Kaynak: https://medyagunlugu.com/author/m-hakki-yazici/
Pencerenin öinünde madeni bozuk paraları, bazı
kağıt paraları koyduğum bir cam kavanoz var.
Vladimir İvanoviç’in son Türkiye seyahatimden
kalan 10 Liralık bir banknot dikkatini çekiyor.
Ne yazık ki artık karşılığında bir çay, bir
simit bile alamadığımız bir kağıt para.
Paranın değeri düşmüştü, ama arkasındaki
resimdeki bilim insanının değerini daha fazla anlıyorduk.
Eline alıp inceledi, arkasındaki resmi gösterip
sordu.
“Bu adamın ismi Cahit Arf. Çok önemli bir bilim
insanı, matematikçi. Benim için de, ayrıca önemli bir kıvanç kaynağı, bizim
ODTÜ’den hocamız. 1910 doğumlu. Dedem gibi Selanik'te dünyaya gelmiş,” dedim.
***
Türkiye'de matematiğin simgesi olarak anılan Ord.
Prof. Dr. Cahit Arf, 1938 yılında Göttingen Üniversitesinde doktorasını tamamlamış.
1962 yılına kadar İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesinde görev yapmış. Daha
sonra Robert Kolejinde matematik dersleri vermiş.1964 yılında Türkiye Bilimsel
ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Bilim Kolu Başkanı olmuş.
Cahit Arf, kısa bir süre California
Üniversitesinde konuk öğretim üyeliği yaptıktan sonra, 1967-1980 yılları arası
Orta Doğu Teknik Üniversitesinde çalışmalarına devam etti.
Emekli olduğu dönemde, TÜBİTAK'a bağlı Gebze
Araştırma Merkezinde çalışmalarını sürdürdü. 1985-1989 yılları arasında da Türk
Matematik Derneği başkanlığını yürüttü.
Cebir konusundaki çalışmalarıyla dünyaca ün
kazandı. Sentetik geometri problemlerinin cetvel ve pergel yardımıyla
çözülebilirliği konusunda yaptığı çalışmalarla da ünlendi.
"Arf Değişmezi” (Arf Invariant), "Arf
Halkaları” (Arf Rings) ve “Arf Kapanışı” (Arf Closure) gibi, literatürde kendi
adıyla anılan çalışmalarıyla, matematik dünyasının önde gelen bilim insanları
arasında yer aldı.
Vladimir İvanoviç, “Bu parayı cebinde taşıyan
çok insan bunun farkında değildir mutlaka,” diyor.
***
Konuyu dağıtmak pahasına Türkiye’deki
demokratik üniversite mücadelesinin 70’li yıllarının başından, benim “Koca bir
sevdaydı yaşadığımız” isimli kitabımda da yer verdiğim bir anıyı paylaşıyorum.
ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü eski
profesörlerinden Uğur Ersoy hocamızın ünlü matematikçi Prof. Cahit Arf’ı
anlattığı (bir üniversitenin nasıl olması gerektiğiyle ilgili) güzel bir anısı
şöyle:
“…Bir gün Genelkurmay Başkanı’nın bizi görmek
istediği haberi geldi. ODTÜ sorununu bizden dinlemek istiyordu.
Genelkurmay Başkanı’nın odasına girdiğimizde
biraz şaşırdık. Oda, üç dört yıldızlı generallerle doluydu. Parti başkanlarına
yaptığımız gibi, ODTÜ’deki sorunu genel çizgileri ile özetledik ve
hareketimizin kesinlikle siyasi bir niteliğe sahip olmadığını vurguladık.
Konuşmam bittiğinde oda derin bir sessizliğe
bürünmüştü. Bu sessizliği Genelkurmay Başkanı’nın tok sesi bozdu:
‘Hocam, benim anlayamadığım bir husus var.
Bizim de üniversitemiz var: Harp Okulu. Orada hiçbir disiplinsizlik yok, çıt
çıkmıyor. Sizde boyuna sorun çıkıyor. Bunu anlamakta güçlük çekiyorum.’
Ne söyleyeceğimi şaşırmıştım. Verilecek yanıt
belliydi; ama bu yanıt Genelkurmay Başkanı’nı gücendirebilirdi. Bunu da
kesinlikle istemiyorduk. Ne yapacağıma karar verememenin sıkıntısını yaşarken
Cahit Hoca yardımıma yetişti.
‘Uğur, Sayın Başkan’ın bu sorusuna ben yanıt
vereyim. Paşam önce bir soru sorayım size. Harp Okulu’nda öğrencilere ne
öğretilmesi gerektiğini biliyor musunuz?’
‘Elbette biliyoruz,’ diye yanıt verdi Başkan.
Cahit Hoca son derece sakin, gülümseyerek devam
etti.
‘Bakın Paşam, sorun buradan kaynaklanıyor. Biz
öğrenciye ne öğreteceğimizi tam olarak bilmiyoruz. Daha doğrusu emin değiliz.
Eğer öğreteceğimiz her şeyden emin olsaydık, o zaman orası üniversite olmazdı.
Üniversite, tartışarak gerçeklerin arandığı bir kurumdur. Tartışma olan yerde
de sorun çıkması doğaldır Paşam.’
Şaşkınlıkla ve hayranlıkla Hoca’nın yüzüne
bakıyordum. Cahit Hoca’nın yanıtında üniversitemizin olağanüstü güzel bir
tanımı vardı.”
***
Cahit Arf, taa 1958 Yılında Erzurum'da Yapay Zeka konulu ''Makine düşünebilir mi ve nasıl düşünebilir?'' adlı bir konferans vermiş.
Günümüzde çokça tartışılan yeni teknolojik gelişmeler, robotlar, yapay zeka gibi konulara, zihin açıcı görüşlere taa o zamanlarda değinmiş.
Cahit Arf'ın bu konferansa konu olan makalesi de
zihin felsefesi alanında bir klasik.
Düşüncenin ve bilincin doğası hakkında önemli
sorular ortaya koyan, düşünceli ve iyi savunulmuş bir makale.
Makalenin içeriğini genel hatlarıyla Vladimir
İvanoviç’e aktarıyorum.
Cahit hoca, insanın düşünme biçimi ile
makinelerin yapısını karşılaştırarak makinelerin de düşünüp düşünemeyeceklerini
sorguluyor. Zilli saat gibi basit makinelerin de çalışma prensipleri nedeniyle
bir bakıma düşünen makineler olduğunu ifade eden Arf, tekil problemleri çözen
çeşitli makine örnekleriyle konuya açıklık getiriyor.
Makinelerin yalnızca düşünceyi taklit
edebileceklerini, ancak gerçekte kendileri için düşünemeyeceklerini savunmuş.
Bu tezini makinelerin insan beyni ile aynı
türden bir iç yapıya sahip olmadığına işaret ederek anlatmakta.
İnsan beyni öğrenebilen ve uyum sağlayabilen
karmaşık bir sistemken, makineler sadece bir dizi talimatı takip etmek üzere
programlanmıştı.
Ayrıca makinelerin insanlarla aynı türden bir
bilince sahip olamayacağı ileri sürülmekte.
Bilinç, tanımlanması zor olan öznel bir
deneyimdir, ancak düşünce için gereklidir.
Makineler insanlarla aynı tür öznel deneyime
sahip değildir, bu nedenle gerçekten düşünemezler.
“Cahit Arf’ın makalesi, düşünce ve bilincin
doğası hakkındaki tartışmalara değerli bir katkı,” diyorum.
Vladimir İvanoviç, “Makine zekası olasılığı
hakkında önemli soruları gündeme getiren değerli, düşündürücü bir makale
gerçekten,” diyor.






