Moskova

Moskova
Şehirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şehirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2026 Cumartesi

RIA reytingine göre Rusya'nın en gelişmiş 10 şehri

 


Kaynak: https://turkrus.com/

 

RIA Reyting tarafından hazırlanan 2025 yılı sosyal ve ekonomik gelişmişlik sıralaması, Rusya bölgelerinde büyümenin yavaşladığını gösterdi. Ekonomik büyüklük, üretim hacmi, yatırımlar, bütçe gelirleri, istihdam, kişi başına gelir, işsizlik, yaşam beklentisi ve yoksulluk gibi göstergeler temel alınarak hazırlanan araştırmada, 85 bölgenin yalnızca 44’ünde ilerleme kaydedildi. Bir önceki yıl bu sayı 76 olmuştu. 

Sıralamanın ilk sırasında yine Moskova yer alırken, St. Petersburg ikinci oldu. Tataristan ve Moskova Bölgesi de 80 puanın üzerine çıkarak liderler arasında yer aldı.

İlk 10’da ayrıca Sverdlovsk Bölgesi, Hantı-Mansi Özerk Bölgesi, Leningrad Bölgesi, Krasnodar Krayı, Krasnoyarsk Krayı ve Yamal-Nenets Özerk Bölgesi bulunuyor. Bu bölgeler Rusya’nın toplam bölgesel hasılasının yarısından fazlasını üretirken, ülke nüfusunun üçte birinden fazlasına ev sahipliği yapıyor. Moskova ile St. Petersburg ise 90 puanın üzerinde sonuca ulaşan tek bölgeler oldu.

Listenin son sıralarında İnguşetya, Tuva, Kalmıkya, Yahudi Özerk Bölgesi, Altay Cumhuriyeti ve Karaçay-Çerkesya yer aldı.

Buna rağmen son sıralardaki bölgelerin büyük bölümünde sosyal ve ekonomik göstergelerde iyileşme görüldü. Uzmanlar, lider ve son sıralardaki bölgeler arasındaki farkın da azaldığına dikkat çekiyor.

2025’in en hızlı yükselen bölgeleri Yahudi Özerk Bölgesi, Dağıstan, Zabaykalye Krayı ve Çeçenya oldu. Sıralamada en fazla yükselen bölge 12 basamak birden çıkan Omsk Bölgesi olurken, Kurgan ve Amur bölgeleri de dikkat çekici ilerleme gösterdi. Buna karşılık Kemerovo Bölgesi 15 sıra gerileyerek en sert düşüşü yaşayan bölge oldu.

Uzmanlara göre 2025 yılında bölgesel gelişim daha yavaş seyretti ancak bölgeler arasındaki ekonomik uçurum bir miktar daraldı. Dağıstan ve Çeçenistan gibi Kuzey Kafkasya bölgelerinin en hızlı yükselenler arasında yer alması ise araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri oldu.

11 Nisan 2026 Cumartesi

12 bin nüfus yeterli: Rusya 1119 şehre ulaştı


Kaynak: https://turkrus.com/

  

Rusya’nın idari yapısında "şehir" (gorod) kavramı sanılandan çok daha katmanlı bir görünüm sunuyor. Son verilere göre ülkede 1119 şehir bulunuyor. Bu tablo, aynı statü altında hem megapolleri hem de birkaç yüz kişinin yaşadığı küçük yerleşimleri bir araya getiriyor. Uzmanlara göre “şehir” tanımı yalnızca nüfusla değil, ekonomik işlev, tarihsel rol ve bölgesel önemle belirleniyor.

"Gorod" sayılmak için Rusya'da genel eşik yaklaşık 12 bin nüfus olarak kabul edilse de bu kural esnek uygulanıyor. Bölgesel yönetimler ekonomik potansiyeli olan küçük yerleşimlere de şehir statüsü verebiliyor. Sanayi istihdamı, ulaşım altyapısı, sosyal hizmetler gibi faktörler bu kararda belirleyici oluyor. Bu nedenle Rusya’da şehir kavramı Batı’daki standartlardan daha geniş bir anlam taşıyor.

İzvestiya'nın incelemesine göre, ülkenin demografik ağırlığını 16 adet milyonluk şehir oluşturuyor. Moskova ve St. Petersburg başı çekerken Novosibirsk, Ekaterinburg ve Kazan gibi merkezler bölgesel ekonomik kutuplar olarak öne çıkıyor. Buna karşılık 500 bin ile 1 milyon arası nüfusa sahip yaklaşık 20 büyük şehir, üretim ve lojistik açısından kritik rol oynuyor.

Şehirler arasındaki yaşam maliyeti farkı da dikkat çekici. En pahalı şehir olarak öne çıkan Kuzey Kutup bölgesine komşu Anadır’de temel tüketim sepeti ülke ortalamasından yaklaşık yüzde 57 daha yüksek. Buna karşılık Nazran ve bazı Mordoviya şehirleri en düşük yaşam maliyetine sahip yerleşimler arasında yer alıyor. Bu fark, Rusya’nın coğrafi genişliği ve lojistik maliyetlerinin şehir ekonomilerine doğrudan yansıdığını gösteriyor.

Tarihsel açıdan bakıldığında ise Rusya’nın en eski şehirleri Derbent ve Kerç olarak kabul ediliyor. Her iki yerleşimin geçmişi iki bin yılın ötesine uzanıyor. Derbent’in kökenleri milattan önce dördüncü binyıla kadar giderken Kerç’in kuruluşu antik dönemlere dayanıyor. Bu şehirler, Rusya’nın yalnızca modern değil aynı zamanda çok katmanlı bir tarihsel mirasa sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Sistemin diğer ucunda ise nüfusu binin altına düşen şehirler bulunuyor. Yakutya’daki Verhoyansk ve Tula bölgesindeki Çekalin gibi yerleşimler demografik olarak küçük olsa da idari statülerini koruyor. Bu durum, Rusya’da şehir kavramının yalnızca büyüklükle değil, tarih ve yönetim geleneğiyle de şekillendiğini gösteriyor.

 

Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde büyük şehirler büyümeyi sürdürürken küçük şehirlerin geleceği daha çok ekonomik canlılık ve altyapı yatırımlarına bağlı olacak. Rusya’nın şehir haritası bu yönüyle yalnızca bir idari liste değil, aynı zamanda ülkenin ekonomik ve tarihsel dönüşümünün de aynası olmaya devam ediyor.

13 Mart 2026 Cuma

Moskova çevresinde en güzel köyler


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rusya Tur Operatörleri Birliği uzmanları, “Rusya’nın En Güzel Köyleri ve Kasabaları” listesine giren yerleşimleri inceleyerek Moskova’dan hafta sonu gezisiyle ulaşılabilecek az bilinen rotaları belirledi. Liste, tarihi dokusu korunmuş küçük kasabalarla edebiyat, sanat ve doğa mirasının iç içe geçtiği köyleri kapsıyor. Moskova’ya 100–300 kilometre mesafedeki bu noktalar, kalabalık turistik merkezlere alternatif arayanlar için öne çıkıyor.

Moskova bölgesinin en küçük kenti olan Vereya, toprak surlarıyla çevrili eski kremlini, 1830’lardan kalma ticaret sıraları ve Protva Nehri üzerindeki asma köprüsüyle dikkat çekiyor.

Tver bölgesindeki Zamytye ise 19. yüzyıl ticaret atmosferini yaşatan müzeleri, çömlek ve demirci atölyeleriyle öne çıkıyor.

Aynı bölgede yer alan Staritsa, Volga kıyısındaki manastırı, beyaz taş ocakları ve Puşkin’in sevdiği söylenen elmalı hamur işleriyle biliniyor.

Yakınlardaki Bernovo ise Aleksandr Puşkin’le ilişkili malikânesi ve parkıyla edebiyat meraklılarını çekiyor.

Daha güneyde, Ryazan bölgesindeki Konstantinovo, Sergey Yesenin’in doğduğu yer olarak öne çıkıyor. Oka Nehri’ne bakan müze-rezerv alanı ve her yıl düzenlenen Yesenin şiir festivali, köyü kültürel bir merkez haline getiriyor.

Tula bölgesindeki Bekhovo, ressam Vasiliy Polenov’un tasarladığı Trinity Kilisesi ve Oka üzerindeki seyir noktasıyla tanınıyor. Yakındaki Krapivna ise 19. yüzyıl ilçe dokusunu koruyan sokakları ve haziran ayında düzenlenen “ısırgan festivali” ile dikkat çekiyor.

Yaroslavl bölgesinde yer alan Poreçye-Rybnoye, sebzecilik geleneği ve Rusya’nın en yüksek köy çan kulelerinden biriyle biliniyor.

Aynı bölgede bulunan Velikoye ise Petro dönemine uzanan tarihi, Fyodor Şehtel imzalı sıra dışı konağı ve “Avrupa’ya açılan pencere” detayıyla öne çıkıyor.

Uzmanlara göre bu köy ve kasabalar, Moskova çevresinde “Rus taşrasının” estetik ve tarihsel çeşitliliğini kısa sürede görmek isteyenler için ideal duraklar sunuyor.

29 Eylül 2025 Pazartesi

Aksay, Vladimir, Artyom... Rusya'nın insan adlı şehirleri


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rusya’da sekiz şehir adını insanlardan alıyor. Rosreestr’in verdiği bilgilere göre bu şehirler arasında Vladimir, Primorskiy Krayı’ndaki Artyom, Kuzey Osetya’daki Beslan, Moskova bölgesindeki Vereya, Rostov bölgesindeki Aksay, Yakutistan’daki Aldan, Başkurdistan’daki Salavat ve İrkutsk bölgesindeki Tulun yer alıyor. Uzmanlar, bu isimlerin çoğunun tarihi şahsiyetlerden veya yerel halk arasında yaygın kullanılan isimlerden geldiğini hatırlatıyor.

Sadece şehirlerle sınırlı kalmayan bu eğilim, köyler ve kasabalarda da görülüyor. Rusya genelinde 350’den fazla yerleşim yeri insan isimlerini taşıyor. Özellikle Tataristan’da 39, Başkurdistan’da ise 35 köy ve kasaba kişisel isimlerden türetilmiş adlarla anılıyor. Bu durum, ülkenin toponimisinde kültürel çeşitliliğin ve halk hafızasının güçlü bir şekilde yansıdığını gösteriyor.

Öte yandan Rosreestr, Rusya’da 67 şehrin adlarının tekrarlandığını açıkladı. Bazı isimler üç farklı bölgede birden karşımıza çıkıyor. Örneğin Aleksandrovsk, Kirovsk, Krasnoarmeysk, Primorsk ve Sovetsk isimleri farklı bölgelerde yeniden kullanılıyor. İkili tekrar eden şehir adları arasında ise Donetsk, Dzerjinsk, Mirnıy, Troitsk, Ozersk ve Mikhailovsk gibi örnekler bulunuyor. 

23 Ağustos 2025 Cumartesi

Ünlü yazarların adını taşıyan 5 Rus şehri


Alexandra Guzeva 

Kaynak: https://www.gw2ru.com/  

 

Rusya'nın birçok şehrinde bu büyük insanların adlarını taşıyan sokaklar var, ama aynı zamanda onların anılarının ölümsüzleştirildiği şehirler de var.

1. Puşkin

Eski imparatorluk konutu Tsarskoye Selo, St. Petersburg'un banliyölerindeki bu kasabada yer almaktadır. Ancak Aleksandr Puşkin'in adı orada tesadüf değildir; büyük şair Tsarskoye Selo Lisesi'nde eğitim görmüş ve gençliğinin birkaç yılını burada geçirmiş ve ilk şiirlerini burada yazmaya başlamıştır. Şehir, adını SSCB'nin şairin ölümünün 100. yıldönümünü andığı 1937'de almıştır.

2. Gorki

SSCB'deki birçok park, sokak ve meydana proleter yazar Maksim Gorki'nin adı verilmiştir. Memleketi Nijniy Novgorod ise yazar hayattayken Gorki olarak yeniden adlandırılmıştır. 1990'da bu tarihi isim şehre geri verilmiş olsa da, şehir hâlâ sıklıkla "Gorki" olarak anılmaktadır.

3. Çehov

1954 yılında Moskova yakınlarındaki Lopasnya köyü, 'Çehov' adıyla şehir oldu. Yazarın malikanesi olan Melikhovo da yakınlardadır. Çehov burada yaşamış, oyunlar ve kısa öyküler yazmış ve ayrıca bir poliklinikte hastalara bakmıştır (çünkü tam lisanslı, pratisyen hekimdi!).

4. Lev Tolstoy

Şaşırtıcı bir şekilde, Lipetsk Bölgesi'nde yalnızca küçük bir köy ve bir istasyon, en ünlü ve üretken yazarın adını taşıyor. 82 yaşındaki Lev Tolstoy, evden kaçtıktan sonra hastalanarak istasyon şefinin evinde hayatını kaybetti. 1918'de bu istasyon ve Astapovo köyü, 'Lev Tolstoy' olarak yeniden adlandırıldı.

5. Lermontov

Kafkas Maden Suları bölgesi, ünlü şair Mihail Lermontov'un anısıyla özdeşleşmiştir. Lermontov, orduda görev yapmış, ünlü romanı "Çağımızın Kahramanı"nda bu yerleri anlatmış ve Pyatigorsk'ta bir düelloda hayatını kaybetmiştir. Şair, Lermontov şehrine hiç doğrudan gitmemiştir, çünkü şehir ancak 1953 yılında bir sanayiciler ve madenciler şehri olarak kurulmuştur.

Rusya'da en kısa ve en uzun isimli şehirler



Kaynak: https://dzen.ru/

Rusya'da, Bor, Ob ve Osa gibi yalnızca üç harften oluşan en kısa isimlere sahip on altı şehir bulunmaktadır.

Bu bilgi, Rosreestr tarafından Coğrafi İsimler Devlet Kataloğu'ndan alınan bilgilere dayandırılarak bildirilmiştir.

Bakanlığın belirttiğine göre, katalog operatörü Roskadastr'dir. Kataloğa göre, en az isim uzunluğuna sahip şehirler Asha, Bor, Buy, Gai, Dno, Zeya, Neya, Ob, Osa, Okha, Rezh, Sim, Ufa, Uyar, Shuya ve Yuzha'dır.

