Moskova

29 Nisan 2013 Pazartesi
Moskova’da fıskiye sezonu açılıyor

Rusya’nın başkenti Moskova’da 29 Nisan 2013 pazartesi günü, yani bugün fıskiye
sezonu açılıyor.
Moskova'lılar için bunun anlamı büyük, zira fıskiyelerin açılması bir bakıma baharın fiilen de gelmesi demek. Fıskiyelerin Ekim sonunda kapatılmasıysa artık sonbaharın fiilen sona ermesi, soğuk havaların gelmesi ve kışın kapıda olması demek.
İşte böyle, neredeyse emir-komuta zinciri içinde bir bahar geliyor, bir bahar gidiyor.
Yaklaşık 500 su gösterimli fıskiye tüm Moskova’nın farklı köşelerinde aynı anda hizmete açılacak. Fıskiyeler Moskovalılara ve misafirlerine ekim ayına kadar sıcak günlerde serinleme olanağı sunacak.
Moskova’nın sayıca en büyük fıskiye oluşumu 12 fıskiyenin yer aldığı Manej Meydanı’nda bulunuyor. Su hacmi açısından en büyük fıskiyeyse aynı anda 15 bin m3 suyun bulunduğu Zafer Parkı’nda yer alıyor.
Ayrıca, Moskova’nın en büyük fıskiyeleri arasında Çaritsino Parkı Göleti’nde yer alan müzik ve ışıklı fıskiye geliyor. Çapı 55 metre olan bu fıskiyenin farklı yükseklikteki 915 su jeti var. Bunlardan bazıları suyu 30 metre yüksekliğe kadar çıkartabiliyor. Fıskiye yaklaşık 4 bin su altı lambaları ile aydınlatılıyor. Ayrıca müzik cihazı ile donatılırken, müziğin sesi parkın her tarafından duyuluyor.
27 Nisan 2013 Cumartesi
Rusya nasıl kurtulur?

Euronews
1990’lı yılların başında Rusya çoğu yabancı yatırımcıya bir ‘Vahşi Doğu’ gibi
görünürdü. Ancak Jean-Noel Lemond, Dessange kuaför zincirlerinin Rusya’daki ilk
halkasını açmak için 1993’te Paris’ten Moskova’ya gitti. Ve 20 yıl sonra Parisli
kuaför halen Rusya’da işinin başında olduğunu söylüyor:
“Her şey çok karışık, çok zor ancak birçok şey yapabiliriz. Her şey çok hızlı ilerliyor.”
Rusya’daki hayatından sıkılan Lemond, bir süre sonra Fransa’ya geri dönmüş. Ancak geçtiğimiz sene kendi Icon Paris salonunu açmak için tekrar Moskova yollarına düşmüş:
“Bir yabancı yatırımcı olarak burada ‘Görevimiz Tehlike’yi oynuyoruz. Herkes eğer bir Rus tanıdığınız yoksa size, orada mafya var işin zor diyor. Ancak burada mafya yok. Çok iyi organize olmuş insanlar var. Yani bunlar farklı organizasyonlar, kimi daha açık kimi daha kapalı ancak burada her şey çifte piyasa olarak yürüyor.”
Görünen o ki yabancı yatırımcılar son on sene içerisinde Rusya’daki yolsuzluk, kanun, denetim ve modern altyapı yetersizliği ve rüşvet problemlerini aşıp ülkede fırsat kapılarını aralamaya başlamış. Petrol, gaz rezervleri ve ondan sağlanan gelirler sayesinde 2008 krizi Rusya’ya teğet geçti. Ancak kriz Rusya’nın peşini bırakmaya niyetli değil. Rus hükumeti bu senenin ikinci yarısında görülebilecek durgunluk için de alarmda.
Moskova’da düzenlenen Forum Rusya 2013 yatırım zirvesi işte bu sorunları masaya yatırdı. Standard & Poors’tan Şef Ekonomist Jean Michel Six artık doğal kaynaklarının bile Rusya’yı kurtarmayacağı görüşünde:
“Petrol fiyatları yükseldiği zaman bu Rus ekonomisinin yapısal zayıflığını maskeliyor ve her şeyin yolunda gittiğini zannediyorsunuz. Petrol fiyatları düştüğü zaman Rusya gelirlerinde farklılaştırmaya gidilmede pek de yol alınmadığını görüyorsunuz.”
PIMCO’dan Mario Gordon ise yavaşlayan ekonominin sadece Rusya’nın değil küresel bir sorun olduğunun altını çiziyor ancak bu uyarıların hükumetin iyileştirici adımlar atması için iyi bir fırsat olduğunu söylüyor:
“Büyümede yavaşlamadan bahsedersek bu konjonktürel bir durum. Eğer herhangi bir şey Rus ekonomisinin değişmesine etki edecekse, o zaman belki kısa vadede büyümede yavaşlamaya gitmek acı verici olacak. Ancak orta vadede bu çok da yararlı olabilir. Bu hükumetleri acı ilacı içip kimi yapısal reformlar gerçekleştirmeye itebilir.”
Sberbank’ın Başkanı Ruben Vardanian, ülkenin küresel rekabetteki en büyük engelinin kanun ve düzenlemelerdeki açıklar olduğunu vurguluyor:
“Rus şirketlerine Brezilyalı veya Endonezyalı şirketlere göre daha az değer biçilmiş durumda. Bu yatırımcıların bizim şirketimize gerçek değerinden daha az değer verdiğini gösterir, bunu nedeni de ülkede yargının aksak işlemesi. İster bu fikre katılın ya da katılmayın, bunu görmezden gelemezsiniz çünkü yatırımcılar böyle düşünüyor. Bizim burada anlamamız gereken neden bu fikirde oldukları ve bu durumu değiştirmek için nasıl çalışmamız gerektiği.”
Rusya’nın ekonomik büyümesi yavaşlarken yatırımcıların endişelerini görmezden gelemez. Yapıyı değiştirmek için hangi adımların atılacağını ve bunların nasıl sonuç vereceğini ise zaman gösterecek.
“Her şey çok karışık, çok zor ancak birçok şey yapabiliriz. Her şey çok hızlı ilerliyor.”
Rusya’daki hayatından sıkılan Lemond, bir süre sonra Fransa’ya geri dönmüş. Ancak geçtiğimiz sene kendi Icon Paris salonunu açmak için tekrar Moskova yollarına düşmüş:
“Bir yabancı yatırımcı olarak burada ‘Görevimiz Tehlike’yi oynuyoruz. Herkes eğer bir Rus tanıdığınız yoksa size, orada mafya var işin zor diyor. Ancak burada mafya yok. Çok iyi organize olmuş insanlar var. Yani bunlar farklı organizasyonlar, kimi daha açık kimi daha kapalı ancak burada her şey çifte piyasa olarak yürüyor.”
Görünen o ki yabancı yatırımcılar son on sene içerisinde Rusya’daki yolsuzluk, kanun, denetim ve modern altyapı yetersizliği ve rüşvet problemlerini aşıp ülkede fırsat kapılarını aralamaya başlamış. Petrol, gaz rezervleri ve ondan sağlanan gelirler sayesinde 2008 krizi Rusya’ya teğet geçti. Ancak kriz Rusya’nın peşini bırakmaya niyetli değil. Rus hükumeti bu senenin ikinci yarısında görülebilecek durgunluk için de alarmda.
Moskova’da düzenlenen Forum Rusya 2013 yatırım zirvesi işte bu sorunları masaya yatırdı. Standard & Poors’tan Şef Ekonomist Jean Michel Six artık doğal kaynaklarının bile Rusya’yı kurtarmayacağı görüşünde:
“Petrol fiyatları yükseldiği zaman bu Rus ekonomisinin yapısal zayıflığını maskeliyor ve her şeyin yolunda gittiğini zannediyorsunuz. Petrol fiyatları düştüğü zaman Rusya gelirlerinde farklılaştırmaya gidilmede pek de yol alınmadığını görüyorsunuz.”
PIMCO’dan Mario Gordon ise yavaşlayan ekonominin sadece Rusya’nın değil küresel bir sorun olduğunun altını çiziyor ancak bu uyarıların hükumetin iyileştirici adımlar atması için iyi bir fırsat olduğunu söylüyor:
“Büyümede yavaşlamadan bahsedersek bu konjonktürel bir durum. Eğer herhangi bir şey Rus ekonomisinin değişmesine etki edecekse, o zaman belki kısa vadede büyümede yavaşlamaya gitmek acı verici olacak. Ancak orta vadede bu çok da yararlı olabilir. Bu hükumetleri acı ilacı içip kimi yapısal reformlar gerçekleştirmeye itebilir.”
Sberbank’ın Başkanı Ruben Vardanian, ülkenin küresel rekabetteki en büyük engelinin kanun ve düzenlemelerdeki açıklar olduğunu vurguluyor:
“Rus şirketlerine Brezilyalı veya Endonezyalı şirketlere göre daha az değer biçilmiş durumda. Bu yatırımcıların bizim şirketimize gerçek değerinden daha az değer verdiğini gösterir, bunu nedeni de ülkede yargının aksak işlemesi. İster bu fikre katılın ya da katılmayın, bunu görmezden gelemezsiniz çünkü yatırımcılar böyle düşünüyor. Bizim burada anlamamız gereken neden bu fikirde oldukları ve bu durumu değiştirmek için nasıl çalışmamız gerektiği.”
Rusya’nın ekonomik büyümesi yavaşlarken yatırımcıların endişelerini görmezden gelemez. Yapıyı değiştirmek için hangi adımların atılacağını ve bunların nasıl sonuç vereceğini ise zaman gösterecek.
26 Nisan 2013 Cuma
Büyük zaferin simgesi

Kaynak: ©The Voice of Russia
|
Rusya’da, 26 Nisan gününden başlayarak “Aziz George Kurdelesi” kampanyası başlatıldı.
Siyah-turuncu renkli kurdeleler, Rusya’nın sınırları dışında da iyi biliniyor. Bu yıl, dünyanın 100 ülkesinde yaşayan Ruslar, Büyük Zafer’in simgesi olarak kabul edilen kurdeleleri otomobillerine, çantalarına ve yakalarına takacak.
Siyah-turuncu renkli kurdeleler, Rusya’nın sınırları dışında da iyi biliniyor. Bu yıl, dünyanın 100 ülkesinde yaşayan Ruslar, Büyük Zafer’in simgesi olarak kabul edilen kurdeleleri otomobillerine, çantalarına ve yakalarına takacak.
Kampanya, 9 senedir üst üste düzenleniyor. Bundan önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da kent sokaklarında her gün gönüllüler tarafından Aziz George kurdeleleri dağıtılacak.
Renkler, Rusya’nın saygıdeğer madalyalardan biri olan Aziz George Nişanı’nın kurdelesinden alındı. 200 yılı aşkın süredir bu madalya, muharebe alanlarında kahramanlık sergileyen şahıslara veriliyor. Siyah ve turuncu renkleri, savaşa özgü duman ve alevleri sembolize ediyor.
Bu renkler, 2. Dünya Savaşı’nda askeri Zafer Madalyası’nda canlandırıldı, ardından “Zafer için” madalyasını süsledi.
Renkler, Rusya’nın saygıdeğer madalyalardan biri olan Aziz George Nişanı’nın kurdelesinden alındı. 200 yılı aşkın süredir bu madalya, muharebe alanlarında kahramanlık sergileyen şahıslara veriliyor. Siyah ve turuncu renkleri, savaşa özgü duman ve alevleri sembolize ediyor.
Bu renkler, 2. Dünya Savaşı’nda askeri Zafer Madalyası’nda canlandırıldı, ardından “Zafer için” madalyasını süsledi.
Bu toplumsal hareketin geleneksel medya ortağı Rusya’nın Sesi radyosu, birçok ülkede yaşayan dinleyicilerine siyah-turuncu kurdeleleri gönderdi. Aziz George Kurdelesinin, Rusya’nın Sesi radyosu için çok değerli olduğunu dile getiren radyonun Rusça yayın servisi baş editörü Armen Gasparyan şunu söyledi:
“Bu kurdele, 2. Dünya Savaşı hakkında, Sovyetler Birliği halklarının Zafer için ödediği korkunç bedel hakkında ulusal anıyla sivil ve ahlaki dayanışmanın bir simgesi. Ülkemiz, o savaşta 27 milyon kişi kaybetti. Eski Sovyetler Birliği’nin topraklarında, Avrupa’da, Asya’da ve Amerika’da Rusya’nın Sesi radyosunun yayınlarını dinleyenler, bugün giysilerine ve otomobillerine Aziz George kurdelelerini takıyor.
Elbette kampanyanın büyük kısmı Moskova’da gerçekleşiyor. Bu yıl Rusya’nın başkentinde 3 milyon kurdelenin dağıtılacağını belirten Öğrenci Toplumu örgütü başkanı Mihail Arutünov, Rusya’nın Sesi radyosuna verdiği demeçte şunu söyledi:
“Kampanyanın başladığı 26 Nisan’da Moskova’da grafik festivali açılıyor. Festivale birkaç takım katılıyor. “Zafer için dedelerimize minnettarız!” sloganımız, bu festivalin de sloganı oldu.”
Aziz George Kurdelesi kampanyasının kurucularından biri olarak kabul edilen Mihail Arutünov, bu etkinliğin gerçekleştirildiği yıllarda dünya genelinde 100 milyonu aşkın Aziz George kurdelesinin dağıtıldığı kaydetti. Rusya’nın Sesi radyosu yayınlarında bu etkinliğin gidişi hakkında bilgi verecek. Radyonun sitesine fotoğraf galerisi yer alacak. Sitede, Zafer Bayramı’nda dinleyiciler tarafından çekilen fotoğraflar da yayınlanacak.
24 Nisan 2013 Çarşamba
Her Şey Geçip Gider

Doğan Tarkan
Vasily Grossman’ın ikinci kitabı, Her Şey Geçip Gider de Türkçede yayınlandı. Daha önce de Yaşam ve Yazgı yayınlanmıştı.
Grossman çağımızın en önde gelen Rus yazarlarından birisi. Kurgudan çok
yaşadıklarını, gözlemlediklerini anlatıyor. Romanın içinde sayısız hikâyeler
var. Hikâyeleri Çehov kadar etkileyici, Yaşam ve Yazgı Tolstoy’un Harp ve Sulh’ü ile
karşılaştırılıyor.
Her Şey Geçip
Gider tamamlanmamış bir roman. Grossman kitabını bitiremeden
ölüyor. Ama Her Şey Geçip Gider Yaşam ve Yazgı’nın adeta devamı.
Yaşam ve Yazgı’yı yazmadan
önce Grossman savaş muhabiri. Öylesine canlı bir biçimde savaş hikâyelerini
anlatıyor ki bütün Rus ordusu kendisine hayran. Kahramanca en ön saflara
gidiyor, keskin nişancılarla yan yana yaşıyor. Generallerle konuşuyor ve
savaşın bütünü hakkında raporlar yazıyor.
Grossman Stalingrad
savunmasından Kızıl Ordu’nun Berlin’e girişine kadar sürekli Kızıl Ordu’dan
haberler verdi. Nazilerin Yahudi katliamlarını anlattı, toplama kamplarına ilk
giren Rus birliklerinin arasındaydı. Kamplardan insanlarla konuştu. Bu belgeler
daha sonra Nürnberg mahkemelerinde kullanıldı. Ne var ki Grossman’ın Yahudi
soykırım belgeleri Rusya’da sansüre uğradı.
Savaşın bitimiyle birlikte
Rusya’da Yahudi aleyhtarı bir kampanya başladı. Yahudi doktorların parti
liderlerini öldürdüğüne kara verildi, arkasından Yahudi doktorlar için amansız
bir kampanya başladı. İnsanlar sokakta, tramvaylarda, işyerlerinde yeni yeni
hikâyeler ürettiler. Yahudi doktorların yeni doğum yapan kadınlara ve
bebeklerine hastalık bulaştırdıkları, Yahudi dişçilerin insanlara çene kanseri
enjekte ettikleri, Yahudi eczanelerde zehirli ilaçlar verildiği anlatılmaya
başlandı. Grossman bunları yaşadı ve gördü.
Yaşam ve Yazgı Nazi kamplarının
yanı sıra Sovyet toplama kamplarını da, Yahudilere karşı sindirme kampanyasını
da anlattır. Savaşın çirkinliklerini yanı sıra Nazileri ve Stalinizmi de teşhir
eder.
Doğal olarak Yaşam ve Yazgı Rusya’da
basılmaz. Kitabı okuyan parti ideologu Grossman’a
“Senin bu kitabını düşmanlarımızın bize karşı kullanmak istedikleri atom
bombalarının arasına mı koyalım?” der ve gizli
polis kitabın bütün el yazmalarını, kopyalarını toplar. Yaşam ve Yazgı tutuklanmıştır.

Grossman kitabının serbest
bırakılması için girişimlerde bulunur ama başarısızdır, tutuklanmaktan ise
Stalin’in ölümü ile kurtulur.
Yaşam Yazgı ancak uzun
yıllar sonra Batı’da yayınlanır, Glasnost döneminde ise Rusya’da yayınlanır.
Her Şey Geçip
Gider Grossman’ın son kitabı. Yaşam ve
Yazgı’nın bir anlamda devamı. Yaşam ve Yazgı daha dar bir
tarihsel kesiti ele alırken Her Şey Geçip Gider toplumu çok daha
kapsamlı bir biçimde ele alır. Gene yazarın gördükleri, dinledikleri anlatılır
ve hatta zaman zaman yazarın kendi kişiliği kitabın kahramanının kişiliği
haline gelir.
Kitap Stalin’in ölümünden
sonra toplama kamplarından serbest bırakılan Ivan Grigoryevich’in hikâyesi.
Ivan Grigoryevich 30 yıl kamplarda kalmıştır ve Moskova’ya gelmektedir. Toplumu
genç bir insan olarak bırakmıştır ve şimdi yaşlı bir insandır. Kendisini neyin
beklediğini bilmemektedir.
İlk olarak kuzeni Nikolay ile
karşılaşacaktır. Nikolay’da bu buluşmadan heyecanlıdır. O bu 30 yılı sessiz
kalarak işbirliği yaparak, gözlerini kapayarak geçirmiştir. Kuzenin
anlatacaklarını heyecanla beklemektedir. Ama bu buluşma tarafların beklediği
gibi olmaz. Toplama kamplarının acı gerçeğine Nikolay dayanamaz ayrıca
korkmaktadır.
Ivan Grigoryevich için bir iş
ve kalacak bir yer bulmak çok zordur ama kitapta bütün bu süreç bir paragrafta
anlatılıyor.Kitap esas olarak toplama
kamplarını, çeşitli ihbarcıların hâlini ve Ivan Grigoryevich'e evinde yer veren
ve daha sonra sevgilisi olan Anna Sergeyevna tarafından anlatılan Ukrayna'da
parti tarafından örgütlenen 1932-33 kıtlık ve açlığı anlatıyor.
Bu dönemde Ukrayna’da 3 ila 5
milyon arasında insan ölmüştür.
Anna Sergeyevna bu dönemde
Ukrayna’da küçük bir parti çalışanıdır ve anlattıkları bire bir gözlemlerdir.
Askerler gelir ve köyleri
didik didik arar, son tohuma kadar her şey bulunur ve götürülür. İnsanlar
açlıktan büyük ızdıraplar içinde ölürler.
Hikâyelerden birisi bir
köylüyü, genç karısını ve küçük bebeklerini anlatır. Adam bulduğu her lokmayı,
her kırıntıyı eşine ve bebeğine veriri. Sonunda ölür. Ama sonunda her üçü de
ölür ve iskeletleri bütün kış evlerinde kalır.
İnsanlar tren yollarına gidip
trenlerden yiyecek kırıntıları ister ama bir süre gizli polis trenler açlık
bölgelerine geldiğinde perdeleri kapattırır ve kimsen dışarı bakmasına izin
vermez.
Grossman’ın kampları anlatımı
da çok çarpıcı. Adli suçlular kamlarda politik tutuklulara yönetimin de desteği
ile kötü muamele eder. Dondurucu soğukta, yarı aç, giysilerden mahrum ağır bir
çalışma vardır.
Stalinist Rusya’nın
“kalkınmasında” bu milyonlarca köle emeğinin büyük katkısı vardır.
Bir bölüm kamptaki bir genç anneyi anlatır, küçük, sessiz Maşenka. Maşenka
küçük kızı Yulia’yı geride bırakıp Sibirya’ya gelir. Bir hayvan vagonu içinde
yolculuk eder. Yahudilerin Nazi toplama kamplarına yollandıkları gibi.
10 yıl hapse mahkûmdur çünkü kocası aleyhine konuşmamıştır, kocası ise bir
“terörist” aleyhine konuşmayı reddetmiştir.
Yulia’yı bir daha görme olasılığı yoktur. Ne şimdi, ne de gelecekte.
Bir yıl sonra Maşenka kampı
terk eder. Özgürlüğe kavuşmadan önce buz gibi soğuk bir odada tahta bir sıranın
üzerinde biraz kalır. Kimse onu işle gitmeye zorlamaz, kimse ona hakaretler
etmez. Sağlıkçılar Maşenka Lyubimova’yı tahta bir sandığa koyarlar. Yönetimin
istemediği, kötü kalite tahtalardan yapılmış bir sandığa. İnsanlar ilk ve son
kez onun yüzüne bakarlar.
Grossman ihbarcıları da
anlatır. Nasıl karakterler olduklarını nasıl kendileriyle hesaplaşmak zorunda
olduklarını, nasıl ince bir çizgide ihbarlarını yaptıklarını anlatır. Ya ihbar
edeceksin ve kurtulacaksın ya da bir başkası seni ihbar edecek ve kampa
gideceksin.
Ünlü şair Anna Ahmatova “Şimdi tutuklananlar dönecek
ve iki Rusya birbirlerinin gözünün içine bakacak, insanları kamplara
yollayanlar ve kamplara yollananlar.” Grossman işte bunu yapıyor. Kampa
yollananlar kampa yolanların gözünün içine bakıyor.
Doğrusu, Her
Şey Geçip Gider ve Yaşam ve Yazgıağır,
zor kitaplar. Ama bir kere başladığınızda sonunu bilmenize rağmen elinizden bırakmadan
okuyorsunuz.Yaşam ve Yazgı üç koca cilt. Her Şey Geçip Gider sadece tek cilt.
23 Nisan 2013 Salı
Rusya'da Lenin sevgisi küllenmemiş

Rusya'da Sovyetler Birliği'nin kurucusu Vladimir İlyiç Lenin'in 22 Nisan'daki 143'üncü yaş günü nedeniyle yapılan bir anket, halkın çoğunun Sovyet lider hakkında hala olumlu düşüncelere sahip olduğunu gösterdi. Yuri Levada kamuoyu araştırmaları şirketinin anketine katılanların üçte biri ise “40-50 yıl sonra tarihçiler dışında kimse Lenin'i hatırlamaz” cevabını verdi.
“Sizce 40-50 yıl sonra Lenin nasıl hatırlanacak?” sorusuna verilen cevaplar şöyle:
Tarihçiler dışında kimse hatırlamaz: %31
SSCB'nin kurucusu olarak: %28
Öncelikle emekçilerin haklarını savunan bir önder olarak: %17
İleri görüşlü, büyük bir düşünür olarak: %13
İradesini devasa bir ülkeye kabul ettiren tutarlı bir siyasi olarak: %9
Şanslı bir siyasi maceraperest olarak: %7
Milyonlarca insanı öldürmeye hazır zalim bir diktatör olarak: %5
Rusya'yı anlamayan ve sevmeyen biri olarak: %2
20 Nisan 2013 Cumartesi
Potemkin Zırhlısı çizgi roman oldu

Ünlü Sovyet Yönetmen Sergey Ayzenştayn’ın unutulmaz filmi “Potemkin Zırhlısı” grafik sanatçısı Uğur Kenan tarafından çizgi romana dönüştürüldü.
Potemkin Zırhlısı’nın çizgi roman versiyonu 13-17 Nisan tarihlerinde Maltepe Belediyesi Türkan Saylan Kültür Merkezi'nde sergilenecek.
Tarihte “Potemkin Zırhlısı Ayaklanması” olarak bilinen gerçek bir olaydan yola çıkılarak hazırlanan film, Sergey Ayzenştayn tarafından 1925 yılında tamamlanmıştı. Siyah beyaz ve sessiz çekilen film, Uğur Kenan tarafından bu kez kağıt üzerinde ve renkli baskıyla hayat buldu. Hep çizgi romanların filme dönüştürüldüğünü söyleyen Uğur Kenan; yaptığı işin dünyada bir ilk olduğunu belirtiyor.
Uğur Kenan, Türkiye’de 68 kuşağını derinden etkileyen filmin günümüzde Türkiye’de gençler tarafından pek bilinmemesinden dolayı böyle bir çalışmaya imza atmış. Sanatçı RS FM'den Süheyla Demir’e yaptığı açıklamada “Potemkin Zırhlısı, İngiltere ve Almanya’da olduğu gibi Türkiye’de de yıllarca yasaklandı. Biz bu filmle Türkiye’de 1967 yılında karşılaşabildik ve film 68 kuşağını çok etkiledi. Ardından 12 Mart Muhtırası döneminde yeniden yasaklandı. Şu anda serbestçe gösterilse de siyah beyaz çekildiği için gençler tarafından pek bilinmiyor. Ben de bu nedenle filmi tekrar renklendirip çizgi roman halinde sunmak istedim.” dedi.
Kenan’ın 80 sayfa resimli roman ve 16 adet çinko baskılardan
oluşan Potemkin Zırhlısı çalışmaları, 13-17 Nisan tarihlerinde Maltepe
Belediyesi Türkan Saylan Kültür Merkezi'nde sergilenecek.
Potemkin Zırhlısı
Ayaklanması
Ayzenştayn’ın filmine konu olan Potemkin Zırhlısı Ayaklanması,
Çarlık Rusya’sında 1905 yılında yaşanan ve anayasal monarşiye geçilerek Çarlık
Duması’nın kurulması gibi önemli siyasal sonuçlar yaratan devrim döneminde
gerçekleşti. Çarın baskısı, açlık, yoksulluk sorunu karşısında işçiler, köylüler
ve askerler kitlesel isyanlar başlattı. İsyan dalgası Karadeniz filosuna bağlı
Potemkin adlı zırhlı savaş gemisine de sıçradı. Ağır şartlar altında
çalıştırılan denizciler, kendilerine zorla kurtlu et yedirilmesine isyan ederek
gemiyi ele geçirdi Gemideki Çarlık bayrağı yerine kırmızı bayrak asıldı.
Potemkin direnişi Odessa halkı tarafından destek gördü. Rus Çar’ının gemiyi tekrar
ele geçirmek için yolladığı filo da Potemkin zırhlısından yana tavır aldı ve
denizcilere ateş açmayı reddetti.
Potemkin Zırhlısı ayaklanması ve 1905 devrimi, 1917 devriminin bir
provası gibi görülür. Sovyet hükümeti bu tarihi olayın devrim propagandası
uyarınca filmleştirilmesine karar verir. Sovyet hükümetinin teklifini kabul eden
yönetmen Sergey Ayzenştayn Potemkin Zırhlısı filminde birçok kurgu tekniğini
dünyada ilk defa ve büyük başarıyla uygular. Film böylece konusuyla olduğu gibi
tekniğiyle de devrimci bir yapıt haline gelir.
16 Nisan 2013 Salı
Papatya falı
Türkiye’de olduğu gibi Rusya’da da papatya falı var.
Bu bildiğimiz bir aşk falı...
Ruslar bir kimsenin kendilerini sevip sevmediğiniz öğrenmek için papatya yapraklarını kopararak ayrı ayrı şunları söyler:
‘Лю́бит – не лю́бит, плю́нет – поцелу́ет, к се́рдцу прижмёт – к чёрту пошлёт’ (‘Seviyor – sevmiyor, tükürecek – öpecek, kalbine/kucağına alacak – şeytana gönderecek’).
Bunu papatyanın son yaprağını koparana kadar tekrarlamak gerekir.
Madem konuya girdik aşağıya da şarkısının bağlantısını verelim:
Bu bildiğimiz bir aşk falı...
Ruslar bir kimsenin kendilerini sevip sevmediğiniz öğrenmek için papatya yapraklarını kopararak ayrı ayrı şunları söyler:
‘Лю́бит – не лю́бит, плю́нет – поцелу́ет, к се́рдцу прижмёт – к чёрту пошлёт’ (‘Seviyor – sevmiyor, tükürecek – öpecek, kalbine/kucağına alacak – şeytana gönderecek’).
Bunu papatyanın son yaprağını koparana kadar tekrarlamak gerekir.
Madem konuya girdik aşağıya da şarkısının bağlantısını verelim:
Ben sizi sevdim

Bu güzel şiirin çevirisi Ahmet Necdet
tarafından yapılmış.
Я вас люби́л
Я вас люби́л: любо́вь
ещё, быть мо́жет,
В душе́ мое́й уга́сла
не совсе́м;
Но пусть она́ вас
бо́льше не трево́жит;
Я не хочу́ печа́лить
вас ниче́м.
Я вас люби́л
безмо́лвно, безнаде́жно,
То ро́бостью, то
ре́вностью томи́м;
Я вас люби́л так
и́скренно, так не́жно,
Как дай вам бог
люби́мой быть други́м.
Ben sizi sevdim
Ben
sizi sevdim: belki bu sevda
Kalbimde
sönmedi, kaldı izi;
Bu
bir hüzne yol açmasın asla,
Hiçbir
şeyle üzmek istemem sizi.
Sessizce,
ümitsizce sevdim sizi,
Çile
çekerek, kıskanç ve çekingen,
Öyle
candan, öyle içtenlikli, ki
Başkası
da öyle sevsin yürekten.
12 Nisan 2013 Cuma
Karlar eriyor, bahar geliyor!

Hava sıcaklığının artması, karların erimesi ve aşırı yağışlar nedeniyle
Rusya’nın 57 bölgesinde su baskınları meydana geldi.
Her yer eriyen karlardan oluşan gölcüklerle dolu, sokaklar derecikler halinde...Ancak kimsenin pek şikayet ettiği yok. Eeee, kolay mı uzun süredir beklenen güzel günler geliyor. Bu kadar sıkıntı olacak tabii...
Her yer eriyen karlardan oluşan gölcüklerle dolu, sokaklar derecikler halinde...Ancak kimsenin pek şikayet ettiği yok. Eeee, kolay mı uzun süredir beklenen güzel günler geliyor. Bu kadar sıkıntı olacak tabii...
Caricatura sitesinin karikatürcüsü Ruslan Doljenets bunu anlatmış.
Karikatürde yer alan yazı:
-Nihayet,
gerçek bahar geldi.
Gelecek güneşli günlerin sevinciyle, baharın gelişini kutlayan Rus köylülerinin şarkı söyleyip, dansettikleri, internette izlenme rekorları kıran bu sevimli müzik videosunu bir kez daha izleyelim:
11 Nisan 2013 Perşembe
Aeroflot'tan İstanbul tanıtım filmi
Rusya'nın milli havayolları Aeroflot, yolcularına İstanbul'u tanıtan bir film hazırladı. Videosu aşağıda:
10 Nisan 2013 Çarşamba
Ermitaj'ın kadrolu kedileri

Rusya’nın kültür başkenti St. Petersburg’un ünlü Ermitaj Müzesi’nin kadrolu
kedileri özel etkinliklerle anılıyor. Dünyanın en büyük müzelerinden
Ermitaj’da 3 milyonun üzerindeki sanat eserini, fare ve böceklerden 60 kadrolu
kedi koruyor.


Kediler anısına düzenlenen haftada bir dizi etkinlik gerçekleştiriliyor. Okullarda kedi temalı resim yarışmaları, kediler adına yazılan kitapların sunumu, makale yarışması ve çocuklar için tiyatro düzenleniyor.
Kadrolu kedileri için 1998’den bu yana kutlama yapan Hermitaj müzesi, ilk kez bu yıl etkinlikleri sanatla buluşturdu.
1764’de kurulan müzede Rembrandt, Rubens, Leonardo da Vinci, Titian, Caravaggio ve van Dyck gibi ünlü sanatçıların koleksiyonları yer alıyor. Tablo sayısı itibari ile Guinness rekorlar kitabına giren müzede bulunan eserlerin çok az bir kısmı sergilenebiliyor. Tüm dünyadan yoğun ilgi çeken müzeyi 2011’de 2,8 milyon kişi ziyaret etti.
Kadrolu kedilerin tarihi ise Hermitaj müzesinden eski. Müzenin kurucusu Çariçe İkinci Katerina, Hollanda’dan getirdiği kedileri önce Kışlık Saray’da tutmuş, müzenin açılmasının ardından bir kısmını farelere karşı koruma için müzeye göndermişti.
3 Nisan 2013 Çarşamba
Rus sokak sanatçısı Pavel P183, yaşamını yitirdi

Lenta.ru’nun
verdiği habere göre Rus sokak sanatçısı Pavel P183, 2 Nisan (2013) gecesi 28
yaşında yaşamını yitirdi.
Pavel,
özet olarak bir sokak ressamı idi, yaptıklarına grafitti de denilebilir; ancak
eserlerine bakıldığında grafitinin de ötesinde şeyler ürettiğini söylemek daha doğru
olur.
Paşa’nın
yaşamı üzerine çok fazla bilgi yok. Onun soyadı konusunda bile değişik bilgiler
var. İngiliz basını onun eserlerinden hareketle ona “Rus Bankys”i adını
takmıştı.
Bansky, Londra'da
Southbank'ten Portobello'ya, Brick Lane'den Old Street'e, Hiç umulmadık kenar
ve köşelere stencillerini bırakan esrarengiz graffiti'ci… Graffiti'yi sevmeyen
Londra'ya yaptıklarını, farklı ülkelere ziyaretlerinde gittiği şehirlerde de
uygulayan, her yere bir şekilde izini bırakan, kimliğini açıklamadan çok ünlü
olan postmodern bir şehir kahramanıydı. Blur'un “Think Tank” adlı albümünün
kapağı onun yaratimıdır. 2003 yazında Dalston'da bir depoda 3 gün süren bir
sergisi oldu. Serginin adı da Banksy Turf War Exhibition idi. Basın
tarafından görülüp tanınmamak ve "meşhur olmamak" için kendi sergisinin
açılışına gitmedi.
Aslında
Pavel’i Bansky’e benzetmek mümkün; o da Bankys adını duymuştu, ama bu
benzetmeye karşı çıkıyordu. Çok hoşlanmamıştı bu benzetmeden, zira 14 senedir
kendi özgün eserlerini üretiyordu.

Eserlerini daha çok Moskova’da yaptı. Bir sabah erkenden evinden çıkan pek çok Moskova’lı
onun yaratıcı ürünleriyle karşılaşıp mutlu oldu.
Ve işte onlardan bazı örnekler ve iki haber videosu:
Ve işte onlardan bazı örnekler ve iki haber videosu:
1 Nisan 2013 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)