Moskova

Moskova
Rusya akılla anlaşılmaz/Arşınla da ölçülmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rusya akılla anlaşılmaz/Arşınla da ölçülmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2025 Salı

"Rusya'nın ruhu" araştırıldı, işte ortaya çıkan sonuç


Kaynak: https://turkrus.com/ 


Rusya’nın ulusal kimliğini ve kültürel mirasını modern dünyada tanıtmayı amaçlayan “Rusya’nın Ruhu” projesi, bu yıl da St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında öne çıktı. VTsIOM araştırma merkezinin bu etkinliğe özel olarak gerçekleştirdiği kamuoyu araştırması, halkın “Rusya’nın ruhu” kavramına yüklediği anlamları ve bu ruhu en iyi temsil eden sembolleri ortaya koydu.

Araştırma sonuçlarına göre Rus halkı, ülkelerinin en büyük zenginliğinin halkın kendisi olduğunu düşünüyor. Araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu, “iyi niyet, dayanışma, dürüstlük ve yenilmezlik” gibi insani değerlerin, Rus kimliğinin özünü oluşturduğunu vurguladı.

Ankete göre, Rusya’nın ruhunu yansıtan başlıca ögeler halkın yanı sıra doğa ve kültürel mirasla da ilişkilendiriliyor. Ülkenin uçsuz bucaksız ormanları, bereketli toprakları ve geleneksel sembolleri, kolektif hafızada vatan sevgisiyle bütünleşiyor. Katılımcılar, yerel düzeyde ise her bölgenin kendine özgü bir “ruh” taşıdığını belirtiyor.

Örneğin, Sibirya ve Ural bölgeleri doğayla, Orta ve Kuzeybatı Rusya tarihi yapılarla, Kuzey Kafkasya ve Volga havzası ise mutfağıyla öne çıkıyor. Ayrıca matruşka bebekleri, tatlılar ve geleneksel kıyafetler, Rusya’yı temsil eden en popüler hediyelik eşyalar arasında yer alıyor.

Araştırma, “Rusya’nın Ruhu” markasına aday ulusal ürünlerin hangi sembollerle tanımlanabileceğine dair ipuçları da sunuyor.

Katılımcılar, marka kimliğinde doğaya ve klasik Rus edebiyatına yapılan göndermelerin, devlet sembolleri ile geleneksel motiflerin kullanılmasının etkili olacağını düşünüyor. Ancak folklorik ögeler, dini simgeler ve el sanatları gibi yerel unsurların daha çok bölgesel marka kimliklerine uygun olduğu görüşü hakim.

Özellikle 1980 sonrası doğan genç nesil, markalaşmada Rus edebiyatının izini arıyor. Bölgesel bazda ise Ural bölgesi, hem doğaya hem de yerel kültüre verdiği önemle dikkat çekiyor.

30 Ocak 2025 Perşembe

Rusçanın ‘g’ sorunsalı


Cenk Başlamış

Kaynak: https://medyagunlugu.com/

 

Ruslar herkesten farklı olduklarını, başka hiçbir ülkeye ya da halka benzemedikleri düşünür, hatta bu konuda tarihe geçmiş bir söz vardır:

Rusya akılla anlaşılamaz,

Arşınla ölçülmez,

Yalnız ve özgündür,

Ona sadece inanılır…

Fyodor Tyutçev’e ait bu dizeler kısaca “Rus ruhu” olarak tanımlanan farklılığın “gurur madalyası” gibi kuşaktan kuşağa aktarılır.

Ruslara kalırsa yabancılar “Rus ruhu”nu anlamaz, anlayamaz.

Bu tabii felsefi bir tartışma ama Rusların kimi konularda gerçekten farklı olduğunu gündelik hayatta görmek mümkün.

Örneğin, turist olarak Moskova’ya gittiniz, acıktınız ama Rusça bilmiyorsunuz, lokantada anlaşma sorunu yaşamamak için adını herkesin bildiği ünlü Batılı “fast food” zincirine koşuyorsunuz. Sıra size geldiğinde, kendinizden emin bir ses tonuyla ama parmaklarınızla da göstermeyi ihmal etmeden siparişinizi İngilizce veriyorsunuz:

-2 hamburger…

-???

Anlayamayacak ne var ki bunda, kasadaki kızcağız ya duymadı ya da kafası karışık herhalde diye düşünerek siparişinizi tekrarlıyorsunuz ama karşınızdaki gözlerin size yine soru dolu bakışlar attığını fark edince için için sinirlenmeye başlıyorsunuz.

Ama durun, sakin olun, burası Rusya, bazı şeyler kolay değildir burada!

Peki sorun ne?

Aslında çok basit: Ruslar tüm dünyanın “hamburger” dediğine “gamburger” diyor!..

Şaşırdınız mı?

Şaşırmayın çünkü “gamburger” istisna değil, bunun “Gitler”i var, “Gamburg”u var “Gollanda”sı var, “Robin Good”u var, “Gonk Kong”u var, “Geredot”u var, “Gavana”sı var, “Garry Potter”ı var, “Gollivud”u var, “Gasan”ı var, “Gans”ı var, var da var..

Bize garip geliyor ama özellikle Latin dillerinde “h” ile başlayan çok sayıda sözcük Rusçada “g” ile başlıyor.

Neden?

Bir açıklama şu:

“Latin alfabesindeki ‘h’ Rus alfabesindeki daha çok hı sesiyle, yani Rusçadaki ‘х’ harfiyle özdeşleşmiş”

Böylece kimi zaman “х” harfi kullanılsa da “h” ile başlayan yabancı sözcüklerde nedense çoğunlukla “g” (Rusçada г) harfi tercih edilmiş.

St. Petersburg Devlet Üniversitesi Rus Dili Ana Bilim Dalı öğretim görevlisi ünlü dilbilimci Svetlana Drugoveyko-Doljanskaya bu durumu şöyle açıklıyor:

“Rus alfabesindeki harfler Rusça konuşma dili için tasarlanmış ve ona göre ayarlanmış. Eğer yabancı bir kelime kullanılacaksa, bu durumda yabancı kelimenin telaffuzunu net söyleyecek bir Rus harfini tercih etmek zorunda kalıyoruz.”

Bu bir açıklama gibi görünüyor ama ortada yine de bir karmaşa var: İngilizce “Harry” başına “g” getirilerek Rusçalaştırılırken, örneğin “Harrison’ “yazarken başına “hı” sesi veren “x” harfi getiriliyor, tıpkı “Hikmet”in “g” ile “Gikmet” değil de “x”le yazılması gibi. Rusya’da yaşayan Türklere en ilginç gelen ise “Haydar”a “Gaydar” denilmesi..

Neden, belli değil.

“G”leştirmenin ne zaman başladığı konusunda da rivayet muhtelif, en az birkaç yüzyıllık geçmişi olduğundan söz ediliyor. Buna neden gerek duyulduğu konusunda bir başka açıklama olarak, 16-17 yüzyıllarda kilisenin Rusya’yı “Batı’nın etkisinden korumak istemesi”ni gösterenler de var.

İlginç tabii ama sonuç olarak “g” ve “h” meselesi çok da büyütülecek bir konu değil, orası Rusya ve Rusların kuralları geçerli, ha “hamburger” ha “gamburger!”

