Moskova

Moskova
Aleksandr Petrosyan'dan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aleksandr Petrosyan'dan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2023 Pazartesi

Sokakların fotoğrafçısı: Aleksandr Petrosyan


Rusya’da Aleksandr Petrosyan (Петросян, Александр Сергеевич) isimli fotoğraflarına hayran olduğum bir sanatçı var.

Karşılaştırmak doğru değil mutlaka, ama Ara Güler’i de çok sevdiğim için ona Rusya’nın Ara Güler’i demek geçiyor içimden.

Ara Güler’i nasıl biliriz?

İstanbul’un en güzel fotoğraflarını çeken bir sanatçı diye değil mi?

Doğrudur. Fotoğraflarının her bir karesi ayrı bir hikaye anlatır.

Herkes bunu böyle kabul eder. Ama onun aynı zamanda iyi bir öykücü olduğunu çok kimse bilmez.

Bakın onun güzel öykülerini topladığı “Babil’den sonra yaşayacağız” isimli kitabının girişinde kendi öykücülüğüyle ilgili ne demiş usta:

“Eski öykülerdeki duygularım, ne olmuşsa olmuş, görsel bir anlatıma dönüşmüş. Daha o zamandan görsel bir dünyanın içine düşmüşüm demek. Bana öyle geliyor ki, yazıyla görselliğin ortak bir anlatımı var. Öyle olduğu kuşkusuz, yoksa sinema sanatı da olmazdı. Zaten ben de fotoğraflarıma bakarken zaman zaman tiyatro çalışmalarımdan, öyküler için düşündüklerimden esintiler buluyorum. Belki de fotoğrafımdaki 'anı yakalama ve kompozisyonu kurma' özelliğimi bütün bu eski çalışmalarıma borçluyum. Bir 'kadr' içinde kompozisyon kurmayı tiyatro çalışmaları günlerimden, anlamlı anların yakalanması ve bir anlatıma varmasını da öykücülüğümden esinlendiğimi sanıyorum. Neyse, işte böyle şeyler sonucunda, görsel malzemede bir birikim oluşuyor anlaşılan.

Görsel malzeme, tıpkı şiir gibi, yazı gibi, resim gibi, sahne sanatları gibi, bir yerlerden birikimini topluyor, yeni bir biçim kazanıyor ve görsel sanat oluyor. Zaten yazdığım bu öykülere dikkat edilirse, bunların bir tür fotoğraf olduğu görülür. Demek ki, o zamandan beri görsel dünyanın adamıymışım da haberim yokmuş ... “

İlginç bir tesadüf Aleksandr’ın babası da Ermeni. Gürcistanlı bir müzisyen ve besteci. Annesi Ukraynalı, Ukraynalı bir şarkıcı. Yani sanatçı bir ailenin çocuğu.

Her fotoğraf aslında bir öykü anlatır. Ama iyi öykülerin olabileceği gibi kötü öyküler de var. Aleksandr’ın bütün fotoğrafları çok güçlü öyküsü olan eserler. Sokaklardan manzaralar, sıradan insanların hayatlarından kesitler sunuyor bizlere. Mizah dozu yüksek.

***

Aleksandr Petrosyan, 16 Ağustos 1965 yılında Lvov’da doğmuş.

Fotoğrafa olan ilgisi 14 yaşında doğum gününde Smena-8 fotoğraf makinesi hediye edilmesiyle başlamış.

2000 yılında fotoğrafçılığı profesyonellik düzeyine atlıyor.

2003-2008 yıllarında şehrin haftalık "Benim Mahallem" gazetesinde foto muhabiri olarak çalışmış.

2010'dan beri Kommersant'ta kadrolu fotoğrafçı olarak çalışmakta.

Newsweek, National Geographic, GEO, Russian Reporter, Ogonyok, Dengi, Vlast dergilerinin yanı sıra Kommersant, Izvestia, Arguments and Facts ”, “Komsomolskaya Pravda”, “Business Petersburg” ve diğerleri için hazırlanan  illüstrasyonların yazarı.

Olga Petrosyan’la evli. 4 çocukları var.




Pek çok ödüle sahip:

2003 - Syracuse, New York, ABD'nde düzenlenen 25. Dünya Yeni Tasarım Topluluğu Yarışmasında foto muhabirliği kategorisinde Mükemmellik Ödülü.

2006, 2007 - St. Petersburg "Yılın Fotoğrafçısı" ödülü

2008 - İkinci Tüm Rusya fotoğraf yarışmasının galibi "Benim şehrim. Objektiften bir bakış”

2009 - Foto Muhabirliğini Geliştirme Fonu Grand Prix'si, ayrıca "gündelik yaşam" adaylıklarında 1.lik; "doğa ve çevre", 3.lük "kültür ve sanat".

2009 - ilk açık ulusal ödül "en iyi fotoğrafçı" - "mimari" adaylığında 1.lik

2011 - ilk açık ulusal ödül "en iyi fotoğrafçı" - "tür" kategorisinde 1.

2017, 2020 - "Altın Kalem"de "Yılın Fotoğrafı" adaylığında zafer.

2021 - Altın Kalem Grand Prix'si.

Daha fazla fotoğraflarını görmek için bir web sayfası: https://petrosphotos.livejournal.com/

***



Ona sokakların fotoğrafçısı demek sanırım yanlış olmaz.

Hikayesi olan fotoğrafların sanatçısı Aleksandr Petrosyan’ın eserleri ve tarzı konusunda biraz daha yazmak istiyorum.

Bazen bir yağlıboya tablonun önünde takılır kalırsınız. Resim sizi alır, hikayesinin içine çeker.

Fotoğraf da öyledir.

Anı gösterir, ancak bir fotoğraf sizi alıp, kadraja girmemiş noktalara çeker. Arkasındaki hikayeyi merak edersiniz.

Fotoğraf öykü ise, sinema romandır desek mecazda fazla mı ileri gitmiş oluruz.

Kadraja giren, ister doğa, ister insan fotoğrafı olsun içinde öyküsünü de taşıyorsa daha çok seviliyor.

Biri görsel, diğeriyse yazınsal olsa da öykünün bence fotoğrafla anı anlatması bakımından kardeşliği var.

Sanatçılar, toplum içinde farkındalık yaratan, yaşama anlam katan bireyler. İyi ki varlar.

"Dünya mükemmel olmadığı için sanat vardır," demiş Andrey Tarkovski…




4 Ekim 2020 Pazar

Rus usulü hitap

 Fotoğraf: Aleksandr Petrosyan



Metin Uçar

 

İnsanlar birbirlerine hitap ederken çeşitli kelimeler kullanırlar. Bu tanışıklık, dostluk, iş gibi faktörlere bağlı olarak değişir. Yakın tanıdıklarınıza ismi ile hitap edersiniz. Başka ülkelerde bu hitap şekli soyadı ile olur. Bazen bunlara bey, bay, hanım gibi ekler eklersiniz. Yaşadığınız ülkenin gelenek ve görenekleri bunda belirleyicidir. Sonra resmi olan hitap şekilleri vardır.

Gelelim Rusya’da bu işler nasıl oluyormuş sorusuna. Rusya’da genel yaygın kullanım isim ve baba adı şeklindedir. Bunun ardından yakın tanıdıklarınız arasında duruma göre size isminizle ya da soyadınızla hitap ederler. İşte bu durumların neler olduğunu bilmeniz gerekir ki size neden ve nasıl hitap edildiğini anlayabilesiniz. Bu konu bizzat Rusları da ilgilendirdiği için olsa gerek ilginç bir makaleye rastgeldim. Bakalım bir Rus gözüyle bu konu nasıl görünüyor.

Ruslar kendilerine soyadları ile hitap edilmesini sevmezler. Eğer birisi size soyadınız ile hitap ediyorsa bu aşinalık ya da önem vermeme anlamlarına gelir. Ruslar soyadlarını küçük yaşlardan itibaren duymaya başlarlar. Özellikle de çocuk kreşine gitmeye başladıktan sonra. Hele okula başlanıldığında soyadından başka bir şey duymaz Rus insanı. Öğretmen ne der mesela? ‘Bugün kim tahtaya geliyor bakalım!?’. Ardından öğrenci listesini parmağıyla tarayan öğretmen beğendiği bir soyadını telaffuz eder. İşte o zamanlardan soyadı ile hitap ‘uyarı’ anlamına gelmeye başlar. Rus insanı daha sonraki hayatında da sık sık kendisine soyadı ile hitap edildiğini duyar. Ama bu yerler hep ya bir devlet dairesidir ya da başka bir resmi kurum. Bu nedenle soyadı ile hitap pek kibarca karşılanmaz. Sonra Ruslar kendisine adı ile hitap eden birine karşı daha dikkatli olur, onu dinler. Çünkü isim bir Rus için çok daha anlamlıdır ve kendine yakındır. Mesela annesi ona hep adı ile hitap eder.

