Moskova

Moskova
Russipedia-R etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Russipedia-R etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2025 Perşembe

'Ryazhenye'


'Kalyans', 'khukholniks', 'shulikuny' - kimdir bu insanlar?

Eski zamanlarda Rusya'nın farklı bölgelerinde farklı isimlerle anılsalar da yaptıkları iş aynıydı: Hayvan ve büyülü yaratıkların kostümlerini ve maskelerini giyerler, Noel ve Maslenitsa zamanlarında ev ev dolaşırlarmış.

Bunlara 'ряженые' ('ryazhenye') veya 'mummers' deniyordu çünkü onlar "рядились" ('ryadilis') veya alışılmadık kıyafetler "giyiniyorlardı". Ve yaptıkları şeye 'ряженье' ('ryazhenie') veya 'mummering' deniyordu.

Mumyacılar gruplar halinde toplanır, her evde durup özel ritüel şarkıları söylerlerdi. Daha sonra köylüler onlara öteki dünyanın ruhlarını yatıştırmak ve onların iyiliğini güvence altına almak için hediyeler sunarlardı.

Mummers genellikle Noel zamanında, yani Noel'den Epifani'ye kadar bir alay düzenlerdi. Ayrıca Maslenitsa'da - Büyük Perhiz arifesinde kışı uğurlama bayramında. Bu sırada sadece kıyafet değiştirmekle kalmaz, aynı zamanda yanlarında bir Maslenitsa kuklası götürürlerdi ve sonunda onu yakarlardı.

24 Ekim 2020 Cumartesi

Rusya'da tarihe karışan 5 meslek

 

Ressam Boris Kustodiyev, 'Panayır', 1906 yılı



Kaynak: https://tr.sputniknews.com/

 

Her toplumda olduğu gibi zamanla Rusya'da da kaybolmuş meslekler var. Sputnik, Russia Beyond the Headlines'ın derlediği (RBTH) bu meslekleri aktarıyor.

 

1

Denşik

Rusya İmparatorluk Ordusu'nda subaylara yardım etmekle görevli olan kişilere 'denşik' ismi veriliyordu.

Maaşlı olarak çalışan Denşikler askerler arasından seçiliyor ve subayın üniforması, silahları, eşyaları, atı gibi şeylerden sorumluydu. Denşikler subayın talimatlarını yerine getiriyor, onu koruyor ya da savaşın zorlu anlarında ona eşlik ediyordu.

Yüksek rütbeli subaylar, albaylar ve generallerin, asilzadeler arasından seçilen denşikleri olabiliyordu. Bu tip denşikler onbaşılığa veya çavuşluğa terfi edebiliyordu.

Ancak bu meslek 1881'de Rusya İmparatorluk Ordusu'ndan kaldırıldı.

 

2

Rayoşnik (Dikiz şovu çalıştırıcı)

Cennet anlamına gelen 'ray' kelimesinden türetilen 'rayoşnik' mesleğini icra edenler, küçük bir ahşap kutunun içinde, bir silindir üzerinde bulunan resimleri bir kol yardımıyla çeviriyordu.

İzleyiciler kutunun üzerindeki deliklerden bakarken, rayoşnikler resimleri çeviriyor, bir yandan da onlara uygun kafiyeli bir takım şeyler anlatıyordu. Rayoşnikler seyirciye göre resim silindirlerini de değiştirebiliyordu.

'Rayok' (küçük cennet) adı verilen bu kutularda ilk zamanlarda İncil'den hikayeler anlatılıyordu. Daha sonra çocuklar için anlatılar, büyükler içinse savaş ve başka ülkelerin resimleri, hatta müstehcen görüntüler de kullanıldı.

Bu 'küçük cennetler' panayır ya da şenliklerde yaygındı.

Mekanizmalarla birlikte rayoşnikler de 19. yüzyıl sonlarına doğru okuma yazma oranının artmasıyla ve fotoğrafçılığın gelişmesiyle ortadan kayboldu.

 

3

Burlaklar (Gemi çekiciler)

Burlaklar, 17-20 yüzyılda Rus Çarlığı'nın nehirlerindeki mavna ve diğer denizaraçlarını çekmekle yükümlüydü.


Volga Kıyısında Burlaklar tablosu. 1870-1873 yılları.
Ressam İlya Repin


10 ile 100 kişilik gruplar halinde çalışan burlaklar arasında belirli bir hiyerarşi, kurallar ve teknikler vardı, üzerlerine bağlı kenevir halatlarla gemileri çekiyorlardı.

O dönemde nehir kıyılarında atlarla gemileri çekmek için uygun yollar olmadığından burlaklar tercih ediliyordu. Bir gemiyi 300 kadar burlak çekebiliyordu. Rus Çarlığı döneminde nehirler başlıca ulaşım yoluydu.

19. yüzyıl ortalarında demiryolu taşımacılığı geliştikçe burlaklar azalmaya başladı.

 

4

Su taşımacılar

Rusya'da köylerde herkes kuyulardaki suları kullanabiliyordu, ancak şehirlerde durum biraz daha karmaşıktı. Rusya'nın başkenti Moskova'da ilk su borusu ancak 18. yüzyılın başında görüldü, dairelerde de musluk suyu 20. yüzyılın başlarında kullanılır olmuştu.

O zamana dek Rusya'nın kentlerindeki insanlar sularını, 'su taşıyıcılardan' temin ediyordu. 

Bu kişiler at arabalarına yüklü depolarda şehre su getiriyordu. At arabalarının ulaşamadığı yerlere de yaya olarak faaliyet gösteren su taşıyıcılar vardı.

 

5

Ofenya (Gezgin satıcı)

 

Ofenyalar Rusya'da demiryolları henüz yokken mevcuttu. Bu kişiler sokaklarda gezen yiyecek, tatlı ve meyve-sebze satan tüccarlar gibi değillerdi.

Ülkenin çok uzak kısımları da dahil olmak üzere her yere yaya olarak giden ofenyaların sattıkları başlıca ürünler kitaplar ve ikonalardı.

Ressam Nikolay Koşelev'in bu tablosunda seyyar satıcının mallarını inceleyen köylü bir aile resmedildi.

Ofenyaların sattıkları ikonalar da çoğunlukla Eski İnananlar'ın kullandığı, devlet tarafından yasaklı ve resmi olarak üretilmeyen ikonalardı. Ofenyalar gizli ikona ressamlarıyla bağlantı kuruyor, onlardan aldıkları ikonaları gizlice Eski İnananlar'ın bulunduğu köylere götürüyor ve yüksek fiyatlara satıyordu. Bu ikonaların pahalı olmasının sebebi ise satışının suç teşkil etmesiydi.



26 Eylül 2020 Cumartesi

Rus ruleti nasıl ortaya çıktı?



Kaynak: https://turkrus.com/

 

 

Modern zamanların en ölümcül kumarının nasıl ortaya çıktığını ya da dünyaya nasıl yayıldığını aslında kesin olarak bilen yok... Adı böylece konmasa da, Rus ruletinin bir türevine, ünlü Rus şair Mihail Lermontov'un 1839'da yazdığı "Zamanımızın Bir Kahramanı" romanında rastlanıyor. Ancak oyunun Çarlık ordusunun kışlalarından çıktığını düşünenlerin sayısı az değil.

"Rus ruleti" ifadesini kullanan ilk kişi ise Amerikalı macera öyküleri yazarı Arthur Surdez. İfade ilk kez Collier's dergisinin 1937 tarihli bir sayısında yayınlanan öyküde geçiyor. Öyküde Ekim Devrimi'nde yenilen ordu subaylarının bir kafede "altıpatlarla" Rus ruleti oynadığına değiniliyor.

İlginç olansa 1917 öncesinde hiçbir Rus yazarın eserlerinde "Rus ruletine" değinmemiş olması. Lermontov'un romanındaki pasajda da bir toplu tabancayı elden ele geçirmek yerine "dolu mu, yoksa boş mu olduğu bilinmeyen" tek atışlık bir tabanca kullanılıyor.

Ekim Devrimi yıllarında Rusya'da en yaygın revolver, 7 mermi alan Nagant (M1895). Bundan hareketle Surdez'in altıpatları sahnesinin hayal ürünü olabileceğini düşünenler de var.

Peki Rus ruleti ne kadar ölümcül?

Altıpatlarla oynanacak bir Rus ruletinde silahın ortalama 3,5'ncu atışta patlaması beklenir.

İlk kez tetiğe basıldığında yüzde 16,6 olan patlama olasılığı bir sonrakinde yüzde 20'ye, bir sonrakinde yüzde 25'e ve en nihayetinde yüzde 100'e, yani kesinlik mertebesine yükselir. Tetiğe her basıştan sonra topun yeniden çevrilmesi durumunda ise olasılık her seferinde aynı kalır: yüzde 16,6.

7 Temmuz 2019 Pazar

GRİGORİ RASPUTİN / Rusya’nın Ölümü



İlber Ortaylı


30 Aralık 1916’da Çar ailesinin yani Romanovların damadı Prens Feliks Yusupov sarayın gözdesi Keşiş Rasputin’i öldürdü. Sibiryalı keşiş St. Petersburg’un büyüye, spiritizmaya düşkün yüksek çevrelerinde çoktan “kutsal adam” diye niteleniyordu. Taraftarları vardı, adeta kendilerini ona adamışlardı. Rasputin’in olağanüstü gücüne Çariçe Aleksandra’nın kendisi de inanıyordu ve son çarı bu konuda ikna etmişti. Petersburg’un yüksek çevrelerinde Rasputin bir azize yaraşmayacak, keyifli bir hayat sürüyordu. Devamlı kadınların ortasındaydı, içiyordu. Sarayla ve hükümetle iyi geçinmek isteyenler, daha doğrusu hükümette ve iktidarda kalabilmek niyetinde olanlar onunla çatışmaya giremiyorlardı. “Dokunulmaz nedir?” diye sorsanız cevabı “Rasputin”di.

Rasputin cahildi ama Rusya’daki çoğu insandan daha kuvvetli sezgileri vardı. Savaşı istemeyen nadir takımdandı. Nitekim silahsız ve donanımsız ordular harbe gitti, çok kısa zamanda da felaketin ne kadar yakın olduğu anlaşıldı. Tannenberg bataklıklarında Hindenburg’un komutasındaki Almanlar kolay bir zafer kazandılar, fakat bu kesin zafer değildi. İki yıl sonra 1916 kışında Rusya açlık yokluk içinde hâlâ düşmanla savaşıyordu.

Hemofili Hastalığı Getirdi

Bazıları yenilginin suçlusu olarak da bu çılgın ve mürteşi papazı gördüler. Rasputin aynı zamanda Feliks Yusupov ve arkadaşları için de acilen yok edilmesi gereken bir düşmandı. Bu sebeple 30 Aralık gecesi onu Yusupov’un sarayına davet ettiler, baş düşmanı Rasputin’in samimi dostu görünümündeydi. Önce zehirlemeyi denediler. Çılgın Roma İmparatoru Neron da annesi Agrippina’yı zehirlemeyi denemişti. Ama Agrippina da Rasputin de zehire çok dayanıklı çıktılar. Bunun üzerine keşişi düpedüz tabancayla ortadan kaldırmayı denediler; kurşuna da dayanıklıydı, dayakla halledildiği sanılarak bir çuvala tıkıldı ve Neva Nehri’ne atıldı, günler sonra cesedi bulunduğunda boğularak öldüğü anlaşıldı.

Çariçe babasının mensup olduğu Hesse-Darmstadt hanedanı üzerinden hemofili hastalığı getirmişti. Romanovlar hanedanı bu hastalığı önlemek için Çar Nikola ile evliliğine niye mani olamadılar, bu hâlâ tartışılıyor. Evliliğin sağlık bakımından bazı sorunlar yaratacağı galiba hissediliyormuş ama III. Aleksandr veliahdı bu evlilikten niçin men etmedi bilinemez. Her halükarda birbirini delice seven ve dört kızlarıyla birlikte çok mutlu bir aile olan son çarın ve çariçenin birliği, veliahdın hastalığı ile tatsız bir döneme girdi. Şehirdeki kışlık saraydan (bugünkü Ermitaj Müzesi) civardaki Peterhof’a kaçarcasına çekildiler.

Hiç Kimse Çarı Sevmiyordu

1905 İhtilali’nden beri çalkantı içindeki Rusya, çarı sevmiyordu. Bolşevik ve Menşeviklerin sevmeyeceği açık, liberaller ise onu sadece yetersiz değil, geri ve ahmak buluyorlardı. Çar ve çariçeyi hâlâ baba ve anne diye bilen milyonlarca köylünün dışında sefil işçi takımı da ondan soğumuştu.

Bizzat İsmailiye cemaatinin reisi Ağa Han bile Rus işçi sınıfının hayat şartlarını Hindistan’daki sefil işçilerden daha kötü buluyordu. Gerekçesi çok açıktır; “Berikiler hiç değilse havasız fabrika ve yatakhanelerinden dışarı çıkıp temiz hava alabiliyorlar, keskin soğukta bu da pek mümkün değil” diyordu. İşin garibi Slavyanofiller ve hatta muhafazakar güçler bile çarlarını ve Alman asıllı çariçeyi yetersiz görmeye başladılar.

Başta Yahudiler olmak üzere mahkum milletler de monarşiyi sevmiyordu. Çara en bağlı olan unsurun belki de Rusya’nın Müslüman halkları olduğunu söylersek durumun vahameti anlaşılabilir. Savaşın sıkıntıları içinde zavallı çariçenin Rasputin’in metresi olduğu bile dedikodu halinde etrafta dolaşıyordu. Oysa çariçenin oğlunun hastalığından dolayı bedbaht ve olağanüstü kuvvetlerden medet uman bir çaresiz olmaktan başka kusuru yoktu.

Öldürüleceği Günü ve Katilleri Biliyor muydu?

Çar ise askercilik oynuyordu, payitahta oturup cephe gerisini düzene koyacağı yerde, cephede hiç anlamadığı başkumandanlık rolünü oynuyordu. Harp eden devletlerin hiçbiri, bu savaşa girerlerken cephe gerisindeki halkın düşeceği durumu göz önüne getirememişti.

Feliks Yusupov, Rusya’nın en ilginç kişiliklerinden biriydi. 1552’de Kazan Hanlığı IV. Ivan (Korkunç Ivan) tarafından alınınca din değiştirerek Rus soyluları arasına katılan Altın Ordu-Tatar soylularından olan bir aileden geliyordu. Diğer soylu üyelerin aksine sınırsız topraklarının geliriyle yetinmeyip sanayiye de el atan tek Rus prensiydi. Bu konuda Kazan Tatar soylularının kabiliyetini miras edinmiş gibiydiler. Yusupovlar çok zengindi. St. Petersburg’un en ilginç saraylarından biri onlarındı. Üstelik Feliks, Çar Nikola’nın yeğeni ile evlenince aile Romanovlarla akraba oldu. Rusya haddi olmayan bir açgözlülükle hazırlıksız girdiği harbin bedelini iki ihtilalle ödedi. Her şey altüst oldu.

Rasputin efsanesi ise halen yaşıyor. Geçtiğimiz iki yılda onun hakkında batıda ve Rusya’da yapılan neşriyat küçümsenmeyecek miktarda, hatta birkaçı bayağı ciddi belgesel araştırmalara dayanıyor. Keşişin öleceği günü ve katillerini önceden bildiği hep söyleniyordu. Bu mealde yazdığı mektuplar da neşriyatın içinde yer alıyor. St. Petersburg yüksek cemiyeti ve politikacılar ile olan ilişkileri ise devamlı abartılı yorumlara konu oluyor. Ona kalsa Rusya barış içinde yaşayacak ve ondan yararlanabilecekti.

“Keşiş öldürülmese ihtilal dahi önlenebilecekti” sözünü hayatım boyu bazı ihtiyar mültecilerden duydum. “Öyle olsaydı, böyle bitseydi” ile tarih yapılmayacağı açık ama Rasputin Rusya tarihinin halen en ilginç portrelerinden biri olarak yerini muhafaza ediyor. Onun ölümünden tam altı yıl sonra, 31 Aralık 1922’de, iç harbi kazanan Bolşeviklerce Sovyetler Birliği resmen ilan edildi.

İlber Ortaylı, Defterimden Portreler, Timaş Yayınları.