Moskova

Moskova

6 Aralık 2016 Salı

Dünyadaki tüm "Moskova"lar: Belçika'nın banliyösü, İskoçya, Hindistan köyü...



Moskova, tarihi, kültürel ve doğal zenginlikleriyle dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Peki dünyada Asya’dan Amerika’ya kadar, “Moskova” ismini taşıyan 30’dan fazla yerleşim biri olduğunu biliyor muydunuz? 

Rusya’da, başkent Moskova dışında, Tver, Kirov ve Pskov bölgelerinde de “Moskova” adlı üç yerleşim birimi bulunuyor. 

Belçika’nın banliyölerinden birinin adı Moskova. 5 bin nüfuslu “Belçika Moskova’sı”, ismini, Napolyon savaşları sırasında 1814-1815 yıllarında burada konuşlanan Rus İmparatorluk alayından alıyor.  Çekimleri burada yapılan “Moskova, Belçika” adlı bir de film bulunuyor.

Polonya’da, başkent Varşova’nın 130 kilometre güney batısında yer alan Moskova adlı köyde daimi ikamet edenlerin sayısı 110 kişi civarında. Bu yerleşim birimine dair tarihi bilgiler 1418 yılına kadar dayanıyor.

İskoçya’daki East Ayrshire’de yer alan Moskova köyü, 1812 yılında bu ismi almış. 

Napolyon’un Rusya seferi sırasında bu bölgeye Rusya’dan birçok kişi göç etmiş. Bugün bu köyde yaklaşık 120 kişi yaşıyor.

Hindistan’daki Moskova köyü, 1960’larda komünizmden etkilenerek bu ismi almış. Burada yaşayanların çoğu Hıristiyan.


Dünyada “Moskova” adıyla en fazla yerleşim biri bulunan yerler ise Kuzey Amerika’da. Bunların biri Kanada’da, 24’ü ABD’de yer alıyor. Bu yerleşim birimlerinin çoğu köyden bile küçük.

4 Aralık 2016 Pazar

Pirelli Takviminin en kültürlü modellerinden biri Rus profesörü Anastasia İgnatova


Pirelli’nin bu yıl ünlü Alman fotoğrafçı Peter Lindbergh tarafından hazırlanan 2017 takvimi Fransa’nın başkenti Paris’te tanıtıldı.


Dünyanın en ünlü güzellerinin; ünlü oyuncular Kate Windslet, Nicole Kidman, Penelope Cruz, Uma Thurman’ın yer aldığı takvimde ünlü olmayan tek isim, Moskova Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi profesörü olan Anastasia İgnatova oldu. 



Vladimir ayakta


M. Hakkı Yazıcı


Vladimir İvanoviç’in evinde tuvaletteki seramik klozet kırılmıştı. İlle seninkinden bulup, alalım diye tutturdu.

Ben, alafranga tuvalette bizim Türk usulü taharet musluğu olmazsa huzursuz oluyorum. O yüzden dışarıda ihtiyacım olsa da mecbur kalmadıkça tuvalete girmem. O yüzden evdeki tuvalete tadilat sırasında bizim taharet musluklu alafranga klozetlerden koydurmuştum.

Bu, Türklerin önemli bir buluşuydu bence.

Necati Güngör üstadım anlatmıştı; bir imza günü için Aziz Nesin’le birlikte Malatya’ya gitmişler. Gece aynı otelde kalmışlar. Sabah o, önceden gitmiş imza gününün yapılacağı kitapçıya. Aziz Nesin gecikmiş. Merak etmişler.

Sonrasını Necati Güngör, şöyle anlatıyor:

“Bir koşu otele gittim. Aziz Bey lobide oturmuş yaşlı bir Malatyalı ile tartışıyordu.
Beni görünce, "Tamam, şimdi geliyordum’ dedi ve adama dönüp sözünü noktaladı:
‘Dediğim gibi işte. Susuz tarhat olmaz. Bakma sen Avrupalılara!... Mutlaka su değecek! Kâğıt kurulanmak içindir. Kâğıtla temizlik olmaz..."

Yaşlı adam Avrupa görmüş biriymiş; ama Aziz Nesin'in karşısında konuşamıyor, ya da lafı uzatmak istemiyormuş.

Aziz Nesin haklı. Batılılar niye bizim taharet musluklu klozetlerimizi kullanmazlar hiç anlamam. Yoksa bu, bizim buluşumuz diye kompleksleri mi var?

Akıllı olan bu klozetleri kullanır, Vladimir İvanoviç de öyle. Bizim eve her geldiğinde çok ihtiyacı olmasa bile tuvalete girer.

Israrı üzerine inşaat malzemesi satan pazarları, “rınak”ları dolaşıp bizim klozetlerden bulduk. Gayet mutlu, arabanın bagajına dikkatle yerleştirdik.

***
Vladimir İvanoviç’in külüstür Jigulisi ile Kremlin Duvarlarına paralel, Tverskaya Caddesi’ne doğru ilerleyip, eve dönüyoruz.

Önümüzde Kremlin Sarayı’nın yamacındaki Borovotski Meydanı’na yeni dikilen Prens Vladimir’in heykeli bizi karşıladı. İkimiz de ilk defa görüyorduk.

Geçenlerde açılışını Putin yapmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 1612'de Moskova'nın Polonyalı işgalcilerden kurtarılması anısına, 4 Kasım’da kutlanan Ulusal Birlik Günü’nde, Rusya’ya Ortodoks Hıristiyanlığı getiren isim olan ve tarihte önemli yeri olan Prens Vladimir’in önce 26 metre yüksekliğinde planlanıp 12 metreye indirilen, 300 ton ağırlığındaki heykelini törenle açmıştı.

Heykelin önce Serçe (Lenin) Tepeleri’ne dikilmesi planlanmış, ancak daha sonra Kremlin’in önü uygun bulunmuştu.

Ancak heykelin boyu ve seçilen yer, UNESCO ile büyük bir polemik başlatmıştı. Her ne kadar heykelin boyu yarı yarıya küçültülse de, UNESCO koruması altındaki bölgenin tarihi dokusunu bozacağı gerekçesiyle itirazlar yükselmişti.

UNESCO, bu alanın koruma alanı kapsamında olduğunu savunuyor; hatta heykel yüzünden Kremlin’in dünya kültür mirası özelliğini yitirebileceğini söylüyor. Rus tarafı ise, heykelin boyunu küçülterek UNESCO’nun istediğini yaptıklarını ama yerini değiştirmeyeceklerini vurguluyor.

***
Bence diziler, heykeller planlı bir ulusal-kültürel politikanın ürünü. Tesadüfi değil.

Dünyada yaşadığımız son politik atmosferde her devlet kendi halkının ulusal bilincini yükseltmek için özel bir çaba harcıyor.

Globalleşmenin geri vites taktığı bir dönem yaşanıyor. Zaman yine o eski zamanlardaki gibi biraz.

Ekonomik-politik krizler; ABD’nde Trump’un seçilmesi, Avrupa’da sağ, ırkçı-şövenist söylemlerin yükselişe geçmesi, Ortadoğu’da sorunlu savaş hali, farklı, endişe verici, kirli bir ortam yaratmıştı.

Herkes kendi ulusal bagajını dolduruyordu.

Herkes en kötü ihtimallere hazırlıklı olmaya çalışıyordu.

Kremlin duvarlarını geçtikten sonra tam Tverskaya’ya doğru sola dönerken Vladimir İvanoviç gülerek:

“Biliyor musun, Rusya’da dört önemli Vladimir var,” dedi.

Ona doğru dönüp:

“Biri ve hatta en önemlisi sensin biliyorum,” dedim, “Peki diğerleri kim?” diye sordum.

Gülümsemesi dudağında eksik olmadan:

“Один – лежит, один – сидит, один – стоит ( adin lejit, adin sidit, adin stayit),” dedi.

Yani, Türkçe tercümesiyle diğer üçünden “Biri yatıyor, diğeri oturuyor, üçüncüsü ise ayakta,” demişti.

“Pek anlamadım,” dedim.

Açıklayınca anladım.

Rus, mizah duygusunun zirve yaptığı anekdotlardan biriydi bu. Rusya’nın şu an içinde bulunduğu siyasi atmosferi üç cümlede özetleyen bir fıkra.

Kendi memleketimizin derdine merhem olamaz durumdayken misafir olarak bulunduğum bir ülkenin işlerine burnumu sokmayı doğru bulmayanlardanım. Zaten Ruslar da bizimkiler gibi bundan pek hoşlanmazlar.

Ama bu fıkradaki derinlik ben çok şaşırtmıştı.

Vladimirlerden Rusya’nın tarihine yüz sene öncesinden bu yana damgasını vurmuş Vladimir İlyiç Lenin arabayla giderken arkamızda bıraktığımız Kızıl Meydan’daki mozolesinde yatıyordu.

İkincisi, Vladimir Putin, yanından geçtiğimiz Kremlin Sarayı’nın duvarlarının içindeki Başkanlık Ofisinde oturuyordu.

Üçüncüsü ise biraz önce gördüğümüz, yenilerde heykeli dikilen Prens Vladimir idi.

***
Evet, Batılı politikacıların, düşünürlerin dediği gibi globalleşme, entegrasyon, öbür yandan enternasyonalizm, sınırların, vizelerin kalkması, ırk-din çatışmalarının son ermesi umudu falan derken, olmadı baştan ulus-devlet politikalarında bir son dem daha mı yaşanmak durumunda?

Ne zaman kurtulacağız mazlum milletlerin itilip kakılmasından?

Hele Castro da Che’nin yanına göçüp, bizi hepten öksüz bıraktıktan sonra…

Biraz geçtikten sonra kafamı arkaya Kızıl Meydan’a doğru çevirip, mozolesinde yatan Vladimir İlyiç Lenin sanki beni duyabilirmiş gibi mırıldanıyorum:

“Tavariş (yoldaş), senin enternasyonalizm hayallerin yine bir başka bahara mı kaldı yoksa?”


* Daha önce http://www.turkrus.com/  ve http://www.medyagunlugu.com/  ' da yayımlandı.

3 Aralık 2016 Cumartesi

TOLSTOY'UN OKURU


Necati Güngör

Üstat Tolstoy yaşamının son günlerinde hasta yatağından çıkmıyor, kimselerle görüşmüyordu...

Bir gün Kuzey Avrupa ülkelerinin birinden bir okuru Rusya'ya kadar gelip onunla tanışmak istemişti.

Yazarın hasta olduğunu, ziyaretçi kabul etmediğini belirterek görüştürmediler kadını.
Ama kadın ısrar ediyordu. Çok uzaktan geldiğini, hayranı olduğu yazarı görmeden dönmek istemediğini söylüyordu.

Sonunda durumu üstada ilettiler. Tolstoy, okurunun ilgisinden etkilenmişti. Koluna girerek kendisini balkona çıkarmalarını istedi. Hiç olmazsa okuru onu balkondan görür, ona el sallardı.

Koluna girip balkona kadar götürdüler üstadı.

Kadın heyecanla aşağıdan el salladı: "Sizi görmek için uzaklardan geldim!" dedi.

Tolstoy biraz konuşmuş olmak için: "Hangi kitaplarımızı okudunuz?" diye sordu.

"Bütün kitaplarınızı okudum!" dedi kadın.

"En çok hangisini beğendiniz?"

Kadın coşkulu ama kendinden emin:


"Donkişot çok güzeldi!" yanıtını verdi.

1 Aralık 2016 Perşembe

3. İvan

3. İvan, Büyük İvan (Иван Великий- İvan Veliki) lakablı 1462-1505 yılları arasındaki Moskova Prensidir.

Karıştırmamak için belirtmek lazım; 3. İvan, Rurik Hanedanı'ndan, bizim Korkunç İvan diye bildiğimiz 4. İvan’ın ecdadı. 

3. İvan, Rus topraklarının önemli bölümünü yönetimi altında toplamış, Ukrayna'nın bir bölümünü Polonya-Litvanya'dan geri almıştı.

Altın Orda Devleti'nin egemenliğinden kurtularak merkezi bir Rus devletinin temellerini atmıştır. 

Rusya tarihindeki en uzun süre tahtta kalan hükümdarlardan biridir.

***
3. İvan, Moskova büyük prensi olan babası 2. Vasili'nin (Kör Vasili) yandaşları ile onlara başkaldıran amcaları arasındaki iç savaşın doruk noktasına ulaştığı sıralarda 1440 yılında doğdu.

2. Vasili 1446'da kuzeni tarafından tutuklatılarak kör edildikten sonra İvan bir süre manastırda gizlendi. Ardından güvenli bir yere kaçırıldı, ama aynı yıl babasını elinde tutanlara geri verildi.

Vasili'nin kısa bir süre sonra serbest kalmasının ardından Tver büyük prensinin kızıyla nişanlandı; bu nişan 1452'de evlilikle sonuçlandı.

2. Vasili'nin hükümdarlığının son yıllarında, iç düşmanların kalıntılarıyla savaşmak üzere kuzeye gönderilen birliklerin komutanlığına kâğıt üzerinde 12 yaşındaki İvan getirildi.

On sekiz yaşında da güneydeki Altın Orda Devleti'nin karşı düzenlenen bir seferi yönetti.

Vasili'nin 27 Mart 1462'de ölmesi üzerine onun yerine geçti.

İvan'ın hükümdarlığının ilk yıllarıyla ilgili çok bilgi yoktur.

Esas olarak Doğu komşusu Kazan Hanlığı'na karşı genellikle başarıyla sonuçlanan birkaç küçük akın dışında, yönetimin işleriyle ilgilendi.

Çocuk yaşta evlendiği karısı 1467'de ona tek oğul bırakarak (bir olasılıkla zehirlenerek) öldü ve hanedanın sürekliliğini güvence altına almak için yeni bir evlilik gereği doğdu.

Kardinal Bessarion 1469'da Roma'dan getirdiği bir mektupla İvan'a, son Bizans imparatorunun yeğeni ve vesayeti altındaki öğrencisi Zoe Palailogos'la evlenmesini önerdi.

Zoe Moskova'ya gelerek Sofiya adını aldı ve büyük olasılıkla Ortodoksluğu benimsedi; üç yıl sonra da Kremlin'de İvan'la evlendi.

Bu olay Üçüncü Roma, Moskova görüşünü pekiştirdi.

Sofiya ismi, Moskova Nüfus Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre, başkent Moskova'da Darya ismi ile birlikte son 10 yıl içerisinde yeni doğan bebeklere verilen kız isimlerinin başında yer alıyor.

3. İvan tahta çıktığı sırada Büyük Rus topraklarının büyük bölümü henüz Moskova'nın denetiminde değildi. 

Ukrayna'nın tümü ve Yukarı Oka toprakları Polonya-Litvanya birliğinin egemenliği altındaydı.
İvan'ın prensliği de kâğıt üzerinde bile olsa, Altın Orda Devleti'ne bağlıydı. İvan, bir dizi saldırıyla (1467-1469) doğuda Kazan Hanlığını geçici bir süre için etkisiz bir hale getirdi.
Litvanya büyük dükü Kazimierz 4. Jagellon ile ittifak kuran Novgorod Cumhuriyeti'ni ve buraya bağlı geniş toprakları ele geçirmeye çalıştı (1471). Novgorod'a birkaç kez saldırdı ve 1478'de egemenliğini resmen kabul ettirdi. Son demokratik ve özerk kurumları ortadan kaldırdı, Novgorod'a bağlı kilise topraklarının büyük bölümüne el koydu, kolonilerini ilhak etti ve yerli halkın yerine kendi topraklarından getirttiği güvenilir adamları yerleştirdi. 1489'a gelindiğinde Novgorod, İvan'a karşı koyabilecek gücü bütünüyle yitirmişti.

Bağımsız kalabilmiş Rus topraklarından Yaroslavl ve Rostov da anlaşmalar yoluyla sırasıyla 1463 ve 1474'te ilhak edildi. Zayıf bir direnme gösteren Tver 1485'te Moskova'ya sessizce teslim oldu. Yalnızca Ryazan ve Pskov, gurur kırıcı biçimde Moskova'ya boyun eğerek bağımsızlıklarını koruyabildiler.

İvan, Altın Orda hanı Seyyid Ahmed'in Polonya-Litvanya'yla kurduğu dostluğu dengelemek üzere Kırım hanı Mengli Giray'la güçlü bir ittifak kurdu.

1480'de İvan'ın zaferiyle sonuçlanan Ugra Savaşı'ndan sonra Ahmed güçlerini Rusya topraklarından çekti.

Ahmed'in oğulları, 1502'de kesin bir yenilgiye uğrayıncaya değin Kırım ve Moskova için bir tehlike oluşturdular. Ama İvan 1480'den sonra hanın vasılı olmaktan çıkmış ve Avrupa diplomasisinde bağımsız bir hükümdar olarak kabul görmüştü.

1502'de, Altın Orda Devleti'nin yıkılmasından sonra İvan, Tüm Rusya'nın Hükümdarı (Gosudar vsey Rusi) unvanı taşıyabilecek duruma geldi.

Esneklik ve diplomasi yoluyla hükümdarlığının sonuna değin Mengli ile dostluğunu sürdürmeyi, Kazan Hanlığı'yla ilişkilerinde ciddi bir sorun çıkarmamayı başardı.

İvan'ın yönetimi sırasında ustalıkla tarafsızlaştırılan Kazan Hanlığı, Moskova'nın vesayetinden kurtulma çabasına girişti.

İvan'ın son yıllarında Litvanya'ya karşı yürütülen savaş umduğu gibi başarılı olmadı.
Güney Rusya prensleri onun hizmetine girmek için Litvanya büyük dükünü terk ettiler.
1487-1494 ve 1500-1503 savaşlarından sonra, Alexander Jagellon aracılığıyla, ona katılmış olan 19 kent ve 70 araziyi kendine bağlattı. Bunlara rağmen, Ukrayna'nın büyük bölümü hala düşmanlarının elinde kaldı.

Moskova Prensliği'nin gücünü Batı Avrupa saraylarına kanıtlamaya girişti.

İvan,1480'de hayatta olmayan büyük ağabeyinin topraklarına el koyunca iki ağabeyi Andrey ve Boris'in başkaldırması tehlikesiyle karşılaştı. Andrey ve Boris batı sınırlarına saldırdılarsa da sonunda geri dönerek İvan'ın üstünlüğünü ve ele geçirdiği topraklar üzerindeki egemenliğini kabul etmek zorunda kaldılar.

İvan'ın ilk karısından olan büyük oğlu 1490'da öldü.

Bu durumda varis olarak, 1483'te doğan oğlu Dimitri ile Sofiya'dan 1479'da doğan oğlu Vasili kaldı.

İvan yedi yıllık bir kararsızlıktan sonra 1497'de Dimitri'yi varis ilan etti.

Sofiya, kendi oğlunun ardıllığını sağlamak için kocasına karşı bir ayaklanma hazırlığına giriştiyse de bu komplo kısa sürede ortaya çıkarıldı. İvan 1498'de Dimitri'ye büyük prens olarak taç giydirdi.

1500'de Vasili yeniden ayaklanarak Litvanyalılara sığındı. İvan ödün vermek zorunda kaldı; Litvanya'yla savaşın bu aşamasında, karısını ve oğlunu bütünüyle karşısına alamazdı.
1502'de Vasili'yi veliaht yaptı ve Dimitri ile annesi Yelena'yı hapsetti.

3. İvan'ın iç politikası, kendine bağlı prenslerden topraklarını ve yetkilerini alarak yönetimi merkezileştirmeye dayanıyordu.

Boyarlar da büyük ölçüde yetkisizleştirilmiş ve ihanetinden kuşku duyulanlar öldürülmüştü. Boyarlara yaşam boyu aynı prense hizmet etme zorunluluğunu kabul ettirdi. Bu dönemde, büyük prensin hizmetkarlarına, sadık çalışmaları koşuluyla yaşam boyu toprak mülkiyeti hakkının verildiği pomestie sistemi ortaya çıktı; Dvoryanin adında yeni bir hizmet sınıfı örgütledi ve bunlara mülkler (pomestiye) bağışladı.

Otokrat (Samoderjet) ünvanını aldı ve saray teşrifatını karmaşık kurallara bağladı. Kaleme aldırdığı 1497 tarihli Sudebnik yasası'yla, borcu olmayan köylülerin yalnızca Yuriyev den yortusunda topraklarını terk edebileceklerini ilan etti. Kilisenin elindeki topraklara el konmasına ilişkin tasarıları 1503 Konseyi'nde engellendi.

3. İvan, 1505 sonbaharında öldü.

Otokratik ve merkeziyetçi Moskova devletinin gerçek kurucusu olarak kabul edilir.


Kaynak: Wikipedia

29 Kasım 2016 Salı

The Guardian’dan turistlere Moskova tüyoları



İngiliz The Guardian gazetesi, Moskova’da “turistlerin mutlaka yapması gerekenleri” belirledi.

Gazetenin verdiği Moskova tüyoları şöyle:

-Ünlü Tretyakovskaya Sanat Galerisi’nin, 20. Yüzyıl Rus sanatı koleksiyonunu mutlaka görün.

-Birçok gösterinin İngilizce altyazılı olduğu Gogol Merkezi’nde tiyatro izleyin.

-Moskova’daki Gürcü restoranlarında yemek yiyin.

-Maksim Gorki’nin bugün müze olan evine gidin.

-Rus banyosunu deneyin.

-Opera izleyin.

-Gorki Parkı’na, Serçe Tepeleri’nde “Garaj” sanat galerisine gidin.

-Dr.Jivago restoranında geleneksel Rus mutfağını deneyin.


-VDNH’da gezinti yapın.

28 Kasım 2016 Pazartesi

Rusça isimler üzerine


Rus edebiyatına yabancı olmayan okurun hatırlayacağı gibi, Rus adları, günlük hayatta kullanılırken çok sık ve çok çeşitli biçimlerde kısaltılır.

Rusya'da doğan her kişinin üç adı bulunur: kendi adı, baba adı ve soyadı.

Soyadı kullanımı (Avrupa ülkelerinde olduğunun tersine) çok yaygın değildir; sizli-bizli konuşmalarda genellikle ad ve baba adı birlikte kullanılır; örneğin: İvan İvanoviç, Genadi Mihayloviç gibi.

Soyadı ancak resmi belgelerde bir kural kabilinden kullanılır; bu durumda da ad ve baba adı, soyadından sonra veya önce, baş harfler şeklinde yazılır: Belyaev, A. A. veya L. N. Tolstoy gibi.

Samimi ortamlarda, aile içinde, dost çevresinde, hatta bazen, henüz sizli-bizli konuşuluyor olsa bile belli bir samimiyetin oluştuğu yerlerde adların yerini kısaltmalar alır; siz diye konuşulduğu halde Lidoçka-Dimoçka şeklinde hitap edilmesinde olduğu gibi.

Bu öyle yaygın bir uygulamadır ki, bazı durumlarda baba adları bile kısaltılabilir.
Arnold Pavloviç yerine Amold Palıç denilmesinde olduğu gibi.

Öte yandan, kadınların soyadları da adları gibi farklıdır. İster eşinin soyadını taşısın, ister babasının; bir kadının soyadı genel olarak -a veya -ya ile biter: Malyanov'un eşi, İrina Malyanova, gibi.

Bu kısa malumat ışığında, bazı ad örnekleri:
Dimitri -Dimka -Dimkin -Dimoçka 
Mitka - Mitya Pavlov
Pavel İrina - İrka - İra -İrkina
Valentin - Valka
Bobkin - Bobkina - Bobka - Bobçik
Zinanda – Zina
Lidya – Lida -Lidka - Lidoçka
Svetlana - Svetka
Filip -Fil
Kalyam -Kalyamuşka

Hazal Yalın

(Arkadi ve Boris Strugatski’nin “Kıyamete Bir Milyar Yıl” kitabının çeviri açıklamalarından)