Moskova

Moskova
Kızıl Meydan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kızıl Meydan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2026 Çarşamba

Kremlin kulelerindeki kızıl yıldızların 88 yıllık sırrı

 


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Başkentin tarihi ikonlarından birine yakından bakmaya ne dersiniz? Moskova’nın en tanınan simgelerinden olan Kremlin yıldızları, 1930’ların ortasında iki başlı kartalların yerine takıldı ve o tarihten bu yana başkentin siluetinin ayrılmaz parçası haline geldi.

Her biri 6 metreden yüksek beş köşeli yıldızlar bugün yeni yıl süslemelerinin de merkezi sembollerinden biri olarak görülüyor.

Tasarımlarını SSCB Halk Sanatçısı Fyodor Fedorovskiy yaptı. Farklı kuleler için farklı ebatlarda hazırlanan yıldızlardan en küçüğü Vodovzvodnaya kulesinde yer alıyor ve uçtan uca 3 metre genişliğe sahip. Spasskaya ve Nikolskaya kulelerindeki yıldızlar ise 3 metre 75 santimetreyi buluyor. Açık havada yaklaşık 5 kilometre uzaklıktan bile görülebilen bu semboller aynı zamanda kendi ekseninde dönecek şekilde tasarlandı.

Yıldızların parlak kırmızı rengini veren özel cam, Moskova’lı cam ustası Nekonor Kuroçkin tarafından geliştirildi. Altın yerine selenyum kullanılan karışım hem maliyeti düşürdü hem de daha yoğun bir yakut tonu sağladı. Camın içinde kuvars kumu, soda, borik asit ve çinko beyazı dahil on kadar bileşen bulunuyor. Bu özel camın en büyük özelliği yüksek mekanik dayanıklılık ve güneş ışığına karşı renk kaybı yaşamaması. Moskova Cam Enstitüsü’nün bahçesinde bu camın orijinal örnekleri sergilendiği için ziyaretçiler malzemeyi yakından inceleyebiliyor.

Yıldızların içindeki 5 bin watt’a kadar ulaşan ampuller ise çift filamentli yapıları sayesinde biri çalışmayı durdurduğunda diğerinin devreye girmesi için özel olarak tasarlanmış durumda. Temizlik sırasında ustalar, içinde biriken isi vuran tungsten tanecikleriyle gidermek için yıldızı sallayarak bakımı tamamlıyor.

Kremlin yıldızları tarihlerinde yalnızca iki kez kararmıştı. İlk kez İkinci Dünya Savaşı sırasında karartma amacıyla söndürüldüler. İkinci kez ise Nikita Mihalkov’un “Sibirya Berberi” filminin Vasilevskiy Yokuşu’nda çekilen sahnesi için geçici olarak kapatıldılar.

Her biri yaklaşık bir ton ağırlığında olmasına rağmen zarif bir etki yaratan yıldızlar bugün hâlâ Moskova’nın en dikkat çekici yapay ışık kaynaklarından biri olmayı sürdürüyor. Selenyumlu camın yakut parıltısı ve döner mekanizmanın yarattığı “yıldız fısıltısı” ile Kremlin kuleleri, hem Rusya’nın modern tarihine hem de mimari-mühendislik mirasına ışık tutmaya devam ediyor.

23 Ağustos 2025 Cumartesi

Moskova Kremlin kulelerindeki yıldızlar nasıl ortaya çıktı


Natalya Kochetkova

Kaynak: https://www.gw2ru.com/  

 

Daha önceki kuleler, kraliyet hanedanının simgesi olan çift başlı kartallarla süslenmişti.

Moskova Kremlin kulelerindeki çift başlı kartalların beş köşeli yıldızlarla değiştirilmesi kararı 23 Ağustos 1935'te açıklandı - ülke genelinde kraliyet gücünün sembolleri yok edildi. Joseph Stalin tarafından onaylanan yıldızlar, tiyatro sanatçısı Fyodor Fyodorovsky tarafından tasarlandı. Her birinin kendine özgü bir tasarımı vardı.