Rusya'nın en uzun ismine sahip şehri Uzak Doğu'da bulunan Aleksandrovsk-Sakhalinsky 

Rusya'da 1.242 şehir var.

Aleksandrovsk-Sakhalinsky, isminin uzun biçimiyle öne çıkıyor ve bu da ona özel bir statü kazandırıyor.

Bu şehrin sakinleri, rekor kıran ismiyle tamamlanan eşsiz mimari ve kültürel mirasıyla da gurur duyabilirler.


23 Haziran 2025 Pazartesi

45'den sonra huzur: Rusya'da 11 konforlu yaşam adresi


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rusya’nın geniş coğrafyasında bazı bölgeler, 45 yaş ve üzeri bireyler için sakin, sağlıklı ve bütçeye uygun bir yaşam sunma potansiyeliyle öne çıkıyor.

Moskova ve St. Petersburg gibi büyük şehirlerin kalabalık ve hızlı temposundan uzaklaşmak, doğayla iç içe bir yaşam sürmek veya deniz kıyısında gün batımını izlemek isteyenler için, erişilebilir sağlık hizmetleri, temiz çevre ve düşük yaşam giderleriyle dikkat çeken bu bölgeler, keyifli yaşam alternatifi oluşturuyor.

İşte Rus blogger Mark Yeremin'in farklı verilerden derlediği, sağlık, doğa, huzur ve uygun fiyatları bir arada sunan 11 bölge:

1.Krasnodar Krayı
Sıcak iklimi, Karadeniz kıyısındaki sahil kasabaları (Anapa, Gelencik, Yeysk, Novorossiysk), meyve-sebze bolluğu ve geniş sağlık altyapısıyla dikkat çekiyor. Sakin ve bütçeye uygun yaşam arayanlar için birebir. (Fotoğraf)

2. Kaliningrad Bölgesi
Avrupai şehir düzeni, ılıman kışlar ve Baltık kıyılarına yakınlığı ile öne çıkıyor. Kaliningrad şehri, uygun konut fiyatları ve kaliteli sağlık hizmetleriyle özellikle emekliler için cazip.

3. Tataristan Cumhuriyeti
Başkent Kazan, modern altyapısı, güvenliği, ulaşımı ve kültürel zenginliğiyle öne çıkıyor. Yakın çevresindeki Volga kıyısı köyleri ise huzurlu kırsal yaşam sunuyor.

4. Altay Krayı
Barnaul ve Biysk gibi şehirlerin yanı başındaki Altay doğası, temiz hava ve sağlıklı ürünleriyle alternatif tıbbın merkezi sayılıyor. Doğayla baş başa yaşamak isteyenler için ideal.

5. Kostroma Bölgesi
Orta Rusya’nın geleneksel ruhunu taşıyan Kostroma, ormanları, gölleri ve sade yaşam tarzıyla tanınıyor. Kışları soğuk ama samimi bir atmosfer sunuyor.

6. Yaroslavl Bölgesi
Yaroslavl şehri, tiyatroları, parkları ve Volga manzaralı yürüyüş yollarıyla kültürel bir hayat sunarken, Moskova’ya yakınlığıyla da cazip hale geliyor.

7. Kırım Cumhuriyeti
Sıcak iklimi, dağ ve deniz manzaraları, yıl boyu taze sebze-meyve bolluğu ile küçük sahil kentleri (Sudak, Koktebel, Feodosiya) özellikle emeklilik için tercih ediliyor.

8. Mari El Cumhuriyeti
Yoşkar-Ola şehri temizliği, düzenliliği ve düşük yaşam maliyetiyle dikkat çekiyor. Kalabalıktan uzak yaşamak isteyenler için gizli bir cennet.

9. Tomsk Bölgesi
Tomsk, üniversite ve sanatoryumları, yeşil doğası ve kültürel hayatıyla sakin ama entelektüel bir ortam sunuyor. Sibirya içinde daha ılıman bir iklime sahip.

10. Karelya Cumhuriyeti
Petrozavodsk çevresindeki göller, ormanlar ve sessizlik, doğa ile baş başa yaşamak isteyenleri cezbediyor. Turist kalabalığından uzak, gerçek kuzey deneyimi sunuyor.

11. Belgorod Bölgesi
Güneyde yer alan bu bölge, düzenli şehir yapısı, uygun iklimi ve iyi altyapısıyla tanınıyor. Belgorod şehri, Rusya’nın en yaşanabilir şehirlerinden biri olarak gösteriliyor.

23 Mart 2025 Pazar

Rusya'da farklı tarihi dönemlerde değiştirilen şehir isimleri

 


Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte, Rus şehirlerinin adlarındaki Almanca algılı ekler değiştirildi.

Örneğin St. Petersburg, Ağustos 1914'te Petrograd'a dönüştü.

Povolzhye'deki Yekaterinenshtadt şehri 1915'te Yekaterinograd'a dönüştü. 

1920-1930'larda, Bolşevik Devrimi ve İç Savaş'tan sonra yer adları da toplu olarak değiştirildi. Çarlık rejimiyle bağlantılı tüm isimler değiştirildi; şehirler, Marksizm'in kurucuları ve diğer Sovyet figürlerinin onuruna yeni isimler aldı.

İşte birkaç örnek:

Yekaterinograd → Marksshtadt (1920) → Marks (1942)

Yekaterinodar → Krasnodar (1920)

Yamburg → Kingisepp (1922, Estonyalı bir devrimcinin anısına)

Yekaterinburg → Sverdlovsk (1924)

Simbirsk → Ulyanovsk (1924)

Petrograd → Leningrad (1924)

Tsaritsyn → Stalingrad (1925)

Tver → Kalinin (1931)

Vladikavkaz → Ordzhonikidze (1931, 1944'ten 1954'e kadar, adı Dzaudzhikau olarak değiştirildi)

Novokuznetsk → Stalinsk (1932)

Nijniy Novgorod → Gorki (1932)

Vyatka → Kirov (1943)

1945 yılında II. Dünya Savaşı sonucunda Doğu Prusya SSCB tarafından ilhak edildi.

Königsberg → Kaliningrad (1946)

Pillau → Baltiysk

Tilsit → Sovyetsk

1948 yılında Finlandiya ile yapılan barış antlaşmalarının sonuçlarını güvence altına almak amacıyla Karelya Kıstağı'ndaki şehirlerin isimleri değiştirildi.

Antre → Kamennogorsk

Kexholm → Priozersk

Koivisto → Primorsk

1956 yılında Josef Stalin'in kişilik kültü resmen kınandı.

Stalingrad → Volgograd (1961)

Stalinsk → Novokuznetsk (tekrar eski ismine geri döndü!)

Bu eğilim, adını yakın çevresinden alan yer adlarını da etkiledi.

Molotov → Perm (bu isim 1957'de geri getirildi)

Voroşilov → Ussuriysk

Çkalov → Orenburg

Dünyanın ilk astronotunun doğduğu yer olan Gjatsk kenti, Yuri Alekseevich'in ölümünün ardından 1968 yılında Gagarin adını aldı.

Perestroyka (1985-1991) döneminde birçok kent tarihi isimlerini yeniden kazandı.

Leningrad → St. Petersburg

Sverdlovsk → Yekaterinburg

Kuybışev → Samara

Gorki → Nijniy Novgorod

Kalinin → Tver

Bu arada, Leningrad Bölgesi ve Sverdlovsk Bölgesi yeniden adlandırılmadı. 1990'da Ordzhonikidze aynı anda iki ismi geri aldı - Rusça Vladikavkaz ve Oset dilinde Dzaudzhikau. 

21 Aralık 2024 Cumartesi

Dünyada 30'dan fazla Moskova var?




Kaynak: https://turkrus.com/

  

Tüm dünyada ise Moskova adını taşıyan 30 kadar şehir ve köy var.

Kulağa şaşırtıcı gelse de, bunların 20'den fazlası Amerika Birleşik Devletleri'nde. 

Rusya'daki Moskova sayısı ise başkent hariç 3. Aynı adı taşıyan bu yerleşim birimleri Tver, Pskov ve Kirov vilayetlerinde.

İşte Russia Beyond'un derlemesine göre, gezginlerin karşısına çıkabilecek 7 Moskova:


1. En Avrupalı Moskova Belçika'nın Ghent şehrinde. Yerleşim birimine Moscou adı Napolyon savaşları sırasında bölgede konaklayan Rus ordusunun anısına verilmiş. 

2. Avrupa'daki en eski Moskova ise Polonya'da 1418'de kurulan Moskwa. Varşova'ya 130 kilometre mesafedeki kasabanın nüfusu sadece 110. 

3. Dünyada komünizmin en çok taraftar bulduğu ülkelerden biri Hindistan. Sovyetler Birliği'nden esinlenen Hindu komünistler bir yerleşim birimine Moscow adını vermiş. Köyde yaşayan Hinduların bazılarının adı Lenin, Gagarin, Kruşçev, Brejnev ve Puşkin. 

4. Bir Moskova da İskoçya'da var. Asıl adı Moss-hall ya da Moss-haw olan yerleşimin adı yine Napolyon savaşlarının anısına değiştirilmiş. Kasaba Kırım Savaşı'ndan sonra Rus mültecilere de ev sahipliği yapmış. 

5. ABD'deki 20 Moskova arasında en kalabalık olan Idaho eyaletindeki 24 bin nüfuslu Moscow kasabası. Kasabanın neden bu adı taşıdığı belli değil. Muhtemelen kimse merak edip araştırmamış!

6. Moscow, Pennysylvania'nın 1850'lerde Rusya'dan göç eden Luteryen bir papaz tarafından kurulduğu tahmin ediliyor. 

7. Tennesse'deki Moscow kasabası ise Amerikan İç Savaşı'na ev sahipliği yapmış yerlerden biri. Kasabada şimdi Moskova Savaşı (the Battle of Moscow) anısına bir anıt-kompleksi var.

30 Ekim 2024 Çarşamba

Rus Seyahat Alfabesi: Moskova


Kaynak: https://www.rbth.com/

 

'M' harfini öğrenin ve Rusya'nın başkentini keşfedin.

 

M – Moskova

Moskova, Rusya'nın başkenti ve en büyük şehridir (13 milyon nüfus).

Ortaçağ Kremlin'inden, Rus İmparatorluğu'nun tüccarlarının şehir malikanelerine, Stalin tarzından modern gökdelenlere kadar farklı dönemlere ait mimari eserleri keşfedebilirsiniz.

Ayrıca Moskova dünyanın en yeşil metropollerinden biridir!

Şehrin topraklarının yaklaşık yarısı parklarla kaplıdır.

12 Eylül 2024 Perşembe

Bitmeyen rekabet: Moskova ve Petersburglular neyi paylaşamıyor?


Kaynak: https://turkrus.com/

  

Rusya'nın başkenti Moskova ile "kuzeyin başkenti" St. Petersburg arasında tarih boyunca süregelen bir rekabet ve çekişme olduğu malum. Bu iki şehir, ülkenin kültürel, politik ve ekonomik merkezleri olmasına rağmen, birbirlerine karşı sürekli bir kıyaslama ve eleştiri halinde. Birbirlerine laf çakmalar, tepeden bakmalar, küçümsemeler bu "tatlı sert" ilişkinin çıkıntıları... RBTH, bu çekişmenin iki tarafının birbirine karşı yönelttiği bazı eleştiri, alay ve suçlamaları derledi:

Moskova'nın "kaba ve madiyatçı" olarak Görülmesi

St. Petersburg'da yaşayanlar, Moskova’yı genellikle kaba, maddiyatçı ve kültürel açıdan zayıf bulur. Onlara göre Moskova, paranın, siyasi gücün ve ticaretin şehri; sanat ve estetik açıdan fakir. Bu sebeple Moskova, St. Petersburg sakinleri tarafından zaman zaman kültürel olarak "boğucu" ve "tüketim odaklı" olarak eleştirilir.

St. Petersburg’un "Batılı ve snob" görülmesi

Moskova ise St. Petersburg’u "fazla Batılı", "snob" ve "entelektüel" olarak eleştirir. Moskova’dan bakıldığında, St. Petersburg sakinleri Avrupa kültürüne fazla yakın olmakla ve kendi Rus köklerinden uzaklaşmakla suçlanır. Şehir, bazen "Avrupa'nın Rusya'daki uzantısı" olarak görülür ve bu durum Moskova'da tepki çeker.

Başkent olarak tarihsel çekişme

St. Petersburg, Çar I. Petro tarafından Rusya’nın başkenti yapıldığında Moskova halkı bu durumu "ihanet" olarak görmüş ve uzun yıllar boyunca Moskova’nın hak ettiği başkent statüsünün geri gelmesini beklemiştir. 1918'de başkentin Moskova'ya geri taşınması, Moskova’nın bu tarihi rekabette üstün gelmesine sebep oldu. Ancak St. Petersburg sakinleri, başkentin yerinin aslında kendi şehirleri olduğunu savunmaya devam ederler.

St. Petersburg’un "sanat ve kültür merkezi" iddiası

St. Petersburg halkı, şehrin Rusya’nın asıl sanat ve kültür merkezi olduğunu sık sık dile getirir. Hermitage Müzesi, Mariinsky Tiyatrosu ve Dostoyevski gibi büyük yazarların bu şehirde doğmuş veya burada yaşamış olması, şehrin entelektüel mirasının bir sembolü olarak görülür. Moskova ise Bolşoy Tiyatrosu ve Rusya’nın en büyük müzelerinden olan Tretyakov Galerisi gibi kültürel mekanlarla bu iddialara karşı çıkar.

Moskova’nın "çok yoğun ve kaotik" olduğu eleştirisi

St. Petersburg sakinleri, Moskova’nın aşırı yoğun ve kaotik bir şehir olduğunu, yaşam kalitesinin düşük olduğunu sık sık dile getirirler. Moskova’nın nüfusu, trafik sıkışıklıkları ve sürekli inşaat çalışmaları bu eleştirilerin başlıca nedenleridir. St. Petersburg, bu açıdan daha sakin ve yaşanabilir bir şehir olarak öne çıkar.

Moskova’nın politik gücü ele geçirme eleştirisi

St. Petersburg halkı, Moskova’nın ülkenin tüm politik gücünü elinde topladığını ve St. Petersburg’un hak ettiği önemi kaybettiğini savunur. Başkent Moskova olduğu için tüm politik kararlar orada alınır ve bu durum St. Petersburg'da hayal kırıklığı yaratır. Şehirde, Moskova’nın politik baskınlığına karşı bir memnuniyetsizlik bulunur.

St. Petersburg’un "depresif havası"

Moskova sakinleri, St. Petersburg’un sık sık yağmurlu ve bulutlu olan havasıyla dalga geçer. St. Petersburg’da yılın büyük bir kısmında güneşin nadiren görüldüğü bilinir ve bu durum Moskova’da yaşayanlar tarafından "depresif bir şehir" olarak nitelendirilir.

St. Petersburg’un gelişime direndiği eleştirisi

Moskova, hızlı bir şekilde gelişen ve değişen bir şehir olarak öne çıkarken, St. Petersburg’un daha yavaş ve muhafazakar bir gelişim sürecinde olduğu söylenir. Moskova’daki gökdelenler, modern mimari ve lüks yaşam alanları, St. Petersburg’a göre daha çarpıcıdır. Moskova sakinleri, St. Petersburg’un gelişim açısından geride kaldığını düşünür.

St. Petersburg'un "Avrupa’ya yakın olmasıyla övünmesi"

St. Petersburg sakinleri, Moskova’ya kıyasla Avrupa’ya daha yakın olduklarını ve bu yüzden şehirlerinin daha sofistike olduğunu öne sürerler. Bu görüşe göre, St. Petersburg’da Avrupa kültüründen esintiler daha fazla hissedilirken, Moskova daha "doğulu" ve geleneksel bir çizgide kalmıştır.

Ekonomik güç farklılığı

Moskova, Rusya’nın en zengin şehri olarak öne çıkar ve bu durum, St. Petersburg’da kıskançlıkla karşılanır. Moskova’daki devasa ekonomik aktiviteler, şirket merkezleri ve iş dünyasının merkezde toplanması, St. Petersburg’un gölgede kalmasına neden olur. St. Petersburg halkı, Moskova’nın bu ekonomik üstünlüğünü "aşırı hırs" olarak nitelendirir.

Bu rekabet, Rusya'nın iki büyük şehri arasındaki tarihi ve kültürel çekişmeyi yansıtır ve zaman zaman alaylı bir dile bürünerek halk arasında eğlenceli bir tartışma konusu olmaya hep devam eder ve edecek...


26 Ağustos 2024 Pazartesi

Rusya'nın en romantik 5 şehri





Kaynak: https://turkrus.com/


Rusya'nın en romantik şehirleri hangileri?

Tutu seyahat servisi tarafından yapılan ve 2 binden fazla kişinin katıldığı ankete göre, ülkenin en romantik şehri, kuzey başkenti St. Petersburg.

İzvestiya'nın aktardığı ankette, katılımcıların %41'i, beyaz geceleri, olağanüstü mimarisi ve atmosferi ile tanınan St. Petersburg'u en romantik şehir olarak seçti. 

İkinci sırada ise %8'er oyla Kaliningrad ve Moskova yer aldı.

Üçüncü ve dördüncü sıra ise %7 oyla Soçi ve %6 oyla Kazan'ın oldu.

Anketin sonuçlarına göre, ilk onda yer alan diğer şehirler Nijni Novgorod, Uryupinsk, Vladivostok, Yekaterinburg ve Suzdal. 

Kislovodsk, Samara, Rostov-na-Donu, Novosibirsk ve Murmansk gibi şehirler de romantik şehirler arasında sayılırken, listenin sonunda Sortavala, Petropavlovsk-Kamchatski ve Kolomna gibi şehirler bulunuyor.

27 Mart 2024 Çarşamba

Aynı adı taşıyan birçok Rus şehri olduğunu biliyor muydunuz?



Kaynak: https://www.rbth.com/

 

Rusya'da 1.120 şehir var ve bazılarının isimleri tam anlamıyla aynı! Hatta bazıları aralarındaki mesafeye rağmen birbirine benziyor!

1.Sovyetsk

Kaliningrad Bölgesi'ndeki Sovetsk, bölgenin en kalabalık ikinci şehridir. Tylzhi ve Neman nehirlerinin birleştiği yerde bulunur ve Litvanya ile sınır komşusudur.

Kirov Bölgesi'ndeki Sovetsk ise Pizhma ve Vyatka nehirlerinin kavşağında bulunan küçük bir Ural kasabasıdır.

2. Blagoveşçensk

Amur Bölgesi'ndeki Blagoveşçensk, Amur Nehri kıyısında, Çin'in Heihe kentinin karşısında yer almaktadır. Blagoveşçensk, Trans-Sibirya Demiryolunun son duraklarından biridir.

Başkıristan'ın da kendi Blagoveşçensk'i var. 18. yüzyılın ortalarında bir bakır eritme tesisinin etrafında kurulmuş bir sanayi kentidir. Bölgenin başkenti Ufa'dan çok uzakta değil.

3. Kirovsk

Murmansk ve Leningrad bölgelerinde devrimci Sergei Kirov'un adını taşıyan kasabalar var. Murmansk Bölgesi'nde Kirovsk, Kuzey Kutup Dairesi'nin yukarısındaki Khibiny sıradağlarının eteklerinde yer almaktadır. Ülkenin en popüler kayak merkezlerinden biridir.

Leningrad Bölgesi'ndeki Kirovsk ise St. Petersburg'un uydu şehridir. Dünya Savaşı'nda Leningrad'ın savunmasına adanmış bir anıta ev sahipliği yapıyor.

4.Primorsk

Leningrad Bölgesi'ndeki küçük Primorsk kasabasında, 20. yüzyılın başlarından kalma eski bir Lutheran kilisesi olan St. Mary Magdalene Kilisesi korunmuştur.

Kaliningrad Bölgesi'nin de ayrıca Rusya'nın en küçük şehirlerinden biri olan, birçok güzel evi ve caddesi olan kendi Primorsk'u (kelimenin tam anlamıyla "deniz kenarında" anlamına gelir) vardır.

5. Krasnoslobodsk 

Bu şehrin adı 'krasnaya' ('kırmızı' ama aynı zamanda Eski Rusça'da 'güzel' anlamına da geliyordu) ve 'sloboda' ('yerleşim') sözcüklerinden oluşuyor. Yani güzel, özgür bir yerleşim. Rusya'da sadece iki tane olması şaşırtıcı. Mordovya'da bir tane, 16. yüzyılın ortalarından beri biliniyor (ve 1780'e kadar Krasnaya Sloboda olarak adlandırılıyordu).

İkincisi Volgograd'a yakın. Volga Nehri'nin diğer tarafında yer alan uydu şehridir. 1870 yılında kurulan bu şehrin orijinal adı da Krasnaya Sloboda'ydı.

5 Şubat 2022 Cumartesi

BM: Moskova, altyapı gelişimi ve yaşam kalitesi bakımından dünyanın en iyi metropolü


Kaynak: https://tr.sputniknews.com/

 

Birleşmiş Milletler (BM) Rusya’nın başkenti Moskova’yı altyapımı gelişimi ve yaşam kalitesi bakımından dünyanın en iyi metropolü olarak tanıdı.

BM İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat) çerçevesinde ‘Şehir Refah Endeksi’ isimli sıralamanın ön versiyonu yayınlandı. Listenin tam hali 31 Mart’ta kamuoyuna sunulacak.

