Kaynak:
https://eksiseyler.com/
Sovyetler dağıldıktan sonra Rusların kendi liglerinde ve Avrupa liglerinde neler yaptığına bu yazıyla tamamen vakıf olacaksınız.
Rus
futbolu...
Sovyetler Birliği'nden sonra milli takım düzeyinde asla
istenen atılımı yapamamış, yer yer iyi oyuncular yetiştirse de, Rus
oligarklarının kulüplere para yığması nedeniyle özellikle 2005-2010 döneminde
kulüp futbolunda bilhassa gelişme gösteren ve başarılar elde eden, ancak onun
da sonradan inişe geçtiği futbol ekolüdür.
Sovyetler'in dağılmasından sonra Sovyetler'in pek çok
yıldız oyuncusu özellikle Ukrayna tarafında kaldı ve kariyerleri
zaten yeni milletler bağımsız olarak yeni milli takımlarıyla sahneye çıkma aşamasına
gelene kadar sonlandı (Belanov'lar, Protasov'lar vs.).
90'lı yıllarda Spartak Moskova Rus liginin öne
çıkan ekibiydi.
Şampiyonlar Ligi'nde belirli güzel performanslar verdiler,
ancak çok da üstlere çıkamadılar.
Yine aynı yıllarda çeşitli Rus oyuncular başta İtalya,
İspanya ve Portekiz olmak üzere Avrupa'nın çeşitli yörelerine dağıldılar. Ancak
aralarında çok üst düzey oyuncular yoktu.
Spartak, o dönem önemli bir jenerasyon yakaladı.
Viktor Onopko, Yuri Nikiforov, İlia Tsymbalar (kanatta
yardırırdı, Galatasaray'a da golleri vardı rahmetlinin), aleksandr
mostovoi, valery karpin, dimitri radchenko, vladimir
bestchastnykh, dmitri popov (ispanya'da hatrı sayılır süre
geçirdi), andrey pyatnitski, stanislav cherchesov (sonradan
rusya teknik direktörüydü kaleci), dimitri khlestov (beşiktaş'ta kısa
bir dönemi var), igor lediakhov (sporting gijon orta sahasında
yıllarca oynadı) ya spartak çıkışlı, ya da ilk etapta çıkışlarını spartak'ta yapmış
futbolculardı. bunların tamamı rus milli takımında da yer alıyordu. Bunların
bir çoğu avrupa'nın genllikle orta sıra takımlarında oynadılar. Bunların bir
kısmı sakatlık, formsuzluk, şans bulamama gibi nedenlerle erken bitti.
Nikiforov ve onopko sağlam bir savunma ikilisiydi (nikiforov
ispanya'da ve psv'de uzun yıllar geçirdi, onopko dönemin kalbür üstü liberoları
arasında sayılırdı). Ancak en nihayetinde bunlar arasında nihai itibarla çok
üst düzeye çıkan, yıldız gibi bir mertebeye erişen sadece karpin ve mostovoi
oldu. mostovoi 2-3 yıllık fransa kariyerinden sonra (önce benfica'daydı ama
şans bulamadı) iyi bir fiyata ispanya'ya transfer oldu ve yıllarca celta
vigo'nun iyi yıllarında takımın 10 numarasıydı, Balaidos çarı lakabıyla
anıldı. fuleli, duran toplarda iyi, acayip paslar çıkarabilen oyun zekası
yüksek bir ofansif orta saha oyuncusuydu. Karpin de yine merkez orta sahada,
yer yer de kanatta oynayan kabiliyetli bir oyuncuydu. Real sociedad, valencia ve celta vigo'da yıllar geçirdi ve iyi bir
kariyer yaptı. real sociedad'ın şampiyonluğa oynadığı Nihat, Kovacevic, Xabi Alonso
gibi yıldızlara sahip olduğu dönemden de iyi hatırlanır.
Radchenko ve Bestchastnykh forvet ikilisi ise çok şeyler
beklenip beklenen yerlere pek ulaşamamış futbolcular oldular. radchenko racing
santander'de iki iyi sezon geçirdikten sonra deportivo'ya transfer oldu; ancak
orada tutunamadı ve kariyeri düşüşe geçti. bestchastnykh ise werder bremen'de
ün kazandı ki, bremen dönemin iyi bir takımıydı. Tam üst kalibrenin adamı
olmadığı anlaşıldığında o da santander'e (aslında bir nevi Radchenko'nun
yerine) transfer oldu; bir iki sene iyiydi fakat sonra kariyeri düşüşe geçti.
bu arada bu santander'in, sporting gijon'un ve espanyol'ün de garip
bir Rus bağlantısı var, bir sürü adam gelip geçti o dönem..asla çok verimli bir
golcü olamamıştı zaten. Spartak'a geri döndü, bir şekilde Fenerbahçe bunu bulup
aldı, o dönem mafya işin içine girdi bilmem ne oldu, bu adam zaten düşüşteydi,
bu tantanaya gerek de yoktu.
Neyse gelelim 90'lardaki diğer takımlara. Rus ligi tamemen
Moskova odaklıydı. Daha ufak takımlardan bir oyuncu yıldızlaştığında da bir
süre sonra direkt bir Moskova takımına gidiyordu. Spartak'tan sonra hemen Rus
futbolunun öncüsü denebilecek cska Moskova geliyordu. Lokomotiv
Moskova ve Dinamo Moskova da diğer önemli Moskova takımlarıydı.
Her eski komünist ülkede bu iş benzer şekilde seyreder bir nevi. cska ordunun
takımı, Lokomotiv tren işçilerinin, dinamo polisin, spartak sendikanın
takımıydı. Rus milli takımında yarı Ukraynalı, doğu Ukraynalı yahut Ukrayna'da
(genelde dinamo kiev'de) oynayan isimler de bulunuyordu.
Sovyetler sonrası ekipte, cska çıkışlı isimler de
vardı. dmitri kharine birkaç yıl chelsea
kaleciliğini yürütmüştü. Savunma oyuncuları dmitri galiamin ve dmitri kuznetsov, uzun yıllar espanyol'da
geçirdi. igor korneev önemli ve verimli bir
ofansif orta saha oyuncusuydu. espanyol'daki iyi performansları onu
barcelona'ya kadar yükseltti ancak barça ona fazla geldi. Sonra gittiği
feyenoord'da kazanılan uefa kupası'nda rol alan isimlerden olmuştur.
veteranlardan bir dönem dortmund'da da oynamış belarus asıllı sergei
gorlukovich lokomotiv, Gürcü asıllı omari tetradze dinamo
çıkışlıydı. luhansk asıllı ve kariyerini aslen
Ukrayna'da geçirmiş ve sonra Portekiz'e transfer olmuş sergei yuran'ın daha büyük oyuncu olması
bekleniyordu, ama önce Avrupa'da tam tutunamadı, sonra da kafatası
sakatlığından kariyeri erken bitti.
Rusya'nın bu ümit vaad eden 94 kadrosu, İsveç, Brezilya ve
Kamerun'lu zorlu gruptan çıkamadı. Bu esnada performansları çok da olumlu da
gözükmedi. Kamerun'la 6 gollük maçları var ki, dünya gündemine bir anda o maçta
beş gol atan, sonra cem uzan tarafından İstanbulspor'a getirilen ve genel
anlamda pek de olumlu şeyler söyleyebileceğiniz bir santrfor olmayan, sakatlık
ve formsuzluk derken 30 yaşında futbol hayatı bitmiş oleg salenko'yu soktu.
O yıllarda Moskova takımlarındaki topçular Avrupa'ya
dağıldığında, rus ligi'nde üstlere oynayan sürpriz takımlar ve yeni şampiyonlar
çıktı. rotor volgograd, alania vladikavkaz isimleri duyulmaya
başladı takımlar arasında.
Bir spartak efsanesi oleg romantsev yönetiminde euro
1996'da Rusya daha da kötü bir performans sergiledi. İkişer üçer gol yedi
herkesten ve bir puanla gruptan elendi. o takımda parantez açılması gereken
önemli bir futbolcu, andrei kanchelskis de vardı. kanchelskis
ferguson'un manchester united'ında 4 yıl düzenli iki kanatta birden oynamış
ofansif bir açık/kanat oyuncusuydu. Çok yetenekli ancak başına buyruk bir
elemandı (Ukrayna asıllıydı ve 94 kupasında milli takımı boykot etmişti). İngiltere
sonrası kariyeri biraz yokuş aşağı gitti, everton, fiorentina, glasgow rangers
gibi ekiplerde oynadı. Everton'daki flaş sezonundan sonra fiorentina'ya
sovyetler rekoru bir bonservisle transfer oldu ancak, sakatlıkların da payıyla,
sonraki döneminde tam da bir istikrar sağlayamadı. Sol bek, moskova
takımlarında vakit geçirmiş evgeny bushmanov, yıllarca nikiforov-onopko sonrası
spartak defansında yer alan yuri kovtun, italya'nın küme düşme hattı
takımlarında yer almış forvetler igor simutenkov ve igor
kolyvanov, spartak moskova sonrası inter'e kadar kariyer yapıp orda tam
tutunamayıp sonra italyan orta sıra ekiplerinde yıllarca orta sahada görev
almış orta saha igor shalimov, beklenen yerlere gelememiş kanat igor
dobrovolski, bursaspor'un inter-toto maçlarından akla gelebilecek karlsruhe
forveti sergei kiriakov, yeni flaş ekip alania çıkışlı igor yanovskiy,
zaragoza orta sahasında birkaç yıl geçirecek cska çıkışlı vladislav
radimov, yine sociedad kadrosundan hatırlanacak dmitri khokhlov, rusya'nın
turnuvadaki yeni (veya bir kısmı 94'teki kadroda bulunmayan) yüzlerindendi.
Rusya, kolay bir eleme grubunda yer almasına karşın iyi
performans veremedi ve playofflarda italya'ya elenerek 98 dünya kupası'na
kalamadı. Eleme grubunda Ukrayna'ya ikinciliği kaptırarak (grup birincisi
fransa'ydı) euro 2000'e de kalamadı. Böylece 90'lı yılların o rus jenerasyonu,
milli takımlarda başarısız, büyük çoğunluğu Avrupa kulüplerinde dikiş
tutturamamış bir biçimde 90'ları kapadı. rus kulüp takımları da iyi
oyuncularının büyük bir bölümünün avrupa'ya gitmiş olması nedeniyle aşınmıştı,
spartak'ın ilk yıllardaki başarıları da tekrarlanamaz hale gelmişti. Ara ara
şampiyonlar ligi'nde spartak'ın gösterdiği bir iki ışıltı dışında Rus takımları
kayda değer bir başarı da elde edemedi.
2000'li yılların başına gelindiğinde, 90'ların adamlarıyla
yeni gelen daha genç bir gruptan bir karma kadro oluşmaya başladı. ön
libero alexey smertin (sonra bir dönem abramovich dönemi
chelsea'sinden hatırlanır), mourinho'nun porto'sunda rol almış, pas ve şut
yeteneği yüksek ofansif orta saha dmitri alenichev, spartak'ta hem rus
liginde hem şampiyonlar ligi'nde parıltı göstermiş yegor titov, rus yerel futbolunda önemli
isimler sergey semak(sonradan avrupa'ya da
açıldı), dmitri sennikov, igor semshov, igor chugainov, yetenekli ama hata meyli de
olan kaleci ruslan nigmatullin,
genç yetenekler 20'lerinin başında veya hatta kimisi daha da küçük aleksandr kerzhakov (rus futbolunun
mihenk taşlarından olmuştur bile denebilir) , dmitri sychev (fransa'ya ümitlerle
transfer olmuş ama rus ligi dışı çok iş yapamamıştır), marat izmailov (tam
olamamış bir wonderkid'di), ruslan pimenov (lokomotiv'in
şampiyonlar ligi döneminden hatırlanır) gibi isimler onopko, nikiforov, karpin,
bestchastnykh, mostovoi gibi tecrübeli isimlerle birleşince aslında güzel bir
kadro oldu. Fakat buna rağmen rusya yine turnuva başarısızlıklarını yine
kıramadı. Saçma sapan bir gruptan (japonya-belçika-rusya-tunus) üçüncü olup
elendi (sadece tunus'u yenebildiler), ki o gruptan rusya birinci bile
çıkabilirdi.
