Moskova

Moskova

23 Mart 2014 Pazar

Osmanlı İmparatorluğu'ndan Fatih Tekke'ye: Üç asırlık "Türk Petersburg" tarihi

Kaynak: http://www.turkrus.com/

"'Kuzeyin başkenti" St. Petersburg’da, Türk-Rus ilişkileri dünden bugüne yaşanan ilginç kilometre taşlarıyla masaya yatırıldı. 

Rusya'nın Sesi Radyosu'nun haberine göre, St. Petersburg'da yayın yapan Zenit radyosunda Türkolog Apollinariya Avrutina’nın katılımıyla gerçekleştirilen "Türk Petersburg" konulu program ilgi gördü:

Programda, Osmanlı Türklerinin Sn. Petersburg ile kuruluşundan itibaren ilgisi olduğu anlatıldı. 

Bir zamanlar kentte aralarında Türkler de dahil Müslümanların yoğun olarak yaşadığı bir mahalle varmış. Kentin içinde ve yakınlarında, Rus çarlarının elde edilen zaferler onuruna inşa ettirmeyi sevdiği çok sayıda anıt bulunuyor. Bunların arasında Osmanlı silahlarından inşa edilen Moskova Caddesi’ndeki Zafer Takı ve Kutsal Üçleme Katedrali yanındaki anıt var. 

Tsarskoye Selo’da (Çar Köyü) adını Çeşme Deniz Savaşı’ndan alan Çeşme sütunu ile Türk Hamamı pavyonuna rastlamak mümkün. Petergof’ta Çeşme Salonu, Gatçina’da ise Çeşme Galerisi var. 

Geçmişte iki ülke arasında karmaşık olan politik ilişkilerin buna benzer çok sayıda örneğine, anıtsal izlerine Sn. Petersburg’da rastlamak olası.   

Sn. Petersburg’daki Osmanlı büyükelçilikleri   

Rus-Türk ilişkilerinin tüm karmaşıklığına rağmen bu ilişkiler sadece muharebelerden ibaret değildi. Türk diplomatlar Rusya başkentini sıkça ziyaret ederdi. 18. yüzyıl ortalarında iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler kendine özgü bir şekilde gelişiyordu. Rus büyükelçiler İstanbul’da uzun süre geçiriyorken Türk diplomatlar Sn. Petersburg’u kısa süreliğine sadece önemli nedenler için ziyaret ediyordu. Bu tür nedenlerden biri Sultan Birinci Mahmut’un vefat ettiği 1754 sonlarında ortaya çıktı. Tahtaya Üçüncü Osman oturdu ve Sn. Petersburg’a olağanüstü elçilerin gönderilmesi ve varılan anlaşmalara kesinlikle sadık kalınacağı konusunda teminat iletilmesi kararı alındı. Misyona defterdar Derviş Mehmed Efendi başkanlık etti. 

Ziyaretin ayrıntıları,  Dmitriy Şereh’in 2012 yılında yayımlanan “Türk Petersburg” kitabında anlatıldı:

“Kervan, 12 Nisan 1755 tarihinde Kuzey Başkent’in kenarlarına ulaşır ve kent dışındaki Aleksandr Nevskiy Manastırı yanı başında kendileri için hazırlanan yolcu apartmanına yerleşir. Büyükelçi’nin Sankt-Petersburg’a girişi ertesi gün gerçekleşir ve kentlilerin büyük ilgisini görür. Sayesinde tüm ayrıntılarıyla gelecek kuşaklar için kayda geçirilir. Törenin resmi anlatımını Petersburg’un “Yarar ve Şenlik İçin Hizmet Eden Aylık Kompozisyonlar” adlı dergisi sunar. Ayrıntılı anlatım, tam 15 basılı sayfa alır.”   

Modern Sn. Petersburg’un Türk konukları için olanakları   

Anlatılan olayların üzerinden iki asırdan fazla bir süre geçti ve günümüzde Petersburg’a sadece devlet adamları, üst düzey yetkililer, işadamları ve girişimciler değil kültür adamları, mühendisler, tasarımcılar ve üniversite öğrencileri de geliyor. 

Boğaziçi'nin elçilerini Neva nehrine nelerin çektiğini Türkolog, Sankt-Petersburg Devlet Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Apollinariya Avrutina şöyle anlattı: 

“Birçok Türkü kentimizin güzelliği cezbediyor. Kentimizin merkezi bir dereceye kadar İstanbul ve Boğaz’ı andırıyor: köprüler ve kenti ikiye bölen uçsuz bucaksız su. Ayrıca Petersburg’un Büyük Petro tarafından üçüncü Roma olarak tasarlandığını unutmayalım. Konstantinopolis ise Hristiyanlığın ikinci başkenti olarak düşünülmüştü. Petersburg, kısmen hem Aziz Petro’nun kenti Roma, hem de ikinci Roma olan Konstantinopolis modeline göre inşa edilmişti. Bu nedenle ortak yanları çok. Türkleri buraya ayrıca halihazırda ülkemizde mevcut sonsuz iş olanakları çekiyor. Türk şirketleri sürekli ihalelere katılıyor. Faaliyet alanları çok geniş. Aralarında iletişim, kozmetik, tekstil, inşaat ve oto sanayi şirketleri var. Türk işadamlarının son yıllarda yer almadığı hiçbir alan yok. Türk üniversite öğrencilerini Rusya’ya çeken Rusya eğitiminin kalitesidir, akademik gelenekleridir. Ayrıca Türkiye’de Rusça bilen uzmanlar büyük rağbet görmeye başladı. Türkiye’de şu anda Rusça ve Rus edebiyatı yoğun ilgi görüyor. Üniversitelerinde, 10-15 değil, 80-120-150 kişinin okuduğu çok sayıda Rusça ve Rus Edebiyatı bölümleri var. Çok sayıda Türk, staj için Moskova ve Petersburg’a geliyor.”   

Apollinariya Avrutina, Türk konuklarının kuzey başkentindeki hayata alışma sürecinin genel olarak sancısız geçtiğini söyledi: “Önemli sorunlar yaşanmıyor, zira Rus ve Türklerin mantalitesi çok benziyor ve insanlar, dil bilmeseler ve İngilizceleri kötü olsa dahi çok hızlı bir şekilde anlaşıyor ve arkadaşlık yapmaya başlıyor. Şu veya bu tarafta karışıklığa yol açan anlar yaşansa da onlara mizah ile yaklaşılıyor.”   

Kuzey başkentindeki Rus-Türk Kültür Merkezi   

Sankt-Petersburg’da faaliyet gösteren çok sayıda yabancı örgüt arasında Rus-Türk Kültür Merkezi’nin kazandığı şöhret ve saygınlık giderek artıyor. Kentin tam kalbinde bulunan merkez üç yıldır faaliyet gösteriyor. Her iki taraftan insanlara, insan iletişiminin üniversal dili olan sanat üzerinden birbirini derinlemesine tanıma fırsatını sunan Merkez, eğitim, kültür ve sanat alanlarında ortak projeleri hayata geçiriyor. Merkez, sadece insanlar arasında değil örgütler arasında da arkadaşlık köprüleri kuruyor. Apollinariya Avrutina merkez hakkında şunu anlattı: 

“Merkeze çok farklı kişiler geliyor. Sadece üniversiteliler veya potansiyel Türk eşleri değil farklı yaşlardan erkekler ve kadınlar, üniversite hocaları, ev kadınları ve menajerler geliyor. İnsanlar, Türkiye’yi ziyaret ettiklerinde kültürüne âşık oluyor ve memleketlerine döndükten sonra Türkiye ile ilgili etkinlikleri ziyaret etmeye başlıyor. Bu, beni şaşırtıyor. Bunu, edebiyat programlarımızın yapıldığı, Türk ve Rus yazarları anlattığım ve Rus arkadaşlarımı çağırdığım  Rus-Türk Kültür Merkezi’nde sıkça görüyorum.”   

Orhan Pamuk ve Fatih Tekke’nin Petersburg’a özel yaklaşımı   

Nobel Ödülü sahibi ünlü yazar Orhan Pamuk, Sankt-Petersburg’u 2006 ve 2009 yıllarında olmak üzere iki kez ziyaret etmişti. Yazar, resmi etkinlikler dışında burada geçirdiği zamanı kent ile tanışmak için değerlendiriyordu. Pamuk’un tercümanı Apollinariya Avrutina bu konuda şunu dile getirdi: “Aziz Isaac Katedrali’nin çatısına çıktık. Bu, 300 küsur basamak demek. Yol uzun diye önce kızmıştı, ancak sonra böyle bir güzelliği görebildiği için teşekkür etmişti. İkinci ziyaretinde Dostoyevskiy’nin evlerini gezdik. Tefeci kadının ve Soneçka Marmeladova’nın yaşadıkları evleri gördük. Raskolnikov’un oturduğu daireye çıktık. Orhan Bey hayran kalmıştı. Moskova’nın sistemsiz düzeniyle ona İstanbul’u hatırlattığı, Petersburg’u daha çok sevdiği ortaya çıktı. Söylediklerine göre Petersburg’u gezmek çok daha keyifli. Altı aydır bana sürekli nisanda, hava ısınınca, gelmek istediğini, Petersburg’a karşı özel duygular beslediğini söylüyor. Bu arada Masumiyet Müzesi’nde Ermitaj ve Dostoyevskiy müzelerine yaptığı gezileri de anlattı.”   

Türk Petersburg’u hakkında hikaye, Türk futbolcu Fatih Tekke anılmasa eksik olurdu. Tekke, 4 yıl boyunca Sankt-Petersburg’un futbol takımı Zenit’in formasını giydi ve bu sürede 29 gol kaydetti, Rusya Şampiyonu oldu ve Zenit ile birlikte UEFA kupasını kazandı. “Günden Güne” gazetesinin yazdığına göre Fatih Bey, halen rüyalarında Sankt-Petersburg’u gördüğünü itiraf ediyor. Türk futbolcu şunu söyledi: “Petersburg’da geçirdiğim günlerden zevk aldım. Benim için soğuk bir şehir değil, Avrupa’nın en iyi megapolü! Rus klasik edebiyatını daha öncesinde de biliyordum, ancak Petersburg’da Puşkin ve Tolstoy’u daha fazla okumaya başladım. Rus kültürü ve geleneklerini yaşamaya çalıştım ve Neva nehri üzerindeki bu harika kenti hiçbir zaman unutmayacağım.” 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder