde önemli bir azalma yaşadığı anlaşılıyor. Göçmen işçilerin geri dönüş için daha yüksek ücret talep ettiği değerlendiriliyor. Turkrus sitesinin haberine göre Moskova’daki bazı temizlik işlerine ilişkin ilanlarda, ücretlerin 47 bin Rubleden başladığı anlaşılıyor.

Rusya’da çalışma izni alan yabancıların, salgın öncesi eğilimleri göstermesi bakımından örneğin 2019 yılında 1,7 milyon olduğu görülüyor. Ülkelere göre dağılıma bakıldığında ise 1 milyon ile Özbekistan vatandaşları ilk sırayı alıyor. 498 bin ile Tacikistan vatandaşları ikinci sırada yer alıyor. Aynı yıl 83 bin Ukrayna, 55 bin de Azeri vatandaşının çalışma izni aldığı anlaşılıyor.

 

7.Ortalama ücretler: 

2017 yılında yaklaşık 39 bin Ruble olan çalışan başına ortalama aylık nominal ücretin 2020 yılında 49 bin Ruble (670 dolar ) olduğu görülüyor. 

Ortalama ücretlerin 100 bin Rublenin üzerinde olduğu sektörlerin ise petrol ve doğal gaz imalatı, tütün imalatı ve finans gibi sektörler olduğu görülüyor.

Diğer taraftan, Turkrus sitesinde yer alan bir habere göre Rabota.ru adlı bir sitesinin araştırması Rusya’da ideal maaş beklentisinin 107 bin Ruble olduğunu gösteriyor.

 

8.Verimlilik: 

Rusya’da genel olarak işgücü verimliliği Avrupa ülkelerinin gerisinde seyrediyor. Kimileri bunu iklime bağlasa da Finlandiya ve İsveç gibi benzer iklimlere sahip ülkeler dikkate alındığında bu yeterli bir açıklama olmuyor.  Kanımca en önemli faktör geçiş sürecindeki işletme ve çalışma kültürü. Dolayısıyla bu hususların gelişme yolunda oluğu ve zamanla verimlilikte artışlar olacağı anlaşılıyor. 

Hali hazırda örneğin çalışılan saat başına düşen milli gelir rakamına OECD veri sisteminden bakıldığında İrlanda’nın 102 dolar, ABD’nin 72 dolar, Almanya’nın 66 dolar, Japonya’nın 46 dolar, Kore’nin 41 dolar, Türkiye’nin 45 dolar, Yunanistan’ın 34 dolar, Rusya’nın ise 27 dolar olduğu görülüyor.

 

9.Asıl sorun ne?: 

Rusya'da yapısal sorunlar, yatırımların yetersiz kalması, petrol fiyatlarına bağımlılık, KOBİ'lerin ve müteşebbis ruhunun yeterince gelişmemiş olması gibi konular ekonominin istihdam performansını ve büyümesini sınırlayan, dolayısıyla reel ücretleri de etkileyen önemli faktörler.

 

 

KAYNAKLAR:

-Rusya Federal İstatistik Servisi

-Tradeeconomics

-OECD

-Diğer

7 Ağustos 2021 Cumartesi

Rusya 30 yılda nasıl değişecek

Kaynak: https://turkrus.com/

 

Taşradan Moskova'ya göç duracak mı? Göçmen akını devam edecek mi? Kuzey Kafkasya ayrılacak mı? Çin Sibirya'yı yutacak mı? Rusya'da geçtiğimiz günlerde yayınlanan "Rusya 2050. Ütopyalar ve Tahminler" adlı kitap tüm bu soruların yanıtını arıyor. Komsomolskaya Pravda gazetesi, kitabın yazarlarından ünlü siyaset bilimci Yekaterina Şulman ile bir söyleşi gerçekleştirdi. 

Şulman geleceği tahmin etmenin kolay olmadığına, ancak bazı eğilimlerin yarına dair fikir verdiğine işaret ediyor. Siyaset bilimcinin dikkat çektiği ilk eğilim, ülke genelinde doğum oranı ve nüfus azalırken, iç göçün artıyor olması. Bu ise taşranın insansızlaşması, büyük şehirlerin kalabalıklaşması demek. 

Bir başka deyişle nüfus Moskova ve St. Petersburg başta olmak üzere 1 milyon ve üzeri sayıda insanın yaşadığı 15-18 merkezde yoğunlaşırken, özellikle Ural ötesinde büyük bir boşluk meydana gelecek. 

Örneğin ABD'deki gibi büyük şehirlerden yorulup küçük şehirlere taşınmak isteyenlerin meydana getirdiği bir göç akınının Rusya'da mümkün olup olmadığı sorusuna Şulman Rusya'nın şartlarına dikkat çekerek yanıt veriyor.

Rusya'da büyük şehirlerde kendi konutuna sahip insan sayısı hiç de az değil.

Bu ise insanları oldukları yere bağlayan bir etken. Genç aileler taşrada iyi okul bulamayacaklarından, yaşlı nüfus ise iyi sağlık hizmeti bulamayacaklarından korkarak büyük şehirlerde kalmaya devam ediyor.

Yekaterina Şulman, bu etkenler ışığında Moskova ve çevresindeki kümelenmenin büyüyeceğine kesin gözüyle bakıyor.

Şulman göç konusundaki bir soruya ise göçmenlerin daha fazla suça meyilli olduğu iddiasının İçişleri Bakanlığı'nın yayınladığı verilerle çeliştiğini yanıtını veriyor. 

Göçmenlerin Rusyalılardan daha fazla çocuk yapma eğiliminde olduğu iddasının ise doğru olduğunu söylüyor.

Şulman'a göre, bu kaçınılmaz bir süreç ve önüne geçmenin tek yolu göç almamak, ancak Rus ekonomisinin içinde bulunduğu durum itibarıyla bu seçenek gerçekçi değil.

Şulman, Kuzey Kafkasya'nın artan nüfusuyla birlikte ayrılıkçı eğilimlerin kuvvetlenip kuvvetlenmeyeceği yönündeki bir soruya ise "ayrılıkçılık nüfus artışıyla değil, başta elitler olmak üzere ayrı yaşamanın daha iyi olacağı düşüncesinin kökleşmesiyle başlar" yanıtını veriyor.

Siyaset bilimciye göre, Kuzey Kafkasya özelinde şu anda böyle bir düşünce söz konusu değil. Şulman ayrıca verilerin Kafkasya'nın da nüfusunun gerileme eğiliminde olduğuna işaret ettiğini belirtiyor.

Sibirya'da bir Çinli nüfus istilası tehlikesi konusunda ise Şulman, Çin'in de büyük şehirlere göç, doğruganlık oranının düşmesi gibi Rusya'dakine benzer eğilimlerin etkisi altında olduğunu belirtiyor.

Buna göre, Çin kaynaklı bir tehlike söz konusu ise eğer bu Çinli nüfusun Sibirya'ya gelmesi şeklinde değil, Çinli şirketlerin Rus doğal kaynaklarını ucuz bedeller karşılığında satın alması şeklinde olabilir. 

Şulman son olarak şu anda ülkedeki siyasal yapının sosyolojik yapıyla uyum içerisinde olmadığını dile getiriyor. Buna göre, yeni neslin karar verici mekanizmalarda daha fazla yer almasına paralel olarak ülkenin siyasi bir değişim sürecine girmesi de kaçınılmaz. Buna göre, yeni siyaset dış politikayla daha az, ülkenin sosyal problemleriyle daha fazla ilgili, daha sol bir siyaset olacak.