Moskova

Moskova

26 Mart 2026 Perşembe

Rusya'da iş ortamının 18 yılllık hikayesi: Nereden nereye?


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rusya Sanayiciler ve Girişimciler Birliği’nin (RSPP) 2008–2025 dönemine ilişkin araştırmasına göre ülkede iş ortamı genel olarak iyileşti. Şirketler daha az yolsuzlukla karşılaştıklarını, devletin iş dünyasına yaklaşımının değiştiğini belirtiyor. Ancak aynı dönemde vergi yükü, kredi maliyetleri ve personel açığı gibi temel sorunlar daha da ağırlaştı.

Araştırmaya göre yatırım yapan şirketlerin oranı ciddi şekilde arttı. 2010’da büyük yatırım yapan işletmelerin payı %20 seviyesindeyken, 2024–2025 döneminde bu oran yaklaşık %50’ye çıktı. Yatırım yapmayan şirketlerin oranı ise üçte birden %13’e geriledi. Aynı dönemde devlet kurumlarıyla yaşanan hak ihlalleri de azaldı. 2008’de şirketlerin %37,4’ü hak ihlali yaşadığını belirtirken, 2025’te bu oran %12,8’e düştü.

Devlet ile iş dünyası arasındaki ilişkilerde de belirgin bir dönüşüm gözlendi. 2008’de şirketlerin %60’ı devletin kendilerine “nakit kaynağı” gibi davrandığını düşünürken, 2025’te bu oran %12’nin altına indi. Yolsuzluğun düşük olduğunu düşünenlerin oranı ise %21’den %75’e yükseldi. Denetim yükü de azaldı. Planlı denetimlerle karşılaşan şirketlerin oranı %90 seviyelerinden %67’ye geriledi.

Buna karşın ekonomik baskılar arttı. 2025’te ilk kez şirketlerin yarısından fazlası vergi yükünün arttığını belirtti. Ortalama mali yük %21,9’dan %22,4’e yükseldi. Kredi maliyetleri de keskin biçimde arttı. Şirketlerin yarısından fazlası borçlanma faizinin %18–25 aralığında olmasını bekledi. Oysa beş yıl önce çoğu işletme %10’un altında faiz öngörüyordu.

İş dünyasının en büyük sorunu ise değişmedi: nitelikli iş gücü eksikliği. 2025’te şirketlerin yaklaşık üçte ikisi bu sorunu en kritik mesele olarak tanımladı. Orta vadede de tablo aynı. 2008’de %76 olan “kalifiye eleman eksikliği” endişesi, 2025’te %80’e yükseldi.

Uzmanlara göre Rusya’da iş ortamı artık iki farklı gerçekliğin kesişiminde ilerliyor. Bir yanda dijitalleşme ve idari reformlarla gelen iyileşmeler var. Diğer yanda ise yaptırımlar, yüksek faiz, artan maliyetler ve iş gücü açığı şirketler üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor.

18 Mart 2026 Çarşamba

"Bugün referandum yapılsa SSCB için oy verir miydiniz?"


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rusya’da Sovyetler Birliği’nin dağılmasına yönelik toplumsal algı kuşaklara göre belirgin biçimde değişiyor. VTsIOM araştırmasına göre ülke genelinde katılımcıların yüzde 57’si SSCB’nin dağılmasından pişmanlık duyduğunu belirtirken yüzde 29’u böyle bir duygu taşımadığını ifade etti. Ancak bu tablo genç nesillerde farklılaşıyor.

Araştırmaya göre 2001 sonrası doğan gençlerde SSCB’nin dağılmasına üzülenlerin oranı yalnızca yüzde 14 seviyesinde. Buna karşılık Sovyet dönemini yaşamış yaşlı kuşakta bu oran yüzde 79’a ulaşıyor. Gençlerin yüzde 57’si Sovyetler Birliği’nin dağılmasını “kaçınılmaz” olarak değerlendirirken yaşlı kuşakta bu görüşe katılanların oranı sadece yüzde 16’da kalıyor.

Uzmanlara göre bu farkın temel nedeni tarihsel deneyim. Yaşlı kuşak için SSCB kişisel hayatın bir parçası olarak görülürken gençler için yalnızca tarihsel bir dönem anlamına geliyor. Bu nedenle nostalji duygusunun zamanla zayıfladığı belirtiliyor.

Buna rağmen toplumun önemli bir bölümü Sovyetler Birliği’ne olumlu bakmaya devam ediyor. Araştırmaya göre bugün bir referandum yapılsa katılımcıların yaklaşık üçte ikisi SSCB’nin korunması yönünde oy vereceğini söylüyor. Bu eğilim son yıllarda büyük ölçüde değişmedi.

SSCB’ye olumlu yaklaşanlar güçlü devlet yapısı, sosyal eşitlik ve istikrar vurgusu yapıyor. Karşı görüşte olanlar ise tarihin geri döndürülemeyeceğini, Sovyet sistemine dönüşün mümkün ya da gerekli olmadığını savunuyor. Uzmanlara göre kuşak değişimi sürdükçe bu tartışmada ağırlık gençlerin bakış açısına doğru kaymaya devam edecek.

17 Mart 2026 Salı

Kahvenin 300 yıllık Rusya yolculuğu


Kaynak: https://turkrus.com/

  

Son yıllarda Rusların "milli sıcak içkisi" popülerlik seviyesine ulaşan kahve macerası ile birbirinden ilginç bilgilere ne dersiniz? Kahve Rusya’ya Avrupa’dan biraz daha geç geldi ve uzun süre yalnızca seçkinlerin içeceği olarak kaldı. Ancak yüzyıllar içinde egzotik bir lüksten günlük hayatın vazgeçilmez alışkanlıklarından birine dönüştü.

Rusların kahveyle ilk ciddi tanışması I. Petro (Deli Petro) döneminde oldu. Çar, Hollanda’da bulunduğu sırada Yemen’in Moha limanından getirilen kahveyi tatmış ve Rusya’da yaygınlaştırmaya karar vermişti. 1709 yılında ilk kahve çekirdekleri Petersburg’a getirildi. Petro, saray misafirlerine kahve ikram edilmesini emretti ve 1714’te açılan Kunstkamera müzesine gelen ziyaretçilere ücretsiz kahve sunulmasını bile istedi. Buna rağmen içecek uzun süre halk arasında yaygınlaşmadı. Kilise vaizleri kahveyi “şeytani içecek” diye nitelendiriyor, bazı din adamları kahve içenlerin “İsa’ya karşı günah işlediğini” söylüyordu.

Kahvenin yayılmasında en büyük rolü saray çevresi ve kültürel elit oynadı. İmparatoriçe Anna İoannovna her sabah yatakta içtiği kahvesiyle tanınırken, II. Katerina günde birkaç fincan çok sert kahve içiyordu. Onun döneminde Rusya’ya kahve ithalatı üç kat arttı. 1791 yılında Osmanlı elçileri imparatoriçeye barış görüşmeleri sırasında çuvallarla kahve hediye etmişti.

19. yüzyılın sonunda kahve yavaş yavaş şehir hayatının parçası haline geldi. Petersburg ve Moskova’da kahvehaneler açıldı, sanatçılar ve yazarlar bu mekânlarda buluşmaya başladı. Puşkin’in de sık sık gittiği ünlü Wolf ve Béranger pastanesi dönemin kültürel merkezlerinden biri haline geldi. Buna rağmen Rusya hâlâ “çay ülkesi” olarak kalıyordu. 19. yüzyıl sonunda bir Rus yılda ortalama 5 funt çay içerken kahve tüketimi yalnızca 40 gram civarındaydı.

Sovyet döneminde kahve yeniden kıt ve pahalı bir ürün haline geldi. 1940’larda ithalat çok sınırlıydı ve savaş yıllarında kahve çoğunlukla yalnızca pilotlara veya hastanelerde yaralılara veriliyordu. Sıradan vatandaşlar ise çoğu zaman meşe palamudu veya arpadan yapılan kahve benzeri içecekler tüketmek zorunda kaldı.

Gerçek kahve kültürü ancak 1960’lardan sonra yeniden gelişmeye başladı. Sovyetler Birliği Brezilya, Hindistan ve Kolombiya’dan büyük miktarda kahve ithal etti. Aynı dönemde ülkede ilk çözünür kahve fabrikası açıldı. 1990’lardan sonra ise Rusya’da modern kahve zincirleri ve kafeler hızla yayılmaya başladı.

Bugün kahve Rusya’da günlük hayatın önemli bir parçası. Ülke her yıl yüz binlerce ton kahve ithal ediyor. Kafelerde en popüler içecekler arasında cappuccino ve latte öne çıkıyor. Bir zamanlar saray sofralarının egzotik içeceği olan kahve artık ülkenin en ücra köşelerine kadar ulaşmış durumda.

13 Mart 2026 Cuma

Moskova'nın nüfusu belli oldu


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Mosstat verilerine göre Moskova’da yaşayanların sayısı yaklaşık 13 milyon 300 bin kişiye yükseldi. Bu bilgiyi Moskova Şehir Duması Başkanı Aleksey Şapoşnikov paylaştı. 2021’de yapılan ilk dijital nüfus sayımında başkentte yaklaşık 13 milyon kişi yaşıyordu.

Rusya’nın en son resmi istatistiklere göre nüfusu en yüksek 10 şehri şöyle:

Moskova
Yaklaşık 13,3 milyon kişi

Sankt-Peterburg
Yaklaşık 5,6 milyon kişi

Novosibirsk
Yaklaşık 1,6 milyon kişi

Yekaterinburg
Yaklaşık 1,55 milyon kişi

Kazan
Yaklaşık 1,35 milyon kişi

Nijniy Novgorod
Yaklaşık 1,25 milyon kişi

Krasnoyarsk
Yaklaşık 1,2 milyon kişi

Çelyabinsk
Yaklaşık 1,18 milyon kişi

Samara
Yaklaşık 1,15 milyon kişi

Ufa
Yaklaşık 1,13 milyon kişi

Moskova istatistik kurumu yalnızca nüfusu değil, fiyat düzeyini, hane gelirlerini ve işgücü piyasasını da izliyor. 2025 yılında şehirde 60 binden fazla yeni tüzel kişilik kaydedildi. 

Resmi verilere göre Moskova’da işsizlik oranı yüzde 0,2 seviyesine geriledi. Bu oran ülke ortalaması olan yüzde 0,4’ün altında bulunuyor. Öte yandan Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, kentte yaklaşık 500 bin kişilik işgücü açığı olduğunu ve demografik nedenlerle bu sorunun büyüyebileceğini açıklamıştı.

Tarihi değiştiren adam


 

Kaynak: https://medyagunlugu.com/

 

Rus halkının büyük bölümü çoktan unutsa da 11 Mart dünya tarihinin akışını değiştiren ve sonuçları günümüzde bile hissedilen bir olayın yıl dönümü.

Bundan tam 41 yıl önce, 11 Mart 1985 tarihinde Mihail Gorbaçov’un iktidara gelmesi önce ülkesi Sovyetler Birliği’nde, daha uluslararası alanda deprem niteliğindeki değişimin o anda fark edilmeyen ilk adımıydı. Zaten bazı Rus yorumcular 11 Mart 1985’i Sovyetler Birliği’nin sonunun başlangıcı olarak görüyor.

Rusya’daki analizlerde, Gorbaçov’un iktidara gelişinden “SSCB tarihinin son bölümünü başlatan olay” diye söz ediliyor.

İlginç olan, Sovyetlerin dağılmasının üzerinden bir hayli zaman geçmesine ve Gorbaçov’un da hayatını kaybetmesine rağmen bu konunun dar bir çevrede de olsa hâlâ tartışılması. Rus halkının gözünde Gorbaçov “SSCB’yi dağıtan, Batı’ya fazla taviz veren, Rus tarihinin en kötü yöneticilerinden biriydi.”

Bazı Rus tarihçiler ise, Gorbaçov’un aslında çöküşün nedeni değil sonucu olduğu görüşünde. Bu kişilere göre onun iktidara geldiği 1980’lerin ortasında ekonomi zaten durma noktasına gelmişti, Afganistan’daki savaşın maliyeti çok ağırdı, yönetici sınıf çok yaşlılardan oluşuyordu ve sistem reform baskısı altındaydı. Bu yüzden Gorbaçov’un seçilmesi değişim ihtiyacının sembolü olarak görülüyordu.

Rusya’da geçen yıl yapılan bir ankette katılımcıların yüzde 65’i “Gorbaçov iktidara gelmeseydi bugün hayat daha iyi olurdu” görüşünü dile getirmişti. Aynı ankete katılanların yüzde 25’i SSCB’nin çöküşünün liderden bağımsız olarak zaten kaçınılmaz olduğunu söyledi. Gorbaçov’un liderliğini olumlu değerlendirenlerin oranı sadece yüzde beş.

Sovyetler Birliği’nin 1991 sonunda dağılmasıyla iki kutuplu dünya düzeni yıkıldı ve dengeler Batı lehine bozuldu. Bu depremin sonuçları, aradan geçen 35 yılda bile o kadar hissediliyor ki, insanın aklına ister istemez, “Sovyetler yaşasaydı ABD ve İsrail İran’a bu kadar fütursuzca saldırabilir miydi” sorusu takılıyor.

Fotoğraf: Gorbaçov’un Sovyet Komünist Partisi Genel Sekreteri seçilmesinin ertesi günü çıkan Pravda gazetesi. pikabu.ru

'Tabakçı' kadın nasıl ayırt edilir?


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Son yıllarda bazı erkekler randevularda yalnızca ücretsiz yemek ya da hediyeler için buluşan "bedavacı" kadınları tanımlamak için Rusya'da “tabakçı” (erkekleri masrafa sokan kadın) ifadesi kullanılıyor. Ancak uzmanlara göre bu etiket çoğu zaman yanlış kullanılıyor.

İlişki amacıyla buluşan bir kadının çiçek kabul etmesi ya da restorana gitmesi otomatik olarak çıkarcılık anlamına gelmiyor. Eşleştirme uzmanı Anna Osipova’ya göre gerçek “tabakçı” davranışı, kadının randevuları yalnızca pahalı restoranlarda ayarlaması ve görüşmenin odağını sürekli maddi kazanımlara yöneltmesiyle ortaya çıkıyor.

İzvestiya'ya konuşan psikologlar, böyle bir niyetin genellikle ilk görüşmelerde anlaşılabileceğini belirtiyor. Uzmanlara göre kadın randevuda karşısındaki kişiyle ilgilenmek yerine sürekli menü, ortam ya da hediyelerle ilgileniyorsa bu durum maddi beklentiye işaret edebilir.

Buna karşılık samimi bir ilişki arayan kişiler için buluşmanın pahalı bir mekânda gerçekleşmesi şart değil.

Hatta bazı uzmanlar, şüphe duyan erkeklerin ikinci buluşmayı daha sade bir ortamda planlayarak karşı tarafın tepkisini gözlemleyebileceğini söylüyor.

Bununla birlikte psikologlar her randevunun maddi çıkar amacı taşıdığı varsayımının da yanlış olduğunu vurguluyor.

Çiçek vermek, sinemaya gitmek ya da restoranda yemek yemek birçok toplumda flörtün doğal bir parçası kabul ediliyor.

Uzmanlara göre başarısız bir randevunun ardından kadını “çıkarcı” olarak nitelendirmek çoğu zaman hayal kırıklığının bir sonucu.

Sağlıklı bir ilişki ise karşılıklı ilgi, açık iletişim ve maddi beklentilerin ötesinde kurulan güven üzerine inşa ediliyor.

"Rusya neden kuantum medeniyeti?"


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Kremlin’de kamu projeleri dairesi başkan yardımcısı Aleksandr Juravskiy (fotoğrafta), Rusya’yı “kuantum medeniyeti” olarak tanımladı. Gosudorstvo (Devlet) dergisinde yayımlanan “Rus milleti” başlıklı makalesinde yetkili, Rus toplumunun “imkânsız sürelerde süper görevleri yerine getirme” anlayışının ülke kültürünün temel özelliklerinden biri olduğunu savundu.

Juravskiy’e göre Rus vatandaşları, kuantum fiziğindeki “süperpozisyon” kavramına benzer şekilde aynı anda farklı kimlikleri taşıyabiliyor:

Bir kişi hem kendi etnik topluluğuna hem bölgesine bağlı kalabiliyor hem de büyük bir devletin vatandaşı olarak ortak bir kimlik içinde yaşayabiliyor.

Yetkili, Rus toplumunun tarih boyunca beklenmedik durumlara hızla mobilize olma yeteneği gösterdiğini belirtti.

Vedomosti'nin haberleştirdiği makalesinde Rus karakterinin özellikleri arasında fedakârlık, kolektivizm, idealizm ve “avral” olarak tanımlanan ani seferberlik kültürünü sayan Juravskiy, Batı’nın göçmenleri asimile etmeye dayalı “eritme potası” modelini de eleştirdi. Rus yetkiliye göre Rusya’da farklı halkların kültürel kodları tek bir medeniyet alanı içinde birlikte var olabiliyor.

Juravskiy ayrıca Rusya’nın çok uluslu yapısının temel dayanağının Rus dili ve Rus kültürü olduğunu belirtti. Bu temel sayesinde farklı etnik grupların ortak bir kimlik içinde bir arada yaşayabildiğini ifade eden yetkili, Rusya’nın tarihsel olarak krizleri bu “mobilizasyon modeli” sayesinde aşabildiğini savundu.