Moskova

Moskova
Russipedia-O etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Russipedia-O etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2025 Cumartesi

'Opriçnikler' kimlerdi ve Rusya'da nasıl ortaya çıktılar?


Opriçnikler, opriçnina ordusunun ( muhafızlardan oluşan bir müfreze ) bir parçası olan muhafızlardır, yani Rus Çarı Korkunç İvan'ın 1565'teki siyasi reformunun bir parçası olarak oluşturduğu kişisel muhafızlardır.

1550 yılında, "Korkunç" İvan Vasilyeviç, Rus devletinde askeri reform sırasında boyarların "en iyi" çocuklarından bir "Seçilmiş Bin" oluşturmayı planladı.

Çekirdeğinin en asil ailelerin temsilcilerinden ve soylu prenslerin torunlarından oluşması gerekiyordu. Çarın planına göre birliklerin önemli ve çeşitli komuta (liderlik) görevlerini üstlenmeleri, özellikle alay komutanlığı ve komutanlığı görevlerini üstlenmeleri gerekiyordu. Moskova civarında kendilerine arazi sağlanması planlanmıştı ancak o dönemde bu projenin hayata geçirilmesi mümkün görünmüyordu.

3 Şubat 1565'te Çar IV. Korkunç İvan, Rus devletini ikiye böldü: Otokrat, iktidarını defalarca kısıtlayan güçlü boyarlar ve din adamlarıyla yıllarca süren çatışmaların ardından böylesine sıra dışı bir adım attı.

'Opriçnikler' Çar IV. Korkunç İvan'a tamamen sadıktı. İhanetten şüphelendiği boyarlara karşı terör uyguladılar.

Ülkenin toprakları 'opriçnina' (Eski Rusça 'opriç' - 'dışarı' ve 'ayrıca') ve 'zemşçina' olarak ikiye ayrıldı. İlki aslında hükümdarın kişisel kaderi haline geldi ve orada bölünmeden hüküm sürdü.

'Opriçnina' en zengin toprakları içeriyordu. Siyasi merkezi Moskova ve Vladimir arasındaki Aleksandrov Sloboda kraliyet ikametgahıydı.

Boyar ailelerinin büyük arazilerinin bulunduğu diğer tüm topraklar 'zemşçina'ya gitti. Başında Boyar Duması vardı, ancak çar hala en önemli meseleleri kendisi için kararlaştırma hakkını elinde tutuyordu.

Koruma için, IV. İvan da kendi muhafızlarını kurdu - ona tamamen sadık olan 'opriçnikler'. Otokratın itiraz ettiği ve vatana ihanetle şüphelendiği boyarlara ve din adamlarına karşı terör uyguladılar.

'Opriçnik' ordusu, 1570'te Veliky Novgorod'da olduğu gibi, koca şehirleri bile yağmaladı. Ancak dış düşman karşısında güçsüz kaldı ve 1571'de Kırım Hanı Devlet Giray'ın Moskova'yı yakmasını engelleyemedi.

Devlet aygıtının ve onun silahlı kuvvetlerinin zayıflığının bu şekilde ortaya çıkmasından kısa bir süre sonra IV. İvan 'opriçnina'yı kaldırdı.

28 Aralık 2020 Pazartesi

'Olivye' salatası, Belçikalı şef ve Türkiye


Kaynak: https://turkrus.com/

 

  

Rusya'da yılbaşı sofralarının vazgeçilmezi 'Olivye salatası'nın maliyetini gösteren endeks, her yeni yıl arifesinde olduğu gibi güncellendi. Resmi istatistik servisi Rosstat tarafından hesaplanan endekse göre, Dünyada "Rus salatası", Türkiye'de 'komünizm düşmanlığı'nın zirve yaptığı Soğuk Savaş yıllarından kalan ironik bir vesile ile  "Rus salatası" olarak bilinen bu meşhur salatanın porsiyon maliyeti bu yıl yüzde 4,6 oranında artarak 340 rubleye yükseldi (30.6 TL). On iki kişilik büyük bir kasenin maliyeti ise 1000 ruble oldu.

Salatanın hazırlanmasında kullanılan malzemeler arasında fiyatı en fazla artan, yüzde 10 ile kuru soğan oldu. Salam, bezelye ve salatalık turşusu fiyatları geçtiğimiz yıldan bu yana da yüzde 6 oranında artış gösterdi. Mayonez yüzde 5, yumurta yüzde 1'lik zam görürken, patatesin fiyatı yüzde 3, havucun fiyatı ise yüzde 11 oranında düştü.

Konuyla ilgili bir haber yayınlayan Business FM editörleri, Rosstat'ın hesabını kontrol etmek amacıyla kendi endeks hesaplarını yaptıklarını yazdı. Buna göre, Perekryostak ve Prosta marketlerinden alınan en ucuz ürünlerle hazırlanan olivye salatasının porsiyon maliyeti 230 ruble 19 kapik oldu.

Son olarak, Rosstat, bir diğer yılbaşı klasiği olan "kürk altı ringa" (selyodka pad şubıy) salatasının maliyetinin de 2018'e göre yüzde 2,6 artışla 157 rubleye yükseldiğini açıkladı.

Bu arada salatanın 'Olivye' adının, 1860'larda Çarlık Rusyası'nda, Moskova'daki Ermitaj (Hermitage) restoranının şefi olan Lucien Oliver'den (fotoğrafta) geldiğini de ekleyelim.  

Belçikalı şefin, restoranın ve salatanın kısa öyküsünü anlatan bir haber videosu:





Türkiye'de nasıl "Amerikan salatası" oldu?


Türkiye’de meşhur Rus salatası Olivye’nin Soğuk Savaş yıllarından başlayarak nasıl ‘Amerikan salatası’ diye anılmaya başlandığının hikayesini Alev Şahin’in kaleminden aktarıyoruz:

“Rus salatası” ilk 86 yılını kazasız belasız devirdikten sonra, nasıl oldu da dünyada bir tek Türkiye’de “Amerikan salatası” oldu? Amerika’da bile “Rus”, bilemediniz mucidinin adıyla “Olivier salatası” denirken bizim dilimize nereden girdi bu “Amerikan salatası” lafı?

Bu sorunun yanıtını yıllardır “Soğuk Savaş döneminin Amerikan hayranlığından kalma bir alışkanlık” diye bilir, ötesine geçemeyiz. Oysaki yakın tarihimizin enteresan anekdotlarından biri duruyor karşımızda. Üstelik yeri, zamanı, kahramanları da belli.

“Mayonezle küp küp doğranmış sebzelerin uyumlu buluşması” diye özetleyebileceğimiz Rus salatası, 1860’lı yıllarda Moskova’daki Hermitage Restoran’ın sahibi de olan Belçika asıllı aşçı Lucien Olivier tarafından icat edildi.

Kısa zamanda restoranın en sevilen yemeği haline gelen salatanın orijinal tarifini Olivier ölene kadar sakladı, ama dönemin şeflerinden İvan İvanov tarifin hiç değilse bir kısmını çalmayı başardı. Böylece Rus salatası, özellikle Hermitage’in kapatıldığı 1905 tarihi itibarıyla İspanya’dan Pakistan’a kadar birçok ülke mutfağına yayıldı.

İstanbul’a da 1917 Ekim Devrimi’nden sonra kente gelen Beyaz Rusların açtığı lokantalar sayesinde giren salata 1940’ların ortalarına kadar adını Rus salatası olarak korumayı başardı. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından gözünü Kars, Ardahan ve biraz da Boğazlara diken Stalin’den dahi habersiz, İstanbul’un göbeğinde mutlu mesut kendi halinde bir salataydı.

Ta ki Washington Büyükelçimiz Münir Ertegün vefat edene kadar… Dünyanın en büyük plak şirketlerinden Atlantic Records’un kurucusu Ahmet Ertegün’ün de babası olan Münir Bey 11 Kasım 1944 günü, görevi başındayken geçirdiği bir kalp krizi sonucu hayata veda etti.

Bunun Amerikan salatasıyla ne alakası var derseniz salatayla değil ama Amerika’yla alakası var. Sovyet Rusya’sıyla Soğuk Savaş halinde olan ABD yönetimi bu vefatı diplomatik bir fırsata çevirdi ve Ertegün’ün cenazesini İstanbul’a ünlü Missouri zırhlısıyla gönderdi. Yanında da hafif kruvazör USS Providence ve destroyer USS Power gemileriyle beraber… Gerçi Büyükelçi Ertegün’ün pek iyi görüştüğü Başkan Roosevelt’te hatırı yok değildi, ama bu da artık babanın oğluna yapacağı jestten bile fazlasıydı.

Güvertesinde Japon İmparatorluğu’nun kayıtsız şartsız teslimiyet belgesinin imzalanmasıyla İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesine sahne olmuş Missouri zırhlısı beraberindeki refakatçi gemilerle birlikte 5 Nisan 1946 sabahı İstanbul limanına demirledi. Limanda bizim emektar Yavuz gemisiyle Missouri 19’ar pare top atışıyla birbirlerini selamladılar.

İstanbullular da bu uzak yoldan gelen misafirini pek sevdi, görmek için Dolmabahçe’den Galata sırtlarına kadar sıraya girdi; ziyaretçi kartı alabilenler güvertesinde dolaştı, alamayanlar tuttukları kayıklarla geminin yanına yaklaşmaya çalıştı; Vitali Hakko’nun Şen Şapka’sı “Hoşgeldin Missouri” yazılı eşarplar bastı; Kız Kulesi’nin üzerine dev bir “Welcome Missouri” afişi asıldı; ve o arada Rus salatasının adı da Amerikan salatası oluverdi.

Nasıl mı? Gerisini, olayın cereyan ettiği yer ve anın bizzat canlı tanığı olan yazar Orhan Karaveli’nden okuyalım. Dostu İlhan Selçuk’un Cumhuriyet’teki köşesinde “Rus salatasının Amerikan salatasına nasıl dönüştüğü anlaşılamadı. Yasa mı çıkarılmıştı? Lokantalara tebligat mı yapılmıştı? Yoksa hınzır İttahatçılar ya da Kemalistler darbe yaparak salatanın adını mı değiştirmişti” diye sorması üzerine Karaveli’nin kendisine yazdığı 1994 tarihli mektup şöyle:

“…Evet, küstah Ruslara ‘el gemisiyle’ gözdağı verilirken, yorgun ve abazan Coni’leri rahatlatmak için de İstanbul bir güzel süslenmiş, allanıp pullanmıştı. …Tatil günleri, okula dönüşten önce biz yatılıların ayaküstü bir şeyler atıştırdığımız, Galatasaray Lisesi’nin karşısındaki ünlü Levent büfesi tam o sırada bombasını patlattı. Kocaman kocaman yazılıp büfe girişindeki camlara yapıştırılan ‘Rus salatası 25 kuruş’, ‘Sahanda çift yumurta 35 kuruş’, ‘Ayran 10 kuruş’ gibi yazılar bir gecede sökülüp yerlerine cafcaflı bir pano asıldı:

‘Amerik salat 35 kuruş’

Büfeyi işleten Rum baba oğuldan kasadaki yaşlı Niko Efendiye o gün ‘Hayrola çorbacı, Amerik Salat da neyin nesi’ diye sorduğumda, güngörmüş Niko Efendi saçsız başını kaşıyarak:

‘Sen daha o gemiyi görmedin mi? Rus salatası artık öldü. Bundan sonra yaşasın ‘Amerik salat!’ diye sırıtmıştı.

O gün, Beyoğlu’nun boyalı dilberleri cıvık bakışlarla Coni’leri tavlamaya çalışırken, çevredeki –istisnasız- bütün birahaneler, büfeler, lokantalar, -aralarında anlaşmışçasına- Niko Efendi’nin Levent’ini taklit ettiler. Kırk yıllık Rus salatası önce İstiklal caddesinde ‘Amerikan salatası’ oldu çıktı. Sonra da bütün Türkiye’de…”

Enfes sosisli sandviçleri, muhteşem sabah kahvaltıları, zengin ordovr tabaklarıyla Beyoğlu çocuklarının, özellikle de Galatasaray Liselilerin gönlüne taht kurmuş, garsonlarının müşterilere “enişte” diye hitap ettiği, efsane Levent büfesi meğerse bu Amerikan hikayesinin baş kahramanıymış.

Nereden nereye diyeceğiz ama burası da İstanbul, burası da Bizans. Burada Rus’u Amerik’e de çeviririz, salatasının değil adını tarifini bile ellerden sakınan Olivier’i mezarında ters de döndürürüz."

24 Ekim 2020 Cumartesi

Rusya'da tarihe karışan 5 meslek

 

Ressam Boris Kustodiyev, 'Panayır', 1906 yılı



Kaynak: https://tr.sputniknews.com/

 

Her toplumda olduğu gibi zamanla Rusya'da da kaybolmuş meslekler var. Sputnik, Russia Beyond the Headlines'ın derlediği (RBTH) bu meslekleri aktarıyor.

 

1

Denşik

Rusya İmparatorluk Ordusu'nda subaylara yardım etmekle görevli olan kişilere 'denşik' ismi veriliyordu.

Maaşlı olarak çalışan Denşikler askerler arasından seçiliyor ve subayın üniforması, silahları, eşyaları, atı gibi şeylerden sorumluydu. Denşikler subayın talimatlarını yerine getiriyor, onu koruyor ya da savaşın zorlu anlarında ona eşlik ediyordu.

Yüksek rütbeli subaylar, albaylar ve generallerin, asilzadeler arasından seçilen denşikleri olabiliyordu. Bu tip denşikler onbaşılığa veya çavuşluğa terfi edebiliyordu.

Ancak bu meslek 1881'de Rusya İmparatorluk Ordusu'ndan kaldırıldı.

 

2

Rayoşnik (Dikiz şovu çalıştırıcı)

Cennet anlamına gelen 'ray' kelimesinden türetilen 'rayoşnik' mesleğini icra edenler, küçük bir ahşap kutunun içinde, bir silindir üzerinde bulunan resimleri bir kol yardımıyla çeviriyordu.

İzleyiciler kutunun üzerindeki deliklerden bakarken, rayoşnikler resimleri çeviriyor, bir yandan da onlara uygun kafiyeli bir takım şeyler anlatıyordu. Rayoşnikler seyirciye göre resim silindirlerini de değiştirebiliyordu.

'Rayok' (küçük cennet) adı verilen bu kutularda ilk zamanlarda İncil'den hikayeler anlatılıyordu. Daha sonra çocuklar için anlatılar, büyükler içinse savaş ve başka ülkelerin resimleri, hatta müstehcen görüntüler de kullanıldı.

Bu 'küçük cennetler' panayır ya da şenliklerde yaygındı.

Mekanizmalarla birlikte rayoşnikler de 19. yüzyıl sonlarına doğru okuma yazma oranının artmasıyla ve fotoğrafçılığın gelişmesiyle ortadan kayboldu.

 

3

Burlaklar (Gemi çekiciler)

Burlaklar, 17-20 yüzyılda Rus Çarlığı'nın nehirlerindeki mavna ve diğer denizaraçlarını çekmekle yükümlüydü.


Volga Kıyısında Burlaklar tablosu. 1870-1873 yılları.
Ressam İlya Repin


10 ile 100 kişilik gruplar halinde çalışan burlaklar arasında belirli bir hiyerarşi, kurallar ve teknikler vardı, üzerlerine bağlı kenevir halatlarla gemileri çekiyorlardı.

O dönemde nehir kıyılarında atlarla gemileri çekmek için uygun yollar olmadığından burlaklar tercih ediliyordu. Bir gemiyi 300 kadar burlak çekebiliyordu. Rus Çarlığı döneminde nehirler başlıca ulaşım yoluydu.

19. yüzyıl ortalarında demiryolu taşımacılığı geliştikçe burlaklar azalmaya başladı.

 

4

Su taşımacılar

Rusya'da köylerde herkes kuyulardaki suları kullanabiliyordu, ancak şehirlerde durum biraz daha karmaşıktı. Rusya'nın başkenti Moskova'da ilk su borusu ancak 18. yüzyılın başında görüldü, dairelerde de musluk suyu 20. yüzyılın başlarında kullanılır olmuştu.

O zamana dek Rusya'nın kentlerindeki insanlar sularını, 'su taşıyıcılardan' temin ediyordu. 

Bu kişiler at arabalarına yüklü depolarda şehre su getiriyordu. At arabalarının ulaşamadığı yerlere de yaya olarak faaliyet gösteren su taşıyıcılar vardı.

 

5

Ofenya (Gezgin satıcı)

 

Ofenyalar Rusya'da demiryolları henüz yokken mevcuttu. Bu kişiler sokaklarda gezen yiyecek, tatlı ve meyve-sebze satan tüccarlar gibi değillerdi.

Ülkenin çok uzak kısımları da dahil olmak üzere her yere yaya olarak giden ofenyaların sattıkları başlıca ürünler kitaplar ve ikonalardı.

Ressam Nikolay Koşelev'in bu tablosunda seyyar satıcının mallarını inceleyen köylü bir aile resmedildi.

Ofenyaların sattıkları ikonalar da çoğunlukla Eski İnananlar'ın kullandığı, devlet tarafından yasaklı ve resmi olarak üretilmeyen ikonalardı. Ofenyalar gizli ikona ressamlarıyla bağlantı kuruyor, onlardan aldıkları ikonaları gizlice Eski İnananlar'ın bulunduğu köylere götürüyor ve yüksek fiyatlara satıyordu. Bu ikonaların pahalı olmasının sebebi ise satışının suç teşkil etmesiydi.