Mevcut listede Rusya’nın başkenti Moskova 83.2 puanla altyapı gelişimi bakımından birinci sırada yer aldı.

İngiltere’nin başkenti Londra 75.9, Fransa’nın başkenti Paris de 76.3 puanla onu izledi.

Yaşam kalitesinde de Moskova ilk sıraya yerleşti. Kentin puanı 68.3 oldu.

Londra bu anlamda 61.59, Paris 57.16 puan aldı.

Moskova genel anlamda küresel sıralamada da 29 metropol arasında üçüncü sıraya yerleşti.

Birinci sıra Singapur’a, ikinci sıra da Toronto’ya ait.

Sıralamada ayrıca toplumsal eşitlik ve katılım, ekonomik verimlilik, çevresel sürdürülebilirlik ve kentsel yönetim ve tüzük gibi parametreler de dikkate alındı.

Uzmanlar sıralama için dünyanın 50 büyük kentini dikkate aldı. Listede Bangkok, Bogota, Buenos Aires, Hong Kong, Darüssalem, Delhi, Jakarta, Lagos, Lima, Londra, Madrid, Mexico City, Moskova, Nairobi, New York, Osaka, Paris, Pekin, Santiago, Sao Paulo, Seul, Sidney, Singapur, Tokyo, Toronto, Ho Chi Minh City, Şanghay, Vuhan ve Riyad dahil 29 kent yer alıyor.

3 Ocak 2022 Pazartesi

Rusya'nın en Sovyetik şehirleri


Kaynak: https://turkrus.com/

  

Yandex harita servisi, RBC gazetesinin isteği üzerine ülkede Sovyet döneminden kalma yer ve sokak isimlerini analiz etti. Örneğin başkent Moskova'da SSCB'nin kurucusu Lenin'in adını taşıyan 10 sokak bulunuyor. Ülkede en çok "Sovyet Sokağı" ise St. Petersburg'da. Şehirde bu isimde tam 27 sokak bulunmakta.

Ancak bu sayıya rağmen ülke genelinde toplam sayıya oranla Sovyetler'den kalma isimlerin en az olduğu yer yüzde 0,6'lık oranla başkent Moskova. St. Petersburg'da da oran yalnızca yüzde 1,3.

Oranın en yüksek olduğu bölge ise yüzde 9,4 ile Mordovya. Cumhuriyet, Sovyetler Birliği döneminde çok sayıda gulaga da ev sahipliği yapmıştı.

Devrimin önemli simalarından Mihail Kalinin anısına verilen sokak isimlerinin en fazla olduğu şehir ise 9 ile Saratov. Kalinin'in adını taşıyan sokak sayısı Krasnodar'da 7, Voronej'de 5.

1934'te cinayete kurban giden komünist parti yöneticisi Kirov'un adı en çok Omsk'ta yaşatılıyor. Şehirde bu adı taşıyan 10 sokak var.

Komünizmin baş teorisyeni Karl Marx'ın adına en çok St. Petersburg'ta rastlanıyor. Şehirde 4 sokak Marx'ın adını taşımakta. Moskova'da ise bu sayı 3.

Ekim Devrimi anısına verilen yer ve sokak isimlerinde başkent Moskova 22 ile başı çekiyor. İkinci sorada 14'le Bryansk var.

29 Eylül 2021 Çarşamba

En iyi şehirler listesinde Moskova dördüncü sırada


Kaynak: https://tr.sputniknews.com/

© REUTERS / Tatyana Makeyeva

 

Rusya’nın başkenti Moskova Resonance danışmanlık şirketinin hazırladığı ‘Dünyanın en iyi 100 şehri’ listesinde dördüncü sırada yer aldı.

Resonance danışmanlık şirketi ‘Dünyanın en iyi 100 şehri’ listesini hazırladı. Listenin başını Londra, Paris ve New York çekti.

Rusya’nın başkenti Moskova dördüncü sıraya yerleşti. Son yıllarda Google Trends sıralamasında kente ilginin arttığı belirtilen listede 2018 FIFA Dünya Kupası gibi uluslararası etkinliklerin bu ilginin artmasına katkıda bulunduğu kaydedildi. Havayolu ile ulaşımın en kolay olduğu yerlerden biri olduğu hatırlatılan kent, ‘dünyanın eğitimli vatandaşlarına sahip üçüncü kenti’ olarak nitelendirildi.

Diğer yandan Moskova listede ilk 20’de yer alan tek Rus kenti değil. Rusya’nın kuzey başkenti olarak anılan St. Petersburg da 17. sırada.

Listede St. Petersburg’un ‘Kuzey’in Venedik’i’ unvanını hak ettiği, sanat ve eğitimle öne çıktığı belirtildi.

İstanbul da listenin 23. sırasına yerleşti. İki kıtaya yayılan tek büyük kent olduğuna dikkat çekilen İstanbul’un bugün, bu stratejik konumunu kendisine yeni yatırımlar çekmek için kullandığı ifade edildi.

“İstanbul’un tarihinin üzerine kurulu olduğu Doğu ve Batı’nın, eski ile yeninin, muhafazakarlık ve liberalliğin buluşması, buradaki her şeyi renklere bürüyor” ifadelerine yer verilen listede kentte minarelerle kilise kulelerini, kara çarşaflı ve vücuda oturan Armani elbiseli kadınları yanyana görmenin mümkün olduğuna dikkat çekildi.

26 Temmuz 2021 Pazartesi

Novosibirsk, Privalov ve bir fotoğraf



Alper Eliçin (noktakibris.com)

Kaynak: https://medyagunlugu.com/

 

Novosibirsk, Rusya Federasyonu’nda, Moskova’nın 2000 kilometre doğusunda bulunan bir kent. Aynı zamanda Sibirya bölgesinin de başkenti olan, Obi Nehri kıyısındaki Novosibirsk, Moskova ve St. Petersburg’dan sonra Rusya’nın üçüncü büyük şehri olma özelliğini taşıyor. 1893’de, Transsibirya diye adlandırılan ve Avrupa Rusya'sını Pasifik sahiline bağlayan demiryolunun şantiyesi olarak kurulmuş. 

Bu demiryolu Rusya’nın emperyal emellerinin bir parçası olarak inşa edilmiş. 9289 kilometre uzunluğunda. Türkiye’deki tüm demiryolu şebekesine yakın bir uzunluk. Oldukça zorlu bir inşaat süreci sonucu gerçekleştirilen bu hattın inşası esnasında, pek çok büyük nehri de aşmak gerekmiş. Bunlardan biri de Obi. Şantiyelerden biri de, işte bu nehrin aşılması için yapılması gereken büyük bir köprünün yakınına kurulmuş. 

Geniş bir alana yayılan bu kente ben 18-21 Mart 2013 arası bir iş için gitmiştim. Novosibirsk Tolmaçevo Havalimanı’nda (OVB) bulunan uçak bakım tesislerinde, Ural Havayolları filosunda uçan bir A321’in C- bakımı yapılmaktaydı ve uçak o sıralar danışmanlığını yapmakta olduğum, Türklere ait bir Rus firmasının bünyesindeydi. Uçak daha önceden bir ufak kaza geçirmiş olduğundan arka bagaj kapısının da değişmesi gerekiyordu. Bakımın ve tamirin gelişiminin yönetim tarafından gözlemlenmesi gereksinimi doğmuştu. 

Seyahate, Türkiye’de teknik bakımın duayenlerinden, THY eski genel müdürlerinden Sayın Yusuf Bolayırlı da katılmıştı. (Yusuf Bey, meslek olarak uçak mühendisi olup, genel müdür olmadan önce uzun yıllar THY teknik bölümünde çalışmış, THY’de teknikten sorumlu genel müdür yardımcılığı yapmıştır.) 

Grubumuza, danışmanlığını yaptığım şirketin teknik müdürü, Dmitriy Arkiphov da Novosibirsk’te katılacaktı. Sanırım, Dmitriy aslen Novosibirskliydi. Kendisinin işe alım sürecinde bulunduğumdan, işe kabul edildikten sonra birkaç gün izin isteyip Novosibirsk’e gittiğini, bütün eşyalarını toparlayıp Transsibirya Ekspresi ile Moskova’ya döndüğünü hatırlıyorum. 

Saat 20.00’de Atatürk Havalimanı’ndan kalkan, bizi OVB’ye götürecek olan THY’nin B737-800 uçağı tamamen doluydu ama Yusuf Bey ve benim dışında tüm yolcular İstanbul’a alışveriş için gelen Rus hanımlardı. Altı saat civarında süren uçuşta dört zaman dilimi aşıldığından, yolcular açısından uçuşu izleyen günlerde jet lag’in etkisinin biraz sert geçtiğini de bu arada vurgulayayım. 

Yerel saatle 06.00 civarında Novosibirsk üzerine vardığımızda, mehtap ve karla kaplı doğa nedeniyle aşağısı ilginç bir görünüm arz ediyordu. Tamamen donmuş haldeki bir coğrafyanın ortasında Obi Nehri buzdan bir pist gibi uzanıyordu. Ormanlık alanlar ise daha yeşil bir görüntü sunuyordu. 

Ekiplere veda ederek uçaktan ayrıldık. Kabin ekipleri aynı sabah geri uçacak, Uçuş ekipleri ise havalimanının hemen yanındaki kutu gibi bir otelde, birkaç gün sonra yapılacak bir sonraki uçuşu bekleyecekti. O zamanlar THY OVB’ye haftada üç kez uçuyordu. Günümüzde artık uçmuyor. Aynı uçakla geri dönecek kabin ekibi de, kentle hiçbir bağlantısı olmayan ve oldukça uzakta olan havalimanında birkaç gün geçirecek olan uçuş ekibi de mutsuzdu. Eski genel müdürlerine epey bir dert yanmışlardı. 

Bizi Dmitriy terminalde karşıladı. Direksiyonu sağda olan bir Japon arabasıyla şehre doğru yollandık. Rusya’nın doğusunda ikinci el Japon arabaları ucuz ve dayanıklı olduğundan çok popülermiş ve Japonya’da direksiyon solda olduğundan buralarda da hem sağ hem sol direksiyonlu arabalar görmek mümkünmüş. 

Kent merkezindeki Azimut Otel’e yerleştik. Sovyet döneminde yapıldığı anlaşılan otel, özel sektör yönetiminde standardını bir miktar yükseltmiş gibi görünüyordu ama Moskova’daki lüks otellerle yakından uzaktan alakası yoktu. Transsibirya ile Moskova- Vladivostok arasında turistik bir seyahat yapan bir arkadaşımdan, kentin civarında oldukça lüks bir otel olduğunu da sonradan öğrendim. 

O günü jet lag’in de etkisiyle dinlenerek geçirdik. Öğle vakti otelden çıkıp civarda biraz dolaştık. Yakınlarda, Obi Nehri’ni aşan Ekim (Oktyabrskiy) Köprüsü ve tren istasyonu vardı. Yerler on santim kalınlığında buz ile kaplıydı. Daha sonra Dmitriy’den öğrendiğimize göre, Sibirya’ya kar genelde ekim-kasım aylarında yağarmış. Daha sonra ısı iyice düşünce kar yağışı durur, sonbaharda yağan kar da zeminde donup, taşlaşarak bahara kadar kalırmış. 

Isı mart ortası olmasına rağmen öğlen vakti -11 dereceydi. Tren istasyonuna ulaştık ve içeri girdik. O sırada Vladivostok’tan gelen ve Moskova’ya gitmekte olan Transsibirya Ekspresi de tesadüfen perondaydı. Biz de daha yakından görmek için Yusuf Bey’le perona indik. 

Gezi amaçlı olarak trenle Moskova-Vladivostok arası seyahat etmiş olanlarınız olabilir. Bu seyahatleriniz, ya turistik amaçlı özel trenlerle olmuştur ya da standart ekspresin sonuna eklenmiş lüks bir vagonla. Ayrıca, gezinizi yaz aylarında yapmış olmanız çok muhtemel. 

Ancak gördüğüm kadarıyla, bu tren yolculuğu turistin gezilerde yapılandan oldukça farklı. Uçak yolculuğuna parası yetmeyenlerin, çok miktarda bagajla bir kentten başka bir kente göç edenlerin veya uzun süreliğine yeni görev yerlerine gidenlerin kullandığı bir ulaşım aracı bu tren. Ayrıca izne giden veya dönen askerler de kullanıyor. Vagonların buzlanmış camlarından içeriye baktığınızda, yorgun, bitkin, dünyaya umutsuzca bakan, daha çok erkeklerden oluşan yolcuların kompartımanları doldurduğunu görüyorsunuz. Yolculara ek olarak, kompartımanlar tıka basa bavullar ve denklerle dolu. Her kompartımanın ortasında kömür ateşi ile yanan bir ocak var ve ocağın üstünde bir semaver. Sürekli çay demleniyor. 

Transsibirya Ekspresi, çarlık döneminden beri Rusya’nın ulaşımda belkemiğini oluşturmuş. Tek hat olduğundan ve yaz kış hiç aksamadan çalışması gerektiğinden dakikliğine çok önem veriliyormuş.

Ertesi günden itibaren Dmitriy ile birlikte Ekim Köprüsü’nden geçerek Havalimanı’na gitmeye başladık. Terminal yakınlarındaki hangarda uçağın bakımı yapılıyordu. Oldukça eski bir binaydı. Ağırlıklı olarak tuğladan yapılmıştı. Dışarısı çok soğuk olduğundan gerekmedikçe hangarın kapısı açılmıyordu. 

Bu vesileyle hangarın hikayesini de öğrenmiş oldum. Bu bina ve ikizi, Hitler Almanyası döneminde Almanca adıyla Danzig, bugünkü Lehçe adıyla Gdansk olan şehirde denizaltı bakım üssü olarak yapılmış. Sovyet işgali sonrasında sökülerek savaş ganimeti olarak Sovyetler Birliği’ne götürülmüş. Bir tanesi Novosibirsk Havalimanı’nda uçak bakım tesisi olmuş, diğeri ise Vladivostok’a götürülerek Sovyet Pasifik filosunun hizmetine verilmiş. Yani içinde bulunduğumuz hangar bir savaş ganimetiydi. 

Lisedeki Alman hocalarımdan Herr Stolzenberg, Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı döneminde yaşadığı büyük yıkımın savaş esnasındaki hava bombardımanlarından olmadığını, asıl yıkımın savaş sonrası, özellikle Ruslar tarafından yapıldığını anlatmıştı. Tüm makine, teçhizat, bazı binalar, çift hat olan demiryollarının bir hattı sökülerek, SSCB’ye taşınmış. Pek çok bilim insanı da zorla Rusya’ya götürülmüş. Tabii daha az oranda olsa da ABD’nin ve müttefiklerinin de Almanya’nın talanında rol oynadıklarını unutmamak gerekir. Onlar da bilim adamları, teknoloji, patent gibi konularda Almanya’yı yağmalamışlar. 

İstanbul’a dönmeden önce Yusuf Bey’le şehirde bir yürüyüş daha yapma olanağı bulduk. Hava buz gibi ama kuru ve güneşliydi. Sibirya’nın ortasında on yıllarca önce yapılmış görkemli binalar ve en önemlisi, bir şantiye olarak kurulmuş tundranın ortasındaki bu kentte etkileyici bir opera binası ile karşılaşmak beni çok şaşırtmıştı. Osmanlı’nın Anadolu’da çok az imar faaliyetinde bulunduğunu hatırlayınca çok üzülmüştüm. (Buna karşılık, Rus işgali sırasında Kars’a yapılan opera binası, şimdilerde hiç olmazsa otel olarak hizmet vermekte.) 

Bir müzenin önündeki geniş bir meydana ise panolar yerleştirilmiş, Novosibirsk tarihi ile ilgili resimlere yer verilmişti. Bunlardan biri de yazının başında yer alan fotoğraftı.  Ekim Köprüsü altından geçip, hemen ardındaki demiryolu köprüsüne çarpmamak için hızla yükselen bir Mig-17… 

Olay 4 Ocak 1965’te sıcak bir günde, herkes Obi sahilinde güneşlenirken gerçekleşmiş. Pilotun adı Valentin Privalov. Privalov 20 yaşında Sovyet deniz havacılığında pilot olmuş. Teğmen olarak Baltık Denizi’nde görev yapmış. O nedenle genç yaşta su yüzeyine çok yakın uçma konusunda deneyim kazanmış. 

Birkaç yıl sonra Privalov Sovyet Hava Kuvvetleri’nin Novosibirsk’teki Mig-17 filosuna tayin olmuş. İzinli olduğu  yaz günlerinde ise sık sık arkadaşlarıyla OBİ kıyısında, köprünün hemen yakınındaki plaja gidermiş. Bu gezintiler esnasında Privalov’da köprünün altından uçarak geçme arzusu ortaya çıkmış ve bu arzu her geçen gün artmış. Ancak, tabii bu tür bir işi yapmak, tüm dünya hava kuvvetlerinde olduğu gibi büyük bir suçmuş. Bu riskli uçuşu gerçekleştirse bile sonsuza kadar uçmaktan menedilmek en büyük korkusuymuş. Hapse girmek de cabası. 

4 Haziran 1965’te Privalov ve üç arkadaşına bulutlu bir havada, bulut içerisinde navigasyon amaçlı eğitim emri verilmiş. Kuleden, buluttan çıkıp alçalma talimatı verildiğinde, Privalov birden aşağıda köprüyü görmüş ve adeta kendini kaybetmiş. Deniz üstü eğitiminin verdiği güvenle uçağının en iyi kontrol edilebildiği 700 km/saat hızla su yüzeyinin sadece bir metre üzerine kadar alçaltmış ve 30 metre yüksekliğinde, 120 metre genişliğindeki köprü kemerinin altından geçmiş. Daha sonra, yakınlarda olan demiryolu köprüsüne çarpmamak için, yüksek bir açıyla hızla tekrar yükselmiş. 

Sahilde olayı gören, önce pilotun intihar etmeye çalıştığını düşünen, büyük panik yaşayan halktan olay hızla kente yayılmış. Privalov ve diğer üç pilot derhal tutuklanmış. O sıralar eski bir savaş uçağı pilotu olan Sovyet Hava Kuvvetleri komutanı Mareşal Yevgeniy Savitskiy, tesadüfen Novosibirsk’te bir uçak fabrikasını ziyaret ediyormuş. Privalov o akşam tutuklu olarak Mareşal'in önüne çıkarılmış ve Sovyet Hava Kuvvetleri’nin en yüksek kademedeki komutanından ciddi bir azar işitme şerefine nail olmuş. 

Ancak, azar bittikten sonra odayı terk eden Privalov’un yanına Mareşal'in maiyetindeki iki subay yaklaşmış ve merak etmemesini, olayın tatlıya bağlanacağını iletmiş. 

Bir hafta sonra Privalov’un uçuştan men edildiği ve tutuklandığı filoya Moskova’dan, Savunma Bakanlığı’ndan bir mesaj gelmiş. Privalov’un o ana kadar aldığı cezanın yeterli bulunduğu tebliğ edilirken, ayrıca kendisine on günlük bir izin verilmesi isteniyormuş. Uçmasına da tekrar izin verilen Privalov’a özel bir ortamda, mareşalin yaptığından gurur duyduğu iletilmiş. Hemen arkasından Privalov’un Moskova’ya, Sovyet hava akrobasi timlerinden birine tayini çıkmış. 

Privalov’un Mig-17 ile köprünün altından geçişini gösteren fotoğraf ise aslında bir fotomontaj. Aniden gelişen olayın o zamanın şartlarında fotoğrafı çekilmemiş olduğundan, bu resimle o anki sahne insanların gözünde canlandırılmak istenmiş.

Yazının orijinalini okumak için tıklayın

22 Şubat 2021 Pazartesi

Rusya’da 'yaşam kalitesi' haritası


 

Kaynak: https://turkrus.com/

 

 

Rusya’nın farklı bölgeleri “yaşam kalitesi” araştırmasında bir kez daha tartıya çıktı. 70 kriterin göz önünde bulundurulduğu araştırmada, Moskova, St.Petersburg ve Moskova ili (oblast) zirvede ilk üçte yer aldı.

Araştırmada halkın gelir seviyesi, istihdam, konut şartları, yaşam güvenliği, demografi, ekoloji, iklim koşulları, sağlık ve eğitim seviyesinin de dahil olduğu 70 kriter karşılaştırıldı. 

Moskova, St.Petersburg ve Moskova ilinin ekonomi, altyapı ve sosyal kalkınma açısından ülkenin en gelişmiş yerleri olduğu sonucuna varıldı.

Moskova'nın 100 üzerinden 82,16 puan topladığı endekste St. Petersburg 80,73, Moskova Vilayeti de 76,07 puan aldı.

Bu üçlüyü Tataristan, Belgorod, Krasnodar ve Leningrad Vilayeti takip ediyor. 

85 federal bölge arasında yaşam kalitesinin en düşük olduğu yer Tuva Cumhuriyeti. 

Ria ajansının araştırmasına göre Rusya’da yaşam kalitesinin en yüksek olduğu ilk 10 yerleşim yeri şöyle:

Moskova

St.Petersburg

Moskova ili

Tataristan

Belgorod

Krasnodar

Leningrad ili

Voronej ili

Hantı-Mansiysk özerk bölgesi

Kaliningrad