Spasskaya Kulesi'nin yıldızında, ışınlar merkezden tepelere doğru ayrılıyordu. Troitskaya Kulesi'nde ise mısır koçanlarına benziyorlardı. Borovitskaya Kulesi'nin yıldızının üzerinde yazıtlı bir taslak vardı. Nikolskaya Kulesi ise en mütevazı olanı aldı - ek unsurlar olmadan. Işınların uçları arasındaki boyut 3,5 ila 4,5 metre arasında değişiyordu. Yüksek alaşımlı paslanmaz çelik ve altın kaplamalı kırmızı bakırdan yapılmışlardı. Orak ve çekicin bronz-çelik çerçeveleri, her iki tarafta da ortada yazılıydı ve Ural taşlarıyla süslenmişti: kaya kristali, ametist, aleksandrit, topaz ve akuamarin. Her taş, yaldızlı gümüş bir çerçeveye ayrı ayrı tutturulmuştu. Her yıldızın yaklaşık 1.300 değerli taşı vardı - spot ışıklarıyla aydınlatıldıklarında parlıyor, ışıldıyor ve uzaktan görülebiliyorlardı. Kurulum sırasında Kremlin kuleleri güçlendirilip onarıldı ve semboller, rüzgar gülü gibi özel bir yatak üzerinde dönerek farklı noktalardan görülebilmelerini sağladı. 27 Ekim 1935'te yıldızlar kulelerdeki yerlerini aldı.

Ancak yıldızların ilk parıltısı kısa sürdü: taşlar hava koşullarının etkisiyle soldu. Ve sembollerin boyutları Kremlin'in mimari bütünlüğünü bozuyordu. Bu nedenle, iki yıl sonra, artık tanıdık olan "yakut" olanların yenilerinin yapılmasına ve Vodovzvodnaya da dahil olmak üzere beş kuleye yerleştirilmesine karar verildi.

Fedorovsky yeni bir taslak çizdi ve cam için yakut rengi önerdi. Boyutları da küçültüldü. Yeni projeye göre, yıldızların temeli yüksek kaliteli paslanmaz çelikten yapılmış üç boyutlu bir çerçeve olacak, dış kontur ve desenler galvanik yöntemle yaldızlanmış bakırdan yapılacak ve her kiriş çok yönlü bir piramit şeklinde olacaktı.

Yakut camının üretimi özel bir beceri gerektiriyordu. Farklı yoğunluklara sahip olmalı ve yalnızca belirli bir dalga boyundaki kırmızı ışınları iletmeli. Cam ayrıca ani sıcaklık değişimlerine ve güneş ışınlarına dayanıklı olmalıydı. Gerekli yakut camın tarifi, cam uzmanı Nikanor Kurochkin tarafından geliştirildi. Cam üretimindeki başarılarından dolayı Stalin Ödülü'ne layık görüldü. Ayrıca çift cam fikrini de ortaya attı: Her yıldızın iç yüzeyi süt camından, dış yüzeyi ise yakuttan yapılmıştı. Bu, güzel bir kırmızı ışıltı sağlıyordu (1945'teki restorasyondan sonra, yakut ve süt camına ek olarak bir ara kristal katman eklendi).

Yıldızlar için özel olarak tasarlanmış benzersiz akkor lambalar da vardı. Ampuller ısıya dayanıklı molibden camdan yapılmıştı. Her birinin içinde, lambanın sönmemesi için paralel bağlı iki spiral vardı. Spirallerden biri yandığında, kontrol paneline bir sinyal gönderiliyor ve uzmanlar yanan lambayı hızla değiştiriyordu. Yıldızların ayrıca, lambaları soğutan ve havadaki tozu temizleyen dahili bir havalandırma sistemi vardı.

Kremlin kulelerinin üzerindeki yeni yıldızlar 1937 sonbaharında yakıldı ve o zamandan beri sadece iki kez söndü. İlki, Büyük Vatanseverlik Savaşı sırasında koruyucu örtülerle örtülmüştü. İkincisi ise 1990'larda Nikita Mihalkov'un "Sibirya Berberi" filminin çekimleri sırasındaydı.

3 Mayıs 2025 Cumartesi

10 soruda Kızıl Meydan

 


Kaynak: https://medyagunlugu.com/

  

1-Kızıl Meydan nerede bulunur ve önemi nedir?

1-Ünlü Kızıl Meydan, Rusya’nın başkenti Moskova’nın tam merkezinde, tarihi Kremlin Sarayı’nın doğu duvarı boyunca uzanır. Tarihi, kültürel ve siyasi olayların merkezi olan meydan, dünyada Rusya’nın en tanınmış ve en görkemli simgelerinden biri kabul edilir. 1990 yılında Kremlin ile birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiştir. ​

2-Meydanın adı neden “Kızıl”?

2-“Kızıl” kelimesi Rusçada “krasnaya” olarak geçer, eski Rusçada “güzel” anlamına gelirdi. Zamanla bu kelime “kırmızı-kızıl” anlamını kazanmış. Bu nedenle, Kızıl Meydan’ın adı aslında “Güzel Meydan” anlamına geliyor.

3.-Ne zaman ve neden inşa edildi?

3-Meydan, 15. yüzyılda Moskova’nın ana alışveriş pazarı olarak inşa edildi. Ayrıca, taç giyme törenleri, dini ayinler ve halk duyuruları gibi çeşitli etkinliklere ev sahipliği yaptı. ​

4.-Kızıl Meydan’da hangi önemli yapılar bulunur?

4-Meydanın çevresinde Aziz Vasil Katedrali, Lenin Mozolesi, GUM alışveriş merkezi, Devlet Tarih Müzesi ve Kremlin’in Spasskaya Kulesi gibi önemli yapılar var.

5.-Aziz Vasil Katedrali’nin özelliği nedir?

5-Aziz Vasil Katedrali, 16. yüzyılda Korkunç İvan tarafından Kazan Hanlığı’nın fethi onuruna inşa edilmiştir. İnsanda hemen yeme isteği uyandıran bir pastayı hatırlatan rengarenk kubbeleri ve benzersiz mimarisiyle tanınır. Sovyet döneminde bir ara yıkılması gündeme gelmişti.

6.-Lenin Mozolesi nedir?

6-Lenin Mozolesi, 1917 Devrimi’nin lideri, Sovyetler Birliği’nin kurucusu Vladimir Lenin’in mumyalanmış bedeninin sergilendiği yapının adı. 1924 yılında inşa edilen yapı, mumyanın bakım çalışmaları yapıldığı zamanlar dışında ziyaretçilere açık. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından mozolenin kaldırılması gündeme geldi ama kamuoyundaki hararetli tartışmaların ardından vazgeçildi.​

7.-Kızıl Meydan’da hangi etkinlikler düzenleniyor?

7-Meydan, Sovyet döneminden bu yana askeri geçit törenleri, konserler ve kutlamalar gibi birçok etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Özellikle 9 Mayıs Zafer Günü’nde büyük törenler düzenleniyor. Rusya, bu yılki 9 Mayıs ​törenine büyük önem veriyor ve hazırlıklar sürüyor.

8- Kızıl Meydan’ın mimari özellikleri nelerdir?

8-Yaklaşık 330 metre uzunluğunda ve 70 metre genişliğindedir. Taş döşemeleri ve çevresindeki tarihi yapılarla dikkat çeker. 19. yüzyılda yapılan düzenlemelerle bugünkü görünümünü almıştır.

9-Kızıl Meydan’da alışveriş yapmak mümkün mü?

9-Evet, meydanın doğu tarafında yer alan tarihi GUM alışveriş merkezi, lüks mağazaları ve restoranlarıyla ziyaretçilere alışveriş imkanı sunar. ​Ayrıca meydanın hemen yakınlarında bulunan ünlü Tver Caddesi, İstanbul Bağdat Caddesi benzeri bir alışveriş cenneti.

10.-Kızıl Meydan’ı ziyaret etmek isteyenler için öneriler nelerdir?

10-Meydan, yıl boyunca ziyaretçilere açıktır. Özellikle yaz aylarında düzenlenen etkinlikler ve kış aylarında kurulan buz pistiyle farklı deneyimler sunar. Ziyaretiniz sırasında Aziz Vasil Katedrali’ni gezmeyi ve GUM’da alışveriş yapmayı unutmayın.​ Kızıl Meydan, sadece Moskova’nın değil, tüm Rusya’nın tarihine tanıklık eden görkemli bir meydan. Ziyaretiniz sırasında bu tarihi atmosferi soluyarak, Rus kültürünü daha yakından tanıma fırsatı bulabilirsiniz.

13 Ocak 2019 Pazar

Kızıl Meydan'da gerçekleşen 5 sıradışı olay

Kaynak: https://tr.sputniknews.com/

Geçit törenleri, idam ve panayırlar, günümüzde de buz rinki için bir alan görevi gören Kremlin'in bulunduğu Kızıl Meydan, yüzyıllardır birçok olay ve duruma sahne oldu. RBTH, Kızıl Meydan'a inen uçak, dev Louis Vuitton çantası ve çarpıcı protestoları hatırlattı.

Antik zamanlardan beri Kızıl Meydan çoğunlukla bir ticaret merkezi olarak kullanılıyor. Geçmişte insanlar Çar'ın kararlarının okunduğu, zaman zaman da idamların gerçekleştirildiği Aziz Basil Katedrali yanındaki taş bir platformda, yani Lobnoye Mesto'da toplanırdı.

Sovyet döneminde St. Petersburg'dan sonra Moskova'nın yeniden başkent olmasıyla, Kızıl Meydan tekrar resmi devlet etkinlikleri ve geçit törenleri için ana alan haline geldi. İkinci Dünya Savaşı'nda Nazilere karşı edinilen zaferin yıl dönümü olan 9 Mayıs'ta da Kızıl Meydan'da hâlâ her yıl geçit töreni düzenleniyor.

Kremlin'in bulunduğu Kızıl Meydan, Rusya için stratejik bir yer ve burada insanların belirli kurallara uyması isteniyor. Birçok kamera da mevcut, ancak meydanda beklenmedik olaylar da yaşandı.


Kızıl Meydan’da meydana gelen beklenmedik olaylardan biri Alman uçağının iniş yapması. Soğuk Savaş’ın alacakaranlığındaki günlerde, 1987’de amatör bir uçak meydana iniş yapıp Aziz Basil Katedrali yanında durmuştu. Finlandiya’nın başkenti Helsinki’den hafif bir uçak kiralayan Mathias Rust isimli kişi, radara gözükmeden Sovyet sınırını geçmişti. Sivil uçak sınırı geçtikten sonra fark edilmişti, ancak dikkatli davranılmak istendiği için vurulmamış, sadece izlenmişti. Rust inişin ardından imza vermeye başlamış, ancak yasadışı sınırı geçmek ve holiganlık suçlamasıyla 2 saat sonra da tutuklanmıştı.


 
ETI (Sanat Alanlarının Kamulaştırılması) isimli bir hareketten genç sanatçılar 1991 yılında Kızıl Meydan’da vücutlarıyla Rusça ‘penis’ anlamına gelen ve küfür amaçlı kullanılan üç harfli bir kelime yazmışlardı. Bir dakika kadar süren eyleme polis müdahale etmiş ve tüm eylemcileri götürmüştü. Eylemin amacı kamuya açık alanlarda küfür etmenin yasaklanmasını protesto etmekti.




1995 yılında performans sanatçısı Aleksandr Brener ilk Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin’e dövüşmek için meydan okudu. Boks eldivenleriyle şubat ayının soğuğunda Kızıl Meydan’a gelen sanatçı ‘Yeltsin, çık dışarı!’ diye bağırdı.

Yeltsin’in Çeçenistan’a asker göndermesine karşı yapılan protesto ‘İlk eldiven’ ismiyle tarihe geçti. Polisin gözaltına aldığı sanatçı yarım saat sonra serbest bırakıldı.





Pyotr Pavlenskiy isimli bir başka performans sanatçısı 10 Kasım 2013’teki Polis Günü’nde tamamen çıplak halde Kızıl Meydan’a geldi ve oturduğu bir yerde kendi testislerini yere çiviledi. Daha önce çıplak halde dikenli tele sarılan ve ağzını diken Pavlenskiy bu kez ‘kendini aşmıştı.’ Bir çarşafla Pavlenskiy’i saran polis ambulansın gelmesini beklemişti. Sanatçının amacı ise toplumdaki apolitikliği protesto etmekti.



Fransız Louis Vuitton markası, 2013’te GUM alışveriş merkezinde bulunmasının yıldönümünde Kızıl Meydan’a 30 metre uzunluğunda ve 9 metre yüksekliğinde dev bir çanta yerleştirmişti. Buradan elde edilen gelirin çocuklara yönelik bir vakfa gönderilmesi planlanıyordu, ancak tepkiler sonucu kaldırılmıştı. Çanta skandalı sonrasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından Kızıl Meydan’da gerçekleştirilebilecek etkinliklere yönelik bir listeyi imzalamıştı. Listede Zafer Geçidi, Spasskaya Tower Uluslararası Askeri Müzik Festivali, yılbaşı panayırı, buz pisti ve kitap fuarı gibi etkinlikler yer alıyor.


17 Aralık 2017 Pazar

Türk-Rus savaşı olmasaydı Kremlin Sarayı daha büyük olacaktı...Arşiv

FUAD SAFAROV



1768-1774 yılında patlak veren Türk-Rus Savaşı yüzünden Moskova’nın merkez yönetiminin simgesi Kremlin Sarayı’nın inşaatından vazgeçildiği ortaya çıktı. İddialara göre, dönemin Rus Çariçesi 2. Katerina savaşın maliyet yükünü kaldıramayarak dev projeden vazgeçti.

Söz konusu tarihi iddiayı ortaya atan Rusya Devlet Mimarlık Müzesi Tarih Bölümü Başkanı Zoya Zolotnitskaya, Çariçe 2. Katerina’nın 1768 yılında Büyük Kremlin Sarayı inşaatı için mimarlara talimatlarda bulunduğunu söyledi. Rus basınında yer alan bilgilere göre ünlü tarihçi, “Katerina Kremlin’i yeniden inşa etmeyi planlıyordu. Moskova’da kendisinin oturabilmesi için saray istiyordu. Maketi ünlü mimar Vasili Bajenov hazırladı. Projeye göre bir kaç Kremlin duvarı sökülerek yerine sütunlarla azametli, dev saraylar inşa edilecekti” dedi.

Projeye göre, Büyük Kremlin Sarayı, Kremlin’in ırmak kenarı arazisinde kurulacaktı. 1 Haziran 1773’de dev inşaatın temelinin atıldığını hatırlatan tarihçi Zolotnitskaya, “Fakat Türkiye ile savaş projenin gerçekleştirilmesine engel oldu. Proje pahalı idi. O sıralar Rusya devlet bütçesi, savaşa para harcamayı ve aynı zamanda da Büyük Kremlin Sarayı’nın inşa etmeyi kaldıramadı. Eğer savaş olmasaydı, Kremlin şimdiki halinden farklı olacaktı” bilgisini aktardı.

Büyük Kremlin Sarayı 1838-1849 yıllarında daha önceki projeden küçük olarak inşa edildi. Mimar Bajenov’un proje maketi ise müzenin deposuna kaldırıldı.

Günümüzde Büyük Kremlin Sarayı’nın Andreyevski, Aleksandrovski, Vladimirovski ve Georgiyevski tarihi salonları bulunuyor. Rusya’nın önemli devlet törenleri ve yabancı liderler ile görüşmeler bu salonlarda gerçekleştiriliyor. 


9 Aralık 2017 Cumartesi

Kremlin'in kartal ve şahinler tarafından korunduğunu biliyor muydunuz?




Rusya’nın başkenti Moskova’daki Kremlin Sarayı Güvenlik Servisi’ne bağlı Şahin Koruma Birimi’nde görev yapan kartal, şahin ve baykuşlar, Kremlin’deki tarihi binalara zarar veren ve kirleten kargalardan koruyor.

Kremlin ziyaretçileri 1980’li yılların başında, bölgede çok sayıda karganın bulunuyor olmasını dönemin güvenlik sorumlusuna şikayet etmişti. Şikayet üzerine güvenlik birimi kargalarla mücadelede şahinler ile kartalları kullanmaya başladı.

7 Aralık 2017 Perşembe

Tarihin tortusu: St. Vasili Katedrali yıkım emrinden nasıl kurtuldu?





Moskova denince genellikle akla ilk gelen sembol, Kızıl Meydan'ın nehir tarafındaki köşesinden rengarenk soğan kubbeleri ile yükselen St. Vasili (Rusçadaki tam adıyla Vasil Blajennıy) katedrali...  Bu eşsiz eserin, Stalin döneminde yıkılmaktan son anda kurtarıldığını biliyor musunuz? Hikayeyi "tarihin tozlu raflarından" aktarıyoruz:

Bugün pek bilinmese de, Stalin devrinin en önemli eserlerinden Moskova Metrosu bir zamanlar "Kaganoviç Metrosu" olarak anılıyordu. Moskova'nın çehresinde epey iz bırakmış bu politbüro üyesinin, Lazar Moisyeyeviç Kafanoviç'in (1893-1991) planları arasında Kızıl Meydan'ın göbeğindeki Vasil Blajennıy Katedrali'ni yıkıp askeri geçit törenlerine daha fazla yer açmak da vardı. Bu teklifi, oldukça yakınında olduğu Stalin'e de götürdü. Ama Stalin reddetti.

Yaygın inanışa göre, bugün Moskova'nın sembolü haline gelen katedralin hala ayakta olmasını Pyotr Baranovki adındaki mimara borçluyuz. Çünkü Stalin'i katedralin yıkılmaması için ikna eden kişi o.

Sovyetler Birliği'nde din karşıtlığının damgasını vurduğu 1920'ler ve 1930'ların ilk yarısında Baranovski pek çok başka yapının da "yenileme" adı altında yıkıma kurban gitmesine engel olmasıyla bilinen bir mühendis ve sanat uzmanı. Bu bıçak sırtı konuda Baranovski'nin en büyük başarısı hiç kuşkusuz Vasil Blajennıy Katedrali'ni kurtarmış olmak.

Rossiyskaya Gazeta'dan aktarırsak, mimarın kızı Olga Baranovskaya babasının Stalin'e bir telgraf çektiğini aktarıyor. Baranovski'nin kızının naklettiğine göre bu telgraf şöyledi:

"Moskova. Kremlin'e. Yoldaş Stalin'e. Lütfen Vasil Blajennıy'nın yıkımına engel olun. Bu Sovyet Devleti'ne politik açıdan zarar verecektir."

Telgrafın aslı bugüne ulaşmış değil. Hatta Baranovski'nin kendisini katedrale kilitleyerek intihar etmekle tehdit ettiğini aktaran efsaneler mevcut.


Gerçek nasıl olursa olsun, bugün pek çok kişi Kızıl Meydan'ın şimdiki görünümü için Baranovski'ye teşekkür edilmesi gerektiğinde hemfikir. Sırf Kızılordu askerlerinin "geçit yolunun üstünde duruyor" diye yıkılmış olabilirdi... Tıpkı Stalin'in ünlü Kuratırıcı İsa Kilisesi'ni 1930'larda dinamitletip yıktırması gibi... Bu kilise 1990'ların sonunda orijinaline sadık kalınarak sıfırdan yapılmıştı.

5 Ağustos 2017 Cumartesi

Kızıl Meydan'ın Ruhu



Samih Güven

Golden Ring Oteli’nin önünde yeşil ışığı beklerken, bu denli trafiğe rağmen sakin kalmayı başaran ve hiç korna çalmayan sürücüleri düşünüyorum bir an. Sonra da Meydan’a kim bilir kaçıncı kez yürüyor olduğumu. Her seferinde çekiyor Kızıl Meydan. Ustaca tasarlanmış, ana unsurları hünerle birleştirilmiş ve bir hikayesi olan hemen her yapıtın bir ruhu var galiba. Eksik olan eğreti duruyor çünkü. 

Meydanlar ve nehirler ne çok şey katıyor şehirlere. Şehirlere ne çok yakışıyor meydanlar. Arka planda, tarihin güçlü bir fon müziği gibi yer aldığı, hikâyesi, gizemi olan, yanı başından nehir geçen bir meydandan söz ediyorsak bu tam anlamıyla böyle.

Alelade bir pazar yeriyken önünde bir sarayın boy verdiği, taç giyme törenlerine sahne olan, idam sehpaları kurulan, görkemli törenlerin, zafer geçitlerinin mekânı, göz kamaştırıcı bir katedralin bütün Rusya’nın sembolü haline geldiği bir meydandan söz ediyorsak, bu gerçekten de böyle.

İçli bir keman ezgisi eşliğinde ilerliyorum alt geçitte. Dışişlerinin önünde, otobüslerden arı gibi boşalan, dakikada kaç fotoğraf çektiklerini sayamayacağım uzak doğulu turistlerin arasından dikkatle yürüyorum.

Eski Arbat’ın girişindeyim. Oradan yürüyeceğim Meydan’a. Yürümek iyi geliyor. Sokaklarda, meydanlarda olmak da.

Sokak iyidir. Meydan iyidir. Dosttur. Anlar. Kol kanat gerip, bağrına basar herkesi. Yersizi, yurtsuzu, uykusuzu, avareyi, gezgini, işine gideni, eğlence arayanı, kimi neye göre, nereye, hangi başlığa koyuyorlarsa işte. Ki yoktur bir önemi bunların. Ayırım yapmaz, kabul eder meydan. Anıların, arzuların, hayallerin, hayal kırıklıklarının sınırlarında, içimizde yankılanan belli belirsiz müziğin eşliğinde ağırlar bizi.

Kızıl Meydan adının nereden geldiğini öğrendiğinizde tatlı bir heyecan duyuyorsunuz. Çünkü tamda olması gereken bir nedenden doğuyor. Bu adı gerçekten hak ettiğini anlıyorsunuz o zaman. Ne komünizmle ilgili, ne Kremlinin tuğlarıyla ne de yangınların yakıcı kızıllığıyla. Rusça’da kırmızı ve güzel kelimelerinin benzer olmasından kaynaklanıyor bu. Yani güzel meydan manasına geliyor Kızıl Meydan. (Кrasnaya ploşad)

Bu yüzden, fırsat olunca giderim oraya. Gündüz de giderim, gece de, yağmur yağarken de kar yağarken de. Ama en çok gece, kar yağarken severim. Işıklar içinde kendi girdaplarına sürüklenen kar tanelerinin izini sürerim o zaman. 

Saint Basil Katedrali’nin kubbelerine, Kremlinin duvarlarına, GUM’un pencerelerine, Lenin’in Mozolesine, Tarih Müzesinin çatısına ve Meydan’ın o kara, güçlü parke taşlarına dokunan kar tanelerini izlerim. Bütün bu mekânlardan oluşur Kızıl Meydan işte. Ama yine de bunların toplamından daha büyüktür. Bütündür ve ruh da bütünlüktedir zaten. Eksik olan ruhsuzdur. Kızıl Meydan’ın ruhu vardır bu yüzden.

Gökyüzüne bakarım oradayken, gizemli bulutlara. Bulutların içinde ya da gökyüzünde bir yerlerde çok şey, çok ses gizlidir belki de. Bir zamanlar, pazar yeriyken, tezgâhları başındakilerin bağırışlarını, Çarların taç giyme törenlerine katılan tebaanın heyecanlı kıpırdanışını, idam sehpalarında can verenlerin iniltisini, onları izleyen kalabalığın uğultusunu, at arabalarının tekerlerinin, zafer geçitlerindeki tank paletlerinin seslerini duyabilirsiniz belki. Gökyüzündedir bütün bunlar, bir yerlerde saklanmışlardır belki.

Rusların fazla elektrik tükettiği söyleniyor. Işıklı caddeleri, özenle aydınlatılmış binaları düşününce bir sorun görünmüyor bunda. Aydınlatacak güzel şeyleriniz olduktan sonra.

Ve o ışıl ışıl, aydınlık Kızıl Meydan’da kar yağarken gece, Nazım’ı da düşünürüm. “Yağdı bütün gece yağdı kar, yıldızlarla aydınlanarak, bir şehir, bir sokak bir ev var, ahşap bir ev, uzak mı uzak”, diye başlayan “Yılbaşı” adlı şiiri gelir aklıma. Kim bilir kaç kez geldi buralara. Kaç kez gelip kendi şehirlerini düşündü, kim bilir.

Eski Arbat’ın ortalarındayım artık. Yüzlerce yağlı boya tabloyu, tezgâhlara yayılmış eski, yeni ama ucuz kitapları, sağlı sollu hediyelik eşya mağazalarını, raflarındaki matruşkaları, sanatını icra eden müzisyenleri, coşku ile şiir okuyan gençleri ve bütün bunlara kıymet veren sakin kalabalığı görebilirsiniz yürürken.

Eski Arbat caddesinin sonuna geldiğinizde sola doğru tam dönüş yaparsanız, bu defa Yeni Arbat karşılar sizi. Canlı yayın yapan Arbat radyosu cadde boyunca eşlik eder. Ama bu defa Eski Arbat’dan sola doğru dönmeyip alt geçitten geçip Vozdvizhenka caddesi boyunca yürüyeceğiz.

Bir süre sonra Lenin Kütüphanesi çıkacaktır karşınıza. Kütüphaneye ve önündeki büyük ve güzel Lenin heykeline vardığınızda artık çok yaklaşmışsınızdır Kızıl Meydan’a. Manezhnaya caddesine çıkıp Manezh binasını sağınıza alıp yürürseniz Meydan’ın giriş kapısına varırsınız çok geçmeden. 
Meydan oradadır işte! Gözünüzün önünde. Bütün ihtişamıyla ve gizemiyle sizi beklemektedir artık.

Kuzeyde tarih müzesi durur, güney tarafında Saint Basil ve Kremlin yer alır. Doğu tarafında Devlet Satış Mağazaları (GUM) alış veriş merkezi ve Kazan Katedrali bulunur. Bütün bu mekânların tarihinden de kısaca söz etmenin vakti geldi sanırım.

Orijinal Kremlin 1156 yılında Moskova nehrinin kuzeyine inşa edilmiş ahşap bir yapıymış. 1400’lü yıllarda prens III. Ivan tarafından suçluların ve hırsızların uğrak mekânı olan ve fakir halkın yaşadığı bölgenin boşaltılması istenmiş. Büyük Ivan ise bir İtalyan mimar getirterek Kremlinin taş duvarlı olarak yeniden inşasını sağlamış.

Saint Basil, 1555 - 1561 yılları arasında  Kazan ve Astrahan hanlıklarına karşı kazanılan zaferleri kutlamak amacıyla Korkunç İvan tarafından yaptırılmış. Sekiz kubbenin, sekiz ayrı zaferi simgelediği söylenir. Geleneksel renkler olan beyaz, kırmızı ve altın rengine, daha sonra mavi ve yeşil renkler de eklenmiş.

1893 de tamamlanan bugünkü GUM binası ise Avrupa’da en önemli alış veriş merkezlerden biriymiş. 1928 yılında Stalin tarafından kapatılmış ve birinci beş yıllık kalkınma planının hazırlık çalışmalarında görev alan yöneticilere tahsis edilmiş. 1953 de yeninden açılmış ve Sovyetler döneminde önünde kuyruklar oluşan önemli mekânlardan biri haline gelmiş.

1924’den itibaren Lenin’in mezarı da meydanın bir parçası haline gelmiş.

Meydan ilk zamanlarda bir pazaryeri işlevi görmüş, tören ve gösteri yeri olarak da kullanılmış. Rus Çarlarının taç giyme törenlerine ev sahipliği yapmış. Bugüne kadar aşağı yukarı bütün Rus hükümetleri tarafından resmi tören yeri olarak kullanılmış.

Sovyetler zamanında önemini korumuş hatta daha da artırmış. Resmi törenlerin ve askeri geçitlerin merkezi olmuş. Sovyetlerin gücünün ve ihtişamının sergilendiği en önemli mekân olmuş. En görkemli askeri törenin Nazilerin yenilmesi sonrası 1945 yılında yapılan tören olduğu söylenebilir.

En ilginç olaylardan biri de 28 Mayıs 1987’de bir Alman öğrencinin Cessna 172 model bir uçakla meydana inmesi olmuş.

Oradayken bütün bunları düşünebilirsiniz işte. Emeği geçenleri, iz bırakanları: Mimarları, işçileri, Çarları, Korkunç İvanı, Lenin’i. Ve kim bilir kaç kez gelip geçmiş olan büyük yazarları. Tolstoy’u, Dostoyevski’yi, Çehov’u, Gogol’u, Bulgakov’u ve daha nicelerini. Ve Nazım’ı elbette.


Bugün bir kış günü değil. Gece de değil. Rüzgârlı bir sonbahar günü. Sararmış yapraklar sürükleniyor Meydan’da. GUM’a gireceğim şimdi. Bir kahve içip dinleneceğim biraz. Belki siz de oralardasınızdır kim bilir.

7 Haziran 2017 Çarşamba

Kızıl Meydan’daki 7 cazibe noktası


Kaynak: http://www.turkrus.com/

Rusya’nın en önemli simgelerinden biri olan Kızıl Meydan, daha çok Lenin Mozolesi ile anılır. Meydana adını veren “kızıl, kırmızı” ifadesi, Rusya’da tarih boyunca “güzel-güzellik” ile ilişkilendirilmiş. Sayısız güzelliklere sahip bu meydanın, Lenin’in “ölümsüzleştirildiği” mozolenin yanı sıra, muhakkak görülmesi gereken başka "çekici" da var. RBTH, turistler için bunları derledi ve bir liste yaptı:

Devlet Tarih Müzesi

Meydana adım atarken sizi bu bina karşılıyor. 16. yüzyıl Rus mimarisine sahip olsa da, Çar II. Aleksandır tarafından 19. yüzyılda yaptırılmış. Mimarlarından, Kızıl Meydan ve Kremlin’e uygun bir mimari talep edilmiş. Müzede daimi olarak sergilenen eserlere ek olarak, yıl boyunca farklı sergiler de açılıyor.

Kazan Katedrali

Altın ikonlarla donatılmış küçük bir kilise. Kapısının üzerinde, Rusya’nın en kutsal Ortodoks resimlerinden biri olan ikonu görebilirsiniz. 1625’de inşa edilen kilise Sovyetler döneminde tahrip edildi, 1990’larda yeniden yapıldı.

GUM Mağazası

Tarihi dönemlerde de Kızıl Meydan’da pazar yerleri bulunurmuş. Ticaret hala var ama bu kez GUM içerisinde bulunan, lüks mallar satan mağazalar ağırlıkta. GUM, ünlü mühendis Vladimir Şuhov’un tasarımladığı çelik ve cam ağırlıklı büyük bir bina.

Lobnoye mesto

Rusya’nın en önemli yerlerinden biri olan Kızıl Meydan, tarih boyunca birçok önemli olaya tanıklık etti. Meydanda bulunan, taş yapılı bir platform olan “Lobnoye mesto”nun geçmişi, tarihi kayıtlara göre, Çar Korkunç İvan dönemine uzanıyor. Bu platformun nadiren de olsa, halka açık idamlarda kullanıldığına dair efsaneler üretilmiş durumda. Konuşmacıların halka seslenmek için kullandıkları bir platform olma olasılığı daha çok. 1698’daki ayaklanma sırasında burada toplu idamlar yapıldı.

St. Basil Katedrali (Sabor Vasiliya Blajennava)

Moskova ve Rusya’nın en belirgin simgelerinden biri. Korkunç İvan tarafından Kazan Hanlığının yenilgiye uğratılarak Kazan’ın ele geçirilmesinin anısına, 1555-1561 arasında yaptırıldı. Sadece sayısız fotoğrafı, resmi, kartpostalı süsleyen dış görünüşüyle değil, kubbe içlerindeki freskleriyle de muhteşem.

Kremlin duvarındaki mezarlık

Kızıl Meydan’da sadece Lenin değil, çok önemli Sovyet şahsiyetlerinin de mezarları bulunuyor. Bunlardan biri de, Lenin mozolesinin hemen yanında bulunan, Stalin’in mezarı. Burada SSCB tarihine tümüyle tanıklık edebilirsiniz: Mareşaller, Yuri Gagarin, Maksim Gorki ve diğer birçokları, burada defnedilerek onurlandırıldı. Burada en son defnedilen kişi, 1985 yılında, Sovyet lideri Konstantin Çernenko idi.

Etkinlik ve festivaller

Kızıl Meydan yıl boyunca çeşitli dönemlerde farklı etkinliklere, festivallere, kitap fuarlarına, araba yarışlarına, konserlere ve eğlencelere de sahne oluyor. Yaklaşan ilginç etkinliklerden biri, 22 Temmuzdaki, 1970-1980 yapımı Sovyet otomobilleri sergisi.