Moskova

Moskova
Moskova'nın 21 incisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Moskova'nın 21 incisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2025 Cumartesi

Moskova Bolşoy Tiyatrosu


18 Ocak 1825 kış akşamı, Bolşoy Petrovski Tiyatrosu'nun yeni inşa edilen binası 'Müzelerin Zaferi'ne ev sahipliği yaptı. 

Konuya göre, Rusya'nın dehası, sanatların koruyucuları olan Müzler ile birlikte, yıkıntılardan muhteşem bir yeni tiyatro yarattı.

Tarihi, II. Katerina'nın tiyatro gösterileri düzenleme ayrıcalığını eyalet savcısı Pyotr Urusov'a devrettiği 1776 yılında başladı.

Tiyatro, 1780 yılında şimdiki yerinde inşa edildi ve başlangıçta Petrovsky Lane'deki konumundan dolayı 'Petrovsky' adını aldı ve Moskova'daki ilk kamu tiyatrosu oldu.

1805 yılında bina bir yangında yok oldu. Ve ancak 1816 yılında yeniden inşa edilmesine karar verildi.

Proje, 1812 yangınından sonra Moskova'nın yeniden inşasıyla uğraşan Osip Bove tarafından yönetildi.

II. Katerina'nın orijinal isteğini tam olarak yerine getirdi - "şehrin süslemesi olarak hizmet edebilecek şekilde dış dekorasyona sahip" bir tiyatro inşa etmek.

Bina, önceki yapıdan çok daha büyüktü ve haklı olarak Bolşoy Petrovski Tiyatrosu adını aldı.

Ancak 1853'te tiyatro tekrar yandı.

Bu sefer yangın onu neredeyse yerle bir etti: sadece revakın sütunları kaldı.

İmparatorluk tiyatrolarının baş mimarı Albert Kavos, binaya modern bir görünüm kazandırmak ve salonu "Bizans stiliyle harmanlanmış Rönesans tadında" dekore etmek üzere onu restore etmeye davet edildi.

Apollon artık tiyatronun revakının üzerinde bronz bir quadriga yönetiyordu, sanatçı Aleksey Titov ise oditoryumun tavanını 'Apollon ve İlham Perileri' temasıyla boyadı.

20 Mayıs 1856'daki büyük açılışa bizzat Çar II. Aleksandr katıldı.

Tiyatronun hayatı müzik ve balenin en ünlü isimleriyle ilişkilendirilir.

Rusya'nın ilk kadın koreografı Felicita Gulen-Sor orada çalışmış, Marius Petipa Bolşoy için özel olarak 'Don Kişot' balesini sahnelemiş, Pyotr Çaykovski ise uzun yıllar baş besteci olmuştur. 

'Kuğu Gölü' balesinin prömiyerleri, maestronun ilk operası 'Voyevoda' ve 'Yevgeni Onegin' Moskova'da gerçekleşmiştir.

Orada, ilk kez bir repertuar tiyatrosunda bas Feodor Şalyapin sahneye çıkmış ve besteci Sergei Rachmaninoff 20. yüzyılın başında müzik bölümüne başkanlık etmiştir.

Devrimden sonra tiyatro 'imparatorluk' önekini kaybetti: onu burjuva geçmişinin bir kalıntısı olarak kapatmak istediler.

Ancak bu fikir kısa sürede unutuldu ve Bolşoy'un kendisi sadece başkentin değil, tüm ülkenin ana tiyatrosu haline geldi.

Bu arada, SSCB'nin kuruluşu 1922'de orada resmen ilan edildi.

II. Dünya Savaşı sırasında tiyatro Samara'daki tahliye sırasında çalışmalarını sürdürdü: Bolşoy Orkestrası'nın Dmitriy Şostakoviç'in 'Leningrad Senfonisi' adlı eserinin ilk kez sahnelendiği yer burasıydı.

Sovyet yıllarında tiyatronun yıldızları arasında Galina Ulanova, Maya Plisetskaya, Mstislav Rostropovich ve Galina Vishnevskaya, Elena Obraztsova, Zurab Sotkilava, Ekaterina Maximova ve Vladimir Vasiliev vardı.

1956'da Bolşoy Tiyatrosu Londra'da turneye çıktı - 'Kuğu Gölü' o kadar başarılıydı ki topluluk 'Bolşoy Balesi' lakabını almaya başladı.

Bale topluluğu 30 yıldan fazla bir süre Yuri Grigorovich tarafından yönetildi: ' Fındıkkıran' ve 'Spartaküs'ten 'Korkunç İvan'a kadar ülkenin ana tiyatrosunun en ünlü prodüksiyonlarının yazarıdır.

Yeni yüzyıl tiyatroya birçok değişiklik getirdi:

2000'lerde, dünya çapında bir yeniden yapılanmaya uğradı ve topluluğunda Dinara Aliyeva, Igor Tsvirko, Svetlana Zakharova, Ekaterina Krysanova, Denis Rodkin ve Elizaveta Kokoreva gibi yeni yıldızlar ortaya çıktı.

Bolşoy hala Moskova'nın ana cazibe merkezlerinden biri olmaya devam ediyor ve ziyaret etmeniz gereken cazibe merkezlerinin zorunlu listesinde yer alıyor.

19 Aralık 2018 Çarşamba

125'inci yılını kutlayan AVM'nin gizli tarihi: Stalin GUM için yıkım emri vermiş!






Moskova'nın göbeği Kızıl Meydan'daki tarihi alışveriş merkezi GUM başkentin sembol yapılarından biri. Bu hafta 125. yaşını kutlayan GUM, Moskova'nın en gözde mekanlarından. Popülerliğine aşina olanlar için, GUM'un üç kere kapatılma ve yıkılma tehlikesi atlattığını öğrenmek hiç kuşkusuz bir şaşkınlık sebebi olabilir. Ama ne var ki gerçek bu yönde... Peki, iktidarlar Moskova'nın 125 yıllık bu güzide yapısından neden kurtulmak istemişti?

Merkez GUM, yani Devlet Mağazası adını Sovyet zamanında aldı. Rusya'da ürünlere fiyat etiketi konulması ve alışverişinden memnun olmayanlar için bir şikayet kutusu temin edilmesi ilk kez GUM'da gerçekleşti.

Stalin iki kere, ilki 1935'te, ikincisi ise 1947'de olmak üzere, GUM'un yıkılması için talimat vermişti. Gerekçe ise basitti: Kızıl Meydan'ı genişletmek. Ne var ki, ve belki de ne mutlu ki, bu planlar hiçbir zaman hayata geçmedi.

GUM'un üzerindeki kara bulutlar bir kez de Brejnev döneminde yoğunlaştı. Kremlin ve Aziz Vasili Katedrali gibi iki sembol yapının hemen yanı başında bir alışveriş merkezinin faaliyette olması kabul edilemez görüldü.

Söylentilere göre, bu plan da yüksek rütbeli bir görevlinin karısının kocasından GUM'u kurtarmasını istemesiyle suya düştü. Buna göre, kadın GUM'daki bir mağazadan elbise sipariş etmişti ve ne olursa olsun elbisesine kavuşmak istiyordu.

Brejnev'in planının iptal olmasının gerçek sebebi ne olursa olsun, GUM'un hala ayakta olmasından hem Moskovalılar, hem de "başkentin misafirleri" son derece memnun.

15 Aralık 2018 Cumartesi

Rusya’nın bir numaralı AVM’si GUM 125. yaşını kutluyor


Kaynak: http://www.turkrus.com/



Başkent Moskova’nın merkezinde, Kızıl Meydan’da, Kremlin’in hemen karşısında büyük ve görkemli bir alışveriş merkezi vardır. GUM (Государственный универсальный магазин). 1893’te mimar Roman Pomertantsev’in öncülüğünde açılan GUM bugünlerde 125. yılını kutluyor.
 
Çarlık Rusyası’ndan Sovyetler Birliği’ne, oradan da yeni Rusya’ya kadar başından birçok macera geçen GUM, ülkenin bir numaralı AVM’si durumunda. 1917 Ekim Devrimi sonrası bir dönem depo olarak kullanılmış. 1923’te yeniden açılsa da birkaç yıl içinde bakanlıkların yer aldığı bir ofis merkezine dönüşmüş. Ta ki Stalin’in ölümüne kadar (1953). Sonrasında ve bugün yine alışveriş deyince Moskova'da ilk akla gelen yer!..

GUM’un internet sitesinde de belirtildiği gibi (www.gum.ru), burası sadece bir AVM değil. İçinde bankalar ve eczaneler, restoran ve kafeler, sinemalar ve oyun alanları, sergi salonları ve çiçekçiler olan bir küçük kent gibi. Yanızca ticaretin değil, Rus tarihinin de bir parçası. Kremlin’in komşusu. Avrupa’nın sayılı alışveriş merkezlerinden biri.

Saat 10.00’dan 22.00’ye kadar açık olan GUM’a metro “Ohotnıy Ryad”, “Ploşçad Revolyutsii” ve “Teatralnaya” istasyonlarından ulaşabilirsiniz.

30 Kasım 2018 Cuma

Moskova'nın 12 turistik cazibesi




Dünyanın en önemli kültür ve sanat merkezlerinden Moskova, son yıllardaki turizm hamleleriyle giderek daha fazla turist çekiyor. Onarım ve bakım çalışmalarıyla turistik alanları modernleştirilen başkentte turizm potansiyelinin daha fazla artırılması için girişimler sürüyor. 
Moskova’yı geçen sene ziyaret eden 21,6 milyon turistin 16,8 milyonunu yerli turistler oluşturuyor. 

Moskova’ya BDT dışından gelen turistler 2017 yılında kişi başı ortalama 49 bin ruble harcama yaptı. 

İşte Moskova’da son yıllardaki en popüler turistik yerler ve etkinlikler: 

ZARYADYE PARKI

Moskova'nın kalbinde, Rossiya Oteli'nin yerine yapılan ve dünyanın en sıradışı parkları arasında gösterilen Zaryadye, Moskova’da son dönemde turistlerin başlıca uğrak yerlerinden. Moskova’nın 870’inci kuruluş yıl dönümünde açılan ve 13 hektarlık alana yayılan parkı sadece bir ay içinde 1 milyon kişi ziyaret etti. 

ULUSLARARASI FESTİVALLER

Moskova, her sene dünyada ses getiren birçok festivale ev sahipliği yapıyor. Farklı ülkelerin askeri bandolarının Kremlin’de sahneye çıktığı “Spasskaya Başnya”, 3D ışık ve lazer gösterilerinin yapıldığı “Krug Sveta” ve Havai Fişek Festivali bunlardan bazıları. 

CADDELER

Moskova’da “Benim Caddem” adlı program kapsamında son yıllarda yapılan bakım ve onarım çalışmalarıyla merkezdeki caddelerin çehresi değişti. Yürüyüş yolları, kaldırımlar ve caddelerde yapılan modernizasyonlarla kent merkezi artık daha canlı.  

VDNH

Başkentin en gözde fuar, park ve eğlence alanlarından VDNH, ev sahipliği yaptığı fuar ve etkinliklerle her sene çok sayıda yerli ve yabancı turisti ağırlıyor. VDNH’daki Moskova maketi, büyük akvaryum ve kış döneminde buz pateni büyük ilgi görüyor. 

PRENS VLADİMİR HEYKELİ

988 yılında Slavların pagan inançlarını bırakıp, vaftiz olarak Hristiyanlığı seçen Kiev Rus Prensliği’nin başı Prens Vladimir’in 2016 yılında dikilen heykeli Moskova’da özellikle Ortodoks inancına mensup turistlerin ilgisi çekiyor. 

METRO

Çoğu kişinin dünyanın en güzel metrosu olduğu konusunda hemfikir olduğu Moskova Metrosu aynı zamanda bir sanat müzesini andırıyor. Moskova Metrosu’nun bazı istasyonları başlı başına bir sanat eseri olarak kabul ediliyor. 

MEYDANLAR

Kızıl Meydan, Devrim Meydanı, Tiyatro Meydanı, Lubyanka Meydanı... Moskova’nın tarihi yapılarla çevrili meydanları da Rusya başkentinin turistik güzellikleri arasında. 

MOSCOW CITY

İş merkezi, yaşam alanları ve eğlence mekanlarını bir araya getiren gökdelen kompleksi Moscow City’deki Vostok (Doğu) Kulesi, Avrupa’daki en yüksek gökdelen olma özelliğine sahip. 

KENT FESTİVALLERİ

Moskova Yazı, Noel’e Yolculuk, Moskova Baharı, Altın Sonbahar, Maslenitsa, Paskalya gibi festivaller, Moskova’nın havasını solumak ve her mevsimin tadını çıkarmak isteyenler için bire bir.

STATLAR

Moskova’da 2018 Dünya Futbol Şampiyonası öncesi yenilenen ve kapasiteleri artırılan Lujniki, CSKA, Spartak ve Dinamo statları, ileride de farklı uluslararası spor etkinliklerine ev sahipliği yapmayı bekliyor. 

TELEFERİK

Lujniki, Novaya Liga ve Vorobyovı Gorı arasında hizmet veren teleferik hattı, Moskova Nehri’nin ve başkentin manzarasının tadını çıkarmak isteyen turistlerin uğrak noktalarından. 

HAYAL ADASI

Moskova’da 1,5 milyar dolar yatırımla, 100 hektar alanda inşa edilmesi planlanan Hayal Adası’nın, kentin en önemli turistik merkezlerinden biri olması bekleniyor. Eğlence parkı olarak inşa edilecek Hayal Adası’nın, 10 farklı temada parklardan oluşacağı açıklandı. Eğlence kompleksinin içinde çocuk oyun alanları, botanik parkı, spor alanları, konser ve sinema salonları olması ve parkın yılda 50 milyon kişiyi ağırlaması bekleniyor.

13 Ekim 2018 Cumartesi

Kurtarıcı İsa Katedrali’nin Hikayesi





Moskova'nın en önemli turistik mekanlarından birisi olan Kurtarıcı İsa Katedrali’nin hikayesi hem Rusya tarihinin ana dönemleri ile olan etkileşimi hem de ilginç bir yıkılış ve yeniden varoluş öyküsü olarak dikkate alındığında ilginç görünüyor.

Rusya tarihini imparatorluk öncesi dönem, imparatorluk Rusyası, Sovyet Rusya ve günümüz Rusyası olarak dönemlendirmek mümkündür. Bu dönemlerin her birinde çok farklı sosyal, kültürel, idari ve ekonomik koşullar söz konusu olmuştur.

Ayrıca dönemlerin her birinde dinin günlük yaşamdaki önemi ve politik olarak konumlandırılışı da birbirinden farklılık arz etmektedir. Tahmin edileceği üzere Sovyet Rusya döneminde yönetimin dine ve kiliselere bakışı mesafeli olmuştur. 

Komünizmin çökmesi sonrasında ise Ortodoksluğun tarihsel ve kültürel öneminin yeniden konumlandırılması çabaları söz konusudur. Ortodoks kilisenin aile kurumu, sosyal sorunlar, dinler arası iletişim gibi konularda önemli işlevleri olacağına inanılmaktadır.

Bu genel açıklamalardan sonra katedralin hikâyesine gelirsek, Napolyon'un 1812 yılında Moskova'dan kovulması sonrasında Çar I.Aleksandr tarafından Kurtarıcı İsa adında bir katedral yapılması emrediliyor. İnşaat çok uzun yıllar sürüyor ve açılışı 1883 yılında III.Aleksandr tarafından yapılabiliyor.

Ancak 1931 yılında Stalin tarafından bu önemli ve sembol katedralin yıkılarak yerine büyük bir Sovyet Sarayı yapılması emrediliyor.

1930’lu yıllarda ulusal endüstrileşmenin güçlendirilmesi amacıyla yoğun çabalara girildiği ve kaynak arayışının söz konusu olduğu anlaşılıyor. Bu kapsamda da özellikle bazı dini yapıların içerdikleri zenginlik ve altın nedeniyle dikkat çektiği görülüyor.

1930 yılında ilgili ekonomi birimi tarafından Merkez Yürütme Komitesine bir mektup yazıldığı ve bu mektupta kurtarıcı İsa Katedralinde yaklaşık 20 ton çok iyi kalitede altın bulunduğunun ifade edildiği, böyle bir lüksün ise Sovyetler Birliği için gerekli olmadığının belirtildiği söyleniyor.

Neticede Sovyet Sarayının yapımına başlanıyor ancak inşaat gerçekleşemiyor. Bunun nedenleri arasında kaynak yetersizliği, Moskova Nehri yakınlarındaki bölgenin zaman zaman taşkına uğraması, inşaat zeminindeki istikrarsızlık ve İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması yer alıyor.

Bazı inançlı insanlar ise inşaatın gerçekleşmemesini ilahi bir müdahale olarak görüyor.

Daha sonra Stalin tarafından saray inşasından vazgeçilerek alana halka açık büyük bir yüzme havuzu yapılması emrediliyor.

Ancak talih bir kez daha katedralin yüzüne gülüyor ve komünizmin 1991 yılında dağılması sonrasında katedralin orijinal planlara göre yeniden canlandırılması gündeme geliyor. Katedral 2000 yılında yeniden ibadete açılıyor. 1990’lı yıllardaki inşaat sırasında o dönem yaşanan büyük ekonomik sorunlar nedeniyle bu denli fazla para harcanması eleştiri konusu da oluyor.

Kurtarıcı İsa Katedrali Rusya tarihi açısından önemli çağrışımlar yapan, gerçekten etkileyici bir mimari ve yerleşke bütünlüğüne sahip bir katedral. Hemen arkada bulunan kanal üzerindeki köprü ve buradan görülen manzara Moskova’nın en güzel mekanlarından bana kalırsa. Kilisenin mimarisinde görev alan mimar ise Moskova'da aralarında Büyük Petro Anıtının da olduğu çok sayıda çağdaş yapıya imza atan Zurab Tseretelli.

Bugün söz konusu katedral önemli dini ve politik törenlere de ev sahipliği yapan çok önemli bir tarihi, turistik ve kültürel yapı niteliğinde. Burada yapılan Paskalya ya da Noel gibi törenlere zaman zaman Devlet Başkanı Sn. Vladimir Putin’in katılması da söz konusu oluyor. Bu kilise aynı zamanda 103 metre uzunluğu ile dünyanın en yüksek Ortodoks Hristiyan kilisesi.

6 Ekim 2018 Cumartesi

Ostankino Kulesi: ‘Sana bir tepeden baktım aziz Moskova’ diyebilmek için…





Moskova’nın en turistik yerlerinden biridir Ostankino Kulesi. Televizyon Kulesi diye de bilinir. Şansınız varsa ve iyi havaya denk gelirseniz 70 km kadar ötesini neredeyse bulutların arasından görebilirsiniz. Kremlin’den “7 kız kardeş” Stalin gökdelenlerine, Kurtarıcı İsa Tapınağı’ndan Botanik Bahçe’ye kadar…

Ostankino, 1967’de yapılan 540 metrelik bir kule. Dünyanın en yüksek dördüncü kulesi. En tepeye değilse bile 337 metreye çıkarak (korkmayın merdivenle değil, saniyede 7 metre ilerleyen asansörle) cam zemin üzerinde keyifli bir yürüyüş yapabilirsiniz. En önemlisi Rusya başkentini ayaklarınızın altında hissedebilirsiniz. 

