Moskova

Moskova
Rusya-Batı ilişkileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rusya-Batı ilişkileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2021 Cumartesi

Ruslar piyasa ekonomisini sildi

 


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Reel gelirlerin pandemi döneminde gerilediği Rusya'da halk piyasa ekonomisinden umudu kesmişe benziyor. Nezavisimaya Gazeta'nın haberleştirdiği yeni bir ankete göre halkın yüzde 62'si ekonomide devletçilikten yana. Piyasa ekonomisine inançlarını muhafaza edenlerin oranı ise yüzde 24.

Gazete devletin ekonomiye ağırlığını koymasını isteyenlerin oranının ilk kez bu kadar yüksek çıktığına dikkat çekiyor. 

Rosstat verilerine göre, yılın ilk yarısında GSMH yüzde 5 büyürken halkın reel gelirleri ise yalnızca yüzde 1,7 oranında artış gösterdi. Gazetenin yazarları, halkın gelir seviyesindeki düşüşün devlete, devletin ekonomideki rolüne ve dış politikasına bakışını da değiştirmekte olduğu görüşünde.

Levada Center'ın anketine göre, Rusya'nın "öncelikle yüksek gelir düzeyine sahip bir ülke" olması gerektiğini düşünenlerin oranı yüzde 66. 

Analistler 2012 yılında devletin ekonomide daha etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünenlerin oranının yüzde 49 olduğuna, gelinen noktada ise bu oranın yüzde 62'ye kadar yükseldiğine işaret ediyor.

Siyaset söz konusu olduğunda Sovyet tipi yönetim sistemini tercih edeceklerini beyan edenlerin oranı da yüzde 49 bulundu. Nezavisimaya Gazeta, bu oranın da 2000'lerin başından bu yana en yüksek seviyeye çıktığının altını çiziyor.

3 Ekim 2019 Perşembe

Menzili daha uzun olan S-400'ler mi yoksa "Maşa ile Medved" mi?



SUAT TAŞPINAR

Kaynak: http://www.turkrus.com/





Kremlin’de, 2007 senesinde, Putin’in basın sözcüsü Dmitri Peskov ile özel bir söyleşi yapıyorduk. Yanımda, kadim dostluk ilişkileri sayesinde bu görüşmeyi ayarlayan sevgili dostum Georgi Tufar vardı. Palazlanan Rusya’nın “Batı’nın propaganda savaşına kendi dilinde yanıt vermek için” kurduğu İngilizce haber kanalı Russia Today (RT) yayına başlayalı henüz iki yıl olmuştu. Sert, provokatif, sarkastik, modernize edilmiş bir ‘Sovyet propaganda üslubu’ ile şekillenmiş bir yayın anlayışı hakimdi ve  ‘Batı’nın ipliğini pazara çıkarma’ odaklıydı.

Röportaj bitip de sohbet devam ederken Peskov’a şunu söyledim:

“Rusya tüm dünyada büyük ilgi toplayacak, negatif değil pozitif yayınlar yapacak bir kültür, yaşam kanalı kursa daha iyi olurdu. Rusya’nın en büyük zenginliği kültürü, sanatı, edebiyatı, muazzam güzelliklerle dolu coğrafyası. Mesela Bolşoy Tiyatro’nun, Marinskiy’nin temsillerini, edebiyat klasiklerinden uyarlanan dizileri, dünyada pek az bilinen Sovyet ve yeni dönem Rus filmlerini farklı dillerde altyazı seçenekleri ile yayınlayacak, klasik müzik konserlerinden popüler Rus çizgi filmlerine ve sağlık-turizm programlarına kadar, Rus federal kanallarında yayınlanan güzel yapımları dünyaya sunacak, ‘güler yüzlü Rusya’ kanalı. Bence bir haber kanalından daha etkili olurdu. Rusya silahlarından daha etkili bir ‘soft power’ (yumuşak güç) sahibi olduğunun sanki yeterince farkında değil.”

Yıllar öncesinde kalan bu sohbeti bana hatırlatan, İzvestiya gazetesinde yayınlanan bir röportaj oldu. 

Dünyada ses getiren, 2005 basımı “The Soft Power” kitabının yazarı ve bu kavramı, “The Smart Power”ı (Zeki Güç) da ekleyerek geliştiren Harvard Üniversitesi profesörü Jospeh Nye Jr. Rusya’ya dair tespitlerini paylaşıyor. 

Jospeh Nye Jr., “Kültür, Rusya’nın yumuşak gücünün temel kaynağı. Ona odaklanmalısınız” diyor. 

Ünlü profesör, öncelikle “güvenilir” bulduğu “The Soft Power 30” listesine bakmayı öneriyor. Dünyanın yumuşak güç açısından önemli sayilan 30 ülkesinin yer aldığı bu listenin ilk beş sırasında İngiltere, Fransa, Almanya, ABD ve Japonya var. Rusya 28’inci sırada. 

Jospeh Nye Jr. özetle şunları söylüyor:

“Son derece çekici bir geleneksel kültüre sahipsiniz. Rusya’nın edebiyatı, müziği, sanatı, diğer insanların gözünde son derece parlak bir yere sahip. Genel olarak Rusya’nın yumuşak gücünün temel kaynağının bu kültür olduğunu söyleyebiliriz. Rusya politik sisteminin çekiciliği dersek, buradan yumuşak gücüne fazla katkı çıkmaz. Rusya’nın avantajı kültüründe yatıyor.”

“Soğuk Savaş” tamtamlarının eskisinden de güçlü çalmaya başladığı, propaganda savaşlarının geleneksel ve sosyal medya güçleri ile zirve yaptığı dönemde belki şu tespiti düşünmekte fayda var:

Muhtemelen Rusya, Batı’nın “daha kötü olduğunu” değil, kendisinin “daha iyi olduğunu” gösterecek örneklere odaklansa daha başarılı olur.

Son tahlilde yakın tarih, “korkulan” değil,  “kendini takdir ve taklit ettiren olma” becerisine sahip olanların propaganda savaşlarından kazançlı çıktığını gösterdi.

Menzili daha uzun olan S-400'ler mi yoksa "Maşa ile Medved (Ayı)" mi?

Kalem mi, kılıç mı daha güçlü, düşünmek lazım.

11 Nisan 2017 Salı

Rusya halkı Türkiye’ye nasıl yaklaşıyor?


Kaynak: haberrus.com/  


Rusya bağımsız araştırma şirketi Levada Center yaptığı anket çalışmasında Ruysa halkının diğer ülkelere karşı yaklaşımını araştırdı.

Araştırmaya göre Rusların ABD’ye karşı olumsuz yaklaşımında gerileme olsa da bu ülkeye karşı olumsuz tutum sürüyor. Rusya’da vatandaşların yüzde 52’si ABD’ye karşı olumsuz görüş bildirirken, yüzde 37’si ise olumlu yaklaştığını ifade ediyor.

Rusların Avrupa Birliği’ne karşı yaklaşımda da son yıllardaki olumlu eğilim devam ediyor. Ankete göre Rusya halkının yüzde 36’sı AB’ye karşı olumlu düşüncelere sahip olduğunu söylüyor. AB’ye karşı olumsuz yaklaşanların oranı ise yüzde 53.

Araştırmaya göre Rusya ile son yıllarda siyasi kriz yaşayan Ukrayna’ya karşı Rusya vatandaşlarının üçte biri olumlu yaklaştığını dile getirirken, yüzde 56’sı ise aksi yönde görüş bildiriyor.

Levada’nın anketine göre Belarus ve Çin, Rusya halkının gözündeki olumlu imajını koruyor. Rusya vatandaşlarının yüzde 79’u Belarus’a, yüzde 78’i Çin’e karşı olumlu yaklaştığını belirtiyor. Bu ülkelere karşı halkın sadece yüzde 13’ü olumsuz yaklaşıyor.

Ankete göre Türkiye’ye karşı olumlu yaklaşan Rusların oranı, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmeye başlamasından sonra bir buçuk kat arttı. Eylül ayında Türkiye’ye karşı olumlu görüş bildirenlerin oranı yüzde 31 iken, şu anda Rusya halkının yüzde 47’si Türkiye’ye karşı olumlu düşünceler taşıdığını söylüyor. Rusların yüzde 34’ü ise Türkiye’ye karşı olumusuz yaklaştığını ifade ediyor.


Levada Center’ın anketi 31 Mart - 3 Nisan tarihleri arasında Rusya’nın 48 farklı bölgesindeki 37 yerleşim yerinde bin 600 kişinin katılımı ile gerçekleştirildi.

16 Mayıs 2016 Pazartesi

ABD'li tarihçi: Stalin ve komünizm karşıtı yalanları ABD ve İngiliz istihbaratı başlattı


Kaynak: Sputnik

ABD'li tarihçi Grover Furr, SSCB lideri Josef Stalin ve dünya komünist hareketi hakkındaki yalanların ABD ve İngiltere istihbaratı tarafından başlatıldığını, komünist hareketin asla emperyalizm ve kapitalizmin katliamlarıyla karşılaştırılabilir şeyler yapmadığını, bu gerçeğin örtülmek istediğini belirtti.

Sputnik'e konuşan ABD'li tarihçi ve Sovyetler Birliği uzmanı Grover Furr, ABD ve İngiltere'nin Nazi Almanyası'nın lideri Adolf Hitler ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği lideri Josef Stalin'i eşdeğer göstermek için büyük çaba harcadığını belirtti.

ANTİ-KOMÜNİST PROPAGANDA SÜRÜYOR

ABD ve NATO'nun 2. Dünya Savaşı'ndan beri en saldırgan ve katliamcı güç olduğunu bildiren Furr, SSCB ve dünya komünist hareketinin asla kapitalizm ve emperyalizmin katliamlarıyla karşılaştırılabilir bir şey yapmadığını söyledi.

Bu gerçeğin kapitalist ülkeler için kabul edilemez olduğunu aktaran Furr, bu sebeple Stalin karşıtlığı ve anti-komünist propagandanın sürdürüldüğünü söyledi.

ABD VE İNGİLTERE İSTİHBARATI BAĞLANTILI YAZARLAR ANTİ-KOMÜNİZMİ YAYIYOR

Stalin karşıtı kitapları yazanların ABD ve İngiliz istihbaratı ile bağlantılı olduğunu vurgulayan Furr, Stalin hakkında kitap yazan ünlü isimlerden Robert Conquest'in İngiliz İstihbarat Araştırma Dairesi (IRD) ile bağlantıları olduğunu aktardı.

Dairenin amacının uydurma hikayeler ile siyasetçiler, gazeteciler ve kamunun gözünde komünizmin etkisini azaltmak olduğunu belirten ABD'li tarihçi, bu kaynaksız sahte hikayeler ile kitaplar yazıldığını açıkladı.

Furr, Conquest'in hala anti-komünist tarihçilerin baş kaynaklarından biri olduğunu vurguladı ve Conquest kitaplarını yazdığı zamanlarda Batılı akademisyenlerin de "bilinçli olarak" yanlış bilgi vermesi sebebiyle ona karşı çıktığını söyledi.

Conquest'in bugün hala pek çok takipçisi olduğunu söyleyen Furr, Batı tarafından kullanılan söylemlerin efsanelerle dolu olduğunu belirtti.

HİTLER STALİN'DEN "DAHA AZ KÖTÜ"

Sovyetler Birliği'ne saldıran kimi isimlerin daha ileriye gittiğini aktaran Furr, Timothy Snyder isimli bir "tarihçi"nin Adolf Hitler'in Stalin'den "daha az kötü" olduğunu öne sürdüğünü söyledi.

Snyder'ın Hitler'in Yahudileri öldürmek için "Stalin'e dayandığını" öne sürdüğünü belirten Furr, Snyder'ın da Conquest gibi dayanaksız hikayeler anlattığını ve kendisinin de bir kitabında bu iddiaları cevapladığını aktardı.

Komünist harekete saldırmanın tek yolunun yalan söylemek olduğunu belirten Furr, kapitalist ve emperyalist ülkelerin bu sebeple halkı kandırmakta olduğunu vurguladı.