Sonraki dönem, bir jenerasyonun sonuydu. mostovoi, karpin,
nikiforov, onopko gibi kült isimler spor yaşantılarını tamamlamaktaydı. euro
2004 Rusya'sı, sergei ovchinnikov'un devraldığı, ana hatları 2002 kadrosundan
veteranlar dışında çok farklılaşmayan bir ekipti. o yıllarda rus futbolunda
yeni yükselişe geçmiş olan ve adını duyurmaya başlayan yeni bir ekip de
vardı: zenit st. petersburg. moskova takımları arasında ise Spartak'ın
devri kapanmış, bir ara lokomotiv üst üste şampiyonluklar edinmiş, cska da
silkinmeye başlamıştı. 2004 kadrosunda Lokomotiv ve Zenit'ten yeni isimler
vardı, Lokomotiv sol beki Vadim Evseev, lokomotifin beyni dmitri loskov,
zenit'in gençleri, avrupa'da isim yapmaya başlamış genç santrfor
kerzhakov, vladimir bystrov gibi
kimseler.cm'cilerin hatırlayacağı rolan gusev, bir dönem avrupa'ya açılmış
ancak başarılı olamamış dmitry bulykin de bu kadrodaydı..rusların
yeni kaleci jenerasyonu da oluşuyordu o yıllarda, yıllarca sırasıyla zenit ve
cska'nın hem de milli takımın bayrak adamları olacak kaleciler vyacheslav
malafeev ve igor akinfeev. euro 2004'te de Rusya, ispanya-Portekiz ve
Yunanistan'lı o zorlu gruptan, sadece şampiyon yunanistan'a karşı alınan tek
bir galibiyetle elendi.
Sonraki aşamalara ve 2006 dünya kupasına geçmeden önce o yıllarda
oligarkların ve paranın Rus futboluna getirdiği ivmeden bahsetmek gerekecek.
90'lı yıllarda spartak'ın domine ettiği, 95 yılı alania vladikavkaz
istisnasıyla da 2001'e kadar 10 yıl üst üste şampiyon olduğu rus liginde
spartak hegemonyası kırıldı. 2002 ve 2004'te şampiyon olan lokomotiv, beyni
loskov önderliğinde bir öne atılım yaşadı. Ancak esas yükselişi cska yapacaktı.
2003-2005 ve 2006'nın şampiyonu cska olmuştu. yine o yıllarda, Rubin Kazan ve zenit st.petersburg öne çıkmaya
başladı. Bir nevi parası çok olan oligarkın takımını yücelttiği bir dönemdi. Önce
cska'nın, teknik direktörü valeri gazzaev ile birlikte yükselişi
geldi. cska iyi bir jenerasyon yakalamıştı. Kalede akinfeev, savunmada Rus
milli berezutski kardeşler, efektif sergei ignashevich, sol bekte hızlı yury
zhirkov (sonra abramovich deli bir paraya chelsea'ye alacaktı), ön
liberoda evgeny aldonin, önde de chidi odiah, daniel carvalho, elvir rahimic, ve de yıldızları, her ikisi
de prime dönemlerinde farklı özelliklerde harika forvetler olan yırtıcı
hırvat ivica olic (sonra bayern'e kadar
ilerledi) ve golcü vagner love (yıllar
yılı cska'da bir dolu gol attı, avrupa çapında başarıyla oynadı, ilerleyen yıllarda
yolu türkiye'ye düştü) eşliğinde uefa kupası kazanacaktı.