Aslına bakarsanız bu durum yabancılara sempatik bile geliyor; öyle ya, hayatınız boyunca “Hitler” diye bildiğiniz kişiden “Gitler” ya da “Robin Hood”dan “Robin Good” diye söz edildiğini duyunca ister istemez yüzünüze bir gülümseme yayılıyor…

29 Aralık 2024 Pazar

Rusya'yı ve Rusları Anlamanıza Yardımcı Olabilecek Gerçekler


Kaynak: http://www.russiaprofile.org/

 

Rusya, hem gerçek anlamda, hem de mecazi anlamda çok büyük.

Fiziksel büyüklüğünün yanı sıra, onlarca yıldır batının üzerinde politik bir hayalet gibi belirdi.

Boyutu ve tarihi nedeniyle, dünyanın dört bir yanındaki insanlar Rusya hakkında efsaneler ve mitler uydurdu.

Tarihin derinliklerinde saklı bir ülke olduğundan, Rusya ve Ruslar hakkında 10 ilginç gerçeği bir araya getirmeye karar verdik. Bu bilgiler, bu devasa ülkeyi anlamanıza ve belki de Rusya hakkındaki algınızı değiştirmenize yardımcı olacaktır:

Herkes Rusya'nın dünyanın en büyük ülkesi olduğunu bilir. Yüzölçümü de bilinmektedir. Rusya'nın ne kadar büyük olduğunu hayal edin, işte birkaç örnek: Rusya'nın alanı yaklaşık olarak Plüton gezegeninin yüzey alanına eşittir. ABD'den iki kat daha büyüktür.

Rusya'daki en aktif volkanlardan biri Klyuçevskaya Sopka'dır. Avrasya kıtasındaki en yüksek aktif volkandır. Yüksekliği 4 bin 850 metredir. Klyuçevskaya Sopka, Kafkasya dışında Rusya'nın en yüksek zirvesidir.

St. Petersburg Metrosu dünyanın en derinidir. Ortalama derinliği 100 metredir. Leningrad'daki metro 1955'te açılmıştır. Dünya çapında anında yayılan en güzel metro sistemi olduğu iddia edilmektedir.

Büyük Petro, Neva deltasında "başka bir Amsterdam" inşa etmek istiyordu. Peter'i bir deniz şehri inşa etmeye teşvik eden şey kanallarıyla Amsterdam'dı. 18. yüzyılda nehirlerin ve kanalların pratik bir amacı vardı - küçük gemiler bu kanallardan geçiyordu. Ancak Amsterdam inşa edildikten sonra şehir giderek Venedik'e benzemeye başladı - su üzerinde bir şehir, mimarisi ve mimari şaheserleriyle dünya çapında ünlü, çok sayıda kanal ve köprüye sahip, şehre ikinci gayri resmi adını veren Kuzey Venedik'i.

Rusya, toprakları bir kapalı deniz ve üç okyanusa ait 13 denizle çevrili tek devlettir.

 Moskova’daki Kremlin, dünyanın en büyük ortaçağ kalesidir. Ayrıca Rusya'nın tüm topraklarındaki en büyük kale ve Avrupa'daki en büyük ayakta kalmış ve aktif kaledir. Kremlin duvarlarının toplam uzunluğu 2235 metredir.

Dünyanın en ünlü silahı Kalaşnikof saldırı tüfeğidir (AK-47). "Güvenilirliği ve sadeliği" ile bilinen gezegendeki en iyi silahtır.

Rusların kendilerine göre, çocukluktan beri gülümsemeleri öğretilmemiş olsa da, bunu bir hafiflik göstergesi olarak görüyorlar. Ancak aslında Ruslar yeterince açık görüşlüdür ve çoğu durumda yardım istemeyi reddetmezler.

Rusça dünyada en çok konuşulan beş dilden biridir. Ruslar Latin alfabesi yerine Kiril alfabesini kullanırlar.

Ruslar, votka içen imajlarına rağmen Avrupa'nın en büyük içicileri değiller. Yine de, kişi başına düşen yıllık alkol tüketimi 15,76 litre olup, Avrupa'nın dördüncü en yüksek hacmidir. Daha yüksek tüketime sahip ülkeler Moldova, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan'dır.

16 Kasım 2024 Cumartesi

"Rusya akılla anlaşılmaz" ama bu 7 özdeyişle daha iyi kavranabilir!


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rusya derin bir kuyu... Rusya her sabah "Çözdüm" diye uyanıp her akşam "İyice kördüğüm ettim" diye uyuduğumuz bir muamma... Rusya, kitaplardan öğrenilemeyecek, yaşanarak bir nebze anlaşılabilecek bir büyük bilmece... Rusya'nın bazı "olmazsa olmazları" var. "Rusya yalnızca akılla anlaşılamaz" veya "Rusya'nın iki talihsizliği vardır…" gibi, Rusya'yı tanımlama çabasındaki bazı ünlü özdeyişlerin kökenini, bunların ne anlama geldiğini biliyor musunuz? RBTH derledi: 

 1. "Ülkemizin toprakları oldukça geniş ve zengin. Ama düzen yok."

Bu deyişin geçmişi 12. yüzyıla dayanıyor. O dönemde yazılan günlüklerde geçiyor. "Kiev Rus" yönetimi dönemine ait, Birinci Günlük olarak bilinen, "Son Yılların Öyküsü"nde geçen bir ifade. Daha sonra Rusya olacak olan bu topraklarda yaşayanların Vikinglere haraç vermekte oldukları belirtiliyor. Günlüklere göre sonunda Vikingleri uzaklaştırıyorlar ancak sonra birbirlerine düşüyorlar. Düzeni sağlamak için yabancı bir prensi, kendilerini yönetmeye davet ediyorlar. Vikinglere (Varangianlar) artık özdeyişe dönüşmüş olan bu mesajı gönderiyorlar: "Topraklarımız oldukça geniş ve zengin. Ama düzen yok. Gelin ve bizi yönetin."

2.  "Bir Rus'u kazırsan, altından Tatar çıkar"

Bu ifade günümüzde, Rusya'da ırkların ne kadar karışmış olduğunu belirtmek üzere kullanılıyor. Bu deyiş, Rusya'ya 19'üncü yüzyılda, Fransa'dan gelmiş. "Avrupalılar bizi, kendilerinden kabul etmek istemiyor" diyen Dostoyevski, Rusların Tatar gibi olduğunu düşünen Fransızların, bunu bir özdeyişe dönüştürdüklerini yazar. Marquis de Custine de 1839'da, kitabı "La Russie"de, "Onların tam anlamıyla Tatar oldukları dönemin üzerinden bir yüzyıl bile geçmedi" der.    

3. "Rusya sadece akılla anlaşılamaz" 

En ünlü deyişlerden biri.  Fyodor Tyutçev'in 1866'daki felsefi dizelerinin ilk satırı.

Rusya Sadece akılla anlaşılamaz,  

Hiçbir ölçü, onun büyüklüğünü ölçemez,

Yalnız ve özgündür,

Ona sadece inanılır 

4  "Rusya'nın sadece iki müttefiki vardır: Ordusu ve donanması"

Çar III. Aleksandr'a atfedilen bir ifade. Bakanlarına daima şunu söylediği belirtilir: "Dünyada sadece iki sadık müttefikimiz var. Biri ordumuz, diğeri de donanmamız. Tüm diğerleri, ilk fırsatta bizim karşımıza geçer." Bu ifadeler, Çar'ın, Avrupa'ya yönelik daimi kuşkuculuğunu yansıtıyor. 

5  "Bize elinde kılıçla gelen, kılıçla ölecektir" 

Sergey Eisenstein'in 1938 yapımı filminde, ortaçağ hükümdarlarından Aleksandr Nevski konu alınır. Nevski, filmin sonunda tutsak Cermen şövalyelerini serbest bırakırken,  "Gidin ve yabancı topraklarda, Rusya'nın ayakta olduğunu anlatın! Bize barışla gelenler, konuk olarak karşılanacaktır. Ancak elinde kılıçla gelenler, kılıçla öleceklerdir. Rusya bunun üzerinde duruyor ve sonsuza kadar da böyle duracak." 

6  "Rusya'nın çok geniş toprakları vardır ancak geri çekilecek en küçük bir yeri dahi olamaz"

İkinci Dünya Savaşındaki Panfilov bölüğünün komutanı Vasili Klochov'a ait, siyasi propaganda ifadesi olduğuna inanılır.  

7  "Rusya'nın iki şanssızlığı var: Aptalları ve yolları"

Kökeni tartışmalıdır. 19'uncu yüzyıl yazarlarından Nikolay Gogol'e atfedilir. 

18 Kasım 2023 Cumartesi

‘Rus ruhu’ üzerine

 


Cenk Başlamış

Kaynak: https://medyagunlugu.com/

 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bir süre önce “geleneksel manevi ve ahlaki değerlerin korunması ve güçlendirilmesine” yönelik bir kararname imzaladı.

Kararnamede yer alan 17 madde arasında, vatanseverlik, maneviyatın maddiyatın önünde olması, güçlü aile, karşılıklı yardımlaşma ve merhamet de bulunuyordu.

Bu kararname dış dünyada fazla ilgi çekmedi ve neden gerek duyulduğu konusunda üzerinde pek durulmadı.

Ama iş maneviyata gelince, pek çok ulus diğerlerinden farklı, özgün ve üstün olduğuna inansa da bu konuda Rusları ayrı bir yere koymak gerekir.

Putin’in iki yıl önce yaptığı bir tanıma bakılırsa, “Rusya sadece bir ülke değil, zengin gelenekleri, çok kimlikli karakteri, sayısız kültür ve inancı sayesinde farklı bir uygarlık…”

Ancak Rusya’nın ve Rusların diğer tüm ülkelerden ve uluslardan farklı olduğu görüşü, daha doğrusu iddiası yeni değil, hatta yüzyıllar öncesine dayanıyor.

Rusya ile biraz ilgisi olanların yakından bildiği bir dörtlük vardır:

“Rusya akılla anlaşılamaz

arşınla ölçülmez

kendine hastır

Rusya’ya sadece iman edilir…”

Dörtlük 1800’lerde yaşamış Rus şair ve diplomat Fyodor Tyutçev’e ait.

Bu öyle bir dörtlük ki, ilk bakışta yergi içerdiği izlenimi bırakıyor ama aynı zamanda Rusya’nın, “akılla, mantıkla anlaşılamaz, çözülemez, başkalarına benzemez manevi kimliği“ne vurgu yapıyor.

Bu tanım yüzyıllardır Rusların kendileriyle övünmek için söylediği “Rus ruhu”nda bayraklaşan, somutlaşan bir söze dönüştü.

Bir ülkenin akılla çözülememesi, özellikle kendi ülkelerinde akılcılığın hakim olduğu Batılıların anlamakta güçlük çektiği bir durum.

Ama bu onlar için ne kadar anlaşılmaz bir şeyse, Ruslar için de o kadar gurur kaynağı.

Örneğin, bir yabancı Rus arkadaşına Rusya’da anlayamadığı, kavrayamadığı şeyler olduğunu söylese kendisine hemen bu dörtlük hatırlatılır. Zaten Ruslara göre, bir yabancı Rusya’yı kesinlikle anlayamaz çünkü “dünya bir yana Ruslar bir yanadır, onlar başka, bambaşkadır…”

Bu durumla karşılaşan bir yabancı ister istemez ya aşağılık kompleksine kapılıyor ya da “Nasıl yani, Ruslar uzaylı mı, nasıl diğerlerinden bu kadar farklı olabilir ki…” diye tepki gösteriyor.

Ama tabii ülkelerine eleştirel bakan Ruslar da yok değil.

Bunlardan biri de, Tyuçev’le aşağı yukarı aynı zamanlarda yaşamış filozof Pyotr Çaadayev.

Bakın o ne demiş?

“Bazen bana öyle geliyor ki, Tanrı Rusları diğer halklara nasıl yaşamamaları gerektiğini göstermek için yarattı. Rusya toplumunun kimliği hiçbir zaman olmadı. Yok. Olmayacak da. Zaten gerek de yok. Tıpkı Rusya gibi halkı da dünyaya bir ders olarak varlığını sürdürüyor…”

Haliyle o zamanlar bu sert sözleri söylemenin bir bedeli vardı.

İmparatorluk Çadaayev’i “deli” ilan etti ve eserlerini yasakladı.

Tyuçev mi haklı yoksa Çadaayev mi?

Galiba Rusya’ya uçlardan bakan ikisi de haksız…

3 Aralık 2022 Cumartesi

Sibiryalılar -27 derecede suyun tadını çıkarıyor




Kaynak: https://sputniknews.com.tr/

 © Sputnik / Александр Кряжев


Açık suda yüzmek için yaz ayını beklemiyorlar: Sibiryalılar -27 derecede suyun tadını çıkarıyor 

 

Rusya'nın Sibirya bölgesindeki Krasnoyarsk şehrinde Megapolis Soğuk Suda Yüzme Merkezi'nin üyeleri, eksi 27'de Yenisey Nehri'nde yüzüyor.


Rusya'da sadece Ortodoksluk'ta İsa'nın vaftiz edilmesinin kutlandığı Epifani Bayramı'nda (18-19 Ocak) değil, kış mevsiminin diğer aylarında da kış yüzücülüğü oldukça sevilen bir aktivite.

Bedeni güçlendirmek için Rusya'da popüler olan kış yüzücülüğü, aynı zamanda Çin ve İskandinavya'da da görülüyor.

Rusya'da bu deneyimi yaşayanlar, buzlu suda yüzmenin aşırı mutluluk, temizlenme hissi verdiğini, selülitleri ve hastalıkları önlediğini belirtiyor.

Öte yandan Sibirya'daki Tümen kentinde bulunan Rusya Kış Yüzücülüğü Federasyonu bu sporun sağlık ve cilt için faydalarını sıralıyor, ancak aynı zamanda nefes ve kalp sorunları olanları bu konuda uyarıyor.



12 Kasım 2022 Cumartesi

'Rus ruhu' üzerine


Cenk Başlamış

 

Kaynak: https://medyagunlugu.com/

 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin çarşamba günü “geleneksel manevi ve ahlaki değerlerin korunması ve güçlendirilmesine” yönelik bir kararname imzaladı.

Kararnamede yer alan 17 madde arasında, vatanseverlik, maneviyatın maddiyatın önünde olması, güçlü aile, karşılıklı yardımlaşma ve merhamet de bulunuyor.

Konu maneviyata gelince, pek çok ulus diğerlerinden farklı, özgün ve üstün olduğuna inanır ama bu konuda Rusları ayrı bir yere koymak gerekir.

Putin’in iki yıl önce yaptığı bir tanıma bakılırsa, “Rusya sadece bir ülke değil, zengin gelenekleri, çok kimlikli karakteri, sayısız kültür ve inancı sayesinde farklı bir uygarlık...”

Ancak Rusya’nın ve Rusların diğer tüm ülkelerden ve uluslardan farklı olduğu görüşü, daha doğrusu iddiası yeni değil, hatta yüzyıllar öncesine dayanıyor.

Rusya ile biraz ilgisi olanların yakından bildiği bir dörtlük vardır: 

“Rusya akılla anlaşılamaz

arşınla ölçülmez

kendine hastır

Rusya'ya sadece iman edilir…"

 

Dörtlük 1800’lerde yaşamış Rus şair ve diplomat Fyodor Tyutçev’e ait.

Bu öyle bir dörtlük ki, ilk bakışta yergi içerdiği izlenimi bırakıyor ama aslında Rusya'nın, "akılla, mantıkla anlaşılamaz, çözülemez, başkalarına benzemez manevi kimliği"ne vurgu yapıyor.

Bu tanım yüzyıllardır Rusların kendileriyle övünmek için söylediği "Rus ruhu"nda bayraklaşan, somutlaşan bir söze dönüştü.

Bir ülkenin akılla çözülememesi, özellikle kendi ülkelerinde akılcılığın hakim olduğu Batılıların anlamakta güçlük çektiği bir durum.

Onlar için ne kadar anlaşılmaz bir şeyse, Ruslar için de o kadar gurur kaynağı.

Örneğin, bir yabancı Rus arkadaşına Rusya’da anlayamadığı, kavrayamadığı şeyler olduğunu söylese kendisine hemen bu dörtlük hatırlatılır. Zaten Ruslara göre, bir yabancı Rusya’yı kesinlikle anlayamaz çünkü “dünya bir yana Ruslar bir yanadır, onlar başka, bambaşkadır...”

Bu durumla karşılaşan bir yabancı ister istemez ya aşağılık kompleksine kapılıyor ya da “Nasıl yani, Ruslar uzaylı mı, nasıl diğerlerinden bu kadar farklı olabilir ki...” diye tepki gösteriyor.

Ama tabii ülkelerine eleştirel bakan Ruslar da yok değil.

Bunlardan biri de, Tyuçev’le aşağı yukarı aynı zamanlarda yaşamış filozof Pyotr Çaadayev.

Bakın o ne demiş?

“Bazen bana öyle geliyor ki, Tanrı Rusları diğer halklara nasıl yaşamamaları gerektiğini göstermek için yarattı. Rusya toplumunun kimliği hiçbir zaman olmadı. Yok. Olmayacak da. Zaten gerek de yok. Tıpkı Rusya gibi halkı da dünyaya bir ders olarak varlığını sürdürüyor...”

Haliyle o zamanlar bu sert sözleri söylemenin bir bedeli vardı.

İmparatorluk Çadaayev’i “deli” ilan etti ve eserlerini yasakladı.

Tyuçev mi haklı yoksa Çadaayev mi?

Galiba Rusya'ya uçlardan bakan ikisi de haksız...

5 Şubat 2022 Cumartesi

'Mujik' kimdir ve Ruslar mujik olmayı neden önemser?


Kaynak: https://turkrus.com/

  

2010 kışında Leonardo Di Caprio Amur kaplanlarını korumak için St. Petersburg'da düzenlenen bir konferansa katılmak uğruna üç kere uçak değiştirmiş, hatta uçaklardan birinin havada arıza yapması üzerine büyük bir tehlike atlatmıştı. O günlerde Vladimir Putin Di Caprio'nun azmini överek "Rusya'da biz böyle insanlara hakiki mujik deriz" ifadesini kullanmıştı. 

Peki, kimdir mujik ve Ruslar mujik olmayı neden bu kadar önemser? 

On dokuzuncu yıl Rusyasında mujik, toprak kölesi anlamında kullanılan bir ifadeydi ve Türkçedeki köylü ya da ırgat kelimelerine yakındı. Bir asilzadeye mujik diye hitap etmek düello sebebi olabilirdi.

Ancak edebiyat başta olmak üzere toplumcu Rus sanatının da katkısıyla kelime rehabilite oldu ve bugünkü anlama giden yol açıldı.

Bugün mujik denince bir Rusun aklına önce maskülenlik gelir. Fiziksel ve zihinsel açıdan sert, hatta biraz kaba ve duygularını dışa vurmaktan kaçınan bir tipleme hayal edilir. 

Örneğin kışın karların arasında patinaj yapan arabasını çıkarmak isteyen bir sürücü etraftaki erkeklere muhakkak "Mujiki!" diye seslenecektir. Yani kelime "hakiki erkekler" arasında bir kod gibi işleyecektir.

Kendisine mujik diye hitap edilen erkeğin artık "mujik" olmak ve "mujik" gibi davranmaktan başka şansı yoktur. Kısacası mujiklik, "erkekliğe toz kondurmamanın" Rusçasıdır.

Öte yandan, mujikliğin Rus erkeklerine iyi gelmediği yönünde bir düşünce gün geçtikçe yaygınlık kazanmakta.

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, Rusya erkek intiharlarının görülme sıklığında dünya birincisi. Dünya genelinde erkekler arasında intihar ortalaması 100 binde 13,9 iken, Rusya'da 48,3. 

Yazar ve şair Anastasiya Kurlyandiya erkeklerin mujik olduklarını gösterme ihtiyacını testosteronlarının düşük olmasına bağlar. Kurlyandiya'ya göre erkeklik hormonlarının düşük olması, kas kütlesinin zayıflamasını ve aksi bir mizacı beraberinde getirir, doğa erkekten sürekli kendine olan güvenini yenilemesini ve hiç değilse bu şekilde düşen hormonlarını bir miktar yükseltmesini talep eder. 

Bu yüzden etrafta çok sayıda kızgın, sinirli, hasmane ve asık suratlı erkek bulunur.

29 Ocak 2022 Cumartesi

Rusya'yı anlamak için 7 özdeyiş


Kaynak: https://medyagunlugu.com/

 

Rusya derin bir kuyu...

Rusya her sabah "Çözdüm" diye uyanıp her akşam "İyice kördüğüm ettim" diye uyuduğumuz bir muamma...

Rusya, kitaplardan öğrenilemeyecek, yaşanarak bir nebze anlaşılabilecek bir büyük bilmece...

Rusya'nın bazı "olmazsa olmazları" var. "Rusya yalnızca akılla anlaşılamaz" veya "Rusya'nın iki talihsizliği vardır…" gibi, Rusya'yı tanımlama çabasındaki bazı ünlü özdeyişlerin kökenini, bunların ne anlama geldiğini biliyor musunuz? RBTH derledi:  



1. "Ülkemizin toprakları oldukça geniş ve zengin. Ama düzen yok." 

Bu deyişin geçmişi 12. yüzyıla dayanıyor. O dönemde yazılan günlüklerde geçiyor. "Kiev Rus" yönetimi dönemine ait, Birinci Günlük olarak bilinen, "Son Yılların Öyküsü"nde geçen bir ifade. Daha sonra Rusya olacak olan bu topraklarda yaşayanların Vikinglere haraç vermekte oldukları belirtiliyor. Günlüklere göre sonunda Vikingleri uzaklaştırıyorlar ancak sonra birbirlerine düşüyorlar. Düzeni sağlamak için yabancı bir prensi, kendilerini yönetmeye davet ediyorlar. Vikinglere (Varangianlar) artık özdeyişe dönüşmüş olan bu mesajı gönderiyorlar: "Topraklarımız oldukça geniş ve zengin. Ama düzen yok. Gelin ve bizi yönetin." 

2.  "Bir Rus'u kazırsan, altından Tatar çıkar." 

Bu ifade günümüzde, Rusya'da ırkların ne kadar karışmış olduğunu belirtmek üzere kullanılıyor. Bu deyiş, Rusya'ya 19'üncü yüzyılda, Fransa'dan gelmiş. "Avrupalılar bizi, kendilerinden kabul etmek istemiyor" diyen Dostoyevski, Rusların Tatar gibi olduğunu düşünen Fransızların, bunu bir özdeyişe dönüştürdüklerini yazar. Marquis de Custine de 1839'da, kitabı "La Russie"de, "Onların tam anlamıyla Tatar oldukları dönemin üzerinden bir yüzyıl bile geçmedi" der.    

3. "Rusya akılla anlaşılamaz." 

En ünlü deyişlerden biri.  Fyodor Tyutçev'in 1866'daki felsefi dizelerinin ilk satırı. 

Rusya sadece akılla anlaşılamaz,   
Hiçbir ölçü, onun büyüklüğünü ölçemez, 
Yalnız ve özgündür, 
Ona sadece inanılır  

4. "Rusya'nın sadece iki müttefiki vardır: Ordusu ve donanması." 

Çar III. Aleksandr'a atfedilen bir ifade. Bakanlarına daima şunu söylediği belirtilir: "Dünyada sadece iki sadık müttefikimiz var. Biri ordumuz, diğeri de donanmamız. Tüm diğerleri, ilk fırsatta bizim karşımıza geçer." Bu ifadeler, Çar'ın, Avrupa'ya yönelik daimi kuşkuculuğunu yansıtıyor.  

5  "Bize elinde kılıçla gelen, kılıçla ölecektir." 

Sergey Eisenstein'in 1938 yapımı filminde, Orta Çağ hükümdarlarından Aleksandr Nevski konu alınır. Nevski, filmin sonunda tutsak Cermen şövalyelerini serbest bırakırken, "Gidin ve yabancı topraklarda, Rusya'nın ayakta olduğunu anlatın! Bize barışla gelenler, konuk olarak karşılanacaktır. Ancak elinde kılıçla gelenler, kılıçla öleceklerdir. Rusya bunun üzerinde duruyor ve sonsuza kadar da böyle duracak."  

6. "Rusya'nın çok geniş toprakları vardır ancak geri çekilecek en küçük bir yeri dahi olamaz." 

İkinci Dünya Savaşındaki Panfilov bölüğünün komutanı Vasili Kloçov'a ait, siyasi propaganda ifadesi olduğuna inanılır.   

7. "Rusya'nın iki şanssızlığı var: Aptalları ve yolları". 

Kökeni tartışmalıdır. 19'uncu yüzyıl yazarlarından Nikolay Gogol'e atfedilir.

 

(TürkRus.Com) 

4 Ocak 2022 Salı

Rusya yılbaşını kaç kere kutluyor? 1 Eylül ve 1 Mart da varmış!


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rusya'da her şeyin olduğu gibi yılbaşının da karmaşık bir tarihi var. Örneğin 1 Ocak gününün tatil olarak kutlanması 1948'den bu yana uygulanan bir pratik. O tarihten önce Ruslar yılın ilk gününü iş başında geçiriyordu.

Hıristiyanlık öncesi dönemde Ruslar yeni yılın gelişini 1 Mart günü kutluyordu. Bunun sebebi kimilerine göre Roma takviminin esas alınması, kimilerine göreyse zirai açıdan yeni yılın bahar aylarında başlamasıydı. 

Ancak Rusya üzerinde en çok etki bırakan medeniyetlerden Bizans'ın yılbaşını 1 Eylülde kutlamaya başlamasıyla birlikte Rusça konuşulan topraklar da bu uygulamayı benimsedi. Petro dönemine kadar yılbaşı 1 Eylül günü kutlandı. 

Ülkenin kalkınmak için Avrupa'yı örnek alması gerektiği düşüncesinde olan yeni çarsa 1700 yılından itibaren yılbaşı için 1 Ocak tarihini belirledi. Hatta aynı kararnameyle Hıristiyanlık takviminden de vazgeçildi ve 31 Aralık 7208'i  1 Ocak 1700 takip etti.

1917 devrimiyle iktidara gelen Bolşevikler, bu reformlara bir yenisini ekledi ve Gregoryen takvimi kabul ederek aradaki 13 günlük farkı ortadan kaldırdı ve takvimi dünyanın büyük bir bölümüyle eşitledi.

Buna karşın Ortodoks gelenek Jülyen takvimi takip etmeyi sürdürdü. Bu yüzden günümüz Rusyasında yılbaşı gayrıresmi olsa da 13 gün arayla iki kere kutlanıyor.

2 Ocak 2022 Pazar

Rusya'da hayata dair 6 not


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rusya'da yaşamanın kendine göre güçlükleri var. Hele de yabancılara sorarsanız bu zorluklar bir hayli fazla... Ama Rus halkı hayatı bir nebze de olsa kolaylaştırmak, renklendirmek için türlü  alışkanlıklar, gelenekler ve adetler geliştirmekte oldukça maharetli. Özellikle yabancılar bazen bunları anlamakta güçlük çekiyor ama hayatın içine dalınca "anlamaya" başlıyor. İşte bunlardan RBTH'nin derlediği altısı:

1. Yanında hediye getirmek. Arkadaş, komşu, eş-dost ziyaretlerine giderken Rusyalılar muhakkak yanlarında küçük de olsa bir hediye getirir. Bir kutu çikolata, pasta, çocuklar için bir oyuncak, ya da çiçek. Önemli olan hediyenin kendisi değil, bunu düşünmüş olmak. 

2. Çay fincanına ya da kupasına kaşık koymak. Sovyet zamanından kalma bir şaka Rusların çayı kaşık gözlerine batmasın diye sağ gözleri kapalı içtiğini söyler. İçinde kaşık bulunan çay daha hızlı soğur ve Rusyalılar bu çayın daha lezzetli olduğunu düşünür.

3. Yeni yılı iki kere kutlamak. 1918 yılında yapılan takvim değişikliği ile birlikte Rusya iki yeni yıl sahibi oldu: Eski takvime göre ve yeni takvime göre. Yani Jülyen ve Gregoryen takvimlerine göre... Eski takvimin yılbaşıları halen kutlanmakta. Başka bir deyişle, Rusyalıların her yıl bir dilek tutmak için, içip eğlenmek için iki fırsatı var.

4. Kışın bile dondurma yemek. Rusya'da dondurma satışı kışın bile devam eder. Kış vakti dondurma yiyip hastalanmaktan korkanlar dondurmayı reçelle birlikte tüketebilir. Bu sayede boğaz şişmez derler. Bir de, "Mühim olan vücudun iç ve dış ısısını dengede tutmaktır. Kışın dışınız soğuk olur, dondurma yiyip içinizi de soğutursanız hasta olmazsınız" diye bilimsel açıklama getirirler. 

5. İşi son dakikaya bırakmak. Bugünün işini yarına bırak felsefesini benimseyen bir diğer millet de Ruslar. Bu alışkanlık şöyle bir fıkraya ilham vermiş: Öğrenciye sorarlar: - Çince öğrenmek için ne kadar zamana ihtiyacın var? Öğrencinin cevabı: - Teslim tarihi (deadline) ne zaman? 

6. İyimserlik. Dışarıdan bakınca pek belli olmasa da Ruslar iyimser insanlardır ve sabretmek Rusların en iyi bildiği şeylerden biridir. En zor şartlara bile katlanmak ve "Vso budet horoşo" diye her şeyin güzel olacağını temenni etmek Rus karakterinin omurgasıdır.

13 Aralık 2021 Pazartesi

Rusların 5 'kış hastalığı': Başa bela 'yıkıcı alışkanlıklar'


Kaynak: https://turkrus.com/

 

İstatistiklere göre Ruslar kışın, sıcak aylara göre daha fazla para harcamaya başlıyor. Ortalama bir Rusun kışın sıradan bir market alışverişinde bile ortalama çeki en az 200 ruble artıyor. Tatil vesilesiyle yapılan ekstra harcamalar ise “yıkıcı” boyutlara çıkıyor.  Uzmanlar aslında bunun objektif nedenleri olmadığını söylüyor: “Kış harcamalarının önemli bir kısmı sadece bir alışkanlık meselesi ve bunu ciddi bir zorunlulukla açıklamak güç.” 

K. Pravda’nın konuştuğu uzmanlar, halka paralarını daha faydalı şeylere harcayabilmek için terk edebilecekleri "en yıkıcı" kış alışkanlıklarının listesini yaptı:

 

1. Evde "tropiklerde olduğu gibi" yaşamak! 

Ekonomik yaşamaya alışkın Avrupalıları son derece şaşırtan “Rusya’ya özgü” durumlardan biri, kışın evde tişört, hatta şortla gezme alışkanlığı. Dışarıda eksi 20 derece iken bile evde tişörtün üstüne bir şey giymek “tuhaf” sayılıyor.  Gerçi Sovyet döneminde doktorlar, vücudu sürekli olarak aşırı ısıtmanın zararlı olduğu uyarısında ısrar ettiler, özellikle solunum yolu hastalıklarını tetiklediğini söylediler ama kulak veren pek olmadı. Çünkü SSCB devrinde, kışın dondurucu soğuğunda evleri "tropikler” gibi ısıtmanın  pratikte hiçbir maliyeti yoktur. Evleri 28 dereceye kadar ısıtmanın maliyeti “birkaç kuruş” idi. Hala evlerin büyük ölçüde merkez sistemle ısıtılırken, Avrupa’da “normal ve sağlıklı” sayılan 18 ila 21 derece arasındaki oda ısısı, Ruslar için” Sibirya soğuğu” sayılıyor. Gerçi teorik olarak 21-25 derece arası "norm" sayılsa da, pratikte kış günleri sokak -20 dereceyken, evin için 27-28 dereceye kadar ısıtılıyor ve sıcaklık farkı neredeyse 50 dereceyi buluyor! Evinde ısınma için elektrik kullananlar da cabası. Oysa şimdi durum değişti. Elektriğin kilowatt/saat (kwh) maliyeti ortalama 5-6 ruble. Ayrıca saat 23.00'ten 07.00’ye kadar elektrik maliyetleri yaklaşık üç kat daha ucuz. Yani çamaşır ve bulaşık makinalarını “ekonomik saatte” çalıştırarak tasarruf da mümkün. Ama bunlar Rusların çoğu için hala pek dikkate alınmayan gerçekler. Oysa devir değişti, elektrik faturaları cep yakıyor. 

 

2. Şekerli ürünlerle vücudu sıcak tutmak!  

Bir perakende uzmanı, "Kışın insanlar daha fazla yiyecek satın alıyor. Unlu mamul, yağlı et, tatlılar market sepetinde daha çok yer buluyor” diyor. İlk bakışta bu mantıklı görünüyor: Vücut ısınmak için enerji harcıyor ve ek kaloriye ihtiyaç duyuyor. Ancak bu, makul bir süre boyunca soğukta dışarıda kaldıysanız mantıklı. Neredeyse bütün gün evde veya ofiste oturan, evinin önünde sıcacık metroya ya da taksiye binerek işine gidip gelen için mantığı yok. O kadar enerji yakmıyorsanız, Tolstoy romanlarının kış insanları gibi sokakta günleriniz  geçmiyorsa, yağlı sosisler, çörekler ve “çayın yanında”  yenecek bir sürü hamur tatlısının vücudunuza ne faydası olabilir?  Ayrıca kışın market alışverişleri artıyor. Soğukta, boş mide ile markete giren, daha çok harcıyor. Tavsiye: Evde zorunlu alışveriş listesi yapmadan markete gitmeyin. Soğukta alışveriş sözde sizi “ısıtıyor” ama yok yere cebinizi “yakıyor”.

 

3. Kış melankolisiyle alışveriş yaparak savaşmak!

Bir uzman, "Tüketici davranışındaki değişikliklerin bir başka nedeni de kış melankolisi” diyor: “Güneşsiz, soğuk, karanlık havada ruhu kararan, depresyona meyillenen insanlar, alışverişle neşelenmeye çalışıyorlar. Online satış siteleri ve hızlı kurye-teslimat hizmetleri, indirimler ve promosyon kodları ile bu iş daha da baştan çıkarıcı hale geldi. Bir araştırmaya göre, Rusya’da tüketiciler bahçe malzemeleri için geçen kış, yaza kıyasla ayda 300 ruble daha fazla harcamış! Bu tür beyhude harcamalar yerine alternatif olarak, uzmanlar melankoliyi dindirmek ve stresi azaltmak için daha zararsız bir yol öneriyor: Ellerinizi kullanarak yapacağınız hobiler bulun! Ve bu başlıkta son öneri:  Evde oturmaktan yorulduysanız, alışveriş merkezine değil, en yakın parka yürüyüşe çıkın. Zorlu koronavirüs günlerinde bu, sadece cüzdanınız değil sağlık için de daha faydalı.

 

4. "Gösteriş için” giyinmek! 

Kışlık giyim fiyatları tabii ki çok daha pahalı. Hele de Rusya gibi hala “marka tutkusu”nun statü sembolüyle birlikte kol kola yürüdüğü bir ülkede. Rusya Halkların Dostluğu Üniversitesi'nde pazarlama bölümü başkanı profesör Aleksandr Zobov, “Statü uğruna tüketim, "kendini gösterme" arzusu ile ünlü marka giysilere servet harcamak ülkemizde çok yaygın” diyor. Bir sektör uzmanı,  son yıllarda kışa uygun botlar yerine, birçok kişinin havalı, pahalı, yazlık spor ayakkabılar satın aldığını vurguluyor. Bunun hem sağlığa hem de cüzdana zarar veren yaygın bir yanlış anlama olduğu vurgulanıyor. Zira çoğu kumaş olan spor ayakkabılar, ince bir tabana ve hafif sentetik fileye sahip. Bu, ayakların nefes almasını sağlıyor ama yazın. Kışın, yollara serpilen reaktifler ince tabanı hemen tahrip ederken, üstündeki ağ ayakları nemden koruyamıyor, tersine üşürüyor. Kış için tasarlanmayan spor ayakkabılar soğuk mevsimde hızla bozulur. Gösteriş için giyilen ayakkabılar ciddi sağlık sorunlarına neden oluyor. 

 

5. "Yeni Yıl hediyesi uğruna” servet harcamak!

Bu madde, tasarruf miktarı açısından ilk sırada sayılmalı. Rusların yılbaşı hediyesi “fetişi” malum. Ailesine, eşine dostuna hediye almayan kötü gözle bakılıyor. Parası çok olanın tatil için en pahalı destinasyonlara gitmesi de bir “statü sorunu” gibi algılanıyor. Gerçi pandemi döneminde Avrupa büyük ölçüde kapalı olduğu için yerli beldeler “mecburiyet adresi” oldu. Ama normal zamanlarda İsviçre dururken Soçi’ye kayağa gidenlere -orada da fiyatlar fahiş olsa bile- belli çevrelerde “kötü gözle” bakılırdı. Hediye konusu başlı başına bir travma. Bir kitap, bir kutu çikolata, özellikle ev içinde hediyeden sayılmıyor. iPhone, türü pahalı ‘gadget'lar yılbaşı dönemi hediye çılgınlığına servet harcanıyor. Kışın bütçeleri tarumar eden en büyük faktör de bu. Bu dönemde maaşların genellikle yarısı hediyeye harcanıyor.  

Uzmanlar kışa dair bu “yıkıcı alışkanlıkların” artık Rusların genlerine geçtiğini ve değiştirmenin zor olduğunu vurguluyor. Yani Rusya'da “akılla anlaşılmaz” bir kış mevsimi çılgınlıkları silsilesi devam edeceğe benziyor. 

3 Eylül 2021 Cuma

Ruslara ulaşmak neden zordur?


Cenk Başlamış 

Kaynak : https://medyagunlugu.com/

 

Rusları anlamak zordur. Çünkü ulaşması zordur. Çünkü Ruslar yabancılara karşı temkinlidir. "Yabancı" derken, tanımadığı insanlar. Hele tanımadığı insan diliyle, görünümüyle, kültürüyle başka bir dünyaya aitse aradaki duvar daha da kalınlaşır, ulaşmak iyice zorlaşır. Kafalarda hep "bizden olanlar" ve "bizden olmayanlar" ayrımı vardır. "Bizden" grubuna girenlere bütün kapılar ardına kadar açılır, olmayanlara ise sımsıkı kapanır.

İlginç ama bu tespitler Michele Berdy'e yani bir Amerikalıya ait. İlginç çünkü iki toplum arasındaki büyük fark nedeniyle normalde Amerikalılar Rusları anlamakta çok zorlanıyor. Ama Berdy 25 yıldır Moskova'da yaşıyor. Çevirmenlik yapıyor. Moscow Times gazetesinde her hafta Rusçanın inceliklerini yazıyor. Son yazılarından birini ise Ruslara ayırmış ve yukarıdaki tespitleri yapmış. Tabii bu gözlemleri ilk yapan Amerikalı çevirmen değil. Rusya'da uzun süredir yaşayan herkes, hele mesleklerinin önemli bir parçası gözlemlemek olan gazeteciler de aynı tespitleri yapıyor. Ancak gözlemlemek ve tespit yapmak Rusların ruh halini anlamaya yetmiyor. Çünkü ortada çok çelişkili görünen bir durum var.

Örneğin, otoparkta gözünüzün içine baka baka yerinizi kapan ya da bir kontratı aniden yırtıp atan kişi aslında iki eli kanda olsa başı belada bir dostunun yardımına koşan ya da boşanmak üzere olan arkadaşının sabaha kadar derdini dinleyenle aynı kişi. Sanki ortada çift kişilikli bir insan var.

Hayır, uçlarda davranabilen bu insan aslında çift kişilikli değil. İşin sırrı "bizden olanlar-olmayanlar" ayrımında. Yani, sevgi, şefkat, yardım, iyilik yakınlara ayrılıyor, olumsuz duygular ise çemberin dışında kalanlara.

Bu duvara sadece yabancılar değil, Rusların kendisi de çarpıyor. Mağazada hiç tanımadığı birinden durup dururken dirsek yiyor, devlet dairesinde tersleniyor, metroda polis tarafından taciz ediliyor, kimse yol vermeye yanaşmadığı için yaya geçidinden geçemiyor ya da bir soru sormak için aradığı yerde telefon suratına kapatılıyor. Sonuçta bu bir etki-tepki yaratıyor yani olumsuz davranışlardan herkes yakınıyor ama herkes aynı şekilde davranıyor. 

Peki, çemberi kırmak mümkün değil mi? Kimilerine göre mümkün. Birincisi bunun için küçük de olsa başınızın derde girmesi gerekiyor. Örneğin arabanız bozuldu. Normalde yüzünüze bakmayan ya da sizden hoşlanmadığını bakışlarıyla gösteren kişi olumsuz duyguları bir kenara bırakarak hemen yardımınıza koşuyor. Çemberi kırmanın ikinci yolu ise, asansörde bir merhabayı çok gören kişinin evine bir şekilde konuk olmak.

Gerçekten de Ruslar konuklarını ağırlamak için seferber olur, neyi varsa paylaşır. Ama bir Rus evine konuk olanların kız istemeye gelmiş tedirgin ve heyecanlı bir baba gibi değil, ruhunun bütün derinliklerini ev sahibine açmaya gelmiş bir kişi gibi davranması gerekir. Yani konuk samimi davranmalı, örneğin hiç çekinmeden kaybettiği annesinin arkasından gözyaşı dökebilmeli, sorunlarını paylaşabilmeli, kendisine anlatılanları sabırla dinlemeli ama arada yorumlar da yapmalı, kısacası "interaktif" davranmalı. Tabii bu tür sohbetlere mutlaka alkol eşlik ettiği için konuk kadehini kaldırıp ev sahiplerini onurlandıracak konuşmalar da yapmalıdır.

Eğer konuk içtenlik sınavını geçebilirse çemberin içinde yer alabilir çünkü artık onlardan biridir. Peki, neden böyle?

Sorun Rusya'nın kapalı bir toplum olmasından ve Rusların yabancılara yani başka bir aileden, başka bir köyden ya da başka bir kentten tanımadığı insanlara karşı kısmen korku ve güvensizlik duymasından kaynaklanıyor. Bu ruh hali nedeniyle kendisini çemberin içinde güvende hissediyor, sadece yakından tanıdığı insanların girmesine izin veriyor, sevinçleri ve üzüntüleri onlarla paylaşıyor. Böylece çemberin dışındakilere de olumsuz duygular kalıyor.

Ama çok önemli bir neden daha var: Ruslar saygı görmek istiyor. Birey olarak da devlet olarak da. Karşısındaki kişinin ya da devletin saygılı olmasını ama aynı zamanda ilk adımı atmasını bekliyor. Saygı duyulduğunu hissedince de rahatlıyor, öz güveni artıyor, iletişime giriyor, ön yargılarını silebiliyor. Ama sorun şu: Herkes o ilk adımı karşısındakinden bekliyor.

 

Gazeteci Cenk Başlamış'ın "Rusya'nın Sırları" kitabından alınmıştır.

17 Temmuz 2021 Cumartesi

Sinir otu, ya da Rusçasıyla podorojnik


Aşıya hayır, sinir otuna evet!


Kaynak: https://turkrus.com/

Dünyada ilk koronavirüs aşını geliştiren, ama halkını bir türlü aşı olmaya ikna edemeyen Rusya'nın çok sayıda şifa sırrı var. Bunlardan biri de "her derde deva" sinir otu, ya da Rusçasıyla podorojnik (yol kenarı otu). Bu ot Türkiye'de "şifalı bitkiler" arasında sayılıyor ve ilgi görüyor.

Sovyetler Birliği zamanı doğmuş çocukların iyi bildiği bir büyükanne tavsiyesi vardır: Düşüp dizini kanatırsan, hemen üstüne sinir otu koy! Peki, nedir bu ot?

Rusya'da podorojnik olarak bilinen sinir otunun 240 farklı çeşidi var ve bunlardan 40 kadarı Rusya topraklarında da yetişiyor. 

Büyük Sovyet Ansiklopedisi'ne göre, sinir otunun gerçekten de bazı tıbbi özellikleri mevcut. Ansiklopedinin yazarları suyu sıkıldığında gastrit ve enterite iyi geldiği iddiasında.

Günümüzde ise çay olarak oldukça popüler bir bitki. Hatta 1980'lerin sonunda bir şarkıya bile konu olmuş. Şarkıyı seslendiren Alisa Mon'a inanacak olursak sinir otu "Her türlü derde kedere bire bir."



Muhtemelen şarkının da etkisiyle sinir otu bugün pek çok internet şakasınına konu oluyor. 

St. Petersburg şehrinde ulaşım kartının podorojnik adını taşıdığını da son bir not olarak ekleyelim.

Sinir Otu Nedir? (Kaynak: milliyet.com.tr)

Sinir otu, günümüzde yaklaşık olarak 200 adet türü bulunan küçük ve de göze çarpmayan bir şifalı bitkidir. Dünyada ve bizim ülkemizin pek çok yerinde yetişebilen yararlı bir bitkidir. Bu bitki oldukça dar yapraklara sahip olan bir bitki olup sinir otu yerine sinirli ot adı da verilmektedir. Genel olarak bayanlar tarafından siyah nokta ya da sivilce için maske üretiminde kullanılmaktadır.

Sinir Otu Nerelerde Kullanılır?

Sinir otu, en bilinen ve can alıcı özelliği ise yüzde ve vücuttaki sivilceleri azaltmasıdır. Göğüs ağrılarını hafifleterek, soğuk algınlığını önlemektedir. Ayrıca cilde pek çok fayda sağlayan bu sinir otu, mantar ya da sedef gibi cilt hastalıklarına da iyi gelmektedir. Ayrıca düzenli kullanımı sayesinde sakinleştirici bir etki göstermekte olup son olarak toksin ya da ödemi vücuttan attırmaya yardımcı olmaktadır. Bu efsanevi sayılabilecek sinir otu mutlaka ve mutlaka denenmesi gereken ve daha önce bilip kullanan kişiler tarafından önemle tavsiye edilen bir şifalı bitki olarak yer almaktadır.

Sinir Otunun Faydaları Nelerdir?  

Sinir otu oldukça faydalı bir ot olmakla birlikte bu ot ile evde çeşitli kürler hazırlanabilmektedir. Pek çok sayıda hastalık için kullanılmakta olan sinir otu isminin tam tersi bir şekilde sinire iyi gelmektedir. Depresyon rahatsızlığı yaşayan kişilerin tedavi edilmesinde kullanılır ise sakinleştirme özelliğine sahip olmaktadır. 

Bu ot, genel olarak hücrelerin yenilenmesine büyük katkıda bulunması nedeni ile kullanan kişinin yaralarının iyileşmesini de hızlandırmaktadır. İçeriği çinko, vitaminler, potasyum ve kalsiyum gibi bileşenler bakımından çok zengindir. Bu nedenle yararları saymak ile bitmeyecek kadar çok fazladır. Akciğer ve karaciğer üzerinde oluşan yağlanmaları temizlemektedir. Sinir otu, boğmaca hastalığının tedavi edilmesi için kullanılmakta olup böcek sokmalarına da çok iyi gelmektedir.

Sinir Otu Çayı Nasıl Yapılır? 

Sinir otu çayı hazırlamak oldukça kolaydır. Çay olarak tüketimi daha çok yarar sağlamakta olan bu sinir otu ayrıca püre haline getirilip sivilce ve leke olan cilt yüzeylerine de uygulanabilmektedir. Öncelikle çay olarak tüketmek için, yaklaşık olarak bir bardak suyu iyice kaynatmak gereklidir.

Ardından kaynamış olan suyun içerisine yaklaşık bir ya da iki çay kaşığı öncesinde kurutulup hazırlanmış olan sinir otu eklenmelidir. Daha sonra üzeri kapatılarak ortalama 5 dakika ile 7 dakika arası bir süre geçene kadar demlenmeye bırakılmalıdır. Daha sonra sinir otunu süzülüp rahatlık ile tüketebilmektedir. Çay olarak tüketiminin sağladığı yararlar içinden en önde geleni hiç kuşkusuz ki kişide bulunan öfke ve stresi azaltmasıdır. Bu sinir otu çayının bir günde iki bardaktan daha fazla tüketilmesi önerilmemektedir. 

Sinir otu çay olarak tüketildiğinde sinir sistemini de düzenlemektedir. Genel olarak günlük hayatta yaşanılan genel sorunlardan uzaklaşmak için de bu otu kullanmak mümkündür. Sinir otu çayı sayesinde kişiler vücutlarındaki toksik maddeleri düzenli bir şekilde atarak zaman içinde kilo verecekleri görecektirler. Buna ek olarak sinir otunu kaynatıp ezerek püre haline getirerek kişiler cilt yüzeylerine uygulayabilirler ve bu sayede ciltte bulunan bazı pürüzleri, sedef ve sivilce gibi sorunları geçirmeyi sağlamaktadırlar.

3 Temmuz 2021 Cumartesi

Rusların vazgeçemediği en tuhaf yiyecek kombinasyonları


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Her ne kadar zevkler tartışılmaz dense de kültürler arasındaki ihtilaflı konuların başında mutfak gelir. Rus mutfağı da sadece Türklere değil, diğer ülkelerden yabancılarda şüphe uyandıran "garip kombinasyonlarla" dolu. İşte Russia Beyond'un derlemesiyle Rusların vazgeçemediği, ancak yabancıların çoğu zaman yadırgadığı, fakat ender de olsa sevdiği yiyecek eşleştirmeleri.


1. Et jöle + hardal. Rusya'daki en favori votka mezelerinden biri holodets, yani et jölesi. Dana, domuz ya da balık etinin saatlerce kaynatılmasıyla elde edilen bu jöle Moskova ve St. Petersburg'daki en gözde restoranların menülerinde hala baş köşeyi tutar.

2. Tatlı hamur işi + mayonez. 1970'lerden bu yana Rusya'nın tutkuyla bağlı olduğu gıdalardan biri de mayonez. Et yemeklerine, çorbalara, mantıya ve hatta tatlı hamur işlerine mayonez eklenmesi adeta kanun hükmündedir.

3. Sebze salatası + kvas. Türkiye'de cacığın üstlendiği serinletici yaz yemeği işini Rusya'da okroşka yapar. Ruslar ise okroşkaya adeta ne bulurlarsa doldururlar: yumurta, hardal, kefir, kvas, hatta bazen de koka kola. En çok tartışılan tariflerin başında gelir.

4. Tatlı şehriye çorbası. Lenin'in de en sevdiği yemeklerden biri olan çorba sıcak süt, şehriye, şeker ve tereyağı ile yapılır.

5. Karpuz + sirke. Yani karpuz turşusu. Ruslara göre her şeyin turşusu yapılabilir. Karpuzun bile.

6. Çikolata + deniz ürünleri. Uzak doğusundan başlayarak ülkeye yayılan "lezzetlerden" biri de deniz tuzu, yosun ve denizkestanesi gibi ürünlerle yapılan çikolatalar. Çikolatada iyot tadını sevenler için birebir!

7. Ravent (ışgın) + nişasta + şeker. Rusya'da bilinen adıyla kisel. 

8. Çay + tuz + tereyağı. Rusya'nın göçebe halklarının ortak kültüre armağanı bir step içeceği.