Moskova

Moskova

9 Mayıs 2020 Cumartesi

Rusya'da 9 Mayıs Zafer Günü




Metin Uçar



Rusya, 9 Mayıs Zafer Günü’nü bu yıl 75. kere kutluyor.

Uzun süredir hazırlıkları devam eden görkemli kutlamalar ne yazık ki planlandığı gibi yapılamıyor. Tahmin edeceğiniz üzere dünyayı sarsan koronavirüs salgını, planlanan geçit törenlerinin daha sonraki bir tarihe ertelenmesine neden oldu.

9 Mayıs tüm Sovyetler Birliği coğrafyasında önemi olan bir tarih.

Bu gün Sovyetler Birliği’nin 2. Dünya Savaşı’nda faşist Almanya’yı kesin olarak yenilgiye uğrattığı tarihtir ve Zafer Günü olarak kutlanır. Bu günün anlamını hissedebilmek için iki rakama bakmak lazım. 2. Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden insan sayısı yaklaşık 72 milyon olarak kabul edilir. Bunun yarısından fazlası yani yaklaşık 42 milyon sadece Sovyetler Birliği’nin kaybettiği insanların sayısıdır. Sovyet coğrafyasında savaşın can almadığı hemen hemen hiçbir aile kalmamıştı. Belki de bu nedenledir ki 9 mayıs tüm dünyadan çok daha farklı kutlanır bu coğrafyada.

9 mayısın en görkemli olayı ise Kızıl Meydan’da düzenlenen askeri geçittir. Bu askeri geçit töreni hem Sovyetler Birliği zamanında hem de Rusya’da sadece bir anma töreni değil aynı zamanda sahip olunan askeri gücün sergilenmesidir. Özellikle Sovyetler döneminde batılı ülkelerin askeri ateşeleri bu askeri geçit törenini iple çekerlerdi. Çünkü bu belki de Rusya’nın sahip olduğu modern silahları ilk defa görebilecekleri tek etkinlikti. Rusya da bu geleneği devam ettirmektedir. Kutlamaları son yıllarda çehre değiştirmeye başlamıştır.

Artık Kızıl Meydan’da bir değil iki geçit töreni düzeniyor. İkinci geçit töreninin adı Ölümsüz Alay.. Savaşta hayatını kaydeden dedelerinin, ninelerinin fotoğraflarını taşıyan Ruslar yaklaşık 4 kilometre yürüyerek Kızıl Meydan’da sonra eren bir geçide katılırlar. Gazilerin anısını yaşatmak için düşünülmüş harika bir etkinliktir ve bence askeri törenden çok daha anlamlı bir etkinlik haline gelmiştir. Ölümsüz Alay’ın benzeri etkinlikler daha önce de yapılmış. Ancak 2011’de birkaç gazetecinin öncü olduğu geçit töreni Tomsk’ta yapılmıştır. 2015’te ise ilk defa Moskova’da yapılan geniş katılımlı geçit töreni her geçen yıl çok daha fazla sayıda insanın katıldığı bir etkinlik haline gelmiştir. 2019’da sadece Moskova’daki Ölümsüz Alay geçidine katılan insan sayısı 700 bini geçmişti. Bu yıl düzenlenemeyecek olması çok üzücü. Son iki yılki geçit törenine de ben de ailemle katıldım. Bizim aileden de iki dedemiz 2. Dünya Savaşı’nda hayatını kaybetmiş. Ancak bu yıl Ölümsüz Alay yine de düzenleniyor. Online. Uzunca bir süredir insanlar savaşta kaybettikleri kahramanların fotoğraflarını ve diğer bilgilerini göndererek kayıt yaptırdılar. Bu fotoğraflar ve bilgiler önde gelen televizyon kanallarında yayınlanıyor. Bana sorarsanız koronavirüs bu cephede kaybetti. Ölümsüz Alay geçen yılkinden daha fazla katılıma sahne oldu. Devlet Başkanı Putin ileriki bir tarihte mutlaka geçit törenlerinin canlı katılımla yapılacağını söylemişti. Bakalım zaman ne gösterecek?


9 mayısta gerçekleştirilen askeri geçit töreninin ise tarihçesi oldukça ilginç. Askeri geçit töreni ancak 1995 yılından sonra her yıl yapılır hale gelmiştir. Zaferin anısına düzenlenen ilk geçit töreni 24 haziran 1945’te yapılır. O dönemde 9 mayıs sadece 3 yıl kutlanır. 1947’de 9 mayıs çalışma günü olarak kabul edilir taa ki 1965’te tekrar resmi tatil ilan edilene kadar. Bu konuda bazı söylentiler mevcuttur. Buna göre Stalin 9 mayısa pek sıcak bakmamaktaydı. 2. Dünya Savaşı zaferle sonuçlanmıştı ancak memleketin kayıpları çok ağır idi. Stalin zamanın kutlama zamanı değil çalışma, ülkeyi kalkındırma zamanı olduğunu düşünüyordu. Bazı kaynaklar Stalin’in SSCB orduları komutanı Mareşal Jukov’dan politik nedenlerle rahatsız olduğunu yazar. Stalin, Jukov’un zaferan sıfatı ile güçlenmesini istemediği için bayram kutlamalarına da fazla ilgi göstermez. O dönemde 12 milyon olan ordu mesubu sayısı 5 milyona indirilir. Ekonomi yıkık durumdadır çünkü. Diğer bir kaynağa göre ise savaşın tanığı olan gazilerin savaş sonrası batıda yaşanan hızlı ekonomik düzelmenin içeride gerçekleştirilеmemesinden dolayı yaşadıkları hayal kırıklığı neden olarak gösterilir. Yani kutlanacak bir zafer yoktur ortada. Kızıl Meydan’daki bir sonraki geçit töreni ancak 20 yıl sonra 9 mayıs 1965’te gerçekleştirilir. Bu zaferin 20. Yıldönümüdür. Sıradaki geçit töreni 1985’te yani zaferin 40. Yıldönümünde gerçekleştirilir. Daha sonraki geçit töreni 50. Yıldönümü anısına 1990 yılında yapılır. 1991'de geçit töreni yapılmaz. 1991 SSCB'nin dağılmasına neden olan olayların yaşandığı bir yıldır. Geçit töreni 1995 yılından başlayarak da her yıl yapılır hale gelir. 1995 – 2008 arasında Kızıl Meydan’daki tamirat işleri nedeniyle geçit törenine askeri araçlar katılamazlar. 2008’den bu yana da bildiğimiz 9 mayıs kutlamaları düzenleniyor.




Sovyet usulü çocuk yetiştirmenin 10 altın kuralı: Katı rutin, ayazda uyku...









Ruslar Sovyet zamanı verilen eğitimi genellikle iyi sözlerle yad eder, o günlerin "bir başka" olduğunu söylerler. Bu genellemenin German Gref gibi önemli istisnaları olsa da bugün pek çok insan Rusya'nın bu kadar çok sayıda parlak bilim insanı, sporcu ve entelektüel çıkarabilmiş olmasını, ülkede hakim olan çocuk yetiştirme prensiplerine bağlama eğiliminde. RBTH yazarları bu prensiplerden bazılarını derledi. İşte Sovyet usulü çocuk yetiştirmenin 10 kuralı.

1. Katı bir rutin takip etmek. Uyku zamanı uyku, beslenme zamanı beslenme. Sırf ağlıyor diye bir bebek yemek zamanı dışında emzirilmemelidir.

2. Çocukları açık hava uyutmak. Bugün bile Rusyalı doktorlar havanın soğuk olup olmadığına bakmaksızın çocukların doğumdan birkaç hafta sonra açık havada gezdirilmesini tavsiye eder.

3. Çocukları erkenden beden eğitimi ve sporla tanıştırmak. Rusların beden eğitimine verdikleri ad bu işi ne kadar ciddiye aldıklarını gösterir nitelikte: "kültürfizik".

4. Çocukların sosyalleşmesini sağlamak. Özellikle şehirli nüfus içinde anaokullarında diğer çocuklarla birlikte büyümemiş Sovyet insanı azdır.

5. Çocuklara sorumluluk sahibi olmayı öğretmek. Özellikle de kolektif sorumluluk.

6. Çocuklara kendi ayakları üstünde durmayı öğretmek ve işe alıştırmak. Pratikte çocuğu basit ev işlerine ortak etmek.

7. Çocuklara boş zaman bırakmamak. Bugünden bakınca oldukça tartışmalı görünen bu ilkeye göre, çocuklar her zaman bir işle meşgul edilmelidir.

8. Çocukları şımartmamak. "Beyzade yetiştirmeyin!" temalı afişler, Sovyet okullarının vazgeçilmezleri arasındaydı.

9. Çocuklara doğa sevgisi aşılamak. Bunun için de açık hava etkinliklerine ve gezilere ağırlık vermek.

10. Ahlaki değerleri öğretmek.

8 Mayıs 2020 Cuma

6 bardak Pepsi içen adam








SSCB'nin sosyalist düzeni yaşattığı yıllarda, Amerikan kapitalizminin simgesi olan Pepsi ve Coca Cola'nın bu topraklarda satıldığını herkes bilmeyebilir. Pepsi'nin Sovyet lideri Nikita Kruşçev'i "kafalayarak" girdiği ve büyük başarı elde ettiği pazara adım atabilmek için Coca Cola da amansız bir mücadele vermişti. İşte bu "cola savaşları"nın arkasında ilginç pek çok öykü var:

Sovyetler Birliği'nin Coca-Cola ile tanışması ünlü devrimci, dış ticaretten sorumlu bürokrat Anastas Mikoyan'ın 1930'larda gerçekleştirdiği ABD ziyaretine rastlar. Mikoyan çok beğendiği bu içeceği Sovyetler Birliği'ne getirmek ister, ancak bu ticaretin yüksek maliyeti Politbüro üyesini niyetinden vazgeçmek zorunda bırakır.

Sovyet elitinin bu popüler içecekle yolunun tekrar kesişmesi için II. Dünya Savaşı'nın sonunu beklemek gerekecektir. Muzaffer Sovyet mareşali Jukov'a bu leziz içeceği tanıtan Müttefiklerin komutanı ve müstakbel ABD başkanı Eisenhower'dan başkası değildir. Jukov, Coca-Cola'yı öyle sever ki, şirket daha sonra sadece mareşalin tüketmesi için kızıl yıldız kapaklı "beyaz kola" üretir. Zira Jukov açık açık bir Amerikan içeceği içerken görünmekten çekinmektedir. 



ABD Başkanı Richard Nixon'ın 1969'da Moskova'ya yapacağı ziyaret ve ABD uluslar sergisi Ruslara bu kez Pepsi Cola'yı tanıtır. Nixon arkadaşı Pepsi CEO'su Donald McIntosh'a bir iyilik yaparak Kruşçev'i Pepsi standına götürür. Kruşçev Pepsi'yi o kadar beğenir ki oracıkta 6 bardak içer.  

RBTH'nin tarihin tozlu raflarından derlediği bilgilere göre, Pepsi'nin Kruşçev'in kalbini fethetmesi şirketin 1974'te Sovyetler Birliği'ndeki ilk fabrikasını açmasına giden yoldaki ilk adımdır.

Fabrika Novorossiysk şehrinde kurulur. Sovyetler Birliği uluslararası para sisteminin dışında olduğu için ödemelerde takas usulü geçerlidir. Ruslar üretimde kullanılan özüt karşılığında Amerikalara ünlü votka markası Stoliçnaya'nın dağıtım haklarını verir.

Pepsi'nin başarısı karşısında dehşete düşen Coca-Cola, bir başka ABD başkanı, Jimmy Carter'dan yardım ister. Carter'ın Sovyet liderlere yakınlığı sayesinde şirket Sovyet pazarına 1979'da Fanta ile giriş yapar.

Coca-Cola'nın beklediği altın fırsat ise 1980'de Moskova Olimpiyatları ile gelir. ABD'li sporcuların boykotuna rağmen Coca-Cola resmi sponsor sıfatıyla olimpiyatı destekler ve ülkedeki marka bilinirliğini oldukça yükseğe çıkarır. Şirket Sovyetler Birliği'ndeki ilk fabrikasını 1986'da açar. Sovyetler konsantre madde karşılığında ödemeleri bu kez Lada otomobilleriyle yapar.

Pepsi 1989'da Sovyetlerle yeni bir anlaşma yaparak emekliye ayrılan 17 denizaltı ve 3 savaş gemisi karşılığında konsantre madde satmaya devam eder. Şirketin CEO'su dönemin başkanı baba Bush'un ulusal güvenlik danışmanına "Sovyetleri sizden daha hızlı silahsızlandırıyoruz" diyecektir. Alınan gemiler jilete dönüştürülmek üzere hurdacılara satılır.

Bugün de Rusya'da Coca Cola ile Pepsi'nin amansız rekabeti sürüyor...

'Maşa ve Ayı' çizgi filminin 8 sırrı: Rusya'nın hangi köyünde yaşıyor?







Türkiye'den Fransa'ya, Güney Amerika'dan Japonya'ya, dünyanın hemen her ülkesinde çocukların gönlünü fetheden Maşa i Medvev (Maşa ve Ayı) çizgi filmi 10. yaşını kutluyor. Sosyal medyadaki yorumlarda "Rusya'nın SSCB sonrası ürettiği en başarılı ve karlı ürün" olarak nitelenen bu çizgi filmin arkasında muazzam bir başarı öyküsü var. Rusya dışında da büyük gelir getiren popüler yapıma dair az bilinenleri Adme portalı derledi. İşte Maşa ve Ayı'nın 8 sırrı.

1. Projenin babası Olek Kuzovkov'un aklına Maşa karakterinin yaratma fikri 1996'da Kırım'da tatil yaparken gelmiş. Kuzovkov, Maşa'ya ilham veren "teklifsiz kız çocuğunu" ilk kez bu tatilde görmüş. Ama imkanların kısıtlı olması nedeniyle fikrini hayata geçirmesi için 12 sene beklemesi gerekmiş.

2. 7 dakikalık ilk bölümün çekilmesi tam 8 ay sürmüş. Şu anda ise bu süre 2 ile 4 ay arasında. 7 dakikalık bir bölümün üzerinde tam 70 kişi çalışıyor. Bir bölümün maliyeti ise 6,5 milyon ruble, yani 100 bin dolar.

3. Maşa'nın yaşadığı yer Tümen yakınlarında. Zira dizinin bir bölümünde küçük kızın adresi olarak bu vilayete bağlı Çikça köyünün adı geçiyor.

4. Çizgi filmin yaratıcıları, bölümlerin içine popüler film ve dizilere atıf yerleştirmeyi seviyor. Dikkatli yetişkinler Titanik, Forrest Gump ve Breaking Bad gibi yapımlara yapılan atıfları kaçırmayacaktır.

5. İlk sezonlarda Maşa'yı seslendiren Alina Kukuşkina büyüyünce yerini Varvara Sarantseva'ya bıraktı. Ancak Alina "ses yönetmeni" olarak projede çalışmaya devam ediyor. Ayının çıkardığı oflama puflama sesleri ve ünlemlerin sahibi ise ses yönetmeni Boris Kutneviç.

6. Maşa ve Ayı çizgi filmi aralarında Türkçenin de bulunduğu 25 dile çevrildi.

7. Dizinin Youtube bölümleri 20 milyarın üzerinde izlenme sayısına ulaşarak rekor kırdı.

8. Domuz karakteri nedeniyle Suudia Arabistan gibi bazı Müslüman ülkelerde dizi yayından kaldırıldı ya da o bölümler hiç gösterime girmedi.




6 Mayıs 2020 Çarşamba

Kruto, oblom, bayan.. Rusya'da işinizi kolaylaştıracak 10 argo kelime






Rusçayı sadece ders kitaplarından öğreniyorsanız, günlük hayatta kullanılan birçok argo kelimeye yabancı olabilirsiniz. İşte Rusya'da halk arasında kullanımı çok yaygın olan argo kelimelerden bazıları:


1. Çuvak. 
İngilizcedeki "Dude" ifadesine yakın bu kelimenin Türkçede en az Rusçadaki kadar yaygın bir karşılığı yok. Ancak kısmen "hoca", "aga", "oğlum" ile örtüştüğü söylenebilir. 

2. Zaçot. 
Türkçedeki "aferin", "bravo" ifadelerine yakın bu kelime esasen Rus üniversitelerinde uygulanan bir sınav sistemine ait. Bu sınav türünde öğrenciye puan verilmez, sadece "geçtiği" ya da "geçemediği" not edilir. "Geçti" anlamına gelen "zaçot" gündelik hayatta bir kişinin bir davranışını, ya da bir sözünü şaka yollu takdir etmek için kullanılır.

3. Bayan. 
Bizim akordeon dediğimiz müzik aletinin Rusçadaki adlarından biri de "bayan". Bu müzik aletini içeren bir internet şakası bugün "bayat espri" anlamıyla Rusçaya yerleşmiş durumda.

4. Kruto
İngilizcedeki "cool" ifadesine çok yakındır.

5. Musor. 
Kelimenin asıl anlamı "çöp", ama Rusça argoda "polis" anlamında da kullanılır.

6. Stremno. 
Garip manasında.

7. Tusofka. 
"Tusovatsa" (gezip dolaşmak) fiilinden türeyen bu kelime bugün "parti", "eğlence", "birlikte takılma" anlamında kullanılır.

8. Oblom. 
Birebir çevrildiğinde "kırık, kırılmış" manasındaki bu kelime bugünün Rusçasında "fiyasko"ya karşılık gelir.

9. Bıçit. 
Birebir karşıtı "boğalık etmek", anlamı ise "kızgın olmak".

10. Ne fontan. 
Türkçeye "bir çeşme değil" şeklinde çevrilebilecek bu ifade de "muhteşem olmayan" şey ve durumları nitelemek için kullanılır. Son yıllarda özellikle internette sıkça kullanılan "bir Alex değil" gibi.

5 Mayıs 2020 Salı

Rusların virüslere karşı kullandığı geleneksel yöntemler: Doktorlar ne diyor?





Koronavirüs salgını devam ederken, halk arasında bağışıklık güçlendirici belli başlı doğal çözümler gündeme geldi.

Her ülkede olduğu gibi, Rusya'da da halk virüse karşı kendi yöntemlerini kullanıyor. Russia Beyond The Headlines (RBTH) sitesi, bu çözümleri aktarırken, doktorlara da bunların ne derece etkili olduğunu sordu.

Not: Bu metinde aktarılanlar Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) koronavirüs salgını sırasında tavsiye ettiği ilaçların yerine geçmez.



Pertsovka (Biberli vodka)

Rusya'da kara biberli vodkanın soğuk algınlığını önleme veya ilk evrelerinde tedavi edilmesine yardımcı olacağına inanılıyor. Yüzyıllar önce bulunan bu yöntem bağışıklık sistemini güçlendirmek için kullanılıyor. Vodka 'dezenfekte ederken', biber mikrop önleyici olarak görev yapıyor.

Rusya Ulusal Önleyici Tıp Araştırma Merkezi'nden Dr. Anna Kontseva, "Alkol güçlü bir antiseptik, virüslerü olumsuz etki ediyor. Ancak birçok kişi nerede duracağını bilmiyor, bu nedenle vicdanım rahat şekilde alkolü tavsiye edemem" dedi.

Moskova Bölge Araştırma Enstitüsü Otolarengoloji (Kulak-Burun-Boğaz) Fakültesi'nden Profesör Aleksey Nasedkin ise, "İçilen alkol nefes aldığınızda havada buharlaşıyor. Bu nedenle ciğerleri temizleme yöntemi olarak bakabilirsiniz, ancak önleyici bir tedbir olarak tavsiye edilmekten yine de çok uzak. Zira alkol bağımlılığı ve fazla tütekim gibi durumlar var" ifadelerini kullandı.


Sarımsak

Önleyici tedbir olarak Ruslar, gerek yemeklere koyarak, gerek doğrudan çiğneyerek çok fazla sarımsak tüketiyor. Hatta sarımsaktan kolyeler dahi var.
Enfeksiyon hastalıkları uzmanı Dr. Vladislav Verevşçikov, "Yanınızda bir tabağa sarımsak koyabilirsiniz, bakteriye karşı biyolojik malzeme salınımı yapacaktır. Aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirmek için de tüketilebilir" dedi.

Dünya Sağlık Örgütü, sarımsağın mikroba karşı bileşenler içeren sağlıklı bir yiyecek olabileceğini, ancak koronavirüsü önlediğine dair bir kanıt olmadığını duyurdu.



Banya (Rus banyosu)

Banya, Ruslara göre sağlıklı yaşamın önemli bir noktası. Yüksek sıcaklık ve bir bitki türü ile vücudun dövülmesi gibi çeşitli prosedürler kan dolaşımını hızlandırıyor.

Kirov'daki İlk Klinik Tıp Merkezi'nden Dr. Yuriy Kuzmin, "Sadece düzenli gidildiğinde banya bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu işlem sırasında vücut 41-45 dereceye kadar ısınıyor, bu da virüsler ve mikropların tahribatına neden oluyor, antikorların üretimini hızlandırıyor" dedi.
Ancak WHO, yeni tip koronavirüsün sıcaklıktan etkilenmediği konusunda uyardı.


Soğuk suya girmek

Rusya'da kışın nehrin üzerindeki kalın buz tabakası üzerinde bir delik açılıyor ve insanlar bu delikten suya girip çıkıyor. Bu etkinlik her yıl Ortodoksluk'ta İsa'nın vaftiz edilmesinin kutlandığı 19 Aralık'taki Epifani bayramında yapılıyor ve ruhsal temizlenmeyi simgeliyor. Ancak Ruslar sadece dini nedenlerle bunu yapmıyor. Rusya'da kışın buzlu suya girenlere 'deniz aygırı' deniyor. Diğer yandan sadece bir kova buzlu su dahi kan dolaşımını hızlandırmayı ve atardamarların güçlenmesini sağlıyor.

Doktorlara göre, soğuk su ile bedeni güçlendirme, kişinin günlük rutini içerisinde doğru olarak uygulandığında organizmadaki uyumlayıcı mekanizmaları destekleyebilir. Ancak koronavirüs ya da başka bir enfeksiyona karşı vücudu aşırı sıcak ya da soğuk bir prosedürle karşı karşıya bırakmak akıllıca bir yöntem değil.

Rusya Sürekli Mesleki Eğitim Tıp Akademisi'nden (RMANPO) Profesör Andrey Svistelnik'e göre, ayrıca bu yöntem, alışkın olmayanlar ve acemiler için uygun değil, zarar verebilir. Bu tarz aşırı durumlar, bağışıklık sistemi üzerinde geçici olarak baskı yaratabilir, olumsuz etkiye yol açabilir.


Tuz ve karbonat

Ruslar bu yöntemi tedavi edici ve önleyici tedbir olarak kullanıyor. Karışımla yapılan solüsyonla gargara yapılabiliyor, burun temizlenebiliyor.

Profesör Nasedkin, "Burnunuzda bir sorun yoksa ve dolu değilse, düzenli olarak tuzlu su ve karbonatla temizlememenizi öneririm. Böyle muhtemelen mukoza zarının normal işleyişine müdahale etmiş olursunuz, bu işleyişi rayından çıkarırsınız. Ancak diğer insanlarla temas kurduktan sonra tedbiri elden bırakmamak istiyorsanız, burnunuzu deniz suyu ile ya da sıradan bir tuz çözeltisi ile yıkamanız en iyisi" ifadelerini kullandı.


Orman yemişi konserveleri

Ruslar tatlı orman yemişlerini de bir şifa yöntemi olarak kullanıyor. Daha çok ahududu, kırmızı frenk üzümü, yalancı iğde ve vitamin bakımından zengin diğer yemişler tercih ediliyor.

RMANPO'dan Svistelnik, "Bazı yemişler (uzun süre kaynatılması gerekenler haricindekiler) çok fazla yararlı besin içeriyor, buna organizmanın enfeksiyona karşı koyma becerisini arttıran, yüklü miktarda C vitamini de dahil" dedi. Kuzmin ise konserve ahududunun en çok işe yarayan yemiş konservesi olduğunu belirtti.

Ekim Devrimi’nin önemli nedenleri



Samih Güven




Ekim 1917'de Rusya'da gerçekleşen Bolşevik Devrim 20. yüzyılın en önemli olaylarından biriydi. Bu olay Rusya tarihini değiştirmekle kalmadı Dünya tarihine de önemli bir etkide bulundu. Peki, Marx'ın öngörülerinin aksine köylü ağırlıklı bir toplumda nasıl böyle bir devrim meydana gelmişti? Hangi önemli koşullar böyle bir sonucun ortaya çıkmasına neden oldu?

Birçok neden arasında öne çıkan üç önemli neden bulunuyordu kanımca. Bunlardan biri Lenin'in kararlılığı, öfkesi ve kendi hikayesinin etkisiydi. İkincisi Rusya'daki ağır ekonomik koşullar, köylü sınıfının durumu ve bunun üstüne gelen I. Dünya Savaşı’ydı. Bir diğer önemli neden ise artık zamanını dolduran Çarlık sisteminin ve II. Nikolay’ın reformlar konusundaki isteksizliği ve olayları yönetmedeki başarısızlığıydı.

Ekim Devriminin önemli bir nedenini Lenin’in kişiliğinde ve hikâyesinde aramak gerekiyor. Çünkü Lenin'in kararlı ve deyim yerindeyse öfkeli tavrı ortaya çıkan koşullardan devrimsel bir süreç yaratılmasını ve Bolşeviklerin zafere ulaşmasını sağlamış oldu. Onun söylemleri, kararlı tavrı ve zaman zaman da acımasız yöntemleri bir şekilde karşıt gücün oluşturulmasını ve sonunda geçici hükümetin yenilmesini sağladı. 

Lenin'in bütün bu öfkesinin arkasında öncelikle abisinin idamından sonra duyduğu acı ve hayal kırıklığı yatıyordu. Abisi Çar’a karşı örgüt üyeliğinden dolayı yargılanmış ve idam edilmişti. İlginç bir şekilde merhamet dilememiş ve kararlı tutumunu sürdürerek ölümü seçmişti. Lenin abisinin yolundan gitti ama daha kararlı, akılla hareket edilen ve sonuç almaya odaklı bir yöntem benimsemişti.

Marx, Engels ve diğer teorisyenlerin fikirlerini incelemeye başladı. Ama onun tavrı, son derece pragmatist ve ne pahasına olursa olsun sonuç almaya yönelikti. Marx’ın devrimin, son aşamasına gelmiş kapitalist toplumlarda kendiliğinden gerçekleşeceği öngörüsü ona yetmiyordu. Köylü bir topluma da liderlik edilerek devrime ulaşılabilirdi onun düşüncesine göre. Lenin’e göre ne olursa olsun Çarlık Sistemi yıkılacaktı ve bu da zorla olacaktı. Son derece kararlı şekilde bu yolda ilerledi.

1896 yılında hapse mahkum olmuş ve üç yılını Sibirya’da geçirmişti. Birkaç defa yurtdışına çıktı ve 14 yıl farklı ülkelerde yaşadı. 1903 yılında Sosyal Demokrat Partinin bölünmesinden sonra Bolşevik grubun liderliğini üstlendi. 

Son olarak İsviçre’de bir kunduracının evinde kalıyordu ve zamanını kütüphanede geçiriyordu. 1917 Şubat devriminden sonra Nisan ayında Almanya üzerinden trenle ülkesine döndü. Almanlar Rusya’da karışıklık çıkmasını ve Rusya’nın I. Dünya Savaşı’ndan çekilmesini ummuş, Lenin’e yardım etmişti. Ama Lenin’in Alman’larla bir ilişkisi yoktu elbette. Onların bu tutumu Lenin’in kendi amaçları açısından işine gelmişti sadece.

Dolayısıyla Lenin'in abisinden dolayı duyduğu öfke, intikam duygusu ve sosyalizme olan inancı, ayrıca ne olursa olsun sonuç alınması gerektiğine yönelik bakış açısı önemli bir nedendi.  Yani Lenin dışında başka biri böyle bir sonuca ulaşılabilir miydi tartışmalı gibi görünüyor.

İkinci önemli neden Rusya'nın içinde olduğu koşullardı elbette. Rusya bütün 19. yüzyılı siyasi reform arayışlarıyla, idari mekanizmanın iyileştirilmesi beklentisiyle, köylülerin haklarının verilmesi ve serfliğin kaldırılması tartışmaları ile geçirmişti.

Fakat bütün bu koşullar içerisinde Çarların genelde reform yapmak konusundaki yetersizlikleri, iktidarlarını diğer katılım organları ve mekanizmalar ile paylaşmakta isteksiz davranmaları ve gelişmeleri yönetememeleri sorunların daha da ağırlaşmasına yol açıyordu.

1861'de serfliğin kaldırılması sonrasında çiftçilerin koşullarında istenen iyileşme sağlanamadı. Büyük şehirlere göç eden köylüler oralarda son derece güç koşullarda çalışmaya ve hayatlarını sürdürmeye devam etmekteydi. 

Dolayısıyla gerekli reformları zamanında yapıp parlamentoyu etkin şekilde içerecek bir sisteme geçebilselerdi belki de devrime giden süreç farklı şekilde gelişecekti.

Üçüncü önemli bir neden de I. Dünya Savaşı'nın etkisiydi elbette. Ülkenin içinde olduğu ağır ekonomik koşullar, ordunun ekipman ve moral yetersizliği, savaş dinamiklerindeki gelişmeler nedeniyle son derece kötü sonuçlar alınıyordu. Birçok cephede askerler firar ediyor veya ağır kayıplar veriliyordu. Bu durum halkın gözünde savaşa ve II. Nikolay’a olan bakış açısının son derece olumsuz seyretmesine neden oluyordu. Lenin I. Dünya Savaşının bu ortamını fırsat olarak görmüştü.

Nikolay gücünü bir şekilde Tanrıdan aldığını düşünerek yetkilerini devretme konusunda istekli değildi. Reform taleplerine korkuyu ve baskıyı artırarak yanıt veriyordu zaman zaman. 

Çoğu zaman cephe denetiminde olan Nikolay’ın ağırlaşan sorunları çözmede yetersiz kalması elbette önemli bir sebep oldu. Ayrıca savaşın sürdürülmesi konusundaki ısrarı, Rasputin’in ailede kazandığı önem ve kararların içerisinde yer almaya başlaması gibi birçok faktör Nikolay’ın halkın gözündeki yerini ciddi ölçüde kaybetmesine neden oldu.

Özellikle bazı olayların gelişimi ve yönetilememesi de önemli etkiler doğurmuştu. Örneğin “Kanlı Pazar” denilen olay bunlardan biriydi. St. Petersburg’taki bir gösteri ve işçi eylemi sert şekilde bastırılmaya çalışıldı ve insanların üzerine ateş açılması sonucu çok sayıda kişi hayatını kaybetti. Bu durum sisteme olan nefreti körükledi ve birçok devrimci grubun yer altında daha fazla örgütlenmesine zemin hazırladı.

Marx’ın dediği gibi insanlar tarihlerini yaparken seçtikleri koşullar içinde yapmazlar, sorunlar birikir ve önlerine gelir. Şartlar yeni gelişmeleri ve sonuçları dayatırken liderlik özelliği öne çıkanlar toplumu istedikleri yöne götürmeyi başarabilir. Sanırım Ekim Devrimi için de böyle bir tespit yanlış olmayacaktır.