Sonra Gazprom önderliğinde, dick advocaat teknik direktörlüğünde
yükselişe geçen zenit'in dönemi geldi. Zenit önce 2007'de rus şampiyonu olacak,
2008'de de uefa kupası'nı
ve süper kupa'yı kazanacaktı. Zenit de iyi bir
Rus jenerasyon yakalamış, isabetli transferlerle kadrosunu tahkim etmişti. Dönemin
önemli santrforu zenit çıkışlı kerzhakov 2006'da sevilla'ya transfer olmuştu
(çok varlık gösterememişti). kerzhakov'un yerine zenit fatih tekke'yi eklemlemişti. Takımın
belkemiği sonra bayern münih'e transfer olacak, shakhtar'dan getirdikleri anatoly tymoschuk idi. kaleci malafeev
güven veren bir isimdi. Ofansif yıldızı ise rus futboluna en az bir beş sene
damga vuracak andrey arshavin idi.
Çalışkan orta sahalar igor denisov, konstantin zyrianov (bak bu herif ha
bire her yerine üşüşürdü sahanın, acayip bir gizli güçtü sahada), sağ bekte o
dönem pek bir sevdiğim, hızlı ve ha bire ileri çıkan rus milli sağ bek aleksandr anyukov vardı. Genç martin
skrtel zenit'te parlamıştı.
forvette yine zenit'te yıldızlaşmış, stuttgart, fulam ve reading'de bir avrupa
kariyeri de olsa da tam da beklenenleri verememiş santrfor pavel pogrebnyak, sağ kanat viktor fayzulin, stoper roman shirokov,
çek bek radek sirl, arjantinli alejandro dominguez, hırvat stoper ivica
krizanac, kadronun dişe dokunur diğer parçalarıydı (süper kuba dönemi sonra
yıllarca kulüpte kalacak ofansif orta saha Portekizli Danny de katılmıştı).
Zenit ve cska'nın kadroları sağlam olsa da yine de henüz on
milyonlarca dolar akıtılmış kadrolar değildi. 2000'lerin sonuna doğru başka
takımlarda başladı bu çok para akıtma hadisesi ve 2010'lardaki Rus futbolu trendi
ise iyice bu yöne evrildi. Bu ilk etapta başarılı olan takımlar da (zenit,
cska,spartak), sonra bir sürü adamlara on milyonlar vermeye başladılar. Dinamo
Moskova çıktı mesela bir ara, o Mourinho'nun tüm şampiyon Porto kadrosunu
on milyonlarca dolar gibi bonservislerle Rusya'ya doldurdu (aynı takım kevin
kuranyi'yi de getirmişti sonra). fc Moscow diye bir takım çıkıverdi,
keza böyle para yağdırıp maxi lopez'ler bilmemneler bir sürü adam
getirdi. anzhi mohaçkale çıktı sonra yine çok kısa süren benzer bir
projeyle, eto'o, roberto carlos vs. havada uçuştu. Bir ara zenit ha bire 50-100
milyon dolar bandında paralara futbolcular alıyordu (örn. hulk, bruno
alves, leandro paredes, axel witsel, malcom vs.) .
Değişik işlerdi, birçoğunun hülleli olması da muhtemel.
Ama yine de o yıllardan itibaren, kabaca 2020 dönemine
kadar (belki de rusya'nın batı bloğuyla iyice problemli hale gelmesi dönemine
kadar diyebiliriz),rusya hem rusları avrupa'ya göndermeye, hem de oyuncu
ithal/ihraç işine de başladı. doğu bloku ülkelerinden, afrika'dan, güney
amerika'dan oyuncu alıp parlatıp, biraz portekizli menajer katkısı, biraz rus
oligark katkısı (örn. abramovich) ile avrupa takımlarına pek çok satış
yapmışlardır (örn. ivica olic, jiri jarosik, jo --
Galatasaray'a da gelen, evet --, ahmed musa, keisuke honda, mark
gonzalez, fernando cavenaghi, marcos rojo, bazı örnekleri). Yine
gelip uzun yıllar kalan bazı örnekleri de vardı (örn. clemente rodriguez, stipe
pletikosa, vs. hatta Mario Fernandes, Rus vatandaşı olup milli takımda
oynadı). 2015'lere doğru ve sonrasında olay biraz daha prime dönemi geçen
futbolcuların rus ligi'ne gelmesi şekline döndü (örn. kim kallström, victor
moses, vs.); ama ta ki Ukrayna'daki savaşa kadar yer yer doğu bloku'nun genç
yıldızlarının ilk ön aldığı yer de Rus ligi oldu (örn. sebastian szymanski)
Neyse milli takıma doğru dönersek; rusya o dönem Rus Ligi'nin
gösterdiği ivmeye karşın, 2006 dünya kupası'na kalamamayı başardı (grubunda 1.
sırada portekiz vardı, 2. sıradaki slovakya'nın ardında kaldı). Bilhassa ligi
bu kadar ivme göstermişken, cska uefa kupası almışken, takımları Avrupa
kupalarında etkili olmaya başlamışken, bu büyük hayal kırıklığıydı. Rus teknik
direktörlerle olmuyor diyip, euro 2008 için milli takımın başına Guus Hiddink'i
getirdiler. Hiddink'in kalitesi bellidir, şimdi bir şey demek ayıptır (adam tüm
kariyerinde bir Fenerbahçe'de çok başarısız oldu belki de). Hırvatistan ve İngiltere'li
çok zor bir grupta İngiltere'nin önünde eleme gruplarından çıkmayı başardılar
(İngiltere Euro 2008 dışı kaldı böylece).
Euro 2008 güzel bir futbolun oynandığı bir turnuvaydı. Rusya
da bu turnuvaya ofansif, mücadeleci güzel bir futbolla damga vurdu. Avrupa
çapında başarısını tescillemiş cska ve Zenit kadroları merkezli bir iskeletleri
vardı. spartak ve Lokomotiv'den de bazı ekler içeriyordu (Spartak forveti ve
ligin gol kralı roman pavlyuchenko bu kilit isimlerden biriydi). 1
kişi hariç takımın tamamı Rusya'da oynuyordu (90'lar ve 2000'lerin başı
kadrolarına kıyasla farklılaşan bir durum). Bu cska ve zenit kadrolarından
yukarıda saydığım birçok isim bu kadrodaydı. Bu kadro, avrupa'da zaten başarı
elde etmiş, uluslararası tecrübesi yüksek isimlerden oluşuyordu. Uluslararası
turnuvada da başarı gösterme zamanları artık gelmişti.
Dönemin canavarı ispanya'ya 4-1 mağlubiyetle başlamalarına
karşın, Yunanistan'ı 1-0, isveç'i 2-0 yenip gruplarından çıktılar. Hollanda'yı
uzatmalarda 3-1 ile geçtiler ve yarı finalde İspanya'ya denk düşüp 3-0 ile
elendiler. Yani turnuva boyu sadece İspanya'ya yenildiler. Rusya'nın bu
kadrosunun pek çok ismi yıldızlaştı ve turnuva sonrası Avrupa'da üst düzey
takımlara transfer oldular. Özellikle yıldızlaşan birkaç isim vardı. Arshavin
zaten zenit'te kendini artık kanıtlamıştı. Bu kupa ile "Avrupa starı"
olarak tescillendi ve Arsenal'e transfer oldu. Biraz geç bir yaşta oldu bu
transfer, ancak Arsenal'de bir uyum döneminden sonra adapte olup iyi işler de
yaptı. pavlyuchenko golcü bir hüviyet gösterdi, ama Avrupa'da Tottenham'a
transfer oldu ve tam tutmadı. Rusya'nın bekleri turnuvada inanılmaz öne
çıktılar (zhirkov ve anyukov). zhirkov deli bir fiyata abramovich chelsea'sine
transfer olacaktı. 2000'lerin başından beri milli takımda olan kaptan semak,
semshov, zenit'in çalışkanı zyrianov, orta sahaya işlerlik kazandıran
elemanlardı (Lokomotiv'den dmitri torbinski öne çıkan bir diğer
isimdi). Stoperleri (marka cska'lı sergey ignashevich ve
dinamo'dan denis kolodin) ispanya'ya karşı duramadılarsa da, kalan
maçlarda iyi iş çıkardılar.
