M. Melih Güneş:
“Moskova’da Nâzım Hikmet’in yaşadığı bir mekân müze olacaksa, bu Peredelkino’da
olmalı.” | Metin Celâl
Ağustos 2, 2026
Kaynak: Edebiyathaber.net
Edebiyat Haber, geçtiğimiz günlerde önemli bir soru sordu; “Nâzım Hikmet’in
son evi neden hâlâ müze değil?” sonra da aynı başlıkta cevabı verdi;
“Moskova’daki edebî mirasın geleceği belirsiz” Haberin sonunda da net olarak
talebi belirtti; “Nâzım Hikmet’in son evi, yalnızca bir apartman dairesi değil;
iki ülkenin ortak kültürel hafızasının simgesidir. Bu evin ve içerdiği edebî
mirasın gelecek kuşaklara güvenceyle aktarılması için uluslararası iş
birliğiyle kalıcı bir koruma modeli oluşturulmalıdır.” (https://www.edebiyathaber.net/nazim-hikmetin-son-evi-neden-hala-muze-degil-moskovadaki-edebi-mirasin-gelecegi-belirsiz).
Moskova’ya giden edebiyatla, şiirle ilgili hemen her vatandaşımız Nâzım
Hikmet’in mezarını ziyaret etmek ister. 2011’de Moskova Kitap Fuarı’na
gittiğimizde, bizim de ilk hedefimiz Nâzım Hikmet’i ziyaret etmek olmuştu.
Maalesef, bu ziyaret gerçekleşememiş, mezarlığın girşinden dönmüştük. Fuarda
Türkiye standını ziyarete gelen gazeteci Suat Taşpınar, daha önce varlığını
bilmediğimiz Nâzım Hikmet Kütüphanesi’nden söz edince İstanbul’a dönerken bu
kütüphaneyi ziyaret etmek istemiştik. 3 Haziran 2024’ten beri bu kütüphane
Nâzım Hikmet Kültürevi olarak hizmet veriyor.
Nâzım Hikmet Kütüphanesi’nin bulunduğu mahallede Nâzım Hikmet’in son evinin
bulunduğunu öğrenince orayı da görmek istedik. Çünkü ev hakkında yazılanlardan
eşi Vera’nın evde yaşamaya devam etmesine rağmen evi ve Nâzım Hikmet’in
eşyalarını olduğu gibi koruduğunu biliyorduk. Vera Tulyakova Hikmet’in 2001’dek
vefatından sonra ev kızı Anna’nın korumasındaymış. Anna Stepanova arandı,
bulunamadı. Evi göremedik. Apartmanın kapısının önünde, Nâzım Hikmet’in orada
yaşadığını belirten büyük şiltin altında fotoğraflar çektirdik ve uçağa
yetişmek için yola çıktık. Havaalanı yolunda da Nâzım Hikmet’in evinin olduğu
gibi korunması gerektiğini konuştuk. Bunun da yolu kuşkusuz evi müze haline
getirmektir.
Nâzım Hikmet’in ölümünden sonra eşi Vera Tulyakova Hikmet “Burası
Türkiye’nin evidir” düşüncesi ile benzersiz, yaşayan bir müze yaratmış ve
kendisi bu müzenin fahri mihmandarı olmuş. Onlarca yıl evi görmek isteyen
konukları misafir etmiş. Bu konuklardan biri de Melih Güneş olmuş. Vera
Tulyakova Hikmet ile tanışmaları dostluğa dönüşmüş. Defalarca evde konuk
olmakla kalmamış, “Nâzım Hikmet Araştırmacısı” olmuş. Nâzım Hikmet’le ilgili,
özellikle Moskova’daki yaşamının izlerini süren birçok araştırma yaptı,
kitaplar yayınladı, sergiler açtı Melih Güneş. Bu çalışmalarıyla da çeşitli
ödüller aldı. Son ödülü de “2026 Nâzım Hikmet Dostluk Ödülü” oldu. Edebiyat
Haber’in çağrısını okuyunca hemen aklıma Melih Güneş geldi ve Nâzım Hikmet’in
evinin durumunu ve “Nâzım Hikmet’in son evi neden hâlâ müze değil?” sorusunu
sordum.
Moskova’daki eve ilk ne zaman
gittin ve evde neler vardı?
1990 başı olmalı. Zaman içinde
elbette bazı eşyaların yeri değişmiş ya da yenilenmiş olabilir ama her şey
yerli yerindeydi. Vera Tulyakova büyük bir bilinçle korumaya özen göstermişti.
Aynı özeni kızı da senelerce sürdürdü.
Evin fotoğraflı veya yazılı
envanterini çıkardın mı? Yazılı veya fotoğraflı bir liste mevcut mu?
Hemen hemen her belgenin,
dosyanın, objenin hem fotoğrafları hem taranmış kopyaları var. Kendi
olanaklarımla bizzat ben çektim, taradım. Hatta tüm evin ölçülerini bile
almıştım, gerekebilir diye. Ölçüleri aldığımda Vera Tulyakova sağdı, ben de
genç bir mimardım. 36 yıl akıverdi.
2008’de Yapı Kredi’de açılan
“Şehrime Ulaşamadan Bitirirken Yolumu…” Sergisi, Nâzım ile Vera’nın birlikte
yaşadığı evdeki nesnelerden oluşturulmuş, sergide Vera’nın giysi ve kişisel
eşyaları da yer almış. Sergiden sonra bu malzeme nereye gitti?
Açıkçası o sergi döneminde çok
umutlu ve heyecanlıydım. Gün ışığına çıkan onca belge vs için belki uzmanlardan
oluşan bir komisyon kurulur diye bile düşünmüştüm. Olmadığı gibi tüm eşyalar da
gerisin geri Moskova’ya gönderildi.
2019’daki “Nâzım Hikmet’in
Ellerinin İzinde” sergisinin açıklamasına göre Nâzım’ın Moskova’daki çalışma
odasından kitapları ve daktilosunu getirmişsin ve bunları “geri gitmemek üzere
Türkiye’ye getirdiğini” açıklamışsın. Kitaplar ve daktilo sende mi, yoksa
bir vakfa ya da kuruluşa mı devredildi?
Kitapları, daktiloları ve
başka değerli şeyleri de o dönemde getirdim ve halen benim korumamda, bana
“emanet”ler. Rusya’daki Devlet Edebiyat ve Sanat Arşivi’ndeki Nâzım Hikmet
Fonu’nda neler olduğunu, nasıl korunduğunu ve gerektiği zaman nasıl paylaşıldığını
bildiğim için ister istemez öyle bir kurumla kıyaslıyorum. Böyle olunca da
Türkiye’de bunları devredebileceğim bir kurumun henüz olmadığını düşünüyorum.
İstanbul Nâzım Hikmet
Vakfı’nın Anı Odası’nda Vera Tulyakova’nın bağışları olduğu söyleniyor. Bu
bağış Moskova’daki son evden mi geldi? Neler bağışlandığını biliyor musun?2008
veya 2019 sergilerinden sonra vakfa geçen malzeme oldu mu?
Elbette biliyorum, Abidin Dino ve Avni Arbaş eserlerine kadar tek tek de
sayabilirim neler olduğunu, Vera Tulyakova’nın ne zaman bağışladığını. Hatta
bunlardan ikisinin Rusya Kültür Bakanlığı’ndan gerekli yurtdışı çıkış
izinlerini ben çıkarmıştım Moskova’dayken ve Vera Tulyakova elleriyle
getirmişti İstanbul’a. Bunlar Vera Tulyakova için “evin aziz anısını”
İstanbul’da yaşatmanın yollarından biriydi. Son olarak, on yıl kadar önce
Şişli’deki “Anı Odası”nın açılışında kızı Anna Stepanova’nın ödünç verdiği takım
elbiseyi de vakfa bizzat ben teslim ettim (Şimdilerde büyük bir Nâzım Hikmet
sergisine hazırlanıyorum, bu elbiseyi sergiye dahil edemedim mesela, ne
yazıktır ki.). Nâzım Hikmet’in Anjel Açıkgöz’e hediye ettiği bir dikiş
makinasının vakfa bağışlanmasını da ben sağlamıştım.
Rusya Devlet Edebiyat ve Sanat
Arşivi’nde Vera’nın veya Anna’nın yaptığı bağışlar var mı?
Vera Tulyakova evdeki arşivin çok önemli bir kısmını, vefatın akabinde
arşivin bünyesinde oluşturulan Nâzım Hikmet Fonu için Rusya Devlet Edebiyat ve
Sanat Arşivi’ne bağışlamış durumda. Neredeyse yarı yarıya diyebilirim. Listesi
bende var.
24 Numaralı Kütüphane bugün Nâzım
Hikmet Kültür Merkezi olarak çalışıyor ve sürekli sergiler düzenliyor, diye bir
bilgi var, bu bilgi doğru mu? Doğru ise
sergide hangi nesneler, belgeler var. Buraya Vera’nın veya Anna’nın yaptığı
bağışlar var mı?
Melih Güneş: Sergiler,
etkinliklerin bir parçası. Kültür Merkezi esas olarak gençlerin toplandığı
Nâzım’ı konuştuğu, Türk edebiyatını öğrendiği bir yer halinde şimdi.
Moskova’daki Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nın öncülüğü ve büyük
desteğiyle kuruldu. Elbette ben de tüm arşivimi, bilgimi seferber ettim, çok
güzel bir anı odası yapıldı. Merkez için özel sanat üretimleri yapıldı (Aykut
Genç, Ethem Onur Bilgiç ve Sedat Girgin’in eserleri). Anna Stepanova büyük bir
cömertlikle evindeki şifonyeri ve annesiyle Nâzım Hikmet’in birer kostümünü,
kravat vs. süresiz ödünç verdi.
Moskova’daki evde nelerin
kaldığını biliyor musun? Evdeki mevcut eşyaların envanterini çıkarmak için
çalışma yapıldı mı? Bu eşya ya da belgelerin akıbeti nedir?
Melih Güneş: Hepsini
biliyorum, son ziyaretimde her şey ellerimle nereye koymuşsam oradaydı. Şu an
için pek çoğu büyük bir Nâzım Hikmet sergisi-etkinliği için Türkiye’de, Nâzım
Hikmet’in halkının ziyaretini bekleyecek.
Bütün bu malzemeyi tek bir
kamu koleksiyonunda ya da müzede toplama girişiminiz oldu mu?
Kişisel çabalarımla görüştüğüm
kişi ve kurumlardan bir sonuç alamadım. Belki araştırmacılara yönelik bir
“Nâzım Hikmet Merkezi” talebim çok ve yersiz bulunuyordur, lakin Rusya’da
gördüğüm bu.
Moskova’daki evi müze yapmak
mümkün mü?
Evin bir apartmanda ve üst
katlarda olması müze için zorlaştırıcı sebeplerden ve içinde yaşayanları da
artık rahat bırakmak lazım. Peredelkino’daki kır evi müzeye daha uygun ama
orada da başka mülkiyetler söz konusu. Moskova’da Nâzım Hikmet’in yaşadığı bir
mekân müze olacaksa, bu Peredelkino’da olmalı diye düşünüyorum. Komşusu
Pasternak’ın aynı mahalledeki müzesiyle de anlamlı olacaktır. Üstelik Nâzım’ın
Peredelkino’da yaşadığı evin ilk sakini de Boris Pasternak. Bir aksilik
olmazsa, Peredelkino’da bir Nâzım Hikmet heykeli projesi de gündemde,
heykeltraşıyla yüz yüze görüştüm, o da çok heyecanlı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder