Moskova

Moskova
Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2026 Pazartesi

Rusya'da bilim adayı ve bilim doktoru kimlerdir?


Natalya Kochetkova

Kaynak: https://www.gw2ru.com/

 

Rusya'nın iki kademeli akademik derece sistemi, yabancı araştırmacılar için her zaman açık değildir. Eğer bilim adayı kabaca doktora derecesine denk geliyorsa, o zaman bilim doktoru kimdir? Ve yurtdışında bunun bir karşılığı var mı?

Akademik derece, bir araştırmacının yüksek yeterlilik düzeyini ve bilime katkısını teyit eden resmi bir statüdür. Derece, araştırma tezinin kamuya açık bir şekilde savunulmasının ardından verilir. Rusya'da iki kademeli bir derece sistemi vardır: Bilim Adayı (birinci kademe) ve Bilim Doktoru (en yüksek kademe). Akademik derece ile akademik unvan arasında ayrım yapmak önemlidir: derece bilimsel yeterliliği yansıtırken, unvan (doçent veya profesör) bir bilim insanının öğretim statüsünü gösterir.

 

Bilim Adayı kimdir ve nasıl bilim adayı olunur?

Bilim Doktorası, lisansüstü akademik derecelerin ilkidir. UNESCO Uluslararası Eğitim Sınıflandırma Standardı'na (ISCED) göre, 8. seviyeye (doktora veya eşdeğeri) karşılık gelir ve uluslararası eğitim istatistikleri alanında doktora derecesine eşdeğer olarak kabul edilir.

Rusya'da bir adayın doktora tezini hazırlaması ve savunması, sıkı kurallara tabi bir süreçtir. Bu süreç genellikle birkaç yıl sürer.

Bir adayın doktora tezini savunabilmesi için, öncelikle yüksek lisans veya uzmanlık derecesine sahip olması gerekir. Nadir durumlarda, öğrencinin tezi doktora tezi olarak kabul edilmek üzere önerilebilir. Ancak, mezun olduktan sonra bilim alanında kariyer yapmaya karar veren bir profesyonel genellikle tam zamanlı veya yarı zamanlı lisansüstü eğitime kaydolur veya doktora yolunu (doktora yapmadan) seçer.

Bir yüksek lisans öğrencisinin veya adayın doktora tezini savunmaya hak kazanması için, adaylık için gerekli minimum şartları (uzmanlık alanında, yabancı dilde ve bilim tarihi ve felsefesinde sınavlar) yerine getirmesi; Yüksek Onay Komisyonu (VAK) tarafından önerilen bilimsel dergilerde makale yayınlaması; ve son olarak, yüksek bilimsel değere sahip özgün bir çalışma olan doktora tezini yazması gerekmektedir. Doktora tezi, tüm belgelerle birlikte tez kuruluna teslim edilmelidir.

Sonraki aşama, bir kurul önünde halka açık bir savunmadır. Başarılı olunursa, tez onay için Yüksek Onay Komisyonu'na (HAC) sunulur. Rusya'da akademik dereceler üniversite tarafından değil, tüm tezleri onaylayan federal Yüksek Onay Komisyonu tarafından verilir. Onaylanırsa, Bilim Adayı diploması da verilir.

 

Bilim Doktoru

Bilim Doktoru, Rusya'daki en yüksek akademik derecedir. Çoğu Batı ülkesinde (örneğin ABD'de) doğrudan karşılığı olmayan, "yüksek doktora" olarak adlandırılan bir derecedir. Seviye olarak, Almanya'daki Habilitasyon veya iki kademeli sisteme sahip ülkelerdeki "ikinci doktora" ile karşılaştırılabilir; örneğin, İngiltere'deki Yüksek Doktora.

Bu, Avrupa (örneğin Avusturya, Polonya, Fransa) ve Asya ülkelerinin birçoğunda Felsefe Doktorası'ndan (PhD) sonra gelen en yüksek akademik yeterliliktir. Bir bilim insanının profesör düzeyinde (facultas docendi) bağımsız olarak ders verme yeteneğini teyit eder.

Rusya'da doktora derecesi ancak Bilim Adayı (Doctor of Sciences) derecesi alındıktan sonra elde edilebilir. Bu, adayın tezinden bile daha üstün bir bilimsel katkı gerektirir. Ancak çoğu ülkede doktora sahibi ikinci bir doktora almak için yayınlanmış bilimsel makaleler sunmak zorundayken, Rusya'da (ve genellikle Almanya'da olduğu gibi) doktora, yıllarca süren araştırmaları özetleyen ikinci bir teze dayanmaktadır. Monograflar da dahil olmak üzere çok sayıda yayın da gereklidir.

Bilim Doktorası derecesinde olduğu gibi, halka açık bir savunma ve Yüksek Onay Komisyonu (HAC) tarafından onaylanması gerekmektedir.

Rusya'da akademik derece doğrudan akademik unvanla bağlantılıdır. Sadece Bilim Doktoru unvanına sahip olanlar, Yüksek Onay Komisyonu (HAC) tarafından verilen 'profesör' akademik unvanını alabilirler.

 

Ayrıcalıklar

Rus akademik sisteminde Bilim Adayı veya Bilim Doktoru derecesine sahip olmak önemli kapıları açar. Sadece Bilim Adayı unvanına sahip kişiler yüksek lisans dersleri verebilir ve/veya lisansüstü öğrencilerine danışmanlık yapabilir. Sadece Bilim Doktoru unvanına sahip kişiler profesör akademik unvanını alabilir.

Lisans dereceleri ayrıca burs almak, büyük projelere katılmak, uluslararası konferanslara davet edilmek ve geleceğin araştırmacılarını yetiştirmek için de gereklidir. 


Mali avantajlar ve ayrıcalıklar

Son zamanlarda, lisans mezunlarına yönelik mali teşvikler daha yaygın hale geldi. Bazı üniversiteler tek seferlik ödemeler uygulamaya başladı. Örneğin, Tomsk Politeknik Üniversitesi, bir öğrencinin tez savunması için 400.000 ruble (yaklaşık 5.323 dolar) ve doktora tezi için 700.000 ruble (yaklaşık 9.315 dolar) ödeme yapıyor.

 

Akademik sistemde çalışan bilim insanları aylık maaş ek ödemelerinin yanı sıra, daha uzun süreli ücretli izin (Rusya Bilimler Akademisi enstitülerindeki adaylar için 42 gün, diploması olmayanlar için 28 gün), askerlikten muafiyet imkanı ve konut belgesi alma hakkına da sahiptirler.

 

Rus Diplomalarının Yurtdışında Tanınması

 

Mevcut denklik kriterlerine göre, doktora derecesi (PhD), Bilim Adayı (Kandidat Nauk) derecesine eşdeğer olarak kabul edilmektedir. UNESCO ISECD bunu resmi olarak doktora derecesi olarak sınıflandırmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri'nde, fizik, kimya, biyoloji ve diğer doğa bilimlerindeki Bilim Adayı derecesi, doktora derecesine eşdeğer olarak kabul edilmektedir. İsveç'te ise İsveç doktora derecesine denk olarak değerlendirilmektedir.

Bilim Doktoru (Doktor Nauk) unvanının Rusça konuşulan dünya dışında doğrudan bir karşılığı yoktur. İki kademeli doktora sistemine sahip ülkelerde, Bilim Doktoru (Doktor Nauk) unvanı ikinci bir doktora (Habilitasyona eşdeğer) seviyesinde tanınmalıdır. Tek doktora sistemine sahip ülkelerde ise, bu tek derece seviyesinde tanınabilir.

Rusya'da alınmış ve yurtdışında çalışmak veya eğitim görmek isteyenlerin, yabancı diplomaların tanınması için gerekli olan denklik işlemine (nostrifikasyon) ihtiyaçları olabilir. Bu işlem Çek Cumhuriyeti, Avusturya ve diğer birçok ülkede zorunludur.

Bazı ülkeler yalnızca belirli uzmanlık alanlarındaki (örneğin, teknik alanlardaki) doktora derecelerini geçerli saymaktadır. Bazı ülkelerde ise tıp, eğitim ve beşeri bilimler alanlarındaki doktora dereceleri kabul edilmeyebilir; çünkü yasal çerçeve yalnızca müfredatların bölüm bölüm karşılaştırılmasını öngörmekte olup, bu durum lisansüstü çalışmalar için geçerli değildir. Genellikle, tez metninin tamamı (sadece özeti değil) ilgili ülkenin dilinde veya İngilizce olarak gereklidir.

Ancak Rusya, niteliklerin 50'den fazla ülkede tanınmasını kolaylaştıran Lizbon Tanıma Sözleşmesi'ne taraftır. Ayrıca, Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) içinde, üye devletlerin vatandaşlarının, düzenlenmiş meslekler (tıp, eczacılık) hariç, istihdam için genellikle tanınmaya ihtiyaçları yoktur.

20 Nisan 2026 Pazartesi

Kaynak işinden paketlemeye: Rus endüstriyel robotlarının çalıştığı yerler



Kaynak: https://www.mk.ru/

 

"Üretim Araçları ve Otomasyon" ulusal projesi, yerli sanayiyi dönüştürüyor.

2025 yılında Rusya, "Üretim ve Otomasyon Araçları" ulusal projesinin başlatılmasıyla teknolojik gelişmede büyük bir atılım gerçekleştirdi . Hedefi iddialı: 2030 yılına kadar robot yoğunluğu açısından dünyanın en iyi 25 ülkesi arasına girmek. Bu neden gerekli? Robotlar verimliliği artırıyor ve daha düşük maliyetle daha fazla, yüksek kaliteli ürün üretimine olanak sağlıyor. Monoton, tehlikeli veya steril işlemleri üstleniyorlar. Bu sırada insanlar, yeteneklerinin en değerli olduğu görevleri yerine getirebiliyorlar. Bu nedenle yeni meslekler ortaya çıkıyor: mekatronik mühendisleri, robot programcıları ve entegrasyon mühendisleri.

2024 yılının sonu itibarıyla Rusya'da robot yoğunluğu, 10.000 imalat işçisi başına 29 adetti. 2030 yılına kadar ise 10.000 çalışan başına 145 endüstriyel robota ulaşılması planlanıyor. Bu büyük büyüme, büyük ölçüde "Üretim ve Otomasyon Araçları" ulusal projesinin uygulanmasına bağlıdır .

Örneğin, üç Rus şirketi—Promobot, Bitrobotix ve COMITAS—ulusal projenin pratikte nasıl işlediğini zaten gösteriyor.

 

Promobot: Robotik bir kol meslektaş haline geldiğinde

Perm bölgesinde, robotik şirketi Promobot, endüstriyel robotik manipülatörlerin üretimini başlattı. İlk ürün, paketleme, kaynak, montaj, 13 kg'a kadar ağırlıktaki parçaların taşınması ve daha birçok görevi yerine getirebilen altı eksenli işbirlikçi robot Promobot M13'tür.

Promobot bugüne kadar yaklaşık 50 adet M13 robotu üretti. Bu robotlar, makine mühendisliği, metalurji, havacılık ve eğitim kurumlarındaki şirketlere tedarik ediliyor.

Promobot'un kurucu ortaklarından Oleg Kivokurtsev, "Promobot M13, geniş fonksiyon yelpazesi sayesinde paletleme, taşıma, sıralama, paketleme, etiketleme ve kaynaklama gibi görevleri yerine getirebiliyor" diyor. "Robotun benzersizliği öncelikle, programlama bilgisi olmayan herkesin bile ekipmanı hızlı bir şekilde yapılandırmasına ve devreye almasına olanak tanıyan kullanıcı dostu yazılımında yatıyor. Yerli üretim bir çözüm olması nedeniyle güvenilirliği ve Rusya genelinde hızlı teknik destek sağlanması da önemli."

"Üretim ve Otomasyon Ekipmanları" ulusal projesi kapsamında, yerli üreticiler alıcılara sağlanan indirim karşılığında tazminat alma fırsatına sahip oluyor. Üretici gelirini elinde tutarken, alıcılar yerli üretim endüstriyel robotları piyasa değerinin altında bir fiyata satın alabiliyor.

 

Bitrobotik: Gıda Endüstrisinin Hizmetinde Hız, Hijyen ve Yapay Zeka

Gıda üretiminin otomasyonu sadece verimlilik değil, aynı zamanda güvenlik meselesidir. Sterilizasyonun şart olduğu ortamlarda endüstriyel robotlar vazgeçilmez hale geliyor. Bitrobotix, hamur parçalarını yerleştirmek için kendi delta robotuna dayalı bir sistem geliştirdi. Bu "demir fırıncı" makinelerden biri, Dodo Pizza zincirinin mutfağında çalışmaya başladı bile. Makine, dakikada 60 adet mükemmel hamur dairesi yerleştiriyor!

Bitrobotics Ticari Direktörü Konstantin Tichin, "Çözümlerimiz müşterinin aynı anda birçok sorunu çözmesine yardımcı oluyor ve üretim hatlarının verimliliğini %50-70 oranında artırıyor" diyor. "Bir kümes hayvanı çiftliğinde paketlenmiş ürünlerin kutulanması gibi monoton, rutin işlemleri otomatikleştirerek, vardiya başına 2-3 kişiyi üretim alanına aktarabiliyor ve böylece verimliliği artırabiliyoruz. Kutulama alanının robotlaştırılması, kusurları en aza indirmeye yardımcı oluyor."

Şirket, hijyenik tasarıma özel önem veriyor ve kolayca temizlenebilen ekipmanlar üretiyor. Soğutulmuş et üretim alanlarında robotlar, ürünle insan temasını en aza indirerek bakteri kontaminasyonu riskini azaltıyor ve böylece raf ömrünü uzatıyor. Modüler tasarım ve uzaktan erişim sayesinde, çalışanların robotu başka bir odadaki çalışma istasyonlarından kontrol edebilmeleri, hızlı süreç kontrolü sağlıyor. Sistemler dakikada 150 döngüye kadar hızda çalışıyor; yani robot her iki saniyede beş tam hareket yapıyor!

Şirketin geliştirdiği bir diğer ürün ise makine görüşü ve yapay zekâya dayalı bir kalite kontrol denetim sistemidir. Teknisyenler, üretim hattının performansını gerçek zamanlı olarak bir bilgisayar üzerinden değerlendirebilir ve hızlı bir şekilde ayarlamalar yaparak kusurları ve arıza sürelerini azaltabilirler.

 

COMITAS: Aşırı soğuk koşullarda insan müdahalesini en aza indiren otomatik bir depo.

Krasnodar yakınlarında, COMITAS, Korenovsky Süt ve Konserve Fabrikası (Renna Grubu) için Rusya'nın en teknolojik olarak gelişmiş düşük sıcaklıklı depolarından birini inşa etti. Tamamen otomatik olan bu tesis, dondurma kutularının paletlere istiflenmesinden ürünlerin yükleme için hazırlanmasına kadar insansız olarak çalışmaktadır.

Bu devasa dondurucunun içindeki sıcaklık sabit -27°C'dir. Bu, dondurmanın kalitesini aylarca korur. Ancak, kutup kaşifleri bile bu koşullarda zorlanırdı. Otomasyon, çalışanların dondurucuda geçirdikleri süreyi en aza indirerek sağlıklarını güvence altına almıştır. Bu arada, 10.000 metrekarelik tesis 25.000 palete kadar kapasiteye sahiptir .

COMITAS İnovasyon Geliştirme Direktörü Vyacheslav Pavlov, "Bu proje şirketimiz için canlı ve unutulmaz bir projeydi," diyor . "Bu, Rusya'daki en teknolojik olarak gelişmiş düşük sıcaklıklı depolardan biri. Yönetimi için sadece beş operatör gerekiyor. Depo, Rus yazılımı ile yönetiliyor ve kompleksteki tüm ekipmanların işlevselliğini ve güvenliğini sağlıyor. Bu yaklaşım, insan hatasını neredeyse tamamen ortadan kaldırmaya ve işletme maliyetlerini düşürmeye yardımcı oluyor."

 

Gelmiş olan gelecek

Robotik, iş süreçlerini iyileştiriyor ve bazen daha yetenekli, daha güvenli ve daha iyi ücretli yeni meslekler yaratıyor. Operatörler, kurulum teknisyenleri, programcılar ve entegrasyon mühendisleri; bu uzmanlara işgücü piyasasında zaten talep var. Rusya, kendi teknolojilerine, personeline ve üretim kapasitesine güveniyor. Ulusal proje, fabrikalar, robotlar ve geleceği yaratan insanlarla ilgili.

9 Nisan 2026 Perşembe

Cahit Arf ve düşüncesiz makineler



Kaynak: https://medyagunlugu.com/author/m-hakki-yazici/


Pencerenin öinünde madeni bozuk paraları, bazı kağıt paraları koyduğum bir cam kavanoz var.

Vladimir İvanoviç’in son Türkiye seyahatimden kalan 10 Liralık bir banknot dikkatini çekiyor.

Ne yazık ki artık karşılığında bir çay, bir simit bile alamadığımız bir kağıt para.

Paranın değeri düşmüştü, ama arkasındaki resimdeki bilim insanının değerini daha fazla anlıyorduk.

Eline alıp inceledi, arkasındaki resmi gösterip sordu.

“Bu adamın ismi Cahit Arf. Çok önemli bir bilim insanı, matematikçi. Benim için de, ayrıca önemli bir kıvanç kaynağı, bizim ODTÜ’den hocamız. 1910 doğumlu. Dedem gibi Selanik'te dünyaya gelmiş,” dedim.

***

Türkiye'de matematiğin simgesi olarak anılan Ord. Prof. Dr. Cahit Arf, 1938 yılında Göttingen Üniversitesinde doktorasını tamamlamış. 1962 yılına kadar İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesinde görev  yapmış. Daha sonra Robert Kolejinde matematik dersleri vermiş.1964 yılında Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Bilim Kolu Başkanı olmuş.

Cahit Arf, kısa bir süre California Üniversitesinde konuk öğretim üyeliği yaptıktan sonra, 1967-1980 yılları arası Orta Doğu Teknik Üniversitesinde çalışmalarına devam etti.

Emekli olduğu dönemde, TÜBİTAK'a bağlı Gebze Araştırma Merkezinde çalışmalarını sürdürdü. 1985-1989 yılları arasında da Türk Matematik Derneği başkanlığını yürüttü.

Cebir konusundaki çalışmalarıyla dünyaca ün kazandı. Sentetik geometri problemlerinin cetvel ve pergel yardımıyla çözülebilirliği konusunda yaptığı çalışmalarla da ünlendi.

"Arf Değişmezi” (Arf Invariant), "Arf Halkaları” (Arf Rings) ve “Arf Kapanışı” (Arf Closure) gibi, literatürde kendi adıyla anılan çalışmalarıyla, matematik dünyasının önde gelen bilim insanları arasında yer aldı.

Vladimir İvanoviç, “Bu parayı cebinde taşıyan çok insan bunun farkında değildir mutlaka,” diyor.

***

Konuyu dağıtmak pahasına Türkiye’deki demokratik üniversite mücadelesinin 70’li yıllarının başından, benim “Koca bir sevdaydı yaşadığımız” isimli kitabımda da yer verdiğim bir anıyı paylaşıyorum.

ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü eski profesörlerinden Uğur Ersoy hocamızın ünlü matematikçi Prof. Cahit Arf’ı anlattığı (bir üniversitenin nasıl olması gerektiğiyle ilgili) güzel bir anısı şöyle:

“…Bir gün Genelkurmay Başkanı’nın bizi görmek istediği haberi geldi. ODTÜ sorununu bizden dinlemek istiyordu.

Genelkurmay Başkanı’nın odasına girdiğimizde biraz şaşırdık. Oda, üç dört yıldızlı generallerle doluydu. Parti başkanlarına yaptığımız gibi, ODTÜ’deki sorunu genel çizgileri ile özetledik ve hareketimizin kesinlikle siyasi bir niteliğe sahip olmadığını vurguladık.

Konuşmam bittiğinde oda derin bir sessizliğe bürünmüştü. Bu sessizliği Genelkurmay Başkanı’nın tok sesi bozdu:

‘Hocam, benim anlayamadığım bir husus var. Bizim de üniversitemiz var: Harp Okulu. Orada hiçbir disiplinsizlik yok, çıt çıkmıyor. Sizde boyuna sorun çıkıyor. Bunu anlamakta güçlük çekiyorum.’

Ne söyleyeceğimi şaşırmıştım. Verilecek yanıt belliydi; ama bu yanıt Genelkurmay Başkanı’nı gücendirebilirdi. Bunu da kesinlikle istemiyorduk. Ne yapacağıma karar verememenin sıkıntısını yaşarken Cahit Hoca yardımıma yetişti.

‘Uğur, Sayın Başkan’ın bu sorusuna ben yanıt vereyim. Paşam önce bir soru sorayım size. Harp Okulu’nda öğrencilere ne öğretilmesi gerektiğini biliyor musunuz?’

‘Elbette biliyoruz,’ diye yanıt verdi Başkan.

Cahit Hoca son derece sakin, gülümseyerek devam etti.

‘Bakın Paşam, sorun buradan kaynaklanıyor. Biz öğrenciye ne öğreteceğimizi tam olarak bilmiyoruz. Daha doğrusu emin değiliz. Eğer öğreteceğimiz her şeyden emin olsaydık, o zaman orası üniversite olmazdı. Üniversite, tartışarak gerçeklerin arandığı bir kurumdur. Tartışma olan yerde de sorun çıkması doğaldır Paşam.’

Şaşkınlıkla ve hayranlıkla Hoca’nın yüzüne bakıyordum. Cahit Hoca’nın yanıtında üniversitemizin olağanüstü güzel bir tanımı vardı.”

***

Cahit Arf, taa 1958 Yılında Erzurum'da Yapay Zeka konulu ''Makine düşünebilir mi ve nasıl düşünebilir?'' adlı bir konferans vermiş.

Günümüzde çokça tartışılan yeni teknolojik gelişmeler, robotlar, yapay zeka gibi konulara, zihin açıcı görüşlere taa o zamanlarda değinmiş.

Cahit Arf'ın bu konferansa konu olan makalesi de zihin felsefesi alanında bir klasik.

Düşüncenin ve bilincin doğası hakkında önemli sorular ortaya koyan, düşünceli ve iyi savunulmuş bir makale.

Makalenin içeriğini genel hatlarıyla Vladimir İvanoviç’e aktarıyorum.

Cahit hoca, insanın düşünme biçimi ile makinelerin yapısını karşılaştırarak makinelerin de düşünüp düşünemeyeceklerini sorguluyor. Zilli saat gibi basit makinelerin de çalışma prensipleri nedeniyle bir bakıma düşünen makineler olduğunu ifade eden Arf, tekil problemleri çözen çeşitli makine örnekleriyle konuya açıklık getiriyor. 

Makinelerin yalnızca düşünceyi taklit edebileceklerini, ancak gerçekte kendileri için düşünemeyeceklerini savunmuş.

Bu tezini makinelerin insan beyni ile aynı türden bir iç yapıya sahip olmadığına işaret ederek anlatmakta.

İnsan beyni öğrenebilen ve uyum sağlayabilen karmaşık bir sistemken, makineler sadece bir dizi talimatı takip etmek üzere programlanmıştı.

Ayrıca makinelerin insanlarla aynı türden bir bilince sahip olamayacağı ileri sürülmekte.

Bilinç, tanımlanması zor olan öznel bir deneyimdir, ancak düşünce için gereklidir.

Makineler insanlarla aynı tür öznel deneyime sahip değildir, bu nedenle gerçekten düşünemezler.

“Cahit Arf’ın makalesi, düşünce ve bilincin doğası hakkındaki tartışmalara değerli bir katkı,” diyorum.

Vladimir İvanoviç, “Makine zekası olasılığı hakkında önemli soruları gündeme getiren değerli, düşündürücü bir makale gerçekten,” diyor.

13 Mart 2026 Cuma

"Rusya neden kuantum medeniyeti?"


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Kremlin’de kamu projeleri dairesi başkan yardımcısı Aleksandr Juravskiy (fotoğrafta), Rusya’yı “kuantum medeniyeti” olarak tanımladı. Gosudorstvo (Devlet) dergisinde yayımlanan “Rus milleti” başlıklı makalesinde yetkili, Rus toplumunun “imkânsız sürelerde süper görevleri yerine getirme” anlayışının ülke kültürünün temel özelliklerinden biri olduğunu savundu.

Juravskiy’e göre Rus vatandaşları, kuantum fiziğindeki “süperpozisyon” kavramına benzer şekilde aynı anda farklı kimlikleri taşıyabiliyor:

Bir kişi hem kendi etnik topluluğuna hem bölgesine bağlı kalabiliyor hem de büyük bir devletin vatandaşı olarak ortak bir kimlik içinde yaşayabiliyor.

Yetkili, Rus toplumunun tarih boyunca beklenmedik durumlara hızla mobilize olma yeteneği gösterdiğini belirtti.

Vedomosti'nin haberleştirdiği makalesinde Rus karakterinin özellikleri arasında fedakârlık, kolektivizm, idealizm ve “avral” olarak tanımlanan ani seferberlik kültürünü sayan Juravskiy, Batı’nın göçmenleri asimile etmeye dayalı “eritme potası” modelini de eleştirdi. Rus yetkiliye göre Rusya’da farklı halkların kültürel kodları tek bir medeniyet alanı içinde birlikte var olabiliyor.

Juravskiy ayrıca Rusya’nın çok uluslu yapısının temel dayanağının Rus dili ve Rus kültürü olduğunu belirtti. Bu temel sayesinde farklı etnik grupların ortak bir kimlik içinde bir arada yaşayabildiğini ifade eden yetkili, Rusya’nın tarihsel olarak krizleri bu “mobilizasyon modeli” sayesinde aşabildiğini savundu.

13 Aralık 2025 Cumartesi

Aptallığın Altın Çağı: İnternet ve Sinir Ağları İnsan Zekasının Gerilemesini Nasıl Hızlandırıyor?


Kaynak: https://moskvichmag.ru/

 

Moskviçmag Dergisi’nden Alek Akhundov bir araştırmayı aktarmış.

Rusya Bilimler Akademisi Psikoloji Enstitüsü tarafından Rusların bilime yönelik tutumları üzerine yapılan bir anket, Kasım ayında devlet medyasında yayınlanarak "dünyanın en bilgili ve eğitimli ülkesi" efsanesini çürütmüş. Rusların yaklaşık %20'si Güneş'in Dünya etrafında döndüğüne inanırken, %16'sı insanların ve dinozorların aynı dönemde yaşadığına şüphe duymuyormuş. Ankete katılanların yaklaşık %40'ı cadıların ve büyücülerin varlığına inanırken, yaklaşık %35'i medyumların geleceği tahmin edebileceğine inanıyormuş.

Rusya'daki "dünyanın düz olduğuna inananların" çoğunluğu 18-24 yaş aralığında, yani Z kuşağından. Bir Rus devlet yayını, diğer ülkelerde yapılan anketlerin de neredeyse aynı sonuçları gösterdiğini bildiriyor. Bu, Ruslar arasında dijital aptallık sorununun yarı resmi düzeyde kabul edildiği ilk örneklerden biri olabilir ve belki de bu, ulusal değil küresel boyutlarda bir felakettir.

Eksmo-AST yayınevinin sahibi Oleg Novikov'un yakın zamanda Moskvich Mag'e verdiği bir röportajda belirttiği gibi, Rusya ve ondan önce Sovyetler Birliği, niceliksel göstergeler açısından Avrupa ve Amerika'nın birkaç kat gerisinde kalarak, dünyanın en çok okuyan ülkeleri arasında hiçbir zaman gerçekten yer almamıştır. İyi kitaplar ve dolayısıyla kaliteli bilgi, Sovyet döneminde kıt kaynaklardı; spekülasyon konusu oluyor ve gizlice satılıyordu. Birçok Sovyet insanı, genel halkın erişemediği (lüks eşya olarak görülen) ev kütüphanelerindeki kitap sayısını, zenginlik düzeyleriyle bile ilişkilendiriyordu.

Bilgi ve birikim taşıyıcısı olarak kitaplar ve uzun metinler, en azından Z kuşağı için geçmişte kaldı. Onların başlıca bilgi kaynağı internet ve bilgi dünyasına (kelimenin tam anlamıyla) rehberleri yapay zekâ. İnternet ve sinir ağları gerçekten insanları aptal mı yaptı?

Guardian gazetesi yakın zamanda "Aptallığın Altın Çağında mı Yaşıyoruz?" başlıklı bir makale yayınladı. Makale, MIT araştırmacısı Natalia Kosmina'nın iki grup denek üzerinde yaptığı araştırmayı anlatıyor: bağımsız olarak makale yazanlar ve yazma süreçlerinde internet arama motorlarını ve ChatGPT'yi kullananlar. İkinci grupta, beyin dalga formları bilişsel işlevler, dikkat ve yaratıcılıkla ilişkili beyin aktivitesinin minimum düzeyde olduğunu gösterdi. Çalışmaya MIT ve diğer üniversitelerden öğrenciler katıldı. Makalelerini bitirdikten sonra, kendi metinlerinden bir alıntı yapmaları istendi ve Kosmina'ya göre, ChatGPT kullanıcılarından hiçbiri tek bir kelime bile hatırlayamadı.

"İnsan zekasının ve yaratıcılığının zirvesi, evriminin doruk noktası, insanlığın 60 yıl boyunca geri dönemeyeceği bir yer olan aya ayak bastığı 1960'lar ve 1970'lerde yaşandı. Makine öğrenimi ve yapay zeka alanındaki araştırmaların temelleri atıldı," diyor psikoloji doktorası sahibi ve Moskova Ulusal Araştırma Üniversitesi Enerji Mühendisliği Enstitüsü'nde doçent olan Alexander Beloborodov. "O zamandan beri insan zekası geriliyor. Bu, gelişmiş ülkelerdeki okul çocukları ve öğrenciler üzerinde yapılan kitlesel testlerin sonuçlarıyla gösteriliyor."

Uzmana göre, araştırmalarda elde edilen zeka göstergeleri, dijital öncesi çağda doğan "X kuşağı" ve "Y kuşağı"na kıyasla "Zoomer" ve "Alfa" kuşaklarında her yıl düşüş gösteriyor. Beloborodov, 2022 ve sonrasında doğan sinir ağları kuşağı olan geleceğin "Beta" kuşağının ise daha da kötü bir bilişsel gelişim göstereceğine inanıyor.

Beloborodov sözlerine şöyle devam ediyor: "Beynin gelişmesi için dinlenmeye, rahatlamaya ve meditasyona ihtiyacı vardır. Beyin genellikle insan vücudundaki en çok enerji tüketen organdır. Ancak modern insanlarda neredeyse hiç dinlenmez. Sabah uyandığımız andan gece geç saatlere kadar, çevrimiçi haberlerden oluşan sonsuz bir boş bilgi akışını pasif bir şekilde işlemekle meşgulüz. İnsanların işe gidip gelirken toplu taşıma araçlarında ve hatta iş yerinde ne yaptıklarına bir bakın? Sürekli olarak haber akışlarında, videolarda ve sosyal medyadaki hikayelerde gezinip, altlarına yorum yazıyorlar. Bu, modern bir insanın beyin aktivitesinin neredeyse tamamını tüketiyor. Sonuç olarak, beyin bu bilgi seline dayanamıyor ve aktivitesi hızla düşüyor."

Uzman, Moskvich Mag'in diğer röportaj yaptığı kişilerin de yakın zamanda dile getirdiği bir başka duruma dikkat çekiyor . Beloborodov'a göre, dijital bağımlılık toplumun en yoksul kesimlerinde daha yaygın ve muhtemelen en az iki sınıfa yeni bir bölünmeye yol açıyor: değerli analog bilgiye erişimi olanlar ve düşük kaliteli dijital alternatiflerin tüketicileri.

Beloborodov, ortaya çıkan ikinci sınıf hakkında şunları söylüyor: "İnternet ve dijital teknoloji, onlar için manevi bir boşluktan, gerçeklikten bir kaçış ve internet bağımlılığı dünyasına giriş yolu haline geldi. Varlıklı insanlar dijital sarhoşluğa daha az yatkındır çünkü hayatları internet olmadan bile canlı olaylarla doludur. Dopamin ve duyguları sanal değil, gerçek ortamda elde edebilirler."

St. Petersburg'daki IMISP işletme okulunda profesör ve dijital dönüşüm uzmanı olan Andrey Nesterov, bir kişi bir görevi makineye devrettiğinde beyinde neler olduğunu ayrıntılı olarak şöyle açıklıyor: "Harvard Tıp Fakültesi tarafından 2023 ve 2025 yılları arasında yapılan araştırmalar, analiz, şüphe ve karmaşık akıl yürütmeden sorumlu alan olan prefrontal korteksteki aktivitede bir azalma olduğunu gösteriyor. Buna bilişsel yük boşaltma deniyor; hafıza ve düşüncenin dışsallaştırılması. Beyin anlam üreticisi olmaktan çıkıp giderek bir düzenleme mekanizması olarak işlev görüyor; doğrulama, seçme ve düzenleme yapıyor."

Değerli analog ve ucuz dijital bilgiye ilişkin olarak Nesterov şunları söylüyor: "Kaynaklarla çalışma ve kişisel işlem ortadan kalktıkça bilgi değer kaybeder. Bugün herhangi bir okul çocuğu birkaç dakika içinde bir makaleye ulaşabiliyor. Bilginin gereksiz olduğu, bir soru formüle edebilmenin yeterli olduğu yanılgısı ortaya çıkıyor. Bu, ucuz dijital bilgi (hızlı cevaplar, şablonlar ve özetlemeler) ile pahalı analog bilgi (birincil kaynakları okuma, argüman oluşturma ve karmaşıklıkla başa çıkma yeteneği) arasında bir ayrım yaratıyor. Ve yeni bilişsel sermaye de ikincisi oluyor."

Rusya Federasyonu Hükümeti'ne bağlı Finans Üniversitesi İngiliz Dili ve Mesleki İletişim Bölümü'nde öğretim görevlisi olan Svetlana Zolotareva, yeni bir sosyal teşhisin ortaya çıkışını şöyle değerlendiriyor: "Bilişim teknolojisi gelişme düzeyi ile gençlerin, özellikle de mesleki eğitim gören öğrencilerin, dijital cihazları kontrolsüz kullanmalarından kaynaklanan olumsuz sonuçlar hakkındaki kamuoyu endişesi arasında giderek artan bir uçurum var. Eğitimciler, öğrenciler arasında görülen 'dijital bunama' sosyal sorununa çözüm bulmalı ve öğretimde önleyici tedbirler uygulamalıdır."

Uzmana göre, bilgi teknolojisinin kullanımının hem gerekli hem de kolay hale geldiği koronavirüs pandemisi, eğitimde "dijital bunama"nın ortaya çıkmasında kilit bir faktör olarak değerlendirilebilir. Zolotareva şöyle devam ediyor: "Tamamen yeni bir genç nesil ortaya çıktı: Z kuşağı veya dijital yerliler. Onlar için bilgi teknolojisi sosyal bir yenilik değil, örneğin cep telefonu veya hızlı internet erişiminin olmazsa olmaz olarak görüldüğü tanıdık bir ortam. Bu, toplumun dijitalleşmesinin dış ve iç faktörleri arasında bir uyum yanılsaması yaratıyor. Ve 'dijital yaşam tarzının', özellikle en aktif tüketicileri -üniversite öğrencilerini- etkileyen bir dizi psikolojik probleme ve bağımlılığa yol açtığı yadsınamaz."

Moskvich Mag'in görüştüğü ve dijital aptallığı geniş kapsamlı sonuçları olan bir felaket olarak gören uzmanların sayısı, durumu abartmamaya çağıran ve alışılagelmiş tarihsel benzetmeleri (ilk matbaa makinelerini yok eden Ludditler veya 1980'lerde cep hesap makinelerini eğitimin düşmanı olarak gören eğitimciler) kullananların sayısına neredeyse eşit. Ancak her iki grup da henüz küresel bir "dijital bunama" salgınını önlemek için etkili görünen önlemler bile önermeye hazır değil. Araştırmacılar zaten bunun açık belirtilerini rapor ediyor ve felaket sonuçları sürekli olarak kendini hissettiriyor.

23 Ekim 2025 Perşembe

Anektod: Sovyetler Birliği döneminde bir garsonun yüksek matematik bilgisi seviyesi

 


Sovyetler Birliği döneminde ünlü matematikçi Vladimir İgoreviç Arnold, bir gün misafiri olan Amerikalı bir meslektaşını ağırlıyordu.

Vladimir İgoreviç şaka yapmayı severdi, değerli konuğuna bir şaka yapmaya karar verir.

Bir Sovyet restoranına giderler.

Vladimir İgoreviç, tuvalete gitmek istediğini söyleyip izin alıp, masadan kalkar.

Koridorda masalarına servis yapan garson kadını bulur.

“Ben misafirime masum bir şaka yapmak istiyorum. Bunun için desteğinize ihtiyacım olacak. Masamıza geldiğinizde ben size ‘Bir kosinüsün integrali nedir?’ diye soracağım. Lütfen siz de ‘aynı argümanın sinüsüne eşit’ olduğunu söyleyin.”

Garson kadın kafasını sallar.

“Merak etmeyin,” der.

Profesör emin olmak için sorar:

“Cevabı hatırlayabiliyor musunuz? Kafanız karışmaz değil mi?”

Garson kadın, tekrarlar:

“Aynı argümanın sinüsü.”

Vladimir İgoreviç Arnold, misafiriyle oturduğu masaya geri döner ve en büyük bilim olan matematiğe bir kez daha kadeh kaldırırlar.

Vladimir İgoreviç, şaka konusunu planladığı gibi başlatır.

Misafirine şöyle der:

“Biliyor musun dostum, bizim ülkemizde eğitim seviyesi o kadar yükseldi ki, garsonlar bile yüksek matematiği artık çok iyi biliyorlar!”

Amerikalı bilim insanı inanmaz bir surat ifadesiyle bakar:

"Abartıyorsun herhalde, mümkün olamaz," der, atıyorsun, yemezler anlamında elini havada sallar.

“İnanmıyor musun? Peki, en azından şu garson kıza yüksek matematikle ilgili bir şeyler soralım mı?”

“Tamam, soralım.”

Garsonu çağırırlar.

Vladimir İgoreviç, “Kosinüsün integrali nedir?” diye sorar.

Kadıncağız, “bu da soru mu?” diyen bir surat ifadesiyle:

"Aynı argümanın sinüsü," diye cevap verir.

Amerikalı profesör şaşkına dönmüştür.

Şakanın tam bir başarıyla yapılmış olması nedeniyle Vladimir İgoreviç Arnold ise çok mutludur.

Bir iki dakika sonra garson kadın masalarına geri döner ve şöyle der:

“Affedersiniz, eklemeyi unuttum: artı entegrasyon sabiti.”

14 Eylül 2025 Pazar

"Watt'tan önce Polzunov vardı"



Kaynak: https://turkrus.com/

 

Tarih kitapları genellikle buharlı makinenin mucidi olarak James Watt'ı gösterir. Ancak Kommersant gazetesi Rus mühendis İvan Polzunov'un ilk buharlı makineyi Watt'tan beş yıl önce, 1763'te icat ettiğini yazdı. Gazetenin iddiasına göre Polzunov'un "ateşle çalışan makine" projesi, endüstriyel devrimin başlangıcına dair yerleşik tarih anlayışını sorgulatacak nitelikte. 

1730'da bir askerin oğlu olarak dünyaya gelen Polzunov, Yekaterinburg Madenci Birliği okulundan "mekanik öğrencisi" ünvanıyla mezun oldu. Zmeinogorsky gümüş eritme tesisinde çalışırken, boş zamanlarını fizik, matematik ve meteoroloji çalışarak geçirdi. 25 Nisan 1763'te Kolivan Fabrikaları müdürüne sunduğu buharlı makine projesi, dönemin ilkel Newcomen makinelerinden çok daha gelişmişti.

Proje, Çariçe II. Katerina'ya kadar ulaştı ve onay aldı. Çariçe, makinenin inşa edilmesini emrederek Polzunov'a 400 ruble ödül verdi ve onu mekanik alanında eğitim alması için St. Petersburg'a çağırdı. Ancak Polzunov, soğuk bir atölyede çalışırken vereme yakalandı ve makinesinin çalıştırıldığı 6 Haziran 1766'dan sadece bir hafta önce hayatını kaybetti. 

Polzunov'un makinesi sadece iki ay çalışabildi ve 9 bin 500 pound, yani yaklaşık 4,3 ton gümüş cevherini eritmeyi başardı. Makine ise bozulduktan sonra tamir edilmeyerek bir depoya kaldırıldı. 1882'de keşfedilen makine modelleri ve çizimleri, 1925'te İzvestia gazetesinde yayınlanana kadar bu büyük buluş tarihin gölgesinde kaldı.

1 Ağustos 2025 Cuma

Endüstriyel toplumun bilgi toplumuna küresel dönüşümü

 

Andrey Devyatov

 

21. yüzyılın başından beri devam eden endüstriyel toplumun bilgi toplumuna küresel dönüşümü, üç gücün bir araya gelmesiyle gerçekleşiyor: ABD-Çin-Rusya. Aynı zamanda, rüya büyüleyici bir motivasyon görevi görüyor: insanların zihinlerinin ve kalplerinin özlemlerinin çekimi. Amerikan rüyası var. Çin rüyası var. Rus rüyası ise resmi siyasi söylemde yok.

Rusya'nın geleceği ele geçirmesi için zihinsel bir referans noktası bulamamalarının nedeni, parti-politik çalışma aktivistlerinin Rus rüyasının imgesini kahramanca geçmişte (Ölümsüz Alay) değil, "küresel dönüşümün tektonik süreçlerinde" aramalarıydı; öz, yaklaşan yeni dünya düzenindeydi.

Bilgi toplumunun yeni çağında, insanlığın hayali, bedenin ihtiyaçlarını karşılamanın maddi alanından, zihnin hayal etme, tasarlama ve yaratma yeteneğinin farkına varılmasıyla ruhun neşe ve eğlence alanına, eşi benzeri görülmemiş olanı yaratmaya doğru kaymıştır.

Yaratıcılığı yönetmek için noosferin kodlarını çözmek, "cennetin anahtarlarını" (akıl ve uzayın etkileşimini) bulmak gerekir. Bu yolun başlangıcında, gelecek yüzyılın yaşamına antropolojik geçişi öngören öncüler, Rus kozmist düşünürler N. Fedorov, K. Tsiolkovsky ve V. Vernadsky'ydi.

Cansız doğanın kodunu -kimyasal elementlerin periyodik yasasını- keşfeden dahi, Rus bilim insanı D. Mendeleyev'di.

Canlı doğanın genetik kodu, 1953 yılında Rus teorisyen Georgy Gamov'un öncülüğünde bir grup bilim insanı tarafından keşfedildi. DNA kodonlarının üç nükleotitten oluşması gerektiğini ilk öne süren kişi oydu.

Şimdi kendimize şu soruyu sorarsak: Evrensel, dünya-üstü bilginin yeni ufuklarına neden Rusça konuşan ve düşünen öncüler tarafından ulaşılıyor? Cevabımız, Rusça'da düşüncenin esnek ifade biçimlerinin mutlak özgürlüğü nedeniyle dogmalara, mantığa ve sağduyuya aykırı beklenmedik içgörüler olarak ortaya çıkan düşünce paradokslarıyla bağlantılı olacaktır.

Analitik İngilizce ve Fransızca, uyumlu soyut-kavramsal düşünme için akıllıca bir araç olsa da, Alman dili teknolojik düzenlemelerde ve klasik Alman felsefesinde sıkı bir düzen sağlar. Ve izole edici Çince, kısa genellemeler için eşsiz bir fırsat sunar.

Kremlin tarafından 2021'de duyurulan "Büyük Egemen Muhafazakâr Güç" projesi, tüm insanlık için ortak fayda - öncüler, yol gösterici yıldızlar - varoluşun manevi alanının Rus hayalini gerçekleştirmeye uygun değildir. Sahip olduğu şeye tutunan, kaçınılmaz olarak kaybeder.

Eski dünya düzeninden yenisine geçiş sürecinde toplumun sınıf yapısı değişti. Rusya'da artık proleter yok. Köylüler çiftçiye dönüştü. Perestroyka sonucunda ise bilgi teknolojisi, robotik, genetik mühendisliği, kuantum hesaplama vb. alanlarda genç ve zeki adamlardan oluşan yeni bir yaratıcı sınıf doğdu.

Bu yeni genç yenilikçi sınıf, Birleşik Rusya'daki eski muhafazakârların iktidar partisine karşı çıkıyor ve bu durum, yeni çağ ülkesinin tarihindeki mevcut anın temel çelişkisini oluşturuyor.

Rusya Federasyonu'ndaki yenilikçilerin, NBIC yakınsamasının 6. mertebesindeki teknoloji yarışına geç katıldıkları oldukça açık. Rusya'nın tarihsel kazanımı, ancak yetişmeden geçme yöntemiyle mümkündür. Ve bu, 7. dereceden yüksek teknolojilere bir anda bahis oynamaktır.

Ekonominin 7. derecesindeki teknolojilerin özgüllüğü, evrensel medeniyet kapsamlarıdır. Örneğin, yeni fiziksel prensipler üzerine geliştirilen ve insanlığa Dünya'ya yakın uzay kaynaklarının geliştirilmesi için enerji veren yapay ağırlıksızlık (anti-yerçekimi alanı) teknolojisi buna örnektir.

7. dereceden evrensel ekonomik teknolojilerin geliştirilmesiyle, dünyanın uyumundan ve ortak iyiliğin yeni komünizminden bahsedeceğiz. Dolayısıyla, kuşaksal değişimin doğal seyrinde, yaratıcı sınıfın başarıya ulaşmasıyla, küresel dönüşümün karşı konulamaz gücünün baskısı altında, 2037 yılına kadar farklı bir olası küreselleşmenin işareti haline gelecektir.

Zafere giden yola gelince, Rus düşüncesine sahip yenilikçilerin paradoksal düşüncesine sahip yaratıcı sınıfın genç hacker'ları, eski düzeni ayakta tutan dijital engelleri kolayca ortadan kaldıracak.

19 Temmuz 2025 Cumartesi

Rus bilim insanı: Karbondioksitin yer altına yönlendirilmesi iklim değişikliğiyle mücadelede yardımcı olabilir


Kaynak: https://anlatilaninotesi.com.tr

Rus bilim insanı Andrey Afanasyev, karbondioksitin yer altında depolanmasının iklim değişikliğiyle mücadelede nasıl yardımcı olabileceğini açıkladı.

Moskova Devlet Üniversitesi Mekanik Enstitüsü Genel Hidromekanik Laboratuvarı Başkanı Andrey Afanasyev, karbondioksitin yeraltında depolanmasını öngören projelerin küresel ısınmayı yavaşlatmaya yardımcı olabileceğini söyledi.

Afanasyev, konuyla ilgili farklı görüşler olsa da çoğu bilim insanının küresel ısınmanın var olduğu konusunda hemfikir olduğunu belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

"Zamanla bir dengesizlik oluşuyor. İnsanlık, yerkürenin emebileceğinden biraz daha fazla karbondioksit üretiyor. Atmosfer karbondioksit biriktirdiği için biraz daha ısınıyor. Biraz daha sıcak olmasının bir sonucu olarak, atmosfere daha fazla su buharlaşıyor ve su buharı karbondioksitten çok daha güçlü bir sera gazı. Biraz daha fazla karbondioksit salınmış oldu, su buharlaştı ve etki arttı.

Havadan karbondioksitin çıkarılmasına yönelik projeler var. Ancak bence daha akılcı olan yol, doğrudan termik santrallerde bir miktar yakıtın, gaz ya da kömürün yakılması ve yanma ürününün atmosfere salınmasıdır. Çok miktarda karbondioksit içerir. Amaç, içerisinde bol miktarda karbondioksit bulunan bu ‘egzozu’ temizleyip yer altına yönlendirmek. Bu tür projeler sayesinde küresel ısınmanın yavaşlatılmasının mümkün olması bekleniyor.”

Karbondioksitin bileşiminin, ulaşılması zor petrol rezervlerinin çıkarılmasına da yardımcı olabileceğine dikkat çeken Rus bilim insanı, geleneksel yöntemlerle çıkarılabilen petrolün tükenmekte olduğunu, ancak çıkarılması zor çok sayıda petrol rezervi bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Bugünkü sorun, petrol şirketlerinin geçmek durumunda olduğu rezervuarlardan petrol çıkarmak zorunda olmaları ve bu rezervuarların oldukça derinlerde yer almasıdır. Bunlar düşük geçirgenliğe sahip kayalardır. Ve burada, kuyunun delinmesi ve hidrokarbonların kendiliğinden yukarı çıkabilmesi gibi geleneksel yöntemler artık işe yaramıyor. Burada petrol geri kazanımını artırmaya yönelik çeşitli yöntemler sunan modellere talep var. Bu, daha fazla petrol çıkarmak için petrol rezervuarına çeşitli çözücülerin enjekte edilmesiyle ilgilidir. Aynı karbondioksit petrol rezervuarına da enjekte edilebilir, hidrokarbon bileşenlerinde iyi çözünür ve petrol viskozitesini azaltır, ki bu çok önemlidir."

17 Temmuz 2025 Perşembe

Modern hayatımızı onlarsız hayal edemeyeceğimiz, dünyayı fetheden 5 Rus icadı



Kaynak: https://dzen.ru/

 

Rusya, dünyaya birçok devrim niteliğinde buluş kazandırmış zengin bir bilimsel geleneğe sahip bir ülkedir. Teknolojilerin Rus kökenli olduğu pek az kişinin aklına gelse de, bu teknolojiler insanların hayatını kolaylaştırarak ilerlemeyi sürdürüyor. Tıptan uzaya, ev aletlerinden dijital eğlenceye kadar, Rus bilim insanları ve mühendisler tarihin akışını birden fazla kez değiştirdi.

Bu makalede, ülke sınırlarının ötesine geçen ve artık dünya çapında başarıyla kullanılan beş Rus icadı ele alınıyor . Bazıları hayatımıza o kadar derinden yerleşmiş ki, artık uluslararası kabul ediliyorlar, ancak kökleri Rusya'da.

Dünyanın ilk sırt çantası paraşütü

20. yüzyılın başlarında havacılık hızla gelişiyordu, ancak temel sorunlardan biri pilotların güvenliğiydi. Uçak bozulursa, pilotun tek umudu bir mucizeydi; o zamanlar paraşütler hantal, rahatsızdı ve kişiye değil, uçağa bağlıydı. Her şey, 1911'de dünyanın ilk serbest hareketli sırt çantası paraşütünü -hafif, kompakt ve her zaman kullanıma hazır- icat eden mucit Gleb Kotelnikov sayesinde değişti.

Buluşun trajik başlangıcı, pilot Lev Matsievich'in 1910'daki Tüm Rusya Balon Festivali'nde ölmesiydi. Olanlar karşısında şoke olan Kotelnikov, havacıların güvenilir bir kurtarma yöntemine ihtiyaç duyduğuna karar verdi. Mevcut tasarımları -metal kutularda ağır kanvas kanopiler- reddetti ve tamamen yeni bir sistem yarattı. Paraşütü, bir çekme halkası yardımıyla açılan kompakt bir sırt çantasına yerleştirilmişti ve ipek kumaştan yapılmış bir kanopisi vardı, bu da onu inanılmaz derecede hafif kılıyordu. Hatta ipler bile, dolaşmayı önlemek için özel bir şekilde döşenmişti.

İlk testler başarılı oldu: Balondan atılan bir manken sağlam bir şekilde yere indi. Ancak Rus askeri yetkilileri şaşırtıcı bir miyopluk göstererek bu icadı "gereksiz" olarak nitelendirdiler. Kotelnikov pes etmedi ve 1912'de paraşütü Fransa'da tanıttı ve burada büyük beğeni topladı. Bir yıl sonra, Fransız pilotlar "RK-1"i (Rus, Kotelnikov, model 1) kullanmaya başladı ve kısa süre sonra benzerleri diğer ülkelerde de ortaya çıktı.

Ne yazık ki, mucidin kendisi dahi buluşunu yurtdışında patentlemeye vakit bulamadı ve dünya çapındaki şöhret Fransızlara gitti. Ancak, tüm modern havacılık ve iniş sistemlerinin prototipi haline gelen ve binlerce hayat kurtaran sırt çantası tipi paraşütüydü. Bugün herhangi bir paraşüte baktığınızda, güvenle şunu söyleyebilirsiniz: atası Rusya'da, parlak mucit Gleb Kotelnikov'un atölyesinde doğdu.

Aktif karbon

20. yüzyılın başlarında dünya yeni bir tehditle karşı karşıyaydı: kimyasal savaş ajanları. I. Dünya Savaşı sırasında kimyasal silahlar binlerce can aldı ve bilim insanları etkili bir korunma yöntemi bulma göreviyle karşı karşıya kaldı. Çözüm, aktif karbonlu evrensel bir gaz maskesi geliştiren ünlü Rus kimyager Nikolay Dmitriyeviç Zelinski tarafından önerildi. Bu icat, yalnızca cephedeki askerleri kurtarmakla kalmadı, aynı zamanda sivil hayatta da yaygın olarak kullanıldı.

Zelinsky, kömürün sorpsiyon özelliklerini inceleyen ilk kişi olmasa da, onu aktive etmek için bir yöntem geliştiren kişiydi; bu yöntem, kömürün emilim kapasitesini önemli ölçüde artıran özel bir işlemdi. Bilim insanı, kömüre ısıl işlem ve buhar uygulandığında, malzemede en küçük toksik madde parçacıklarını bile tutabilen çok sayıda mikroskobik gözenek oluştuğunu keşfetti. Bu ilke, 1915'te Rus ordusu tarafından kabul edilen ve kısa sürede gaz saldırılarına karşı en etkili koruma aracı haline gelen gaz maskesinin temelini oluşturdu.

Zelinsky'nin icadı hızla askeri kullanımdan öteye geçti. Aktif karbonun yalnızca havayı değil, aynı zamanda suyu, alkolü ve tıbbi solüsyonları da arıtabildiği ortaya çıktı. Günümüzde tıpta, gıda endüstrisinde, filtreleme sistemlerinde ve hatta dünyanın dört bir yanındaki ev ecza dolaplarında kullanılmaktadır. Tüm bunların ardındaki teknolojinin, yüz yıldan fazla bir süre önce, bilimi öncelikle insanlara hizmet etmenin bir yolu olarak gören bir Rus bilim insanı tarafından geliştirildiğini çok az kişi bilir.

Zelinsky'nin adı sıklıkla gaz maskesiyle anılsa da, aktif karbonla yaptığı çalışmalar gerçek bir çığır açmış ve insanlığa kirlilik ve toksinlerle mücadelede evrensel bir araç kazandırmıştır. Ve bugün aktif karbon sıradan bir şey olarak kabul ediliyorsa, bunun tek nedeni Rus kimyagerin dehasının onu mükemmel hale getirmesidir.

Elektrik motoru

19. yüzyılda Sanayi Devrimi'nin zirvesinde, dünya elektriğin gücünü henüz keşfetmeye başlamışken, Rus bilim insanı Boris Semenovich Jacobi, dünyanın ilk pratik elektrik motorunu yaratarak teknolojide devrim yarattı. 1834 yılında, zamanının onlarca yıl ötesinde, elektrik enerjisini mekanik harekete dönüştürebilen bir cihazın çalışan bir modelini geliştirdi; bu, günümüz modern elektrik mühendisliğinin temelini oluşturan bir prensiptir.

O dönemde Rusya'da çalışan Jacobi, Batılı meslektaşlarından kökten farklı bir yol izledi. Sadece çalışma prensibini gösteren deneysel modellerin aksine, motoru tam teşekküllü bir makineydi. Mucit, 1838'de etkileyici bir deney gerçekleştirdi: Galvanik hücrelerden oluşan bir bataryayla çalışan Jacobi'nin elektrik motoruna sahip bir tekne, Neva Nehri boyunca akıntıya karşı 14 yolcu taşıdı. Bu, tarihteki ilk pratik elektrikli ulaşım örneğiydi; bu teknolojinin küresel bir trend haline gelmesinden 180 yıl önce.

Avrupa'nın içten yanmalı motorlardan kademeli olarak vazgeçeceğini duyurarak aktif olarak elektrikli otomobillere geçtiği bugünlerde, elektrikli ulaşım fikrinin Rusya'da doğduğunu çok az kişi hatırlıyor. Modern Tesla, Porsche Taycan ve diğer elektrikli otomobiller, Jacobi'nin bu icadının doğrudan torunlarıdır. Kaderin cilvesi şu ki, artık "geleceğin yeniliği" olarak konumlandırılan bu teknolojinin aslında Rus kökenleri ve neredeyse iki asırlık bir geçmişi var.

Jacobi'nin çalışmaları yalnızca motorla sınırlı kalmadı; galvanoteknik, telgraf ve maden elektrik mühendisliğinin gelişimine de temel katkılarda bulundu. Ancak, endüstriyel makinelerden ev aletlerine, metrodan elektrikli arabalara kadar modern dünyanın onsuz hayal edilemeyeceği temel taşı, elektrik motoruydu. Ve eğer bugün insanlık nihayet çevre dostu ulaşıma geçmenin önemini fark ettiyse, bu büyük ölçüde, modern teknoloji markaları arasında adı haksız yere unutulan Rus mucit sayesindedir.

Radyo

7 Mayıs 1895'te, St. Petersburg Üniversitesi'nin duvarları arasında iletişim tarihinin seyrini değiştiren bir olay gerçekleşti. Aleksandr Stepanoviç Popov, elektromanyetik dalgaları kablosuz olarak yakalayabilen bir cihaz olan dünyanın ilk radyo alıcısını tanıttı. Günümüzde Rusya'da Radyo Günü olarak kutlanan bu günde, Popov yalnızca bilimsel bir gelişmeyi sergilemekle kalmadı, aynı zamanda modern dünyanın onsuz hayal edilemeyeceği kablosuz iletişimin yolunu da insanlığa açtı.

Popov'un buluşunun dehası, basitliği ve verimliliğiydi. Bir koherer (metal talaşlı cam tüp) ile donatılmış alıcısı, radyo dalgalarını elektrik sinyallerine dönüştürebiliyordu. Sistemin en önemli unsuru, Popov tarafından geliştirilen ve sinyal alım menzilini önemli ölçüde artıran paratoner anteniydi. Bilim insanı, Mart 1896'da tarihi bir deney gerçekleştirerek, "Heinrich Hertz" yazılı dünyanın ilk radyogramını 250 metrelik bir mesafeye iletti; bu, o dönem için gerçek bir atılımdı.

Popov uluslararası alanda hemen tanınmadı. Benzer araştırmalar yürüten İtalyan mucit Guglielmo Marconi, 1896'da İngiltere'de sisteminin patentini almayı başardı. Bu, radyonun icadının önceliği konusunda yıllarca süren tartışmaların temelini oluşturdu. Ancak tarihi belgeler, Popov'un Marconi'nin patentinden bir yıl önce çalışan bir radyo alıcısı gösterdiğini tartışmasız bir şekilde kanıtlıyor. Marconi'nin 1902'de Rusya'ya yaptığı bir ziyaret sırasında Popov ile görüşmüş ve radyo teknolojisinin gelişimine katkısını takdir etmiş olması dikkat çekicidir.

Günümüzde dünya, hücresel iletişimden Wi-Fi'ye, uydu televizyonundan navigasyon sistemlerine kadar görünmez bir radyo dalgası ağıyla sürekli olarak kuşatılmışken, bu teknolojik devrimin Rus bilim insanları tarafından başlatıldığını hatırlamak özellikle önemlidir. Aleksandr Popov sadece radyoyu icat etmekle kalmadı, aynı zamanda tüm modern kablosuz iletişimin temelini oluşturarak bilginin hava sahası üzerinden iletilebileceğini kanıtladı. Uluslararası toplum bu buluşun önceliği konusunda farklı görüşlere sahip olsa da, gerçek şu ki: Küresel iletişim çağına doğru belirleyici adım Rusya'da atıldı.

Akkor lamba

Thomas Edison'un adı ampulle özdeşleşmeden önce, Rus mühendis Aleksandr Nikolayeviç Lodygin dünyanın ilk pratik akkor lambasını icat etti. 1872'de St. Petersburg'da, cam bir ampul içinde karbon çubuklu bir aydınlatma armatürü geliştirdi - tüm modern lambaların prototipi. Bu devrim niteliğinde bir buluştu: Batılı mucitler çabuk yanan ve çok pahalı olan platin tellerle deneyler yaparken, Lodygin basit ve etkili bir çözüm buldu.

Lodygin'in başlıca yeniliği, cam bir şişede vakum yaratmaktı. Oksijen olmadan bir karbon çubuğun anında yanmadan parlak bir parıltıya kadar ısınabileceğini ilk fark eden oydu. 1874'te Rusya'da bir patent alan mucit, ardından St. Petersburg Bilimler Akademisi'nin prestijli Lomonosov Ödülü de dahil olmak üzere uluslararası alanda tanındı. Lambaları daha o zamandan St. Petersburg sokaklarını, dükkanları ve hatta bir denizaltını aydınlatıyordu; bu, 19. yüzyıl için gerçek bir teknolojik atılımdı.

Thomas Edison 1879'da lambanın kendi versiyonunu tanıttığında, dünya tasarımdaki bir gelişmeyi öğrendi: Amerikalı mucit, karbon çubuğu kömürleşmiş bambu lifiyle değiştirdi ve bu da kullanım ömrünü 1.200 saate çıkardı. Ancak cihazın temel tasarımı Lodygin'inkiyle aynı kaldı. Dahası, 1890'larda Lodygin, bugün hala akkor lambaların temelini oluşturan bir teknoloji olan tungsten filamanları kullanmayı önererek yeni bir çığır açtı.

Günümüzde dünya LED teknolojisine geçiş yaparken, elektrikli aydınlatmanın başlangıcının Rusya'da atıldığını hatırlamak önemlidir. Edison ticari başarı elde etmiş olsa da, bir asır boyunca tüm dünya için standart haline gelen akkor lamba konseptini geliştiren Lodygin'di. Onun icadı sadece evleri aydınlatmakla kalmadı, aynı zamanda insan yaşamının ritmini de değiştirdi ve insanların elektrik ışığının yardımıyla geceyi fethetmelerini sağladı. Ve bugün herhangi bir anda bir düğmeye basabiliyorsak, bu büyük ölçüde, adı haksız yere daha çok tanınan bir Amerikan markası tarafından gölgede bırakılan Rus mühendis sayesindedir.