Şimdi bir parantez daha açalım; bu yıllar rus futbolunda
yeni bir aktörü de devreye soktu: Rubin Kazan. 2008 ve 2009 şampiyonu,
ikonik ölçüde heyecanlı teknik direktör kurban berdyev yönetimindeki Hasan
Kabze ve Gökdeniz Karadeniz'li Rubin Kazan, ilginç bir uluslararası
oyuncu portföyü ile başarılı oldu. rus milli takım kaptanı sergey semak,
yeteneklice orta saha petr bystrov, stoper roman sharonov, ispanyol
stoper cesar navas, bildiğiniz stjepan tomas, Leh rafal murawski,
güney afrikalı macbeth sibaya, güney
amerikalı dinamoları cristian noboa, alejandro dominguez, sağ
bek cristian ansaldi, sol bek oleg kuzmin, veteran santrforlar savo
milosevic ve serhiy rebrov...sonra fatih tekke, aleksandr
ryazantsev gibi isimler de katıldı. Böyle böyle bu ekip iki şampiyonluk
kazandı.
Herkes bu öne çıkan takımın 2010 dünya kupası'nda
napacağını merak ederken, elemelerde grubunda almanya'nın ardından ikinci olup,
Slovenya ile playoff oynadılar. playoff'ta bir diğer kayıp wonderkid namzeti dinyar
bilyaletdinov'un iki golüyle Slovenya'yı bir maçta yenseler de, diğer maçta
yenilip deplasman gollerinden playoff'ta slovenya'ya elenip kupa dışı kaldılar.
Bu, Hiddink'in de sonu oldu, yerine Zenit'te başarılar elde etmiş Advocaat
geldi. 2012 dünya kupası kadrosu, 2008'in büyük ölçüde aynısıydı. Bir ek, Rus
futbolunun yeni genç yıldızı alan Dzagoev idi. o Dzagoev ki Rusya'yı
kimi turnuvalarda sırtlayacak, cska'nın bayrak adamı olacak, avrupa çapında bir
isme dönüşecekti.
Dzagoev hemen bu turnuvada 3 golle kendini gösterdi.
2008'dekine paralel bir kadrosu olsa da Rusya trajik bir turnuva geçirecekti. Çekleri
4-1 geçip, Polonya ile 1-1 berabere kalıp iyi başladılar (ki Polonya da iyi
kadroydu). ama sürpriz bir şekilde çekler hem Polonya'yı hem Yunanistan'ı
yenince, boğuk ve bayık defansif oyunuyla Yunanistan da Rusya'yı son maçta
yenince Rusya ikili averajdan elenip 3. oldu (2. Yunanistan oldu) ve turnuva
dışı kaldı (ki Rusya o maçta iki kat topa sahip olup iki kat pas yaptı, kaleye
10 şut olmak üzere toplam 25 denemede golü bulamadı da Yunanistan gitti kaleye
giden 2 deneme yapıp birinde golü buldu). bu turnuvayla birlikte Rusya'nın o Euro
2008 altın jenerasyonu da bir bakıma sonu bulmuş oluyordu. Rusya'nın kulüp
takımları da bu dönemlerde havasını yavaş yavaş kaybetmeye başlamıştı. Biraz Zenit
ara ara flaş transferlerle gündem oluyordu, ancak Moskova takımları eski
sıklıkta yeni başarılı ya da Avrupa çapında oyuncu çıkartamıyordu, Rubin
rüzgarı sönmüştü, eski jenerasyonların da ya emekliliği geliyordu ya da son
demlerine gelmişti.
Rusya 2014 dünya kupası'nı da çıkabilmesi muhtemel bir
gruptan hezimetle ayrılarak tamamladı. Jenerasyon tamamen değişmişti ve eski
jenerasyondaki isimlerin yeri dolmamıştı. denis glushakov, aleksandr
kokorin, aleksandr samedov, aleksey kozlov, dmitri kombarov gibi
yeni isimler 11'deydi. Cezayir ve Güney Kore ile berabere kalıp Belçika'ya
yenilerek grupta iki puanla elendiler. Euro 2016'da Fenerbahçe'den de
hatırladığınız, prime'ını Schalke 04'te yaşamış roman neustadter, rus
liginin efektif golcüsü Artem Dzyuba (bugün Rus liglerinin gelmiş
geçmiş en çok gol atan ismidir), yeni yıldız adayları Aleksandr Golovin de
eklenmişti ama berbat bir performansla grup sonuncusu oldular. Golovin bilhassa
gelecek vaad eden bir isimdi, 2018'de Monaco'ya büyük transfer yaptı ve hala
orada.
2018 dünya kupasının ev sahibiydi Rusya. Flaş 5-0'lık Suudi
Arabistan galibiyeti ile başladılar. Grupları zor değildi, Mısır'ı yenip, Uruguay'a
yenilip 2. olarak üst tura çıktılar. mario fernandes milli takımın brezilya
asıllı yeni ismiydi. fyodor kudryashov defansın bir diğer yeni ismiydi. Orta
sahada çalışkan hüviyetli roman zobnin vardı. ispanya'da uzun
yıllardır ya kalburüstü takımların yedeği olarak oynayan real madrid altyapısı
çıkışlı denis cheryshev bu turnuvada parlayıverdi. İspanya'yı bir sürprizle
penaltılarla elediler. En son penaltılarla finalist Hırvatistan'a elendilerse
de turnuvayı çeyrek finale yükselip görece başarılı kapattılar.
Gecikmeli Euro 2020'de, Belçika Danimarka ve Finlandiya ile
çok kolay bir grupta değillerdi. Ama grubu tek galibiyetle Finlerin de
arkasında sonuncu kapadılar. o turnuvada kendisini gösteren bir ofansif orta
saha daha dünyaya kazandırdılar: aleksey miranchuk. Halen Atalanta'da
oynuyor. Tam büyük bir atılım yapamadı, ancak kalburüstü bir oyuncu olduğu da
muhakkak.
Bu noktadan sonrası Ukrayna savaşı ve Rus milli
takımlarının kupalardan uefa tarafından men edilmesi şeklinde gelişti. Belarus
ile, Asya Afrika takımlarıyla falan hazırlık maçı yapıyorlar arada vs. derken
pek bir milli takım aktivitesi kalmadı. milli takım teknik direktörü tanıdık
bir isim: uzun saçlım mavi gözlüm valery karpin.
Rus
ligi'ne gelecek olursak, 2015'lerden itibaren bir düşüş seyri gösterdi
2005-2010 döneminin ivmesiyle gelen atılım kalmadı. Ama
yine de bu takımların bir bölümü yüksek bütçelerle iyi oyuncular çıkardı.
Avrupa'nın, Güney Amerika'nın çeşitli yörelerinden oyuncular Rusya'da oynadı.
Afrika ve Asya'dan da bazı isimler burada parladı (bir örnek, sardar
azmoun). 2010'lar Moskova takımları ve Zenit'in hakimiyetiyle devam etti; son
yıllarda Zenit (ki biliyorsunuz Gazprom sponsorluğunda) iyice
hegemonya gibi oldu ve durum pek değişecek gibi değil. fk
krasnodar, fk soçi, fk Rostov gibi bazı takımlar yer yer öne
çıktı.
Ancak gerek savaştan kaynaklı olarak, gerekse de genel
seyir itibariyle Rus futbolu 2005'ten sonra yaratılan atılım dönemini 2015'lere
doğru kaybetti ve de en azından kısa ve orta vadede eski seyrine pek de geri
gelebilecek gibi durmuyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder