Moskova

Moskova

11 Kasım 2016 Cuma

II. Dünya Savaşı’nda Yazılarak Rusya Efsanesine Dönüşen Bekle Beni Şiirinin İlginç Öyküsü

Kaynak: http://www.famahaber.com/

II. Dünya Savaşı’nda Rus ordusunda savaşan şair Konstantin Simonov’un kaleme aldığı efsane şiirin gerçekten ilginç bir hikayesi var.

İkinci dünya savaşı’nın en sert yılları. Rusya, Alman kuşatması altındadır. Tarihin gördüğü bu en büyük savaşta (Stalingrad savaşı), Rus ordusunda şair ve gazeteci Konstantin Simonov da cephededir. Mermiler, toplar bir yağmur gibi yağmaktadır. 

Simonov tetiktedir, ama bir türlü savaşa konsantre olamaz. Zira geride biricik sevgilisi, dünyalar güzeli Valentina Serova’yı bırakmıştır. Aklı hep ondadır. Deli gibi özlemektedir. Ama asla umutsuz da değildir. 

Bu cehennemi andıran savaştan sağ kurtulup onunla yaşayacağı günleri düşlemektedir. İşte bu karmakarışık duygular içerisinde, sonradan efsaneleşecek şiirini yazmaya koyulur.

Şiiri bitirdikten sonra, izne ayrılan bir askere teslim ederek, çalıştığı gazeteye ulaştırmasını rica eder. 

Şiir gazete tarafından yayımlanır. 

Sonrası malum, fırtına... 

Şöyle özetlemek gerekir: o dönemde savaşta ölen hemen hemen bütün askerlerin ve subayların cebinden aynı şiir çıkar: bekle beni. 

Şiir öylesine büyük etki yaratır ki, Rusya’da kutsal metinler dışında en çok okunan metin olma özelliğini taşır. 

Bildiğin Rusların Lili Marleen hikayesi.

Savaş biter, Simonov hemencecik Valentina’nın yanına gider. Ama valentina, artık Sovyet sinemasının en ünlü oyuncularından biridir. 

Simonov, Valentina ile evlenir. Ama artık ilişkinin eski sıcaklığı, eski samimiliğini onda bulamaz ve onu da üzmemek adına ayrılır. Ama sevmekten de asla vazgeçmez. 

Nitekim Valentina 1975 yılında öldüğünde cenazesine gitmez. Ama hemen ertesi günü Valentina’nın mezarında çiçeğin birine iliştirilmiş bir kağıt parçası bulunur, üzerinde "Bekle beni" şiiri yazılıdır. 

Simonov, onu daha fazla bekletmeden, sadece dört yıl sonra ölür. Bu kez kavuşma sonsuzdur.

Bekle beni

bekle beni, döneceğim
bütün direncinle bekle beni.
bekle hüzün yağmurları
gökyüzünü kaplayınca,
kara kış üşütürken bekle,
sarı sıcaklar yakarken bekle.
kimseler beklemezken bekle beni,

unut anılarla yüklü bir geçmişi
ne bir mektup ne bir haber
gelmesin ne çıkar, bekle beni.
bekle beni döneceğim
bekle, yalnızca sen bekle beni.

bekle beni döneceğim,
bırak beklemekten usanmış dostlarım
oğlum, anam, yoldaşlarım
öldüğümü sansınlar benim
umudu kesip bir ateşin başında
beni yad edip içsinler ama sen
içme sakın yürek acısı o şaraptan
inançla, sabırla bekle beni.

bekle beni, döneceğim
tüm ölümlere inat bekle.
çünkü o büyük bekleyişin
düşman ateşinden kurtaracak beni.
bekle kızgın sıcaklar içinde,
karlar savrulurken bekle beni,

yalnızca seninle ben, ikimiz
ölümsüz olduğumuzu bileceğiz;
o sırrı, o hiç kimsenin bilmediği.
kimseler beklemezken
beni beklediğini.

Konstantin Simonov – (çeviren: Sacide Üçer)




Kendi sesi ve görüntüsüyle şiir linktedir. Bu video izlendiğinde, kendisinin Valentina’ya olan aşkının büyüklüğü sonlara doğru Simonov’un gözlerinden net bir biçimde anlaşılıyor.


Жди меня, и я вернусь.
Только очень жди,
Жди, когда наводят грусть
Желтые дожди,
Жди, когда снега метут,
 Жди, когда жара,
Жди, когда других не ждут,
Позабыв вчера.
Жди, когда из дальних мест
Писем не придет,
Жди, когда уж надоест
Всем, кто вместе ждет.

Жди меня, и я вернусь,
Не желай добра
Всем, кто знает наизусть,
Что забыть пора.
Пусть поверят сын и мать
В то, что нет меня,
Пусть друзья устанут ждать,
Сядут у огня,
Выпьют горькое вино
На помин души...
Жди. И с ними заодно
Выпить не спеши.

Жди меня, и я вернусь,
Всем смертям назло.
Кто не ждал меня, тот пусть
Скажет: - Повезло.
Не понять, не ждавшим им,
Как среди огня
Ожиданием своим
Ты спасла меня.
Как я выжил,
будем знать
Только мы с тобой,-
Просто ты умела ждать,
Как никто другой.

5 Kasım 2016 Cumartesi

Devr-i Sovyet nostaljisine dönüş

Kaynak: TurkRus.com

"Niye Rusların yarısından çoğu Sovyetler Birliği’ni özlüyor?".

Bu sorunun yanıtını arayan son kamuoyu araştırmalarına göre, Rusların yüzde 50’sinden fazlası, hatta o dönemi yaşayanlar bile, Sovyet dönemine özlem duyuyor.

Sosyologlara göre, bunun nedeni bugün yaşanan ekonomik sıkıntılar ve popüler kültürde SSCB döneminin efsaneleştirilmesi.

RBTH’den Oleg Yegorov, olayın sosyolojik boyutunu araştırdı: 

Rusya, Ukrayna ve Belarus Sovyet Cumhuriyetleri 8 Aralık 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasını öngören Baleveja Anlaşması’nı imzaladıklarında Marat sadece birkaç aylıktı. Sovyetler Birliği’nde yaşamanın nasıl bir şey olduğunu hiç bilmiyordu.


Buna rağmen, Sovyetler’i özlediğini söylüyor.

Gerçek ismini vermek istemeyen Marat bugün 25 yaşında. Bir bakanlıkta çalışıyor, aldığı ücretten memnun ancak yine de SSCB’nde işlerin daha iyi olduğuna inanıyor. Sovyet devletinin ücretsiz eğitim ve sağlık hizmeti sağladığını belirten Marat, “Halk, belki sade bir hayat sürüyordu, ama devlet halkın ihtiyaçlarını karşılıyordu. Şimdi her şeyi para kontrol ediyor ve çok büyük bir eşitsizlik var. Kim güçlüyse, o haklı. SSCB’de böyle değildi.” diyor. 

Geçmişe özlem

Marat, geçmişe özlem konusunda yalnız değil.
Sosyolojik bir araştırmaya göre, Rusların yarısından fazlası Sovyetler Birliği’nin çökmesine üzülüyor.

Levada Center’ın Nisan 2016 tarihli kamuoyu yoklamasına katılanların yüzde 56’sı Sovyetler Birliği’nin varlığını sürdürmesinden yana olduklarını söyledi.

Bütün Rusya Kamuoyu Merkezi’nin (VTsIOM) kısa bir süre önce yaptığı araştırmaya göre, eğer 17 Mart 1991’de yapılan ve Sovyet vatandaşlarına ülkeyi mevcut haliyle tutmanın gerekli olup olmadığını soran referandum bugün yapılsa, Rusların yüzde 64’ü SSCB’nin korunması yönünde oy kullanacak. 

Levada Center’da çalışan sosyolog Karina Pipiya, Sovyetler Birliği’ne en fazla özlem duyanların 55 yaş üstü vatandaşlar ve kırsal kesimde yaşayanlar olduğunu söylüyor. 

Ancak Marat gibi, başarılı, modern topluma entegre olmuş ve Sovyetler Birliği’ni hatırlamadığı halde geçmiş özlem duyanların sayısı da az değil. VTsIOM araştırma projeleri müdürü Mikhail Mamonov’un verdiği bilgiye göre, VTsIOM’un anketine katılan gençlerin yüzde 50’si Marat’la aynı düşüncede. 

Geçmişe özlem ve yoksulluk el ele gidiyor

Mamonov, Sovyetler Birliği’ne olumlu bakanların hep aynı üç konuyu vurguladıklarını kaydediyor: “Küçük ama garantili bir maaş, istihdam ve sizin için garanti edilmiş şeyler.” 

Momonov bu durumu zorlu piyasa rekabeti koşullarında yaşayan insanların bu üç unsurunda var olduğunu düşündükleri bir döneme sığınmak istemeleriyle açıklıyor.  

Levada Center’ın araştırması SSCB’ne özlemin 2000 yılında zirveye ulaştığını, o dönemde halkın yüzde 75’inin Sovyetler Birliği’nin dağılmasından pişmanlık duyduğunu gösteriyor. 

2000’li yıllar boyunca bu özlem giderek azaldı ve 2012’de en düşük seviyeye geriledi. Ancak o dönemde bile halkın yüzde 49’u Sovyetler Birliği’nin dağılmasına üzüldüğünü söylüyordu. 

2014’ten itibaren geçmişe özlem yeniden artmaya başladı. 

Mihail Mamonov, Sovyet dönemine özlemin artmasının açık bir şekilde ekonomik nedenlerden kaynaklandığını vurguluyor. 2000 yılında yoksulluk sınırında veya bu sınırın altında yaşayan Rusların sayısı en üst noktaya ulaşmıştı. Sonraki yıllarda insanların geliri arttıkça geçmişi özleyenlerin sayısı azaldı. Ekonomik krizin başlamasıyla geçmişe özlem geri döndü.  

Bir efsaneyi özlemek

Nina Meçtaeva’nın 65 yıllık hayatının büyük bir kısmı Sovyetler Birliği döneminde geçti. Ancak kendi akranlarının büyük bir kısmının aksine, Sovyet dönemine dönmeyi istemiyor. 

“Elbette şu anda her şey mükemmel değil” diyor ve ekliyor:

"Ama SSCB döneminde işlerin ne kadar iyi gittiğini söyleyenler, o dönemdeki hayatın gerçeklerini unutuyorlar. Dükkanların ve hastanelerin önünde sürekli kuyruklar vardı. Parti toplantılarında insanlar artık inanmadıkları şeyleri savunuyordu. Ülke, dış dünyaya kapanmıştı” Mechtaeva'ya göre, Sovyet dönemine dönmek isteyen akranları aslında kendi gençliklerini özlüyorlar. 

Mamonov SSCB’nin nostaljik imajının gerçekte yaşananlardan farklı olduğu görüşüne katılıyor. “Bugün Sovyetler Birliği fazlasıyla idealize ediliyor. Bütün olumlu yönleri abartılıyor, olumsuz yönleri ise ya unutuluyor ya da olumsuz hatıraların yoğunluk derecesi azaltılıyor.” diyor. 

Özlemek, uğruna mücadele etmek anlamına gelmiyor

Sosyalizmle bağlantılı olan Sovyet döneminin popülerliğine rağmen, modern Rusya’daki sol siyasi hareketler başarı kazanamıyor. Kendini Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin mirasçısı olarak tanımlayan Rusya Komünist Partisi, 18 Eylül’deki Duma seçimlerinde oyların sadece yüzde 13’ünü alabildi. Parti, 2011’deki Duma seçimlerinde yüzde altı daha fazla oy almıştı. 

Mamonov, "SSCB’ne duyulan sevgi, Rusya Komünist Partisi veya sendikalar gibi bugünkü sol oluşumların başarı grafiğini artırmıyor. Kitlelerin bilincinde bu oluşumlar Sovyetler Birliği ile ilişkili görülmüyor.” diyor ve ekliyor: “Dahası, Rusların SSCB’ne duydukları bütün bu sevgiye rağmen, halkın çoğunluğu – yüzde 70–75’i – Sovyet dönemine asla dönüş olmayacağını söylüyor.”

***
Sovyet markalarının popülerliği üzerine son haberler:

Temmuz 2016’da Dva Meçya (İki Top), spor ayakkabılarını internet üzerinden satmak için bir site kurdu. Firmanın ürünleri 1970’lerin teknolojisiyle ve Sovyet tarzı bir tasarımla üretiliyor. İnternet sitesinde “Bu aynı zamanda Sosyalist mirasa saygı ve kaliteye özlemdir” ifadesi dikkat çekiyor. 

Şubat 2016’da Sovyet dönemine özgü Zenit marka lensi değişebilen fotoğraf makinesinin yeniden üretimine başlanacağı açıklandı. Rostekh şirketi, Zenit’i Lecia’ya benzer lüks bir fotoğraf makinesine dönüştürmek niyetinde. 

Sovyet döneminin diğer birçok markası da günümüz Rusya’sında hala varlığını sürdürüyor: Sovyetler dönemindeki dükkanların raflarında bulunan Stolichnaya votkası, Sovetskoye şampanyası, Drujba işlenmiş peyniri ve Alyonka çikolatalarının hepsini bugün de almak mümkün.

Hayatın diğer alanlarında da Sovyet standartları yeniden canlanıyor. Devlet başkanı Vladimir Putin 2014’te, Sovyet dönemi spor programı GTO’yu (Çalışmaya ve Savunmaya Hazırım) geri getirdi. Programda kadından erkeğe, gencinden yaşlısına herkes için 11 fitness standardı yer alıyor. Putin, sporu yaygınlaştırmak ve halkı daha sağlıklı olmaya teşvik etmek için bu programı yeniden devreye soktuğunu açıkladı. 

3 Kasım 2016 Perşembe

Putin'den "Rusya ulusu" teklifi


Kaynak: TurkRus.com

Farklı kaynaklara göre 193 farklı etnik kimliğin bir arada yaşadığı, vatandaşlık sahibi olanların "Rusyalı" olarak anıldığı Rusya Federasyonu'nda, ortak kimlik olarak "Rusya ulusu" tanımı etrafında yeni bir yasa çıkarılması için Başkan Putin'den mesaj geldi.

Bu adım, Kremlin'in çok uluslu ve çok dinli Rusya’da farklı milliyetlerden halkın birliğini pekiştirmeye yönelik adımlarından biri olarak kamuoyuna takdim edildi.

Putin, dört yıl önce başlatılan “ulusal politika stratejileri” kapsamında, “Rusya ulusu” tanımı esasında bir yasa için çalışmalara başlanması talimatı verdi.

Önceki gün Astrahan'daki devlet konseyi toplantısında bir akademisyenin ortaya attığı öneriyi Putin'in desteklemesiyle konu Rusya'da gündemin ilk sırasına oturdu.  Putin konuşmasında, "Memnuniyetle söyleyeyim ki, ülkemizde yüzde 80'lik kitle farklı milletten insanlar arasındaki ilişkilerin iyi ya da normal olduğunu düşünüyor. Birkaç yıl önce bu oran sadece yüzde 55 idi" diye durum tespiti yapmıştı.

Kremlin bünyesindeki Rusya Ulusal Ekonomi ve Kamu Yönetimi Akademisi Kamu Görevi ve Yönetimi Enstitüsü Bölüm Başkanı Vyaçeslav Mihaylov, Başkan Putin’in de katıldığı toplantıda konuyu gündeme taşıyarak, yasanın amacıyla ilgili bilgi verdi.

"Tasarının fikir babası" olan Mihayov, “Rusya Anayasası’nda ‘çok uluslu federasyon’ kavramının açılımı bulunmuyor, herkes bunu kendine göre anlıyor. Kimisi ‘yurttaşlık ulusu, kimisi ‘ulusun ulusu’, kimisi ‘çok etnik yapılı halk’ olarak yorumluyor. 2012 yılında kabul edilen Ulusal Politika Stratejisinde ise, ‘Rusya ulusu’ kavramı var” dedi.

Bu stratejinin yasalaşması gerektiğini ve “Rusya ulusu” kavramının vatandaşlıktan öte, özel bir uygarlığı ifade etmesi gerektiğini belirten akademisyen, bununla ilgili İngiltere, ABD, Fransa gibi ülkeleri örnek gösterdi.

Mihaylov, “Rusya ulusu kavramı etnik bir unsuru değil, tüm vatandaşlarım birliğini ifade ediyor” diye ekledi.

SSCB'nin dağılmasından sonra Rusya'da birleştirici ortak payda fikri sürekli tartışma konusu olmuş, hatta Yeltsin döneminde bu arayış için yarışmalar bile düzenlenmişti. Federatif bir yapı olan Rusya'da vatandaşlar için "Rus" değil, "Rusyalı" tanımı titizlikle kullanılıyor.

Genel olarak, Putin yönetiminin federasyonu oluşturan hem farklı etnik, hem de dini kökene sahip toplumlar arasında dengeli ve uyumlu bir beraberlik çabaları bugüne kadar "Yeltsin döneminden sonraki dönemde en başarılı olan politikalardan biri" sayılıyor. Uzmanlar, aşırı milliyetçi Rus hareketleri ve grupların Avrupa'dakine benzer etkili ve yıkıcı duruma gelememesinde ve kontrol altında tutulmasında Putin'in bu konudaki tavizsiz politikasının önemli rolü olduğunu vurguluyor.

Putin, Rusya’nın ulusal politika stratejilerinin belirlenmesiyle ilgili talimatnameyi 2012 yılında imzalamıştı. Rus lider, yeni kurulan Milliyetlerden Sorumlu Federal Ajans’a “ulusu güçlendirme” görevi vermişti.

Konuyla ilgili açıklama yapan Putin’in sözcüsü Dmitri Peskov, ayrıntıların netleşmediğini, “Rusya ulusu”na ilişkin yasanın, henüz uzmanların üzerinde çalıştığı bir fikir olduğunu söyledi.

200’e yakın farklı etnik grubun yaşadığı Rusya’da, “Rusya ulusu” ve milliyetlerarası ilişkilerin düzenlenmesiyle ilgili yasayla yeni bir yurttaşlık kavramının oluşturulması hedefleniyor.

“Putin, tabanının desteğini artırmak istiyor” 

Gazeta.ru’ya konuyu değerlendiren Rusya Bilimler Akademisi Sosyoloji Enstitüsü Göçmenlik ve Entegrasyon Süreçleri Bölüm Başkanı Vladimir Mukamel ise, “Rusya’da yurttaşlık aidiyeti yeteri kadar yüksek olsa da, ülkede ırkçılık seviyesi yüksek. Zaman zaman bazı iktidar mensuplarının bu eğilimi destekledikleri izlenimi oluşuyor” yorumunu yaptı.

Bu girişimin, Kırım’ın ülkeye bağlanması sürecinde güç kazanan “Rusya baharı” fikrinin devam olduğunu savunan Siyasi Uzman Grubu Başkanı Konstantin Kalaçev ise, “Putin’in halk desteği bu olaylar sırasında çok arttı. Bugün de tabandan gelen bu desteği güçlendirme girişimleri var” değerlendirmesinde bulundu.

CENGİZ AYTMATOV

Kaynak: Edebiyat Sanat

1928 yıllarında Kırgızistan’da dünyaya gözlerini açtı. Kendisi Talas Eyaletinde bulunan Şekeş Köyü’nde hayatını sürdürdü. Ondan sonra Bişkek’te eğitimini Veteriner Fakültesinde tamamlayıp mezun oldu. Kendisi Kırgızistan’ın önemli yazarlarından olup aynı zamanda çevirmen, gazeteci ve politikacıydı.

Cengiz Aytmatov, yazarlık macerasına 1952 yılında başladı. Aradan geçen yedi yıl içerisinde Kırgız Pradası gazetesinde muhabir olarak işe başladı. Daha sonra kendisine büyük bir ün kazandıracak olan “Povesti Gori Stepey” adlı öykü kitabını yazdı. Bu kitapla 1963 yılında Lenin Ödülü’ne layık görüldü ve bu onun en genç yaşta alınan Lenin Ödülü ünvanı sahibi olmasını da sağladı. Cengiz Aytmatov genelde eserlerinde aşk, dostluk, geçirmiş olduğu savaş dönemlerinin acıları ve kahramanlıkları ele aldı. Eserlerinde genelde Kırgızca ve Rusça dilini kullandı.

Cengiz Aytmatov, Kırgız gelenek ve göreneklerine hep sadık kalarak hayatına devam etti. Kendisi geleneklerine bağlı kaldığı için eserlerinde milletinin tarihi boyunca kazandığı, sosyal, ahlaki, edebi, kültürel ve askeri ne kadar yanı varsa hepsinin maddi ve manevi zenginlikleri ile birlikte eserlerine yansıtmıştır. Milletinin savaşlardaki acılarını kahramanlıklarını, tecrübelerini yazılarına aktarmış ve milletinin tüm değerlerini yazıya dökmüştür. Eserlerinde kendisinin de söylediği üzere hep Tipik İnsan’ı ortaya koymaya çalışmış. Eserlerinde, hikayelerinde milletinin bugüne kadar ağızdan ağza geçen efsanelerini,destanlarını, masal ve hikayelerini, bunlarında meydana geliş şartlarını ve ardındaki hikayelerini eserlerinde yeniden hatırlatmaya çalışırdı. Kırgız-Türk kültürünü, psikolojisiyle, duyuş ve anlayış tarzıyla eserlerine de mümkün olduğunda bol yer alır. Cengiz Aytmatov’un en göze batan özeliği özüne bağlı, kendinden, halkından, coğrafyasından haberdar olma olarak kendini göstermektedir.

Uluslararası bir ünvana sahip olan Cengiz Aytmatov’un eserleri, tam olarak 150’den fazla dile tercüme edilmiştir. Bu ünü ona Kırgız Yazarlar Birliği Prezidyumu üyeliğine, 1962 yıllarında ise Kırgız sinematografi işçileri birliği birinci sekreterliğine getirildi. Bununla birlikte 1968 yılında “Sovyet Devlet Edebiyat Ödülü” kazandı. Son yıllarında ise Cengiz Aytmatov politikaya atılmıştı. Kırgızista’nın Talas bölge Milletvekilliği yaptı ve bunun yanı sıra Benelux Devletleri büyükelçiliği görevini de üstlendi. Daha sonraları ise Diyalog Arasya dergisinin yayın kurulu üyeliğini de üstlendi. Hayatı bu kadar hareketli ve renkli geçen Cengiz Aytmatov, doktorlar tarafından böbrek yetmezliği teşhisi konulmuştu. Uzun çabaları sonucunda yenik düşen Cengiz Aytmatov, 2008 yılında hayata gözlerini yumdu. Cengiz Aytmatov bir Rus televizyon kanalı için belgesel çekimlerine gitmişti. Gittiği Tataristanda böbrek yetmezliği rahatsızlığı geçirdi ve hastaneye kaldırıldı. Daha sonra Almanya’ya nakledildi ama kurtarılamadı. Kırgızlar Cengiz Aytmatov’u o kadar çok seviyordu ki; 2008 yılını Cengiz Aytmatov yılı olarak ilan etmişlerdi.

ESERLERİ


*Dağlar Devrildiğinde-Ebedi Nişanlı
*Darağacı – Dişi kurdun Rüyaları
*Gün Olur Asra Bedel
*Fuji-Yama
*Beyaz Gemi
*Selvi Boylum Al Yazmalım
*Elveda, Gülsarı
*Dağlar ve Steplerden Masallar
*İlk Öğretmenim
*Cemile
*Yüzyüze
*Zorlu Geçit
*Toprak Ana
*Cengiz Han’a Küsen Bulut
*Çocukluğum
*Kızıl Elma
*Hiroşimalar Olmasın
*İlk Turnalar
*GülSarı
*Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek
*Sultan Murat
*Dişi Kurdun Rüyaları

Kremlin'in yakuttan yapılan yıldızları

Kaynak: Haberrus

-2 Kasım 1937 tarihinde Kremlin'de bulunan 5 adet kulenin tepesine kızıl yıldızlar yakıldı.

-Daha sonra ünlü Sovyet sanatçısı Fedorovski tarafından tasarlanan, bakır ve metalden hazırlanan ışıklı yıldızlar bu tepelere yerleştirildi.

-Özel kızıl camlardan oluşan yıldızı Kremlin meydanında bulunan Lenin'in Mozolesi için Kuroçkin tasarladı.

-Kremlin'in yıldızları gece ve gündüz sürekli yanıyor. Söylenenlere göre onları yalnızca iki kere söndürmüşler. Büyük Vatanseverlik Savaşı (1941-1945) zamanında ve "Sibirya Berberi" filmi çekildiğinde.

Yakutun özellikleri

Yakut korindon mineralin bir çeşididir, dünyanın en sert minerallerden biri. Yakut mükemmel bir sertliğe sahiptir. Moh skalasında (9) aldığı puanla, elmastan hemen sonra yer alıyor. Bazı renkli taşlar yakuta benzer renklere sahipler ve onlara genelde yakutla bağlantılı adlar verilir.


Yakutun göz kamaştıran rengi koyu kırmızı, morumsu kırmızı ve turuncumsu kırmızı renk aralıklarında değişebiliyor. Kırmızı baskın renk olmalı ki, korindon yakut ismi taşımaya hak kazansın. Eğer yakutun dominant rengi turuncu veya mor ise, bu taşlar turuncu ve mor safir gruplarına girerler.

2 Kasım 2016 Çarşamba

Dünyanın en yaşlı aktörü Vladimir Zeldin hayatını kaybetti

Rus sinema dünyasının yıldızlarından, en yaşlı faal aktör Vladimir Zeldin yaşama veda etti.

Dünyanın en yaşlı oyuncularından Vladimir Zeldin , Rusya'nın başkenti Moskova'da tedavi gördüğü hastanede 101 yaşında yaşama veda etti.

TASS'a konuşan Zeldin'in eşi Ivetta Kapralova, oyuncunun 3 haftadan fazla bir süredir tedavi gördüğünü söyledi. 

Rusya'nın Tambov bölgesinde 10 Şubat 1915'te doğan Zeldin, 1935 yılından bu yana oyunculuk yapıyordu. Zeldin, yakın zamana kadar Rusya Ordusu Merkezi Akademi Tiyatrosu'nda baş oyuncuydu. Sanat uzmanları, Zeldin'i 'Rus tiyatrosunun patriği' olarak niteliyordu. 

SIRRI SİGARA İÇMEMEK

Vladimir Zeldin, Guinness Rekorlar Kitabı'na 'dünyanın aktif sanat hayatına devam eden en yaşlı aktörü' olarak girmişti. 101'inci yaşını sahnede kutlayan büyük usta, 1945'ten beri sahneye çıktığı Rusya Ordu Tiyatrosu'nda hayranlarını selamlamıştı.

Usta sanatçı, bu kadar uzun ve sağlıklı yaşamanın sırrını soranlara, "Hayatımda hiç sigara içmedim ve hep genç kadınlarla flört ettim" yanıtını vermişti. 


1 Kasım 2016 Salı

Sıradışı düğün

Kaynak: Hürriyet

Sıradışı düğün sosyal medyada paylaşım rekorları kırdı!

Rusya’nın başkenti Moskova’da eşi benzeri daha önce görülmemiş bir düğün yapıldı. 

Gelin ve damadın evlilik yeminine şahitlik eden Stepan adlı devasa ayının fotoğrafları sosyal medyada ilgi odağı haline geldi.

People’s Daily Online gazetesinin haberine göre; Rus çift Denis (30) ve Nelya (30), nikah törenlerinde yüzükleri taşıması için yaklaşık 130 kilogram ağırlığında ve iki metre uzunluğundaki Stepan adlı ayıyı görevlendirdi.

Gelin ve damatla birlikte fotoğrafçıya birbirinden güzel pozlar veren Stepan’ın sevimli halleri, düğüne katılan herkesin yüreğinin yağlarını eritti.

Fotoğraf çekimi öncesinde ayının saldırma ihtimali endişesini taşıdıklarını belirten Rus çift, Stepan’ın sevecen tavırları karşısında bu korkudan sıyrıldıklarını ifade ediyor.

Denis ve Nelya, Stepan sayesinde ortaya çıkan sıradışı düğün fotoğraflarından ve en büyük hayallerini gerçekleştirmiş olmaktan ötürü çok mutlu.