Moskova

Moskova

16 Şubat 2011 Çarşamba

Bir Dinleme ve Okuma Serüveni: Kreutzer Sonat-Kroyçer Sonat













Yazan: Erdal Yüzak

George Bridgetower döneminin ünlü bir İngiliz keman virtüozudur; 1803 yılında Viyana’ya gelir ve Beethoven’la tanışır. Birlikte çalarlar, Paganini ile kıyaslanan bu genç sanatçı Beethoven’ın takdirini kazanır. Dostlukları gelişir, sık sık bir araya gelip birlikte vakit geçirir, müzik yaparlar. O sırada uzun ve yıpratıcı bir “kriz” döneminden geçmekte olan Beethoven Bridgetower’ın kendisinde yarattığı ilhamla yeniden düzelmiştir. Bir süre sonra Bridgetower’ın isteği üzerine bir konserde ikisinin birlikte çalacakları çılgınca bir beste yapmaya başlayan Beethoven içindeki “deli”ye yeniden kavuşmanın şevki içindedir. Dokuzuncu keman piyano sonatını sadece Bridgetower ve kendisinin çalabileceği şekilde yazmaya koyulur. Opus 47 La Majör Keman Sonatının bestesini konserden bir gün önce tamamlar.

Bridgetower’ın çok parlak bir performans sergilediği ilk konserin ardından yapılan kutlamada mutluluktan uçmakta olan Beethoven yeni keman sonatını Bridgetower’a ithaf ettiğini ilan eder. Daha sonra iki dost içki içmeye devam ederken Bridgetower Beethoven’ın tanıdığı ve ilgi duyduğu bir hanım hakkında ettiği sözler sebebiyle Beethoven öfkeye kapılır, sonatın notalarını derhal iade etmesini ister, ithafını da geri çektiğini ve “Avrupa’nın en büyük keman virtüozuna”, Paris’te yaşayan Rudolphe Kreutzer’e ithaf edeceğini bildirir. Bridgetower özür diler, Beethoven’ı vazgeçirmeye çalışır ancak Beethoven kararını değiştirmez. Bunun üzerine Bridgtower Viyana’yı terk eder. Beethoven’le daha sonra hiç karşılaşmayacaklardır. Bridgetower yıllar sonra bir Beethoven araştırmacısına en büyük üzüntüsünün bir hanım hakkında söylediği sözler sebebiyle Beethoven’ın bu en büyük sonatının Bridgetower Sonat olarak anılması ve isminin sonsuza kadar yaşaması şansını kaybetmesi olduğunu söyler.

Rudolphe Kreutzer ise kendisine ithaf edilen sonatın notaları eline geçtiğinde inceler ve çalınmasının imkânsız olduğuna karar verir, Beethoven’ın kemandan anlamadığını söyler ve kendisine ithaf edilen, bugün hâlâ onun adıyla anılan bu sonatı hiç bir zaman topluluk önünde çalmaz.

Fazıl Say’ın Kreutzer Sonat için söylediklerine kulak verelim: “Bu eser bir başyapıttır. Keman ve piyano dağarcığının tartışmasız başköşesinde duran bir deha çizgisidir. Kreutzer gerek piyano gerek keman için o kadar zordur ki, Beethoven’in piyano solo sonatlarında, hatta konçertolarında rastlayamayacağımız zorluklar bulundurur. .... Kreutzer Sonatı hayatımda 300 kereden fazla performe ettim. 2003-2005 yılları arasında büyük kemancı Maxim Vengerov ile dünya turnemizde en az 100 kere. ... ve Vengerov Stradivarius’un ürettiği o inanılmaz kemanlar içersinde en yüce olanını, zamanında Kreutzer’in çaldığı kemanı çalmaktaydı... 2005-2010 yılları arasında ise kanımca günümüzün en ilginç, en çarpıcı müzisyeni olan Patricia Kopatchinskaja ile bu sonatı 200’den fazla yerde çaldık. ... Bu sonatı her çaldığım gün mutlu olurum. Derinden mutlu olurum.”

Juan Goytisolo Ara Perde isimli eserinde Kreutzer Sonatı nasıl anladığını şu sözlerle ifade ediyor: “Sonat öfkeleri giderek artan iki karşıt gücün gerilimlerini ve iniş-çıkışlarını dile getiriyordu. Kemanla piyano temanın icrasını çekişir gibiydiler, birdenbire öne çıkıveriyorlar, temayı neredeyse icracıların elinden koparıyorlar, dizginlerinden boşanmış bir prestoda birbirleriyle rekabet ediyorlar, ardından dinginleşir gibi gözüküyorlardı, ancak o dinginlik tükendiklerindendi, karşılıklı inatlaşmayla yeniden güç aldıklarında iki çalgı daha da büyük bir şiddetle zıtlaşıyorlardı, giderek kendi üstüne dönen, soluk soluğa sekanslara, uzlaşmazlık yoketmeye, hiçliğe iten bir yıkıcılığa dönüşüyordu. O bestenin anlamı neydi ? Erkeklerle kadınlar acaba birbirlerinden nefret etmek ve giderayak birbirlerinin yaşantısını zehir etmek için mi doğmuşlardı?”
Beethoven’dan yaklaşık olarak 85 yıl kadar sonra Tolstoy Yasnaya Polyana adını verdiği malikanesinde Kreutzer sonatın bir icrasını ilk kez dinlediğinde Goytisolo ile aynı şeyleri mi düşünmüştü? Sonatı ilk dinlediğinde günlüğüne “O ilk presto bir salonda, dekolte elbiseli hanımlar arasında nasıl çalınabilir? Çalınışını dinleyip biraz alkışladıktan sonra pasta yeyip en son skandalları konuşmak olur mu? Böyle şeyler sadece çok önemli durumlarda ve böyle bir müziğe yanıt olarak belirli edimlerin istendiği zamanlarda çalınmalı” diye yazmıştı. Bu saptamasında haklıydı, Kreutzer sonat o güne kadar bestelenmiş keman piyano sonatlarının hepsinden çok farklıdır.
Tolstoy 1889 yazı boyunca Kreutzer Sonat’a paralel olarak sanatın ve müziğin ne olduğuna dair bir deneme üzerinde çalışır. Örneğin 11 Ağustos 1889 tarihinde günlüğüne “Bugün hiç bir şey yapmadım, mantar toplamaya çıktım ve Kreutzer Sonatı düşündüm” diye yazar. Bir kaç gün sonra yine “bugün hiç bir şey yapmadım, ormanda mantar toplamaya gittim, sanat üzerine, müzik üzerine, Kreutzer sonat üzerine düşündüm” der.
Kröyçer Sonat Tolstoy’un yaşlılık dönemi eserlerindendir. Ellili yaşlarından başlayarak yavaş yavaş oluşturduğu, radikal anarşist hristiyan tarikatı denebilecek kendine özgü bir inanç ve düşünce sisteminin yaşamınına hakim olduğu dönemde yazılmıştır. Çelişkili düşünceler içerir. Evliliğin ikiyüzlülük olduğunu, cinsel arzunun erkek kadın ilişkilerinde bir engel oluşturuğunu ve trajediyle sonuçlanabileceğini vurgular. İnanılmayacak ölçüde tutucudur, cinsel ilişkiden uzak durulmasını savunur. Kadınları aşağıladığı da düşünülebilir.
Büyük bir üne, saygınlığa ve müritler kitlesine sahip olan Tolstoy karısı Sofya ile de büyük bir çatışma içindedir. Tolstoy vasiyetinde tüm kitaplarının telif haklarını ve mal varlığını Rus halkına bırakmayı kafasına koymuştur, Sofya ise Tolstoy’un karısıdır, Yasnaya Polyana’yı çekip çevirmesi bir yana, Tolstoy’un sekreteridir, düzeltmenidir de. Savaş ve Barış’ı tam altı kez baştan sona yeniden yazmış, matbaaya gönderilecek hale getirmiştir. Tolstoy’dan 16 yaş küçüktür ve tam 13 doğum yapmış, bunlardan beşi yaşamamıştır. Sofya Tolstoy’un sorumsuzluklarından bıkmış, ailesinin sefalete düşmesine engel olmak Tolstoy’u kontrol altında tutmak, siyasi amaçları için kullanmaya çalışan Chertkov’u etkisiz kılmak için mücadele vermektedir. Kırk sekiz yıllık bir aşk ve nefret ilişkisi artık her ikisinin de hayatını küçük bir cehenneme çevirmiştir.
Kröyçer Sonat bu koşullar altında yazılır. Tolstoy tüm tutuculuğuna, asla katılmak zorunda olmadığımız kabul edilemez görüşlerine rağmen büyük bir hikaye anlatıcısı olma özelliğinden hiç bir şey kaybetmemiştir. Rusya’da uzun bir tren yolculuğunda kompartmandaki yolcular evlilik, karı koca ilişkileri, Çar Korkunç İvan zamanında çıkarılmış, evlilik hayatını düzenleyen ve kadını köleden farksız kılan Domostroy kanunundan, görücü usulüle evlenmekten son zamanlarda boşanmaların artmasına kadar kadın erkek ilişkileriyle ilgili her konuda konuşurlar, görüşlerini bildirir, tartışır, savunurlar.
Yolcular arasında bulunan Pozdnışev kendi hikayesini anlatmaya başlar. Evliliğini, karısını, çocuklarının oluşunu, sevginin yavaş yavaş nefrete dönüşmesini, şiddetli geçimsizliklerini ve kavgalarını anlatır. Karısı iyi piyano çaldığı için şehre gelen Truhaçevski adında bir kemancıyı adamı hiç gözü tutmamasına rağmen evlerine davet ettiğini, ikisinin birlikte Kreutzer Sonatı çaldıklarını anlatır. Truhaçevski daha sonraki günlerde de bir kaç kez evlerine gelir ve karısıyla Kreutzer sonat çalışmayı sürdürürler. Pozdnışev bir seyahate çıkacağını söyler, fakat içini kuşkular kemirdiği için eve erken geldiğini, karısının Truhaçevski ile çalıştıklarını duyunca eline aldığı bir kamayla karısını öldürdüğünü, Truhaçevski’nin dehşet içinde kaçtığını anlatır. Bir süre hapis yattıktan sonra bir şekilde serbest bırakılan Pozdnışev karısını boş yere öldürdüğünü, karısının Truhaçevski ile birlikte müzik yapmak dışında bir ilişkisi olmadığını bilmektedir.
Kröyçer Sonat Rusya’da derhal yasaklanır. Yayımlandığı ülkelerde büyük ilgi görür ve hararetli tartışmalar yaratır. Romanın vermek istediği mesaja açıklık kazandırmak gerektiğini düşünen Tolstoy 1890 yılında romana bir de sonsöz yazar.
Tekrar Goytisolo’ya dönelim: “Yasnaya Polyana malikanesinin sahnesindeki aşkları, soğumaları, nefretleri, tartışmaları, barışmaları hep aynı kesinliğe iletiyordu: karşıt karakterleri bir türlü uzlaşamıyordu. Yazarın güncesine not ettiği dramatik sahneler önüne geçilmez bir kreşendo ile birbirini izliyordu, sonunda bir gece uykusuzluğa dayanamıyor ve at sırtında en yakın tren istasyonuna kadar kaçıyordu.”
Tolstoy’un Kroyçer Sonatı hakkında çok şey yazıldı. Bir çok yönetmen tarafından filme çekildi, oyunlaştırıldı. Leos Janacek 1923 yılında bestelediği 1. Yaylı çalgılar dörtlüsüne Tolstoy’un kahramanından esinlendiği için Kreutzer Sonat adını verdi.
Radikal feminist edebiyat eleştirmeni Andrea Dworkin ise Intercourse adlı kitabında Tolstoy’un Kreutzer Sonat ile ilişkisini ve karısı Sofya’nın günlüklerini karşılaştırır. Müzisyen olana oğullarının parçayı çaldığı gece Sofya 13.cü çocuklarına hamile kalır. Bir yıl sonra novellayı yazdığı sırada ise karısının isteği hilafına ırzına geçer. Günlüklerinde ifade ettiğine göre bir yandan ağlarken bir yandan da 14.cü çocuğuna gebe kalmamış olmayı diler.
Kreutzer Sonatı yüzlerce kere performe eden Fazıl Say’ın besteci yönünü de izlemeye devam ediyoruz. 2010 yılı Mayıs ayında New York’da Uluslararası Oda Müziği Topluluğu yarışmasında 87 yarışmacı dörtlü arasında birinci olarak büyük bir başarıya imza atan Borusan Kuartet yarışmada Fazıl Say’ın Opus 29 Yaylılar dörtlüsünü çaldı. Say’ın bu eserinin adı “Divorce”. Fazıl Say’ın kişisel yaşamından esinlenerek bestelediği icrası son derece zor, müthiş bir eser. Kaydı henüz CD veya DVD formatında yayımlanmayan bu eseri konserde dinleyen şanslı kişiler Kreutzer Sonat dinlemiş gibi oluyor, karşıt güçlerin o yıpratıcı çatışmasını hissediyor. Kreutzer sonat etkisinden söz edilebilir mi, bestecisine sormak gerekir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder