Moskova

Moskova

12 Ekim 2026 Pazartesi

Rusya'da YZ beyaz yakalıları zorluyor, el emeği gözde


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rus siyaset bilimci Georgiy Bovt, Rossiyskaya Gazeta için kaleme aldığı değerlendirmede, yapay zekânın ofis işlerini dönüştürürken tesisatçı, elektrikçi, kaynakçı ve inşaat ustası gibi mesleklerin değerini artırdığına dikkat çekti.

Rusya’da tesisatçı çağırmanın maliyeti birkaç yıl önceki 1500 rubleden 3 bin 500-4 bin rubleye yükselirken, bazı ustaların aylar öncesinden randevu verdiği belirtiliyor. Avito Rabota verilerine göre 2026’nın ilk sekiz ayında harita ve ölçüm uzmanlarının aylık ücret teklifleri 159 bin 600 rubleye ulaştı. Üçüncü çeyrekte ise torna operatörlerine sunulan ücretler yıllık yüzde 30 artışla 209 bin rubleye çıktı. Buna karşılık Rusya’da ortalama aylık ücret temmuzda 109 bin 500 ruble olurken yıllık artış yüzde 9,5’te kaldı.

El emeğinin pahalanmasının başlıca nedenleri arasında demografik değişim, göç politikaları ve savunma sanayisinin iş gücü talebi gösteriliyor. İş gücü piyasasına giren genç kuşakların nüfusu azalırken emekliliğe ayrılanların sayısı artıyor.

Rusya İçişleri Bakanlığı, 2026’nın ilk çeyreğinde yabancı işçilere 475 bin çalışma patenti verdi, bu sayı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22 daha düşük. Ayrıca göçmenlerin kurye, ticaret ve ulaşım gibi alanlarda çalışmasını yasaklayan bölgelerin sayısı 2023’teki 15 seviyesinden 50’nin üzerine çıktı. Savunma sanayisi ve ithal ikamesine yönelik üretim de torna operatörleri, kaynakçılar ve elektrikçiler için rekabeti artırıyor. Avito Usługi verilerine göre, 2026 ilkbaharında saatlik usta hizmetlerine yönelik talep yıllık yüzde 25 arttı; sifon değiştirme talebindeki artış ise yüzde 46’ya ulaştı.

Benzer bir eğilim ABD ve Avrupa’da da görülüyor. ABD’de yapay zekâ yatırımlarıyla büyüyen veri merkezi projeleri, nitelikli inşaat işçilerine olan ihtiyacı artırıyor. OpenAI’nin verilerine dayandırılan değerlendirmede, planlanan veri merkezlerinin nitelikli iş gücü ihtiyacını yüzde 20 artırabileceği belirtiliyor. Almanya’da yaklaşık 210 bin nitelikli işçi pozisyonuna karşılık ilgili meslek gruplarında yalnızca 140 bin civarında işsiz bulunuyor. İngiltere’de ise Brexit ve çalışan nüfusun yaşlanması, inşaat sektöründeki açığı derinleştiriyor.

Georgiy Bovt’a göre yapay zekâ basın bülteni yazabilir, hesaplama yapabilir ve tadilat maliyetini saniyeler içinde çıkarabilir; ancak bir lavabonun altına girip sifon değiştiremez veya eski bir binanın elektrik tesisatını onaramaz. Bu nedenle otomasyon ofis çalışanlarını baskı altına alırken, fiziksel beceri ve teknik uzmanlık gerektiren mesleklerin ekonomideki ağırlığının önümüzdeki dönemde artması bekleniyor.

10 Ekim 2026 Cumartesi

Bir Türk, bir Fransız ve bir Rus


Cenk Başlamış

Kaynak: https://medyagunlugu.com/

 

Yazının başlığı biraz fıkra gibi oldu ama okuyacaklarınız zaten fıkra gibi, sadece komik değil, fazlasıyla trajik…

Bundan neredeyse 30 yıl önce iki büyük Türk şirketi Rusya’nın hızla büyüyen perakende pazarına girmeye karar verdi.

O günlerde Moskova’da bugünkü anlamıyla market bulmak kolay değildi. Bakkaldan biraz hallice dükkânlara “süpermarket” deniliyordu ama Batı’daki dev hipermarketlerin Rusya’da henüz pek örneği yoktu.

Türkler işte tam bu dönemde geldi.

Hem de öyle böyle değil…

Moskova’nın lüks semtlerinden birinde dev bir alışveriş merkezi kurdular, içine de kocaman bir hipermarket yerleştirdiler; adını Ramstore koydular.

Açılış günü Moskovalılar kapılarda kuyruk oluşturdu.

Reyonlar, alışveriş arabaları, çeşit çeşit ürünler, Batı tarzı market düzeni…

Ruslar için yeni bir dönem başlıyordu.

Türkler kararlı ve planlı gidiyordu.

Moskova’da birbiri ardına alışveriş merkezleri ve hipermarketler açıldı. Ardından Moskova dışına çıkıldı.

Ramstore kısa sürede Rusya’da tanınan bir marka haline geldi.

Moskova’da yaşayan Türk vatandaşları da bundan gurur duyuyordu.

Markete gittiklerinde çürük bir meyve görseler altlara saklıyor, eğri duran rafları düzeltiyor, yere düşen ürünleri kaldırıyorlardı.

Rus arkadaşlarına da göğüslerini kabartarak, “Burası Türklerin” diyorlardı.

Türklerin Rusya’daki başarısının simgelerinden biri olmuştu Ramstore.

Ama Rusya hızla büyüyen bir pazardı.

Ve Türklerin keşfettiği bu büyük pastada başkalarının da gözü vardı.

 

Fransızlar geliyor

2002 yılında piyasaya yeni bir oyuncu girdi.

Fransız Auchan.

Rusların Fransızca “Auchan” kelimesini telaffuz etmekte zorlanacağını bilen şirket adını “Aşan” olarak değiştirmekte beis görmedi; öyle ya, kaz gelecekten yerden tavuk esirgenmezdi.

Türklerin marketleriyle karşılaştırıldığında Auchan’ın mağazaları pek gösterişli değildi.

Ama başka bir avantajları vardı: Fiyat.

Bazı ürünlerde Ramstore’a göre yüzde 50-70’e varan fiyat farkları oluşuyordu.

Rus tüketicisinin tercihi de yavaş yavaş değişmeye başladı.

Üstelik başlangıçta Ramstore’dan alışveriş yapmayı gurur meselesi haline getiren Moskova’daki Türkler bile Auchan’a gitmeye başladı.

O günlerde bir Türk gazeteci, Ramstore’un başındaki üst düzey yöneticilerden birini Fransız şirketinin yarattığı tehlikeye karşı uyardı.

Aldığı cevap aşağı yukarı şuydu:

“Biz kiiiiimmm onlar kiiiim, bizimle baş edemezler!”

Gerekçesi de basitti:

“Biz daha kaliteli ürün satıyoruz.”

Ama pazarın başka kuralları vardı.

Rus tüketicisi kalite kadar fiyata da bakıyordu.

 

Küçük balık büyük balığı yiyor

Sonrası Türk perakendeciliği açısından hiç de parlak olmadı.

2007 yılında Koç Grubu, Rusya’daki ortak girişim Ramenka’daki yüzde 50 hissesini 542,5 milyon dolara Enka’ya sattı.

Bunun ardından Enka’nın elindeki Ramstore hipermarketlerinin işletme haklarının önemli bölümü Fransız Auchan’a geçti. Anlaşmanın toplam bedeli 181 milyon euroydu.

Rusya’ya daha sonra gelen Fransızlar, Rusya’ya ilk giren Türklerin kurduğu sistemin önemli bölümünü satın almıştı.

Bir zamanlar “küçük balık” olarak görülen Auchan, “büyük balık” olarak görülen Ramstore’u yutmuştu.

Enka daha sonra perakende sektöründen tamamen çıktı ve gayrimenkul alanına yöneldi. Ramstore mağazalarının önemli bölümü de zaman içinde başka markalara dönüştürüldü.

Öykü burada bitmişti. En azından biz öyle sanıyorduk ama…

 

21 yıl sonra

Çünkü geçen hafta çok ilginç bir şey oldu.

Ramstore’u piyasadan silen Auchan, bu kez Rusya’da kendisi devlet müdahalesiyle karşı karşıya kaldı.

Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 17 Eylül’de imzaladığı kararnameyle Auchan’ın Rusya’daki şirketi geçici yönetim kapsamına alındı, yani kayyım atandı.

Böylece bir zamanlar Türk şirketlerinin karşısına çıkıp onları birkaç yıl içinde piyasadan silen Fransız şirketi, şimdi Rus devletinin kontrolüne girmiş oldu.

Gerçi bu işlem Auchan’ın Rusya’daki varlıklarının mülkiyetinin resmen Rus devletine geçtiği anlamına gelmiyor. Şimdilik yapılan, şirketin geçici yönetime alınması, mağazalar çalışmaya devam ediyor.

İşin bir başka ilginç tarafı daha var:

2022’de Ukrayna savaşı başladıktan sonra birçok Batılı şirket Rusya’dan ayrılırken Auchan kalmayı tercih etmişti.

Bugün Rusya’da yaklaşık 230 mağazası ve 24 binden fazla çalışanı var.

2026’nın ilk yarısındaki satışları da 127 milyar ruble (yaklaşık 75.5 milyar lira) düzeyinde.

Bir zamanlar Rusya’da Türklerin önüne geçerek onların kurduğu pazarı ele geçiren Auchan, bugün yüreği ağzında Moskova’nın nihai kararını bekliyor.

Moskova'da 15, İstanbul'da 30 dakika


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Moskova’da yaşayanlar, geleneksel “ev-metro-merkez” güzergâhı yerine günlük ihtiyaçlarını evlerine yakın noktalarda karşılamayı giderek daha fazla tercih ediyor. Kahve dükkânları, eczaneler, sipariş teslim noktaları, güzellik salonları, mağazalar ve spor stüdyoları konut bölgelerinin ayrılmaz bir parçası haline geliyor.

Yüksek Ekonomi Okulunun araştırmasına göre, 15 dakikalık yürüme mesafesinde temel hizmetlere erişilebilen bölgelerde Moskovalıların yüzde 85,8’i yaşıyor. Günlük ihtiyaçların karşılandığı noktalara yürüyerek ulaşmak ortalama 9,6 dakika sürüyor. Bu süre Londra’da 10,3, Tokyo’da 12,3, New York’ta 20, İstanbul’da ise 30 dakika.

Mahalle altyapısının en dikkat çekici unsurlarından biri sipariş teslim noktaları oldu. Bu noktaların yaygınlaşması, hem e-ticaretin büyümesi hem de insanların alışverişlerini alışveriş merkezlerine gitmeden, evlerine yakın yerlerden teslim alma isteğiyle bağlantılı.

2GIS verilerine göre, 2025 yılında Moskova’daki sipariş teslim noktalarının sayısı yüzde 24, nüfusu 1 milyonu aşan şehirlerde ise yüzde 28 arttı. 2026 başı itibarıyla Rusya genelinde 226 bin 400 teslim noktası faaliyet gösteriyordu. Bu sayı bir yılda yüzde 44,7 yükseldi.

Ev yakınındaki hizmetlere yönelik talep, konut bölgelerinin ticari yapısını da değiştiriyor. Gayrimenkul geliştiricileri, yeni projelerin giriş katlarında küçük mağazalar, kafeler, eczaneler ve hizmet işletmeleri için daha fazla alan ayırıyor. Özellikle 50 metrekareye kadar olan dükkânlar, mahalle ölçeğinde faaliyet gösteren işletmeler için tercih ediliyor. Moskova Belediyesi Emlak Dairesinin verilerine göre, 2024’ün ilk dokuz ayında işletmeler belediyeden toplam 41 bin 600 metrekare büyüklüğünde 339 giriş katı ticari alan satın aldı.

En çok talep gören hizmetler arasında marketler, eczaneler ve sipariş teslim noktalarının yanı sıra küçük kafeler ve fırınlar bulunuyor. Güzellik salonları, spor stüdyoları, çocuk kulüpleri, dil merkezleri, sağlık hizmetleri ve günlük ihtiyaçlara yönelik diğer işletmeler de yaygınlaşıyor. Böylece mahalleler yalnızca konut alanları olmaktan çıkıp insanların günlük işlerinin büyük bölümünü şehir içinde uzun yolculuklar yapmadan halledebildiği yaşam alanlarına dönüşüyor.

Sber'in yapay zekâsı Gogol'ün "Ölü Canlar"ını tamamladı


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rusya'da Nikolay Gogol'ün eserinin devamı olarak yapay zekâ “GigaChat” kullanılarak hazırlanan “Ölü Canlar. İkinci Cilt. Yeniden Doğuş” adlı roman satışa çıktı. Proje, Sber'in 185. kuruluş yıl dönümüne ithaf edildi. Metnin hazırlanmasında "yapay zeka geliştiricileri"nin yanı sıra tarihçiler, edebiyat araştırmacıları, dilbilimciler ve mühendisler görev aldı. 

Gogol, romanın ikinci cildin el yazmasını 24 Şubat 1852 gecesi yakmıştı. Bugün okurları romanın "bitmemiş halini" okuyor. Yeni metnin oluşturulması için GigaChat, yazarın tüm eserleri, mektupları, taslakları ve not defterlerinin yanı sıra dönemin diğer yazarlarının eserleriyle eğitildi. Sber, ortaya çıkan metnin Gogol'e ait olmadığını, ancak onun anlatım kurallarına ve üslubuna göre oluşturulduğunu vurguladı.

Metni değerlendirmek için kelime çeşitliliği, sözdizimi, grotesk unsurlar, diyalog özellikleri ve anlatıcı kullanımı dahil 11 kriterden oluşan bir sistem geliştirildi. Her bölüm uzmanlar tarafından incelenerek Gogol'ün özgün eserlerinden derleme yapılmadığı kontrol edildi. Çalışmalar bir yıldan fazla sürdü. GigaChat ayrıca ilk “Ölü Canlar” cildini resimleyen Aleksandr Agin'in üslubunda 21 illüstrasyon hazırladı.

Kitap “SMM-Retail” yayınevi tarafından 7 bin 600 adet basıldı.

Ruslar Sovyetler Birliği'nin en tanınan sembollerini seçti


Kaynak: https://turkrus.com/ 

Rusya'da yapılan bir araştırmaya göre Sovyetler Birliği'ni en fazla çağrıştıran unsurların başında vitrindeki kristal eşyalar, Oliviye salatası ve holodets geliyor. Snob dergisinde yer alan araştırmaya göre,  gündelik yaşamın sembolleri arasında vitrindeki kristal eşyalar yüzde 92 ile ilk sırada yer aldı.

Onu duvardaki halı yüzde 90, kesme cam bardak ise yüzde 88 ile izledi. Mobilya duvar ünitesi ile çekiç-orak amblemi yüzde 85 oranında hatırlanırken, Mosfilm'in açılış jeneriğini katılımcıların yüzde 84'ü tanıdı. Yemeklerde ise holodets ve olivier yüzde 93'er ile ilk sırada yer aldı. Vinaigrette (pancar salatası) yüzde 92, “Drujba” eritme peyniri ise yüzde 87 oranında hatırlandı.

Sovyet döneminin en tanınan sanatçıları listesinde Vladimir Vysotskiy yüzde 89 ile ilk sırada yer aldı. Katılımcıların yüzde 89'u sanatçının adını veya şarkılarını hatırladığını söyledi. Onu Lev Leşçenko, İosif Kobzon, Müslüm Magomayev ve Edita Pyeha izledi. 

Katılımcılar Sovyet geçmişine ilişkin bilgileri en çok okul derslerinden, aile hikâyelerinden ve Sovyet sinemasından ediniyor. Yüzde 44 okul derslerini, yüzde 42 aile anlatılarını, yüzde 41 ise Sovyet filmlerini kaynak olarak gösterdi.

Sovyet dönemini konu alan yapımlara da ilgi sürüyor: Katılımcıların yüzde 75'i bu dönemi anlatan filmleri, yüzde 67'si müzik projelerini, yüzde 47'si video oyunlarını ilgi çekici buluyor. Çoğunluk için bu tür yapımlarda tarihi birebir yansıtılmasından çok dönemin atmosferi önem taşıyor.

28 Eylül 2026 Pazartesi

Moskova yabancı yayınlar kütüphanesi "İnostranka" en iyilerin en iyisi


Kaynak: https://dzen.ru/

 

Özel bir kütüphanenin tadını çıkarmak, ilginç kitaplar ve dergiler arasında gezinmek büyük keyif.

İnsan bunun ne olduğunu en eşsiz Rus kütüphanelerinden birinde - M.I. Rudomino'nun adını taşıyan Tüm Rusya Devlet Yabancı Edebiyat Kütüphanesi'nde daha iyi anlıyor.

Kısaca "İnostranka" deniliyor.

Bu kütüphane 1921 yılında kurulmuş ve 1990 yılında mevcut adını almış - kurucusu Margarita Ivanovna Rudomino'nun onuruna; Rudomino, kütüphanenin ilk kuruluşundan 1973'e kadar çalışmış.

Adından bile kütüphanenin yabancı edebiyat konusunda uzmanlaştığı açıkça görülüyor. 150'den fazla yabancı dilde benzersiz koleksiyonlara sahip. Bunlar kitaplar, dergiler ve gazeteler.

Yabancı edebiyat kütüphanesi Moskova’da, Nikoloyamskaya Caddesi'nde, 1 numaralı binada bulunmaktadır. Taganskaya metro istasyonuna yakın, Kotelniçeskaya kıyısındaki Moskova’nın silüetinde önemli yeri olan ünlü yedi Stalin gökdelenlerinden birinin karşısında. Yürürken bakılınca uzaktan tepesinde kocaman yazı görülen büyük tuğla cepheli bir binada.

Kütüphane sabah saat 11'den itibaren açık.

Kütüphanenin ana girişinin önündeki avluda muhteşem bir heykel grubu var.

"Inostranka"nın avlusunda yaklaşık 30 heykel bulunmakta - çoğunlukla yabancı düşünürler, yazarlar ve devlet adamları.

Ortada Jaroslav Hašek, sağda ise yazar ve şair James Joyce yer alıyor.

İlk heykel - Heinrich Heine anıtı - 1992 yılında dönemin belediye başkanı Yuri Lujkov tarafından kütüphaneye bağışlandı. Bu heykel Arnold Frische'nin ünlü büstünün tam bir kopyasıdır.

Belediye başkanının hediyesi, kütüphane yönetimini kütüphane avlusunda bir tür açık hava müzesi kurmaya teşvik etti.

Ön planda Mahatma Gandhi yer alıyor

Leonardo da Vinci'den Mahatma Gandhi'ye kadar çeşitli ünlülerin heykelsi portreleri burada uyum içinde.

Ön planda Simon Bolivar da yer alıyor

Ayrıca, koleksiyon periyodik olarak yenilenmektedir.

Sağda ise Bulgar edebiyatının klasiği Ivan Vazov yer alıyor.

2016 yılında, 1993-2015 yılları arasında kütüphanenin genel müdürü olan Ekaterina Genieva adına bir anıt açıldı.

Kütüphaneye girmek için kütüphane kartı gerekli. Bunun için, stand veya bilgisayarda elektronik bir anket doldurmak mümkün. Bu zor bir şey değil, dokunmatik klavyesi olan terminallerde kayıt yapılabiliyor.



Kütüphanenin içinde çok samimi ve konforlu bir ortam var.

Her şey modern bir şekilde donatılmış.

Dizüstü bilgisayarlar var - dijital formatta literatüre ihtiyacınız varsa oturup bilgileri inceleyin. Dizüstü bilgisayarınızda çalışmak istiyorsanız, bağlanabilirsiniz.

150 dilde kitap var.



24 Eylül 2026 Perşembe

Vladimir Nabokov hangi Rusça kelimeleri tercüme edilemez olarak değerlendirdi ve neden?


Kaynak: https://dzen.ru/

 

Vladimir Nabokov, 20. yüzyılın en büyük yazarlarından biri olmasının yanı sıra, parlak bir öğretim görevlisiydi.

Amerikan üniversitelerinde Rus edebiyatı dersleri verirken, yaratıcı yaşamı boyunca onu rahatsız edecek bir sorunla karşılaştı: Rus dilinin tek bir kelimeyle ifade ettiği şeyi İngilizceye nasıl aktarabilirdi?

Nabokov'un cevabı radikaldi: bazı kelimeler tercüme edilemez.

Bunlar arasında "пошлость (poshlost)", "тоску (toska)" ve "правда (pravda)" ile "истина (istina)" kelimelerini özellikle belirtti.

Neden bu kelimeler? Arkalarında ne yatıyor?

Nabokov, "poshlost" kavramına büyük önem verdi. Konferanslarında bunu şu şekilde tanımladı: "Poshlost, sadece apaçık, gizlenmemiş sıradanlık değil, esas olarak sahte, yapmacık anlam, sahte güzellik, sahte zeka, sahte çekiciliktir." Şöyle ekledi: "Bir şeye 'poshlost' kelimesini yakıştırarak, sadece estetik bir yargıda bulunmuyoruz, aynı zamanda ahlaki bir yargıda da bulunuyoruz. Gerçek, dürüst ve güzel olan hiçbir şey bayağı olamaz."

İngilizce konuşan bir kitle için Nabokov, kelimeyi transliterasyon yoluyla tanıttı: poshlost (bazen "lust" kelimesinin bayağılığı ima ettiği eğlenceli poshlust varyantıyla). "Vulgar", "trite" veya "banal" gibi İngilizce kelimelerin anlamı yalnızca kısmen yansıttığı konusunda ısrar etti.

Poshlost sadece kötü zevk değil; gerçek estetik duyarlılığın yokluğunda yüksek zevk taklididir.

Nabokov, reklamları örnek gösterdi: yeni bir radyo etrafında mutlu bir aile, burada "en büyük mutluluk satın alınabilir." Ona göre bayağılık, sanatın en büyük düşmanıdır.

İkinci kelime "Toska-özlem"dir. Nabokov, Eugene Onegin çevirisine yaptığı yorumlarda şöyle yazmıştır: "İngilizcede tek bir kelime, özlemin tüm tonlarını ifade edemez. En derin ve en acı verici haliyle, genellikle belirli bir nedeni olmayan büyük bir ruhsal ıstırap hissidir. Daha az hastalıklı seviyelerde, ruhun donuk bir ağrısı, özlenecek bir şey olmamasına rağmen duyulan bir özlem, hasta bir hasret, belirsiz bir huzursuzluk, zihinsel sancılar, hasrettir.

Bazı durumlarda, belirli bir kişi veya şeye duyulan arzu, nostalji, aşk acısı olabilir. En düşük seviyede ise can sıkıntısına, can sıkıntısına dönüşür."

Bu tanım klasikleşmiştir. Nabokov, "toska"nın sadece üzüntü değil, varoluşsal ıstıraptan can sıkıntısına kadar uzanan bir duygu yelpazesi olduğunu vurgulamıştır. "Anguish" veya "yearning" gibi İngilizce terimler ise sadece parçalarını yakalamaktadır. Filolog Irina Alexandrova, "toska"nın benzersizliğinin "sadece bir duyguyu değil, Rus zihniyetine özgü bir deneyim yelpazesini yansıtması" olduğunu belirtmektedir. Nabokov'un, "toska"yı dünyanın en çevrilemez kelimelerinden biri olarak nitelendirdiğini de eklemektedir.

Üçüncü çift olan "правда (Pravda)" ve "истина (istina)" özel bir durumdur. Nabokov bunları sadece tercüme edilemez bulmakla kalmadı; Tolstoy üzerine verdiği derslerde Rusça olarak bile kullandı. Tolstoy üzerine bir dersinde şunları alıntıladı: "Eski Rus hakikati asla rahat bir arkadaş değildi… Sadece hakikat değildi, sadece günlük pravda değildi, ölümsüz istinaydı—hakikat değil, hakikatin içsel ışığıydı."

Aradaki ayrım temeldir: "pravda" günlük, sıradan bir gerçektir, "istina" ise varoluşsal, samimi ve ebedidir. Nabokov, "istina"yı Rus dilinde kafiyeli olmayan birkaç kelimeden biri olarak tanımlamıştır: "Hiçbir sözlü karşılığı, hiçbir sözlü çağrışımı yoktur, tek başına ve mesafeli durur." İngilizce "truth" kelimesi bu ayrımı bulanıklaştırarak her iki kavramı da birleştirir. Nabokov için bu, sadece dilbilimsel bir gözlem değil, gerçekliği düşünme biçimindeki bir farklılığın göstergesiydi.

Bir yandan Nabokov, bir terimin yokluğunun bir kavramın yokluğu anlamına gelmediğini kabul etti. İngilizce, bayağılığı, melankoliyi ve gerçek ile gerçek arasındaki farkı –ancak yalnızca uzun ve ayrıntılı yapılarla– tanımlayabilir. Tam olarak bunu yaptı: ayrıntılı tanımlar verdi, kelimeleri translitere etti ve Rusça telaffuzlarını verdi.

Öte yandan, ısrarla şunu vurguladı: bir kelime eksik ve bu, anlama eylemini tamamen değiştiriyor. Rusça bilmeyen bir okuyucu, anlık kavrayışı kaybederek, betimlemelerin arasında boğulmak zorunda kalıyor.

Bu, Nabokov'un çevirmen olarak duruşuydu: Kenarları yumuşatan çeviriye inanmıyordu. İdeali, kelimesi kelimesine çeviri, yorum ve yabancılığın korunmasıydı.

"Bayağılık", "melankoli" ve "gerçek" onun için dilin sadece bir iletişim aracı değil, dünyada var olma biçimi olduğu fikrinin sembolleri haline geldi. Ve eğer İngilizcede bunun için tek bir kelime yoksa, çevirmenin bunu yok saymakla kalmayıp, bu kaybı kabul etmesi gerekir.

1944'te, "Nikolai Gogol" adlı kitabında Nabokov, "poshlost" kelimesini İngilizce konuşan bir kitleye "çevrilemez" bir kelime olarak ilk kez tanıtmıştı. On yıllar sonra, bu dersler sadece edebi değil, aynı zamanda felsefi bir vasiyet haline geldi: bazı şeyler kayıp olmadan çevrilemez ve belki de kültürel diyaloğun özünü oluşturan da tam olarak bu kayıplardır.

Nabokov, dilin diğer kategorilere uymayan deneyimleri koruduğunu göstermiştir. "Kabalık" bir zevk etiğidir. "Tosca" bir hüzün ontolojisidir. "Gerçek" ve "hakikat", insan varoluş çizgisinin geçtiği iki uçurumdur. İngilizce onları tanımlayabilir, ancak adlandıramaz. Ve bu itiraf zayıflığı değil, dürüstlüğü ortaya koymaktadır.