Moskova

Moskova

21 Ekim 2026 Çarşamba

Cadde, bulvar ve sokak arasındaki fark: kısa ve net bir açıklama


Kaynak: https://dzen.ru/

 

Her gün, adresimizi söylerken "улица (sokak)," "проспект (cadde)" veya "бульвар (bulvar)" kelimelerini telaffuz ederiz ve nadiren gerçek anlamlarını düşünürüz. Ortalama bir insan için bunlar, şehirdeki "yol" kelimesinin eş anlamlılarıdır. Ancak, şehir planlaması, tarih ve etimoloji açısından bakıldığında, bunlar tamamen farklı kentsel alan kategorileridir ve her birinin kendine özgü anatomisi, işlevi ve hatta karakteri vardır. Bu hiyerarşiyi anlamak, yalnızca "Şehir Planlaması" Uygulama Kılavuzu'ndan değil, aynı zamanda etimolojik sözlüklerden de faydalanabilir.

Улица —Bir sokak, bir şehrin temeli, bir nevi "kan damarı"dır; ancak bir damar veya atardamardan farklı olarak, açıkça tanımlanmış sınırları vardır. Resmi tanıma göre, bir cadde, cadde ve yol ağının kırmızı çizgileriyle sınırlandırılmış ortak bir alandır (doğrusal, açık bir kamusal alan). Basitçe söylemek gerekirse, iki bina sırası arasındaki, araçların ve yayaların hareketine ayrılmış alandır.

Anatomik olarak, herhangi bir sokak heterojendir: bir yol (arabalar için) ve kaldırımlar (yayalar için) olmak üzere ikiye ayrılır ve bunlar bir bordür veya çimenlikle ayrılır. Sokak, diğer daha karmaşık kentsel arterlerin tarihini izlediği temel birimdir. İlginç bir şekilde, kelimenin kendisi Proto-Slavca " ula " kelimesinden gelir ve "nehir yatağı" anlamına gelir; ilk yerleşimler su kenarına kurulmuş ve ana cadde suya paralel uzanmıştır.

проспект —Eğer bir cadde bir ağ ise, o zaman bir bulvar onun ana eksenidir. Kıvrımlı, dar ve çıkmaz sokak olabilen normal bir caddenin aksine, bir bulvar her zaman uzun, düz ve geniş bir geçittir. Başlıca işlevsel özelliği, çıkmaz sokaklarla bitmemesidir; başlangıcı ve sonu genellikle büyük kavşaklar, meydanlar veya köprülerdir.

Tarihsel olarak, caddeler Klasik dönemde "perspektifler" olarak ortaya çıkmıştır; şehrin gövdesini kesen ciddi ışınlar gibidirler. Kelimenin kendisi, "uzak görünüm" veya "perspektif" anlamına gelen Latince prospectus kelimesinden türemiştir . Bu nedenle, caddeler genellikle önemli mimari yapılara doğru yönlendirilmiş görsel koridorlar olarak tasarlanmıştır. Yönetmeliklere göre, bir cadde (şehir çapında öneme sahip ana cadde olarak) kırmızı çizgilerle gösterilen etkileyici bir genişliğe sahiptir; 40 ila 80 metre veya daha fazla, dört ila on trafik şeridiyle. Bunlar, şehrin her yerinden gelen trafik akışını yoğunlaştıran gerçek trafik nehirleridir.

Бульвар — Bulvar, kentsel alan felsefesinin tamamen farklı bir yönünü temsil eder. Yol olmaktan ziyade, öncelikle yaya trafiği, gezintiler ve kısa molalar için tasarlanmış yeşil, doğrusal bir alandır. Şehir planlama yönetmeliklerine göre, bulvar ana veya tali caddeler boyunca—bir tarafında veya ortasında—ya da bir yaya caddesinin uzantısı olarak yer alır.

Bulvarın en önemli özelliği, en az 1:4 oranında olmasıdır; yani her zaman uzunlamasına bir şerittir. Profilinde, çimenlikler ve yaya geçitleri yolun üzerinde yer alır. Kırmızı çizgiler içindeki bulvarların genişliği 50 metreye ulaşabilir ve tek bir yaya geçidiyle minimum genişlik 18 metredir (sokak ekseni boyunca yer aldığında). Bu kelimenin etimolojisi, dikkat çekici tarihini ortaya koymaktadır. Fransızca " boulevard" kelimesi , Orta Hollandaca "bolwerc " kelimesinden türemiştir ve "burç" veya "kale suru" anlamına gelir. Paris ve diğer Avrupa şehirlerinde eski kale duvarları yıkıldığında, yerlerine geniş gezinti yolları inşa edildi. Böylece, savunma amaçlı tahkimatlar, keyifli yürüyüşler için bir alana dönüştürüldü. Moskova'da bu dönüşüm, 1796 yılında Beyaz Şehir surlarının bulunduğu yere inşa edilen Tverskoy Bulvarı ile gerçekleşti.

Dolayısıyla, eğer cadde, arabaların ve insanların bir arada bulunduğu şehrin demokratik temeli ise, o zaman cadde ulaşım mühendisliğinin ve hızın bir zaferi, bulvar ise "yavaş şehir"in bir adası, ulaşımdan insanlara ayrılmış bir alandır.

Yıl 1890, Çehov'un Sibirya yolculuğu: Ne yedi, ne ödedi?


Kaynak: https://turkrus.com/

  

Dünya edebiyatının simge ismi Anton Çehov’un 1890’da Sahalin Adası’na doğru çıktığı zorlu, hayli sıkıntılı Sibirya yolculuğunda neler yediğini ve yolda ne kadar para harcadığını biliyor muydunuz?

Büyük yazar, ailesine gönderdiği mektuplarda yolculuğun güçlüklerini anlatırken yediği yemekleri, karşılaştığı fiyatları ve cebinden çıkan her kopeyk parayı da kaydetti. Yekaterinburg’dan yola çıkarken yanına yalnızca çeyrek libre çay (1 libre yaklaşık 409,5 gram), 5 libre şeker ve üç limon almıştı. Oysa deneyimli yolcular, uzun yol için yanlarında yaklaşık 8 kiloluk erzak taşıyordu. Çehov ise kendi hazırlıksızlığının bedelini kısa sürede ödedi. İstasyonlardaki yemekler çoğu zaman pahalı, kalitesiz ve iştah kaçırıcıydı. Tümen’den aldığı sucuk bile yol boyunca tükenirken, mola yerlerinde önüne konan tatsız ördek çorbaları açlığını gidermeye yetmiyordu.

Yolculuğun ilk bölümünde Çehov’un yüzünü güldüren nadir duraklardan biri İşim oldu. Burada 100 kopeyk, yani 1 ruble ödeyerek hem doyurucu bir yemek yedi hem de geceyi geçirebileceği bir oda buldu. Dönemin fiyatları düşünüldüğünde bu harcama küçümsenecek gibi değildi: Yaklaşık 16,4 kilogram buğday 30-40 kopeyke alınabilirken, sürgündeki bir memurun aylık maaşı 3 bin-3 bin 500 kopek civarındaydı. Tom Nehri çevresinde de şans nihayet yüzüne güldü; bir istasyonda lezzetli etli lahana çorbası ve salatalık eşliğinde patates kızartması yedi. Ancak bu tür molalar istisnaydı. Aşırı tuzlu çorbalar, kalitesiz etler ve hijyen açısından şüphe uyandıran yemekler yüzünden Çehov, yolun büyük bölümünde açlıkla mücadele etti.

Doğuya ilerledikçe hem fiyatlar yükseldi hem de yiyecek bulmak zorlaştı. Krasnoyarsk’ta çavdar ununun fiyatı 70 kopeyk kadardı, Tomsk ile İrkutsk arasındaki yerleşimlerde et ve peynir gibi temel gıdalara ulaşmak bile güçleşiyordu. Çehov, ailesine gönderdiği mektuplarda beslenme koşullarını mizahi bir dille anlatıyor, adeta bal ve çekirgeyle yaşadığını söylüyordu. Yanında taşıdığı kahve, uzun yolculuk boyunca en önemli dayanaklarından biri hâline gelmişti. Baykal Gölü kıyısındaki Listvenıçnaya istasyonunda ise durum daha da kötüydü. Halkın yaban soğanıyla yetindiğini anlatan yazar, küçücük bir beyaz ekmek için 16 kopeyk ödemek zorunda kaldı. Akşam yemeğinde bulabildiği bir parça domuz eti ve karabuğday lapasıyla yetindi.

Çehov’un yemek çilesi, Baykal Gölü’nü geçerek "Yermak" gemisine binmesiyle nihayet sona erdi. Geminin aşçısı Grigoriy İvanoviç’in hazırladığı, yazarın övgüyle söz ettiği yemekler, günlerdir düzgün bir öğüne hasret kalan Çehov’a ilaç gibi geldi. Ancak yolculuğun sonuna yaklaşırken masraflar da azalmıyordu. İşim’de 1 ruble karşılığında yemek ve konaklama bulabilen yazar, Sretensk öncesindeki istasyonlarda arabacılara verdiği bahşişlerle de bütçesinin yükünü artırdı. Çehov’un ayrıntılı notları, yalnızca zorlu bir yolculuğun gastronomi günlüğünü değil, 19. yüzyıl Rusya’sında fiyatları, taşra yaşamını ve uzak bölgelerdeki gündelik koşulları yansıtan ilginç bir tarihsel belgeyi de ortaya koyuyor.

Çehov’un "Sibirya'dan" başlıklı yazısından seçilmiş şu cümleleri de ekleyelim:

“Bütün yol boyunca bir köpek gibi aç kaldım.”

“Karabuğday lapasının bile hayalini kuruyordum.”

“İki hafta boyunca yalnızca süt ve yumurtayla beslendim.”

“Öğle vakti pişmiş bir şey isterseniz, her yerde yalnızca ördek çorbası sunarlar.”

“Tadı kötü, bakmaya bile insanın midesi bulanıyor.”

“Ne yazık ki küçük kasabalarda yiyecek hiçbir şey yok.”

“Doğuya yaklaştıkça her şey daha pahalı hâle geliyor.”

“Hayatın içindeki beceriksizlik kendini hiçbir yerde yolculukta olduğu kadar belli etmiyor.”

“Tanrı aşkına, bir çorba! Bir tabak çorba için krallığımın yarısını verirdim!”

12 Ekim 2026 Pazartesi

Rusya'da YZ beyaz yakalıları zorluyor, el emeği gözde


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rus siyaset bilimci Georgiy Bovt, Rossiyskaya Gazeta için kaleme aldığı değerlendirmede, yapay zekânın ofis işlerini dönüştürürken tesisatçı, elektrikçi, kaynakçı ve inşaat ustası gibi mesleklerin değerini artırdığına dikkat çekti.

Rusya’da tesisatçı çağırmanın maliyeti birkaç yıl önceki 1500 rubleden 3 bin 500-4 bin rubleye yükselirken, bazı ustaların aylar öncesinden randevu verdiği belirtiliyor. Avito Rabota verilerine göre 2026’nın ilk sekiz ayında harita ve ölçüm uzmanlarının aylık ücret teklifleri 159 bin 600 rubleye ulaştı. Üçüncü çeyrekte ise torna operatörlerine sunulan ücretler yıllık yüzde 30 artışla 209 bin rubleye çıktı. Buna karşılık Rusya’da ortalama aylık ücret temmuzda 109 bin 500 ruble olurken yıllık artış yüzde 9,5’te kaldı.

El emeğinin pahalanmasının başlıca nedenleri arasında demografik değişim, göç politikaları ve savunma sanayisinin iş gücü talebi gösteriliyor. İş gücü piyasasına giren genç kuşakların nüfusu azalırken emekliliğe ayrılanların sayısı artıyor.

Rusya İçişleri Bakanlığı, 2026’nın ilk çeyreğinde yabancı işçilere 475 bin çalışma patenti verdi, bu sayı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22 daha düşük. Ayrıca göçmenlerin kurye, ticaret ve ulaşım gibi alanlarda çalışmasını yasaklayan bölgelerin sayısı 2023’teki 15 seviyesinden 50’nin üzerine çıktı. Savunma sanayisi ve ithal ikamesine yönelik üretim de torna operatörleri, kaynakçılar ve elektrikçiler için rekabeti artırıyor. Avito Usługi verilerine göre, 2026 ilkbaharında saatlik usta hizmetlerine yönelik talep yıllık yüzde 25 arttı; sifon değiştirme talebindeki artış ise yüzde 46’ya ulaştı.

Benzer bir eğilim ABD ve Avrupa’da da görülüyor. ABD’de yapay zekâ yatırımlarıyla büyüyen veri merkezi projeleri, nitelikli inşaat işçilerine olan ihtiyacı artırıyor. OpenAI’nin verilerine dayandırılan değerlendirmede, planlanan veri merkezlerinin nitelikli iş gücü ihtiyacını yüzde 20 artırabileceği belirtiliyor. Almanya’da yaklaşık 210 bin nitelikli işçi pozisyonuna karşılık ilgili meslek gruplarında yalnızca 140 bin civarında işsiz bulunuyor. İngiltere’de ise Brexit ve çalışan nüfusun yaşlanması, inşaat sektöründeki açığı derinleştiriyor.

Georgiy Bovt’a göre yapay zekâ basın bülteni yazabilir, hesaplama yapabilir ve tadilat maliyetini saniyeler içinde çıkarabilir; ancak bir lavabonun altına girip sifon değiştiremez veya eski bir binanın elektrik tesisatını onaramaz. Bu nedenle otomasyon ofis çalışanlarını baskı altına alırken, fiziksel beceri ve teknik uzmanlık gerektiren mesleklerin ekonomideki ağırlığının önümüzdeki dönemde artması bekleniyor.

10 Ekim 2026 Cumartesi

Bir Türk, bir Fransız ve bir Rus


Cenk Başlamış

Kaynak: https://medyagunlugu.com/

 

Yazının başlığı biraz fıkra gibi oldu ama okuyacaklarınız zaten fıkra gibi, sadece komik değil, fazlasıyla trajik…

Bundan neredeyse 30 yıl önce iki büyük Türk şirketi Rusya’nın hızla büyüyen perakende pazarına girmeye karar verdi.

O günlerde Moskova’da bugünkü anlamıyla market bulmak kolay değildi. Bakkaldan biraz hallice dükkânlara “süpermarket” deniliyordu ama Batı’daki dev hipermarketlerin Rusya’da henüz pek örneği yoktu.

Türkler işte tam bu dönemde geldi.

Hem de öyle böyle değil…

Moskova’nın lüks semtlerinden birinde dev bir alışveriş merkezi kurdular, içine de kocaman bir hipermarket yerleştirdiler; adını Ramstore koydular.

Açılış günü Moskovalılar kapılarda kuyruk oluşturdu.

Reyonlar, alışveriş arabaları, çeşit çeşit ürünler, Batı tarzı market düzeni…

Ruslar için yeni bir dönem başlıyordu.

Türkler kararlı ve planlı gidiyordu.

Moskova’da birbiri ardına alışveriş merkezleri ve hipermarketler açıldı. Ardından Moskova dışına çıkıldı.

Ramstore kısa sürede Rusya’da tanınan bir marka haline geldi.

Moskova’da yaşayan Türk vatandaşları da bundan gurur duyuyordu.

Markete gittiklerinde çürük bir meyve görseler altlara saklıyor, eğri duran rafları düzeltiyor, yere düşen ürünleri kaldırıyorlardı.

Rus arkadaşlarına da göğüslerini kabartarak, “Burası Türklerin” diyorlardı.

Türklerin Rusya’daki başarısının simgelerinden biri olmuştu Ramstore.

Ama Rusya hızla büyüyen bir pazardı.

Ve Türklerin keşfettiği bu büyük pastada başkalarının da gözü vardı.

 

Fransızlar geliyor

2002 yılında piyasaya yeni bir oyuncu girdi.

Fransız Auchan.

Rusların Fransızca “Auchan” kelimesini telaffuz etmekte zorlanacağını bilen şirket adını “Aşan” olarak değiştirmekte beis görmedi; öyle ya, kaz gelecekten yerden tavuk esirgenmezdi.

Türklerin marketleriyle karşılaştırıldığında Auchan’ın mağazaları pek gösterişli değildi.

Ama başka bir avantajları vardı: Fiyat.

Bazı ürünlerde Ramstore’a göre yüzde 50-70’e varan fiyat farkları oluşuyordu.

Rus tüketicisinin tercihi de yavaş yavaş değişmeye başladı.

Üstelik başlangıçta Ramstore’dan alışveriş yapmayı gurur meselesi haline getiren Moskova’daki Türkler bile Auchan’a gitmeye başladı.

O günlerde bir Türk gazeteci, Ramstore’un başındaki üst düzey yöneticilerden birini Fransız şirketinin yarattığı tehlikeye karşı uyardı.

Aldığı cevap aşağı yukarı şuydu:

“Biz kiiiiimmm onlar kiiiim, bizimle baş edemezler!”

Gerekçesi de basitti:

“Biz daha kaliteli ürün satıyoruz.”

Ama pazarın başka kuralları vardı.

Rus tüketicisi kalite kadar fiyata da bakıyordu.

 

Küçük balık büyük balığı yiyor

Sonrası Türk perakendeciliği açısından hiç de parlak olmadı.

2007 yılında Koç Grubu, Rusya’daki ortak girişim Ramenka’daki yüzde 50 hissesini 542,5 milyon dolara Enka’ya sattı.

Bunun ardından Enka’nın elindeki Ramstore hipermarketlerinin işletme haklarının önemli bölümü Fransız Auchan’a geçti. Anlaşmanın toplam bedeli 181 milyon euroydu.

Rusya’ya daha sonra gelen Fransızlar, Rusya’ya ilk giren Türklerin kurduğu sistemin önemli bölümünü satın almıştı.

Bir zamanlar “küçük balık” olarak görülen Auchan, “büyük balık” olarak görülen Ramstore’u yutmuştu.

Enka daha sonra perakende sektöründen tamamen çıktı ve gayrimenkul alanına yöneldi. Ramstore mağazalarının önemli bölümü de zaman içinde başka markalara dönüştürüldü.

Öykü burada bitmişti. En azından biz öyle sanıyorduk ama…

 

21 yıl sonra

Çünkü geçen hafta çok ilginç bir şey oldu.

Ramstore’u piyasadan silen Auchan, bu kez Rusya’da kendisi devlet müdahalesiyle karşı karşıya kaldı.

Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 17 Eylül’de imzaladığı kararnameyle Auchan’ın Rusya’daki şirketi geçici yönetim kapsamına alındı, yani kayyım atandı.

Böylece bir zamanlar Türk şirketlerinin karşısına çıkıp onları birkaç yıl içinde piyasadan silen Fransız şirketi, şimdi Rus devletinin kontrolüne girmiş oldu.

Gerçi bu işlem Auchan’ın Rusya’daki varlıklarının mülkiyetinin resmen Rus devletine geçtiği anlamına gelmiyor. Şimdilik yapılan, şirketin geçici yönetime alınması, mağazalar çalışmaya devam ediyor.

İşin bir başka ilginç tarafı daha var:

2022’de Ukrayna savaşı başladıktan sonra birçok Batılı şirket Rusya’dan ayrılırken Auchan kalmayı tercih etmişti.

Bugün Rusya’da yaklaşık 230 mağazası ve 24 binden fazla çalışanı var.

2026’nın ilk yarısındaki satışları da 127 milyar ruble (yaklaşık 75.5 milyar lira) düzeyinde.

Bir zamanlar Rusya’da Türklerin önüne geçerek onların kurduğu pazarı ele geçiren Auchan, bugün yüreği ağzında Moskova’nın nihai kararını bekliyor.

Moskova'da 15, İstanbul'da 30 dakika


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Moskova’da yaşayanlar, geleneksel “ev-metro-merkez” güzergâhı yerine günlük ihtiyaçlarını evlerine yakın noktalarda karşılamayı giderek daha fazla tercih ediyor. Kahve dükkânları, eczaneler, sipariş teslim noktaları, güzellik salonları, mağazalar ve spor stüdyoları konut bölgelerinin ayrılmaz bir parçası haline geliyor.

Yüksek Ekonomi Okulunun araştırmasına göre, 15 dakikalık yürüme mesafesinde temel hizmetlere erişilebilen bölgelerde Moskovalıların yüzde 85,8’i yaşıyor. Günlük ihtiyaçların karşılandığı noktalara yürüyerek ulaşmak ortalama 9,6 dakika sürüyor. Bu süre Londra’da 10,3, Tokyo’da 12,3, New York’ta 20, İstanbul’da ise 30 dakika.

Mahalle altyapısının en dikkat çekici unsurlarından biri sipariş teslim noktaları oldu. Bu noktaların yaygınlaşması, hem e-ticaretin büyümesi hem de insanların alışverişlerini alışveriş merkezlerine gitmeden, evlerine yakın yerlerden teslim alma isteğiyle bağlantılı.

2GIS verilerine göre, 2025 yılında Moskova’daki sipariş teslim noktalarının sayısı yüzde 24, nüfusu 1 milyonu aşan şehirlerde ise yüzde 28 arttı. 2026 başı itibarıyla Rusya genelinde 226 bin 400 teslim noktası faaliyet gösteriyordu. Bu sayı bir yılda yüzde 44,7 yükseldi.

Ev yakınındaki hizmetlere yönelik talep, konut bölgelerinin ticari yapısını da değiştiriyor. Gayrimenkul geliştiricileri, yeni projelerin giriş katlarında küçük mağazalar, kafeler, eczaneler ve hizmet işletmeleri için daha fazla alan ayırıyor. Özellikle 50 metrekareye kadar olan dükkânlar, mahalle ölçeğinde faaliyet gösteren işletmeler için tercih ediliyor. Moskova Belediyesi Emlak Dairesinin verilerine göre, 2024’ün ilk dokuz ayında işletmeler belediyeden toplam 41 bin 600 metrekare büyüklüğünde 339 giriş katı ticari alan satın aldı.

En çok talep gören hizmetler arasında marketler, eczaneler ve sipariş teslim noktalarının yanı sıra küçük kafeler ve fırınlar bulunuyor. Güzellik salonları, spor stüdyoları, çocuk kulüpleri, dil merkezleri, sağlık hizmetleri ve günlük ihtiyaçlara yönelik diğer işletmeler de yaygınlaşıyor. Böylece mahalleler yalnızca konut alanları olmaktan çıkıp insanların günlük işlerinin büyük bölümünü şehir içinde uzun yolculuklar yapmadan halledebildiği yaşam alanlarına dönüşüyor.

Sber'in yapay zekâsı Gogol'ün "Ölü Canlar"ını tamamladı


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rusya'da Nikolay Gogol'ün eserinin devamı olarak yapay zekâ “GigaChat” kullanılarak hazırlanan “Ölü Canlar. İkinci Cilt. Yeniden Doğuş” adlı roman satışa çıktı. Proje, Sber'in 185. kuruluş yıl dönümüne ithaf edildi. Metnin hazırlanmasında "yapay zeka geliştiricileri"nin yanı sıra tarihçiler, edebiyat araştırmacıları, dilbilimciler ve mühendisler görev aldı. 

Gogol, romanın ikinci cildin el yazmasını 24 Şubat 1852 gecesi yakmıştı. Bugün okurları romanın "bitmemiş halini" okuyor. Yeni metnin oluşturulması için GigaChat, yazarın tüm eserleri, mektupları, taslakları ve not defterlerinin yanı sıra dönemin diğer yazarlarının eserleriyle eğitildi. Sber, ortaya çıkan metnin Gogol'e ait olmadığını, ancak onun anlatım kurallarına ve üslubuna göre oluşturulduğunu vurguladı.

Metni değerlendirmek için kelime çeşitliliği, sözdizimi, grotesk unsurlar, diyalog özellikleri ve anlatıcı kullanımı dahil 11 kriterden oluşan bir sistem geliştirildi. Her bölüm uzmanlar tarafından incelenerek Gogol'ün özgün eserlerinden derleme yapılmadığı kontrol edildi. Çalışmalar bir yıldan fazla sürdü. GigaChat ayrıca ilk “Ölü Canlar” cildini resimleyen Aleksandr Agin'in üslubunda 21 illüstrasyon hazırladı.

Kitap “SMM-Retail” yayınevi tarafından 7 bin 600 adet basıldı.

Ruslar Sovyetler Birliği'nin en tanınan sembollerini seçti


Kaynak: https://turkrus.com/ 

Rusya'da yapılan bir araştırmaya göre Sovyetler Birliği'ni en fazla çağrıştıran unsurların başında vitrindeki kristal eşyalar, Oliviye salatası ve holodets geliyor. Snob dergisinde yer alan araştırmaya göre,  gündelik yaşamın sembolleri arasında vitrindeki kristal eşyalar yüzde 92 ile ilk sırada yer aldı.

Onu duvardaki halı yüzde 90, kesme cam bardak ise yüzde 88 ile izledi. Mobilya duvar ünitesi ile çekiç-orak amblemi yüzde 85 oranında hatırlanırken, Mosfilm'in açılış jeneriğini katılımcıların yüzde 84'ü tanıdı. Yemeklerde ise holodets ve olivier yüzde 93'er ile ilk sırada yer aldı. Vinaigrette (pancar salatası) yüzde 92, “Drujba” eritme peyniri ise yüzde 87 oranında hatırlandı.

Sovyet döneminin en tanınan sanatçıları listesinde Vladimir Vysotskiy yüzde 89 ile ilk sırada yer aldı. Katılımcıların yüzde 89'u sanatçının adını veya şarkılarını hatırladığını söyledi. Onu Lev Leşçenko, İosif Kobzon, Müslüm Magomayev ve Edita Pyeha izledi. 

Katılımcılar Sovyet geçmişine ilişkin bilgileri en çok okul derslerinden, aile hikâyelerinden ve Sovyet sinemasından ediniyor. Yüzde 44 okul derslerini, yüzde 42 aile anlatılarını, yüzde 41 ise Sovyet filmlerini kaynak olarak gösterdi.

Sovyet dönemini konu alan yapımlara da ilgi sürüyor: Katılımcıların yüzde 75'i bu dönemi anlatan filmleri, yüzde 67'si müzik projelerini, yüzde 47'si video oyunlarını ilgi çekici buluyor. Çoğunluk için bu tür yapımlarda tarihi birebir yansıtılmasından çok dönemin atmosferi önem taşıyor.