Moskova

Moskova

8 Ocak 2016 Cuma

Usta mizahçı Averçenko


Arkadiy Timofeyeviç Averçenko, (d. 27 Mart 1881Akyar - ö. 12 Mart 1925Prag), aslen Ukraynalı olan ünlü bir Rus  yazarı, usta bir mizahçıdır.

Bilhassa hikayeleriyle tanınmıştır. Başarısını özellikle, tanınmış yazar ve sanatçılarla birlikte Petrograd'da yayımladığı “Satirikon” adlı dergiye borçludur.

Averçenko, 1881 yılında Sivastopol şehrinde dünyaya geldi. 

Edebiyat merakı çocuk yaşlarda başlar. Daha okul sıralarındayken yazmaya başladı.
Babası tüccar olduğu için kendisi de bir ara ticari bürolarda çalışmak zorunda kaldı. Fakat bu meslek kendisini tatmin etmediği için çok sevdiği yazı hayatına atıldı.
Zekasıyla, kıvrak üslubuyla, orijinal mevzularıyla kısa zamanda dikkati çekti.

1906'da Petersburg'da etrafına tanınmış yazarları ve çiftçileri toplayarak, o devrin Rus mizah edebiyatında oldukça mühim bir yeri olan “Satiricon” dergisini çıkarmaya başladı. Bu arada “utro zritel ve journal diyavseh” gibi dergi ve gazetelerde de devamlı olarak fıkra ve hikaye yazdı. 

Arkadiy Timofeyeviç Averçenko , Rusya’da yeni rejimin kuruluşundan sonra memleket dışına çıktı. Yurtdışında kaldığı müddetçe yazı yazmaya devam eden Averçenko 1925 yılında Prag'da öldü. 

Averçenko, grotesk mizah muharriridir. Bütün yazılarında sosyal eleştiri unsuru egemendir. En kuvvetli yazıları Birinci Dünya Savaşı sonrası Rusya'nın sosyal ve ekonomik hayatından konuları alan hikayeleridir. Muhacerette bulunduğu sıralarda, Beyaz Rusların yaşayışını tasvir eden hikayeleri de ayrı bir değer taşır.

Rusya'dan ayrıldıktan sonra mütareke yıllarında bir müddet İstanbul'da kalan Averçenko, hikayelerinden bazılarının konularını 1919-1921 yılları arasında İstanbul 'da kalabalık bir yekun tutan Beyaz Rusların hayatından almıştır.
Nitekim hikaye kitaplarından birkaçı, o sıralarda İstanbul'da yayınlanmış bulunmaktadır.

Arkadiy Averçenko, aşağı yukarı 20 cilt tutan hikayelerini;
* Nekahet devresinde olanlar için hikayeler (Petersburg, 1911)
* Çocuklar (İstanbul, 1922)
* Kaynayan kazan(İstanbul, 1922)
* Korkunç içinde gülünç(Berlin, 1923)
* Isırganlar üzerinde dinlenme(Varşova, 1924)
* Bir şiniğin hikayeleri (Prag, 1925)
adlı hikaye kitaplarında toplamıştır.

Başlıca kitapları:
Vesyolıye Ustritsı (Neşeli İstridyeler), (1911)
Dyujınu Nojey v Spinu Revolyutsii (İhtilâlin Sırtına Bir Düzine Bıçak), (1921)
Rasskazı Tsinika (Bir Kiniğin Hikâyeleri), (1925)

Kitap tanıtımı:

“Leninnâme” – Arkadi Averçenko

Mustafa Yılmaz


Arkadi Averçenko’nun öykülerinden derlenen “Leninnâme” adlı kitap geçtiğimiz hafta Kibele Yayınları’ndan çıktı.

Leninnâme bir Yayın Kolektifi çalışması olarak gerçekleşti. Derlemede yer alan öykülerin seçimi ve çevirisi bana ait. Bu yazıda kitabın nasıl ortaya çıktığına dair kısaca bir şeyler söylemek istiyorum.

Bu söz söyleme ihtiyacını gereksiz bulanlar olabilir. Özellikle sıradan okurlar arasında. Ancak Türkiye’de edebi çevirinin tarihiyle bir şekilde uğraş hâlinde olanlar, çevirmenlerin ürünleri üzerine karaladığı veya hiç karalamadığı satırların kıymetini bilirler. Örneğin, Vâlâ Nureddin’in Sovyetler Birliği’nden döndükten sonra onca yazar arasından çevirmek için ilk önce neden Averçenko’yu seçtiğini bilebilsek hiç fena olmazdı doğrusu. Aynı şekilde, TKP kökenli Rusça çevirmenlerinden Hasan Ali Ediz’in 1950’lerin sonunda, Lenin’in deyimiyle “Feci derecede  kızgın ve kırgın beyaz muhafız” Arkadi Averçenko’ya yönelirken aklında ne olduğunu bilmek Türkiye’deki sol kültürün evrimi açısından aydınlatıcı bir an olabilirdi.

Ne yazık ki, bunların hiçbiri elimizde yok. Ama en azından Leninnâme için bu notu düşmek elimizde.

Rus mizahçı Arkadi Averçenko, St. Petersburg’da çıkardığı Novıy Satirikon‘da 1917 Nisanından sonra Lenin ve Troçki’ye karşı kendi savaşını başlatır. Ekim’den önce ve sonra Bolşevikleri hicveden yazılar yazar, karikatürler yayımlar. Şubat Devrimi’nin ateşli taraftarı olan yazar Ekim’i benimsememektedir. 1918’de Lenin ve Troçki’yi Kızıl Meydan’da kafataslarının üzerinde resmeden bir karikatürün yayımlanmasının ardından dergisi kapatılır. Averçenko, Çeka’dan canını  zor kurtarır ve güneye kaçar. Bir yandan da savaşını sürdürür. 1920 tarihli “Devrimin Sırtına Bir Düzine Bıçak” kitabı bu kalem savaşının en parlak ürünüdür denilebilir. Lenin’in Kasım 1921’de kitapla ilgili Pravda‘da çıkan yarı ironik değerlendirmesiyle birlikte savaş Averçenko ve Lenin arasında kısa süreli bir polemiğe dönüşür.

Beyaz Ordu’nun yenilgisinden sonra Arkadi Averçenko’nun binlerce Rus mülteciyle birlikte geldiği İstanbul’da uzunca bir süre ikâmet ettiğinden daha önce bahsetmiştim. Averçenko, Lenin’in “Yeteneklice yazılmış bir kitapçık” yazısını İstanbul’da okur. Ve ona “Pro Domo Sua (Kendini ve Davranışlarını Savunmak)” başlıklı bir yazıyla cevap verir. Yazı İstanbul’da Fransızca ve Rusça olarak iki dilde çıkan Presse du Soir gazetesinde yayımlanır. Bu yazının varlığı Rus edebiyatı çevrelerinde bilinmekle birlikte, metnin kayıp olduğu düşünülmekteydi. Ta ki 2011 Martında Rus araştırmacı gazeteci Rafael Sokolovski bir kopyasını, muhtemelen Çek Cumhuriyeti’ndeki Averçenko arşivinde bulup yayımlayana dek.
O sıralar, üniversiteden bir hocamla biz de bu yazıyı, daha doğrusu gazetenin ilgili kopyasını Türkiye kütüphanelerinde ve arşivlerinde aramakta idik. Yazışma hâlinde olduğum ve konuyla ilgili ipucu düzeyinde dahi bilgi sahibi olabileceğini düşündüğüm insanlara Averçenko’dan ve yazısından bahsediyordum. Bunlardan biri de Gün Zileli idi.

Zileli, “Devrimin Sırtına Bir Düzine Bıçak” ve Averçenko’nun Lenin’le giriştiği polemiği ilginç buldu ve bunu bir çeviri projesi olarak Yayın Kolektifi’ne sunmamı önerdi. Averçenko’nun uzun süredir Türkçede kitap hâlinde bir çevirisinin olmayışını da dikkate alınca öneri bana üzerinde çalışmaya değer göründü. “Devrimin Sırtına Bir Düzine Bıçak”ın merkezde bulunduğu bir “Leninnâme” derlemesi hazırlama fikri 2011 yazında bu yazışmalar sırasında doğdu. Zileli ayrıca çevirinin redaksiyonunu da üstlenme nezaketini göstererek çalışmaya ciddi bir katkı sundu.

Derlemenin adına gelince… Arkadi Averçenko’nun St.Petersburg, Rostov-na-Donu, Simferopol (Akmescit), İstanbul ve Prag günlerinde, 1917’den 1925’e dek Lenin ve Bolşeviklerle ilgili yazdığı çok sayıda hiciv var. Bunların en popülerlerinden birisi “Devrimin Sırtına Bir Düzine Bıçak” kitabı. Bir diğeri ise Rus edebiyatında “Malenkaya leniniana” (Küçük Leninnâme) olarak bilinen “Bütün İktidar Bana”, “Lenin’e Sempati Duyuyor ve Onu Anlıyorum”,“A.Averçenko’dan Lenin’e Dostça Bir Mektup” felyetonları. Derlemeye bunların dışında Averçenko’nun Lenin’e karşı kaleme aldığı ilk yazı olan “Denyenlerin Armağanı”, yukarıda da bahsettiğim “Pro Domo Sua” ve Lenin’in Pravda’da çıkan “Yeteneklice Yazılmış Bir Kitapçık” yazılarını aldık. Pek küçük sayılamayacağı için de adına sadece Leninnâme demeyi tercih ettik.

Leninnâme’yle birlikte Türkçede kitap hâlinde çıkmış Arkadi Averçenko çevirileri sayısı 4 oldu:

“Aşk Nizamnâmesinin Yedi Maddesi”, 1927. Çev. Vâlâ Nureddin,
“Sahtekârsız Memleket”, 1957. Çev. Hasan Ali Ediz,
“Küçük İnsan Öyküleri – Mihail Zoşçenko/Arkadiy Averçenko”, 2011. Çev. Hüseyin Kandemir.

Averçenko gibi bir mizah devi için dört çeviri ne kadar da az! Üstelik Ekim Devrimi’ne dair her satır yazının su gibi tüketildiği 1970’lerde bu sayı sadece iki idi. Bu acı durumu en iyi kavrayanlardan biri olan Aziz Nesin 1972 tarihli bir röportajında şunu demiş:

“Bir yazarın ancak yurdunda var olabileceğinin yüzlerce örneğinden en güzeli Arkadi Averçenko’dur. Averçenko Rusya’dan ayrıldıktan sonra hiçbir ulusun benimsediği yazar olamadığından hakkı olan yeri alamamıştır.”

Averçenko çevirileri alanında Türkçedeki uzun suskunluk Hüseyin Kandemir’in taze çevirisiyle bozulmuş oldu. Ondan habersiz biz de üstüne Leninnâme’yi ekledik. Aziz Nesin’in işaret ettiği haksızlığın giderilmesi açısından hiç de fena bir başlangıç sayılmaz.

17 Nisan 2012, Moskova.

Esin Pervane:

“Aziz Nesin’in Averçenko üzerine birkaç sözünü eklemek istedim.

Leonid Lenç’in öykülerine yazdığı bir önsözden (1977):

”Rus dilinde gülmece yazarı olmak çok zordur. Çünkü Rus gülmecesinde bir Gogol, bir Çehov, bir Sçedrin, bir Zoşçenko, hatta bir Averçenko var ki bunların her biri kendi yüce dağlarının ulaşılmaz dorukları olmuş. Evet, bir Averçenko bile… O Averçenko ki, onu şimdi Rus okurlarından bile bilmeyenler var. Yaşamını çok iyi bilmem ama hep acırım Averçenko’ya. Usta bir gülmece yazarıydı. Devrimden hemen sonra Rusya’dan çıkan Beyaz Ruslardandı. Bize onu Vâ-Nû tanıtmıştı, öykülerini çevirerek. Yurduyla, halkıyla bağını koparan yazarın dramına en acılı örnektir Averçenko. Karşı devrimci olmayıp yurdunda kalabilseydi, bugün dünyanın tanıdığı büyük bir gülmece yazarı olarak bilinecekti. Şimdi? Unutuldu bile, yok!”

Mustafa Yılmaz:

“Teşekkürler. Sanat Yazıları derlemesinden hatırlıyorum bu parçayı.
Aziz Nesin’in Averçenko’ya ilgisine dair bir de Rusça tanıklık var. Pravda’nın o dönemki Türkiye muhabiri Aleksandr Filippov anlatmış bir yazısında. Dediğine göre, Nesin Averçenko’nun 1920’lerin başında Kapalı Çarşı civarında yaşadığı evi göstermiş ona. Averçenko ve arkadaşlarının sahneledikleri minyatür oyunlardan söz etmişler. O yıllarda epey ilgiliymiş Averçenko’nun kaderiyle anlaşılan.

Yazı Soljenitsın ve Ayvazovski ile ilgili ilginç tanıklıklar da içeriyor. Aziz Nesin çok sarsılmış mesela Gulag Takımadaları’nı okuyunca. Filippov’a öyle söylemiş.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder