Moskova

Moskova

12 Nisan 2010 Pazartesi

Moskova yeşilleniyor













Moskovalılar, önümüzdeki hafta sonuna kadar ağaçlardaki ilk yeşil yaprağı görecek Ria Novosti'ye açıklamada bulunan Fobos hava tahmin merkezi uzmanı Leonid Starkov, " Ağaçlardaki tomurcuklar yarı yarıya patlamış durumda. Önümüzdeki hafta sonuna kadar tamamen patlayıp yeşermiş ve yaprak açmış olacaklar. Çünkü tahminlerimize göre hava sıcaklığı mevsim normallerinin birkaç derece üzerinde olacak" Starkov'un verdiği bilgiye göre, ilk önce Kızılcık sonra söğüt, kavak, beyaz huş ağacı ve en son da meşe ağaçlarının tomurcukları patlamış olacak.
Starkov, "Mesela şimdi ormana veya parklara tepeden bakarsanız, ağaçların üst kısımlarında patlamaya hazır belirginleşen tomurcukları görebilirsiniz. Bu süreç 20-25 Nisana kadar sürecek, daha sonra ise hava ısısı 10 derece olacak ve tomurcuklar hareketlenecek. 1 Mayıs tarihine kadar ağaçların 3'te biri yeşillenmiş olacak’' dedi.
Uzman Starkov, ayrıca bazı kelebek türlerinin görülmeye başladığını vurguladı.

Kaynak : http://www.gazetem.ru/tur/news/Yerel?id=2472

Metro zaman kazandırıyor













Moskova’da ilginç bir deneme gerçekleştirildi. Bu denemede Moskova’nın bir ucundan bir diğer ucuna metroyla ve araçla gitmenin ne kadar sürdüğü ortaya çıkarıldı.
Buna göre, 2 gazeteci aynı yerden aynı hedef yerine ulaşmak için hareket etti. Bunlardan biri yolu metroyla diğeri ise arabayla katetti. Araba belirlenen yere 5 saat 2 dakikada varabildi. Metro ile ise varılacak yere sadece 1 saat 5 dakikada ulaşıldı.

Öte yandan, terörün meydana geldiği Moskova metrosunda halk tüm olanlara rağmen yine de metroyla seyahat etmeyi ve ulaşacakları yere daha çabuk varmak için metroyu tercih etmeye devam ediyor.
Yapılan açıklamaya göre, Moskova metrosundaki halkın sayısının terör eylemi sonrası biraz azaldığı, ancak eski cazibeliğini yitirmediği kaydediliyor.

Kaynak : http://www.gazetem.ru/tur/news/Yerel?id=2470

8 Nisan 2010 Perşembe

Moskova'nın etkinliği

Ekonomik kriz dünyadaki birçok şeyi değiştirdi. Moskova da bu krizden nasibini aldı.
Knight Frank ve Citi Private Bank tarafından hazırlanan dünyadaki en etkin ve zengin şehirler ile ilgili raporda Moskova daha önceki yıla göre 2 basamak geriledi. Daha önce 20.sırada yer bulan Moskova, son raporda 22 sıraya geriledi.
Listeye dünyanın 40 büyük ve etkin şehri girdi. Sıralamada şehirlerin ekonomik durumu, siyasi etkinliği, hayat şartları, yaşam kalitesi ve insanların gelir düzeyi göz önüne alındı.
Listenin başında New York yer alırken, 2.sırada Londra ve 3.sırada Paris yer buldu. İlk 10’a giren diğer şehirler ise Tokyo, Los Angeles, Brüksel, Singapur, Berlin, Pekin ve Toronto oldu.
Ayrıca ekonomik durum dalında New York, siyasi etkinlik dalında Washington ve yaşam kalitesi dalında ise Singapur şehirleri birinci oldu.
Moskova ise, hayat kalitesi dalında 19., ekonomik durum dalında 23. ve siyasi etkinlik dalında da 31.sırada yer aldı.


Kaynak : http://www.gazetem.ru/tur/news/Yerel?id=2444

5 Nisan 2010 Pazartesi

Rusya’da kutsal Paskalya bayramı

Rusya Ortodoks dünyası kutsal Paskalya bayramını kutluyor.
Rusya'da Ortodoks Hıristiyanlar pazar günü Paskalya yortusunu kutladı. H. İsa'nın çarmıha gerildikten sonra yeniden dirildiğine inanılan bu günde, sadece Moskova'da 269 kilisede 170 bin kişinin toplandığı bildirildi.

Ortodoksların en önemli bayramlarından biri sayılan Paskalya, bir hafta boyunca kutlanıyor. Yunan kaynaklı paskalya kelimesi “kurtuluş” anlamına geliyor. Ruslar bu bayram boyunca “Hristos Voskres!” (İsa Mesih dirildi!) şeklinde birbirlerine hitap ediyorlar. Bu sözler defalarca tekrarlanıyor. Ortodoks inancına göre bu sözde tüm inanç, kararlılık ve umutlar odaklanmakta.
Paskalya bayramının kökü Yahudilikte bulunuyor. Yahudi inancına göre bu bayram Mısır köleliğinden kaçan Musevilerin kurtuluşunu simgeliyor.
Paskalya, perhizle geçen beş haftalık bir hazırlık dönemi ile son haftayı kapsar. Paskalya Günü`nde sona erer. Paskalya Günü için evlerde özel çörekler hazırlanıyor. Boyalı paskalya yumurtası haşlanıyor, mumlar yakılıyor. Yumurtanın kırmızıya boyanması ise İsa’nın kanı anlamına geliyor.
Paskalya’yı bütün Hıristiyan mezhepleri, kendi inançların göre kutluyor. Süryanilerin Temmuz ayında kutladıkları ‘Meryem Ana Paskalyası’ adı verilen yortu da Paskalya kavramı içine giriyor. Rus Ortodoks Kiliselerinde gece ayinlerinden önce kilise dışında bir ayin alayı düzenlenir. Alay kiliseden çıkarken hiç ışık yakılmaz; dönüşte ise, İsa'nın dirilişini simgelemek için yüzlerce mum yakılır.

2 Nisan 2010 Cuma

Küfürsüz Rusça olmaz!
















Hakan Aksay

Yaptıkları anket "neşeli" olsa gerek. İnsanlara sormuşlar: "Günlük hayatınızda küfür eder misiniz?" Koşulsuz "evet" diyenlerin oranı yüzde 61!
Tesadüf bu ya, aynı ankette "Devlet dilimizin temiz olması yolunda çaba sarfetmelidir" diyenlerin oranı da yüzde 61 çıkmış...
Televizyonlardaki birçok programa bakıyorum; hemen hepsi "bol bipli" yayınlarla dolu.
İlginç olan şu ki, Ruslar küfür etmekten pek utanmıyor. Hatta "Rus dilinin küfürler konusundaki zenginliği" ile övünmek garip bir ulusal alışkanlık burada.
- Niye utanayım ki! Hem koskoca Puşkin, Lermontov, Yesenin bile küfrederek konuştular, hatta yazdılar!..
Elbette öyle. Sadece onlar değil, daha pek çok Rus klasiği. Örneğin, Tolstoy'un pek bilinmeyen Hamam adlı öyküsünü okumak epeyce cesaret istiyor.
Bir başka "çelik arguman" daha var:
- Liderimiz Putin bile açıktan küfrediyor!..
Buna da denilecek bir şey yok. Putin daha iktidara gelirken "Çeçen teröristleri kenefte haklamak" sloganını kullanmış, kendisine "ters soru" soran Batılı bir gazeteciyi "Rusya"da sünnet etmekle" tehdit etmişti.
Yine de son yıllarda UNESCO'nun da desteklediği "Rus dili yılı", ülkede defalarca ele alınan "Rusça"yı koruma yasası" derken, en azından "resmi konuşma ve metinlerde hem küfür, hem de yabancı kökenli kelimelerin kullanılmaması" kararı uygulanmaya çalışılıyor. Çalışılıyor da, bazen, sözgelimi Duma'da Jirinovski kürsüye çıktığında bu kararı unutmak nedense herkesin işine geliyor.
Geçenlerde Penza kentinde, "Sokakları da, ruhumuzu da, dilimiz de temiz tutalım" diye güzel de bir cümle bulmuşlar. Rusçayı güzel ve temiz kullanana ödül, tersini yapana ceza vaad ediyorlar. Ödülü bilmem, ama ceza uygulaması zor!
Bir İngiliz gazetesinde okumuştum. Bir centilmen milletvekili, kafasını bozan meslektaşına ana avrat düz gidecek kadar sinirlenmiş, ama diye diye ancak şunu diyebilmiş: "Bu meslektaşım, kendisine mütevazı denilmesi için her türlü nedene sahip, gerçekten ‘yalnızca mütevazı" bir insandır!"
Ne dersiniz? Bu tür hakaretler Rusları keser mi?
Hiç sanmıyorum. Burasının iklimi soğuk. Ağız dolusu küfür ise insanın içini öyle bir ısıtır ki!..

Havada bahar kokusu...

Moskova'da uzun ve zor geçen kışın ardından nisan ayıyla birlikte "bahar kokusu" gelecek. Bugün başkentte havasıcaklığının artı 6, hatta yer yer dokuz dereceye kadar çıkması bekleniyor. Yani eriyen karlarla Moskova'yı ıslak günler bekliyor. Uzmanlar 23 Mayıs 1980'de kar bile kayıt edildiğini belirterek, "Havanın ne olacağı belli olmaz" diye ihtiyat payı koysa da, nisanın ilk haftasında ısınma bekleniyor. Yine de bu ay içinde en az bir kez daha "sıfırın altına" dönülmesi bekleniyor.

1 Nisan 2010 Perşembe

Ayvazovski : Osmanlı ile Çarlık Sarayı arasında bir sanat köprüsü












İvan Ayvazovski (Иван Константинович Айвазовский / Ivan Konstantinovich Ayvazovskiy, ya da Ermeni ismiyle Hovhannes Ayvazyan), (d. 29 Temmuz 1817; Feodosya - ö. 5 Mayıs 1900; Feodosya), eserlerinin yarıdan fazlasının konusu deniz manzaraları olan Ermeni asıllı Rus ressamdır.
Kırımda bir Karadeniz liman şehri olan Feodosiya'da Ayvazyan soyadını taşıyan yoksul bir Ermeni ailesinde dünyaya geldi. Simferopol Lisesi'nde iken resim yeteneğinden ötürü 16 yaşında Çar I. Nikolay'ın emriyle St. Petersburg Akademisi'ne alındı. 1836'da Akademi'den mezun olduktan sonra devlet tarafından Avrupa'ya gönderildi. Yıllar süren seyahatleri sırasında birçok ülkede sergiler açıldı, çağın en yetenekli Rus ressamı olarak ün kazandı.
1844'te Rusya'ya dönüşünde Rus Donanması'nın resmi ressamlığı görevine atandı. Bu görevi dolayısıyla yaşamı boyunca çok sayıda deniz ve gemi resmi yaptı.
1845'te geldiği İstanbul'da Sultan Abdülmecit tarafından Beylerbeyi Sarayı'nda kabul edildi. 1845-1890 arasında İstanbul'a toplam dört ziyaret yaptı. 1874'teki ziyaretinde Mimarbaşı Sarkis Balyan'ın Kuruçeşme Adası üzerinde bulunan ikametgâhında bir ay kadar misafir olarak Sultan Abdülaziz'in Dolmabahçe Sarayı için sipariş ettiği tabloları hazırladı. 1890'daki son ziyaretinde Sultan II. Abdülhamid'in huzuruna kabul edilerek padişaha iki tablosunu hediye etti.
Beşbinin üzerinde eseri olan Aivazovski'nin tablolarının büyük bir kısmı St. Petersburg, Moskova ve Erivan devlet müzelerinde sergilenmektedir. 30 kadar eseri Türkiye'de Dolmabahçe Sarayı, Deniz Müzesi, Askeri Müze, Fener Rum Patrikhanesi ve İstanbul Kumkapı Ermeni Patrikhanesi'nin koleksiyonlarında bulunmaktadır.