Kule’de ister sadece kenti izler, ister aynı anda kahve içer veya yemek yersiniz. Dilerseniz “sesli rehber” hizmetinden yararlanabilirsiniz.

11 Ağustos 2018 Cumartesi

Moskova'nın gözde mekanları







Gezi rehberlerine bakarsanız, hep aynı "klasik öneriler" ile karşılaşmanız kaçınılmaz: Kızıl Meydan, Kremlin Sarayı, Bolşoy Tiyatro, Arbat Sokağı vb... Oysa eski ile yeninin, tarihi olanla modern zamanların simgelerinin harmanlandığı "Moskova'nın olmazsa olmazları" listesini güncellemekte her zaman fayda var. 

Rossiyslkaya Gazeta'nın ekinde, Moskova'da yaşayan yabancıların yıllardır uğrak yeri haline gelmiş 12 "ziyaretçi dostu" yer belirlendi. İşte o liste:

1. Danilovski Pazarı. İngiliz finansçı David Walker Danilovski Pazarı'nı Londra'daki Spitalfields'a benzetiyor. Ancak Walker'a göre, her çeşit yiyeceğin bulunabildiği bu pazar nefes kesen Sovyet mimarisi ile Londra'daki benzerinden daha iyi bir tecrübe sunuyor. Adres: Myatnaya Sokağı, 74.

2. Gastroferma. Baumanskaya Metro İstasyonu'na yürüyüş mesafesindeki bu restoran kimilerine göre şehirdeki en iyi pizzaya sahip. İtalyan expat Lucia Bellincello bile bu görüşte.

3. Çistiye Prudı. Moskova'nın merkezinde göze hitap eden sessiz ve sakin bir gölet park. Hemen etrafına yerleşen nezih barlar ve restoranlar da cabası.

4. Patriarşiye Prudı. Bulgakov'un Usta ve Margarita romanının dünya çapında meşhur ettiği gölet park. Başkentin "en Avrupai" semti. Sokaklara taşan muhteşem cafeler, barlar, restoranlarla, Moskova'da hayatın nabzının attığı en güzel bölgelerden biri.

5. Lujniki Rıhtımı. Moskova'nın en sevilen gezi parkurlarından Vorobyovı Gorı'nın eteklerine yerleşen rıhtım özellikle haftasonları pek çok fitness fanatiğine de ev sahipliği yapıyor.

6. Kuznetski Most. Bolşoy ve Kızıl Meydan'a bir taş atımı mesafedeki sokak alışveriş severlerin yanı sıra şehir içi yürüyüş meraklılarının da favorileri arasında.

7. VDNH. Stalin zamanında bir ziraat fuar yeri olarak inşa edilen VDNH bugün büyük bir açık hava mimari müzesi haline gelmiş durumda. Sırf bisiklet sürmek için bile parka gelen çok sayıda yabancı var. Son yıllarda büyük paralar harcanan restorasyon projeleri ile çehresi tamamen değişti.

8. Tsaritsino. Moskova bir parklar şehri. Adı sanı büyük New York'un "Central Parkı" bile Moskova'nın pek çok "mahalle parkı"ndan büyük değil. Bunun en güzel örneği zamanında Çariçe Yekaterina'nın yazlık rezidansı olarak hizmet vermiş, ama bugün şehrin en gözde parklarından biri haline gelen Tsaritsino.

9. MGU Botanik Bahçeleri. Kökleri Çar Petro zamanına kadar giden bir şehir cangılı. Sessizlik, yeşillik, temiz hava ve yaz sıcağı arayanlar için birebir.

10. Melnikov Evi. Özellikle modern mimari meraklılarının ilgisini çekebilecek bir Sovyet hatırası.

11. Moskova Modern Sanatlar Müzesi (Momo). Gogol Bulvarı üzerindeki müze Tretyakov ve Puşkin Müzesi'nden farklı olarak ziyaretçilerini modern sanat örnekleriyle karşılıyor. Ama ilginçlik bakımından bu iki müzeden geri kaldığını söylemek olanaksız.

12. Dostoyevski Kütüphanesi. Yeni trend hipster kütüphanelerinin Moskova'daki örneği. Kentte yaşayan yabancıların da oldukça rağbet ettiği kütüphane yukarıda da adı geçen Çistiye Prudı semtinde.

Bu listeye eklenecek pek çok yer var ama Moskova'da yaşarken kendi listenizi kendiniz geliştirmenizi tavsiye ederiz!

10 Haziran 2018 Pazar

Moskova metrosu nasıl yapıldı?



Samih Güven



Avrupa’nın en yoğun metrosu olan Moskova metrosu günde yaklaşık 7 milyon yolcu taşıyor. Toplam uzunluğu 365 kilometre ve büyük Çin şehirleri, Londra ve Newyork metrolarından sonra geliyor. Toplam 12 ana hat ve 214 istasyondan oluşuyor. 

