Moskova

Moskova
Fıkralar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fıkralar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Şubat 2020 Cumartesi

Stalin'den "buz gibi" 5 fıkra






Her Sovyet lideri gibi Stalin'e de yakıştırılan çok sayıda fıkra var. Ne kadarı gerçek, ne kadarı uydurma bilinmese de bu soğuk fıkralar ana dili Rusça olan insanları güldürmeye devam ediyor. İşte Russia Beyond'un derlemesiyle bunlardan birkaçı.

* Üst düzey bir Kızıl Ordu subayı, Sovyet mareşali Rokosovski (1896-1968) hakkında Stalin'e rapor verir. Meşhur kumandan çok güzel bir kadınla görülmüştür, ama bu kadın karısı değildir. Stalin'e "Ne yapalım?" diye sorarlar. Stalin'in cevabı kısa ve nettir: "Kıskanalım".

* Ünlü amiral İvan İsakov (1894-1967) Stalin'den telefon alır. Stalin İsakov'un deniz kuvvetleri komutanlığına getirileceği müjdesini verir. İsakov "Yoldaş Stalin, ama biliyorsunuz, bir bacağım yok" der. Stalin'in cevabı yine nüktelidir: "Dert etme, bir önceki deniz kuvvetleri komutanının da kafası yoktu ama işini yapmasına engel olmadı bu".

* Yeni tasarlanan bir Sovyet otomobiline Vatan (Rodina) adı verilir. Bunu öğrenen Stalin sorar: "Peki Vatan'ı kaça satacaksınız?" İmayı anlayan üretim ekibi arabanın ismini Zafer (Pobeda) olarak değiştirir.

* Stalin Nikolay Baybakov'u (1911-2008) petrol bakanı yapar ve ondan yeni sahalar bulmasını ister. Baybakov eldeki kaynakların sınırlı olmasını bahane ederek bunun imkansız olduğunu söyler. Stalin duruma açıklık getirir: "Petrol varsa, Baybakov da var. Petrol yoksa, Baybakov da yok". Kısa süre sonra Tataristan'da ve Başkortistan'da büyük petrol rezervleri keşfedilir. Baybakov 97 yaşına kadar yaşar.

* "Çar iyi, Boyarlar (çevresi) kötü" klişesine uygun bir fıkra da şu: Üst düzey bir bürokratın kendine bir daça yaptırdığı haberi Stalin'in kulağına çalınır. Stalin bürokratı çağırtır ve ona şöyle der: "Yoldaş, daçanızı bağışladığınız yetimhanedeki çocuklar size teşekkürlerini iletiyor, bunu söylemek için yormuştum sizi."

7 Aralık 2019 Cumartesi

Kızıl Ordu şakaları







Kızıl Ordu'dan bugünkü Rusya ordusuna... Rusya'da halk ordusunu çok sever, özellikle 2. Dünya Savaşı'nda faşizme karşı büyük zafer her yıl minnetle, coşkuyla hatırlanır. SSCB'nin çöküşüyle birlikte irtifa kaybeden ordu, Putin döneminde yeniden eski itibarına kavuştu ve Suriye operasyonları ile de halkın yeniden "gurur kaynağı" oldu. Diğer yandan mizah anlayışı son derece güçlü olan Rus halkı, orduları hakkında şaka yapmaya da bayılır. İşte askerlik yaşamının komik yönlerini ele alan en popüler şakalar, fıkralar, espriler:

Komutan sorar:
- Er Petrov, ölümden sonra yaşama inanıyor musun?
- Özür dilerim, komutanım ama anlayamadım?
- İki hafta önce cenazesine gitmek için izin aldığın babuşkan (ninen) nizamiye kapısında seni bekliyor da!

*  * *

Askere gitmeden önce rahat uyurdum, çünkü beni koruduklarını bilirdim. Askerde iken kötü uyurdum, çünkü bu kez koruyan bendim. Askerden sonra hiç uyuyamıyorum, çünkü artık nasıl "koruduklarını" biliyorum.

* * *

Askeri doktor, kışladaki denetim sırasında kantindeki ere sorar:
- İçme suyunu nasıl hazırlıyorsunuz?
- Önce filtreliyoruz.
- Sonra?
- Sonra kaynatıyoruz.
- Sonra?
- Ne olur ne olmaz diyerek su yerine bira içiyoruz!

* * *

Petrov askeri istihbaratta ajan olarak yetiştirilir. Beş dili aksansız konuşur. Ne var ki görev için gittiği ülkenin metrosunda biri ayağına basınca kimliği açığa çıkar.

* * * 

Sıradaki şakayı anlamak için küçük bir ön bilgiye ihtiyaç var. Rusçada telefonda yanlış numara arandığında karşı taraf "Vı ne tuda popali.", yani "isabet ettiremediniz" diye cevap verir.

- Alo, füze üssü mü?
- Hayır, isabet ettiremediniz.
- Asıl, siz isabet ettiremediniz!

* * *

Çirkin kadın yoktur, az votka vardır sözü ancak kışlada geçen bir yıldan sonra geçerlidir.

* * *

Askerler başçavuşla dalga geçmek ister:
- Yoldaş çavuş, hangisi daha ağır, bir kilo demir mi, bir kilo pamuk mu?
- Bir kilo demir tabii ki.
- Hayır, yoldaş çavuş, bilemediniz.
- Hemen test edelim o halde, kafanıza önce bir kilo demir geçireyim, sonra da bir kilo pamuk.

11 Ekim 2018 Perşembe

Bir Soğuk Savaş Fıkrası




Uluslararası bir toplantıda bir Alman, bir Fransız ve bir Rus meslektaş bir araya gelmişler. 

Hepsi de arabalara meraklıymış ve arabalarıyla övünüyorlarmış. Toplantı arasında çaylarını yudumlayıp, havadan sudan konuşurlarken Alman’a sormuşlar:

“Günlük yaşamında hangi marka arabanı kullanıyorsun?”

“BMW’mi kullanıyorum.”

“Peki, yurtdışına arabanla seyahat etmen gerekirse?”

“O zaman Mersedes'imi kullanıyorum,” demiş nispet yaparcasına.

Rus da, Fransız da “Hımmm” deyip kaşlarını kaldırmışlar.

Bu defa Fransız’a sormuşlar:

“Senin günlük hayatında kullandığın araba hangisi?”

“Benim her gün keyifle kullandığım bir Renault’um var.”

“Peki, yurtdışında da mı aynı arabayı kullanıyorsun?”

“Hayır, yurtdışına giderken Peugot’mu kullanırım.”

Alman ile Fransız, Rus’un hangi marka kullandığını sormuşlar. Sorarken de biraz ukalaca tavır varmış üstlerinde:

“Peki tavariş İvan, ya sen?”

“Ben, işe Metro ile gidiyorum.”

“Araban yok mu?”

“Benim bir Lada’m var. Ama her gün kullanmıyorum. Metro ile gitmek kolayıma geliyor. Hem gideceğim her yere metro hattı varsa niye arabayla gidip probki’ye ( trafik sıkışıklığı) takılayım.”

Alman’la, Fransız belki haklı diye birbirlerine bakmışlar.

“Peki ya, yurtdışına çıkman gerekirse?”

“Biz pek yurtdışına gitmeyiz.”

Üstelemişler:

“İyi de, ya gitmen gerekirse?”

“Bazen buna benzer uluslararası toplantılara gidiyorum. O kadar.”

Alman ve Fransız, Rus’u sıkıştırmakta kararlı imişler.

“Hadi, diyelim lazım oldu; nasıl gidersin?”

Rus, biraz kızmış olarak:

“Çok gerektiği durumlarda biz yurtdışına tankla gideriz,” diye cevap vermiş.