Diğer yandan soyadının yakın insanlar arasında da ironi ve şaka amaçla kullanıldığı da görülür ki bu durumda yukarıda bahsedilen negatif duygular hissedilmez. Mesela bir arkadaş diğerine ‘Eh, Sidorov, gene aynı havadasın!’ ya da bir kadın eşine ‘Surkov, şu kapıyı ne zaman tamir edeceksin?’ diye sorabilir.

Ancak yakınlığın olmadığı durumlarda soyadı ile hitap negatif tepki yaratabilir. Mesela Bulgakov’un ‘Köpek kalbi! adlı eserinde şöyle bir konuşma geçer: Şarikov doktoru ‘Bormental!’ diye çağırdı. Bormental’in suratındaki ifade değişti: ‘Olmadı, lütfen beni adımla ve baba adımla çağırınız!’.

İş alanında birbirini tanıyan insanlar arasında da bay ya da bayan kelimesi ile soyadı kullanılarak hitap şekline rastlarız. Ancak burada soyadının eklenen bay ya da bayan kelimesi ile uygun oluşunun önemi vardır. Bu uygunluk yok ise işyerindeki bir tanıdığınız neden bana soyadımla hitap ediyorsunuz, adımla hitap etsenize diyebilir.

Bunun dışındaki durumlarda, genelde kullanılan hitap şekli ise isim ve baba adıdır. Bu hitap şeklinde hem karşınızdaki kişinin adını kullanırsınız, bu kendisine hitaptır, hem de baba adını, bu da büyüklere olan saygının ifadesidir.

Velhasıl Ruslara hitap ederken isim ve baba adı ile hitap önemlidir. Ancak bu kişi çok yakın tandığınız ise sadece ismi ile hitap uygundur. Soyadını ise şaka yapmak ya da birini iğnelemek istediğinizde kullanmak yerinde olacaktır.

Yazının sonunda iki hitap kelimesine daha bakmamızda fayda var: Siz ve sen. Doğal olarak saygının, yaşın, deneyimin ifadesi olarak insanlara ‘siz’ diye hitap edilir burada da. ‘Sen’ ise daha yakın tanışan insanların kullandığı bir hitap şeklidir. Yeni tanıştığınız bir insanla aranızda belli bir süre sonra şöyle bir Rus deyimi geçebilir: ‘Sen’e geçelim mi?’ Yani artık siz aşamasını geçmişsinizdir ve artık daha samimi bir ilişki seviyesine ‘sen’ ile geçebilirsiniz.

Bu ‘siz’ ve ‘sen’ kelimesi benim hep başıma bela olmuştur. Kibar bir insan olarak Ruslara gelende hep ‘siz’ diye hitap ederim. Ancak bunların arasında bazen çoktan ‘sen’ seviyesinde olanlar vardır. Çok kez bu konuda fırça yemişimdir. Çünkü ‘sen’e geçmek o kadar kolay değil benim için. Aradan 30 yıl geçmiş olmasına rağmen hala kendimi düzeltmeye çalıştığım bir konudur. Velhasıl siz ve sen kelimelerini kullanırken dikkatli olun. Sen’e giden yolun ‘siz’den geçtiğini unutmayın. Sen’e geçtikten sonra benim yaptığım ‘siz’ hatasını yapmayın!

Sağlıcakla kalınız.

 

24 Mart 2017 Cuma

Petrosyan’ın vizöründen sokakların ruhu

Fotoğraflar:  Alexander Petrosyan
Kaynak: http://aleksandrpetrosyan.com/en/


Alexander Petrosyan, Rusya’da, Petersburg’da yaşayan bir fotoğrafçı.

Fotoğraf makinesini alarak sokaklara çıkıyor ve birbirinden ilginç karelere imza atıyor. Petrosyan, yıllardır objektifiyle sokakların nabzını tutuyor.  

İşte, kartpostallarda bile göremeyeceğiniz, Rusya’nın günlük hayatını ortaya koyan dikkat çekici fotoğraflar..

Hepsi ayrı bir öykü…Sokaklara bir de böyle bakın.