Bugün Moskova şehri, metro olmadan düşünülemez sanırım. Şehrin derinliklerinde kendine has kurallarıyla, insan yoğunluğuyla başka bir dünya gibi. Yağmur ve kar şehri olan Moskova’da trafik açısından paha biçilmez bir işlev yerine getiren metro, kimi istasyonlarının sanat eseri gibi yapılmış olması nedeniyle de ilginç.

Böylesine önemli ve bazı istasyonları Moskova’daki turistik güzergahlar arasında yer alan metro bir anda ortaya çıkmış değil elbette. 1930’lardan itibaren deyim yerindeyse ilmek ilmek örülerek, büyük emekler verilerek bugüne getirilmiş. 

Özellikle ilk açılan istasyonlar, avizeleri, mermerleri, mozaikleri, kahramanlık, kültürel ve politik figürleriyle komünist sistem için de bir prestij ve başarı simgesi olmuş.

Aslında Moskova’ya bir metro yapılması fikri oldukça eski. 1875 yılından 1930 yılına kadar en az 5 proje geliştirilmiş ama 30’lu yıllara kadar hayata geçirilememiş. İlk defa 10 Aralık 1931 yılında inşaat işçileri 13 Rusakovskaya Caddesine gelir ve donmuş toprağı kazmaya başlar. Bir ay içinde Sokolniki’den Kropotkinskaya’ya olan ilk metro hattı şekillenmiş olur. Ancak inşaat çalışmaları oldukça yüzeyden gerçekleşince bütün şehrin bu şekilde kazılamayacağı düşünülür. O dönem genç bir mühendis olan Veniamin Makovsky yerin oldukça altından kazılarak inşaata devam edilmesini önerir. O dönemki teknoloji açısından bu fikre karşı çıkılır. Belediye başkanı konuyu Stalin’e götürür ve onun onayıyla büyük yer altı inşaatı başlamış olur.

Ancak o dönemin koşullarında inşaat çok yavaş ilerler. Bunun üzerine yabancı uzmanlardan yardım istenir. 1934 yılında İngiltere’den tünel kaplama makinası da getirilir. Metro inşaatı genelde kaz ve kapla metodu ile yapılır. 1935 yılında 13 istasyon açılır. 1937-38 döneminde ikinci aşamaya geçilir ve bugün en güzel metro istasyonları arasında olan Kievskaya, Ploshchad Revolutsi, Mayakovskaya gibi istasyonlar inşa edilir. Bu dönemde “yer altında saraylar inşa edelim” diye bir slogan söz konusu olmuş. İstasyonların mimarisine büyük önem verilmiş.

İkinci Dünya Savaşı sırasında metro istasyonları sığınak olarak da kullanılmış. Hatta yer altında mağazalar, kuaförler, kütüphaneler açılmış. Yer altında başka bir yaşam oluşmuş, birçok bebek dünyaya gelmiş.

Moskova’da yeni metro istasyonlarının yapımına günümüze kadar devam edilmiş. Şehrin gelişimi, trafik, hatların entegrasyonu gibi konular göz önüne alınmış. Örneğin son yedi yıl içinde 55 yeni istasyon ve 101 kilometre hat oluşturulmuş. İstasyonlar ise değişen mimari anlayışına göre yeniden şekillenmiş. İlk istasyonların bakımına ve korunmasına ise özen gösterilmiş hep.

Kanımca Moskova metrosunun arkasındaki etkenler birçok şeyde olduğu gibi, irade, tutku, önceliklendirme, planlama ve akılcılık.

31 Ağustos 2015 Pazartesi

Rusya'nın yer altı sarayları

Zeynep Kılıç, İstanbul, Zaman

Bir şehri güzelleştiren, sokaktaki görkemli yapılar olmayabilir her zaman. Bazen yerin altı da şehre ruh ve kimlik katar. Tıpkı her bir istasyonu saray gibi olan Moskova Metrosu gibi.

‘Dünyanın en büyük metrosu'nu anladık, ‘dünyanın en eski metrosu' kategorisi de gayet makul. Peki ‘dünyanın en güzel metrosu' deyince bir an duraklamamız neden? ‘Bir metro, ne kadar güzel olabilir ki' diye düşünmekten mi? Normal şartlarda herhangi bir metrodan indikten sonra ayaklarımızın otomatikman çıkışa doğru yönelmesinden mi? Ya bunun tersi bir durum söz konusu ise... Gelmek istediğimiz yere ulaşmamıza rağmen dışarı çıkmak için hiç de acele etmiyorsak, mimarisinin ihtişamından gözlerimizi alamamışsak… Üstüne üstlük onlarca metre altındaki müzevari istasyonlarını dolaşmak için turistik geziler düzenleniyorsa, orası ‘dünyanın en güzel metrosu' unvanını fazlasıyla hak ediyor demektir. Ve orası Moskova Metrosu'nun ta kendisidir. Güzelliği hem saraylara layık mimarisinin estetiğinden hem de her istasyonunun ayrı bir hikâyesi olmasından gelir. 1935'ten bugüne; her bir yolcu adedince acı-tatlı anılar, hüzünler, sevinçler taşıyan bu hattın dünyanın en güzel metrosu olduğu konusunda herkes hemfikir. Kullanıma açılması 1935 yılına dayanan metronun inşaatı 1931'de dünyanın en acımasız diktatörlerinden biri olarak bilinen Josef Stalin'in direktifiyle başlar. ‘Bazen de kötüleri, güzelliklere vesile kılan' kaderin işidir olan biten. İlk açıldığında sadece 13 istasyonu olan hattın durakları geçen yıllarla birlikte artar. Artık 195 istasyonu ve günde yaklaşık 10 milyon kişiyi taşımasıyla aynı zamanda dünyanın en çok yolcu taşıyan metrosudur. Devrimle özdeşleşen metro fikri aslında ilk olarak devrimden önce gündeme gelir. 1902 yılında hazırlanan ilk proje, tarihî dokuya zarar vereceği gerekçesiyle engellenir. 1912 yılındaki ikinci proje ise 1. Dünya Savaşı ve ardından devrim olmasıyla rafa kalkar. Stalin'e nasip olan metro inşaatı için o dönem Sovyetler Birliği'nin dört bir yanından erkek ve kadın işçiler getirilir. Ayrıca Kızıl Ordu ve Komünist Gençlik Birliği'nin (Komsomol) 13 binden fazla üyesi de metro yapımına katılır. Hatta birazdan bahsedeceğimiz istasyonlardan biri olan Komsomolskaya bu kişilerin anısına inşa edilmiş.

Rusya'ya turist olarak gideceklere sıkı sıkı tavsiye edilir: “Moskova'ya şöyle gitmişken bir uğra, Kızıl Meydan'dan başka göreceğin fazlaca bir şey yok. Zamanının çoğunu Saint Petersburg'da geçir.” Rusya'dan henüz dönmüş bir kişi olan ‘bu satırların sahibinin' de naçizane bir tavsiyesi vardır ki, dileyen dikkate alır: “Moskova metrosunun en az beş istasyonunu ziyaret etmeden yapılan Rusya seyahati, eksik bir seyahattir.” 195 istasyonun hepsini anlatmak mümkün olmasa da en çarpıcı birkaç istasyonundan bahsedelim ki, gideceklerin seyahati eksik, gitmeyecek olup da merak edenlerin ise gönlü kalmasın.

Lenin ve Stalin her yerde

Moskovalı olsam canımın sıkkın olduğu zamanlarda Kiyevskaya İstasyonu'na gider, turistlerin bu durağı ilk gördükleri o şaşkınlıkla dolu ana şahitlik etmek isterdim. Muhteşem mozaikleri, opera salonunu andıran duvar işlemeleri ve ihtişamlı avizeleriyle karşılaştığı anda, ağzı açık etrafa bakınıp hemen fotoğraf makinesine sarılarak bir anda Japon turiste dönüşen kendimden biliyorum. Kievskaya, dünyadaki en güzel 10 metro istasyonu arasında yer alıyor. Yapılış tarihi 1954. Stalin devrinden sonra tamamlanan ilk metro istasyonu olması bakımından henüz genç sayılıyor kendisi. Nitekim tevellüdü Rusya'da çok sık dile getirilen ‘O kadar yaşlı ki Lenin ve Stalin'i bile görmüş' deyimine uymuyor. Stalin devrinden sonra tamamlansa da Sovyet sanatının tüm özelliklerini içinde barındırıyor. Geniş boş alanlar ve bol bol sanat… Nikita Kruşçev'in göreve gelmesinden sonra tamamlanan istasyonun meşhur mozaiklerinin çok büyük kısmında Ukrayna temalı görsellerin olması tesadüf değil. Ukrayna asıllı Kruşçev'in köklerine olan bağlılığı iyi biliniyor. Tamamına yakını 1917 Ekim Devrimi'ne adanan mozaikler arasında Lenin, Stalin ve Troçki üçlüsünün yer aldığı mozaik en dikkat çekenlerden.

Savaşta sığınak olarak kullanılan istasyon

Mayakovska'yı diğer istasyonlardan ayıran özelliği, geometrik desenlerin yoğun olduğu ve simetri içinde asimetrik öğeler barındıran iç mimarisi. Art deco akımının güçlü etkileri bulunuyor. Hava baskınlarına karşı sığınak olarak kullanılmasıyla II. Dünya Savaşı sırasında büyük bir üne kavuşan bu istasyon, Stalin'in Ekim Devrimi'nin yıldönümünde yani 7 Kasım 1941'de parti liderleri ve sıradan Moskovalıları çok büyük bir buluşmada bir araya getirdiği mekân olarak da tarihe geçiyor.

Bir Sovyet propaganda aracı olarak metro istasyonları!

1935'te hizmete başlayan Komsomolskaya istasyonu, Moskova metrosunun açılan ilk hattı olan kırmızı hatta bulunuyor. En dikkat çeken özelliği, sarı duvar boyamaları ve aynı tonlarda olan sütunları. Barok stilinin hakim olduğu bu durak, her an bir yerlerden kabarık elbiseleri ve sütun gibi fraklarıyla kadınlar ve erkekler çıkacakmış hissi veriyor. Mozaiklerde ise pek çok istasyonda olduğu gibi Sovyet halkının günlük yaşamı ve Rusların tarih boyunca verdiği bağımsızlık savaşları temsil ediliyor.

Yıkılan kilise duvarından istasyona…

Rusya denince akla gelen ilk şeylerden biri de dünyaca ünlü Bolşoy Tiyatrosu. İşte Bolşoy'un da aralarında olduğu irili ufaklı onlarca tiyatronun üssü konumundaki Teatralnaya Meydanı'na çıkan istasyon da Moskova metrosunun en ünlülerinden. 1938 yılında hizmete açılan istasyonun içi komünist rejim yönetime gelince yıktırılan Christ The Saviour Katedrali'nin mermerleriyle yapılmış. Tavanlarda Sovyetler Birliği'nde yaşayan farklı kültürlerin ulusal giysileri yle resmedildiği kabartmalar var. Ayrıca birçok başka istasyonda olduğu gibi Sovyet propagandası amaçlı resimler burada da duvarları süslüyor. Kristal büyük lambalar ve bronz çerçeveli tablolar ise metro istasyonunun ismine yaraşır bir mekânda olduğunuz hissini veriyor.

Rengarenk vitraylarıyla Novoslobodskaya

Görsel açıdan en güzel istasyonlardan biri de Novoslobodskaya İstasyonu. Onu diğer istasyonlardan farklı kılan özelliği, Letonyalı sanatçılar tarafından yapılmış 32 adet rengarenk vitrayları. Pavel Korin'in ‘Dünyada Barış' isimli mozaikleri de bu istasyonda bulunuyor.

En derin istasyon

Moskova metrosunu dünyadaki diğer metrolardan farklı kılan bir başka özelliği de yeni istasyonlarda dahi estetiğe ve herkes tarafından dile getirilen ‘saray gibi' nitelemelerine uyacak mimariye sahip çıkılması. Bu durumun iki örneği 2003'te açılan Park Pobedy ve 2010'da açılan Dostoyevskaya durakları. Park Pobedy Durağı, yerin 97 metre altında olması itibarıyla Moskova'nın en derin, dünyanın ise en derin üçüncü metro istasyonu unvanını taşıyor. Rus sanatçıların elleriyle tasarlanan yapıtlar metro duvarlarını süslüyor. Islakmış hissi veren mermerlere yansıyan simetrik öğeler bakana görsel şölen sunarken, istasyondaki mozaiklerden birinde 1945'teki büyük zafer resmediliyor. Ve büyük ustanın isminin verildiği Dostoyevskaya Durağı... İstasyonun açılışı, metro hattının 75. yıldönümü kutlamalarına denk getirilmiş. Duvarlarında Dostoyevski'nin siyah beyaz mozaiğinin yanı sıra Budala, Karamazof Kardeşler, Suç ve Ceza gibi ölümsüz eserlerin karakterlerine yer verilmiş. Metro durağının bulunduğu yer aynı zamanda Dostoyevski'nin evinin de bulunduğu yer.

Patron işe, hanım eve çağırıyor!

* Latin alfabesiyle yazıldığında bile okunması kolay olmayan istasyon isimlerinin yazıda geçen şekilleriyle karşınıza çıkacağını zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Tamamı Kiril alfabesiyle belirtilen durak isimlerini anlamak pek kolay değil. İneceğiniz durağın ismini resim olarak hafızaya kaydetmek iyi bir fikir olabilir. Ya da karşılarında Latin harflerinin yer aldığı bir Kiril alfabesi edinip şifre çözer gibi okumaya çalışmaktan başka çare yok gibi görünüyor.

* Moskova Metrosu'nun belki de en ilginç özelliklerinden biri metro içlerinde yapılan anonslar. Yaklaşılan durağa dair yapılan anonsların kadın ya da erkek tarafından seslendirilmesi aynı zamanda hangi yöne doğru gittiğinizin ipucunu veriyor. Görme engelli yolcular düşünülerek kurulan sistemde şehir merkezine doğru gidiyorsan anons olarak erkek sesi, şehrin merkezinden uzaklaşıyorsan kadın sesi duyuyorsun. Ruslar hafızada kolay kalsın diye espriyle karışık şöyle bir mantık bile kurmuş: “Patron işe çağırıyor, eşin eve çağırıyor.”


* Moskova'da birden fazla gün kalacaksanız tek tek bilet almaktansa toplu bilet almak daha mantıklı. 11 kez binme hakkı veren kartların fiyatı yaklaşık 18 TL'ye denk geliyor. Bir güzellik de, metronun içinden hiç çıkılmadığı takdirde tek bir biletle 12 hattın tamamını ziyaret etmenin mümkün olması.