Moskova

Moskova

9 Nisan 2026 Perşembe

Cahit Arf ve düşüncesiz makineler



Kaynak: https://medyagunlugu.com/author/m-hakki-yazici/


Pencerenin öinünde madeni bozuk paraları, bazı kağıt paraları koyduğum bir cam kavanoz var.

Vladimir İvanoviç’in son Türkiye seyahatimden kalan 10 Liralık bir banknot dikkatini çekiyor.

Ne yazık ki artık karşılığında bir çay, bir simit bile alamadığımız bir kağıt para.

Paranın değeri düşmüştü, ama arkasındaki resimdeki bilim insanının değerini daha fazla anlıyorduk.

Eline alıp inceledi, arkasındaki resmi gösterip sordu.

“Bu adamın ismi Cahit Arf. Çok önemli bir bilim insanı, matematikçi. Benim için de, ayrıca önemli bir kıvanç kaynağı, bizim ODTÜ’den hocamız. 1910 doğumlu. Dedem gibi Selanik'te dünyaya gelmiş,” dedim.

***

Türkiye'de matematiğin simgesi olarak anılan Ord. Prof. Dr. Cahit Arf, 1938 yılında Göttingen Üniversitesinde doktorasını tamamlamış. 1962 yılına kadar İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesinde görev  yapmış. Daha sonra Robert Kolejinde matematik dersleri vermiş.1964 yılında Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Bilim Kolu Başkanı olmuş.

Cahit Arf, kısa bir süre California Üniversitesinde konuk öğretim üyeliği yaptıktan sonra, 1967-1980 yılları arası Orta Doğu Teknik Üniversitesinde çalışmalarına devam etti.

Emekli olduğu dönemde, TÜBİTAK'a bağlı Gebze Araştırma Merkezinde çalışmalarını sürdürdü. 1985-1989 yılları arasında da Türk Matematik Derneği başkanlığını yürüttü.

Cebir konusundaki çalışmalarıyla dünyaca ün kazandı. Sentetik geometri problemlerinin cetvel ve pergel yardımıyla çözülebilirliği konusunda yaptığı çalışmalarla da ünlendi.

"Arf Değişmezi” (Arf Invariant), "Arf Halkaları” (Arf Rings) ve “Arf Kapanışı” (Arf Closure) gibi, literatürde kendi adıyla anılan çalışmalarıyla, matematik dünyasının önde gelen bilim insanları arasında yer aldı.

Vladimir İvanoviç, “Bu parayı cebinde taşıyan çok insan bunun farkında değildir mutlaka,” diyor.

***

Konuyu dağıtmak pahasına Türkiye’deki demokratik üniversite mücadelesinin 70’li yıllarının başından, benim “Koca bir sevdaydı yaşadığımız” isimli kitabımda da yer verdiğim bir anıyı paylaşıyorum.

ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü eski profesörlerinden Uğur Ersoy hocamızın ünlü matematikçi Prof. Cahit Arf’ı anlattığı (bir üniversitenin nasıl olması gerektiğiyle ilgili) güzel bir anısı şöyle:

“…Bir gün Genelkurmay Başkanı’nın bizi görmek istediği haberi geldi. ODTÜ sorununu bizden dinlemek istiyordu.

Genelkurmay Başkanı’nın odasına girdiğimizde biraz şaşırdık. Oda, üç dört yıldızlı generallerle doluydu. Parti başkanlarına yaptığımız gibi, ODTÜ’deki sorunu genel çizgileri ile özetledik ve hareketimizin kesinlikle siyasi bir niteliğe sahip olmadığını vurguladık.

Konuşmam bittiğinde oda derin bir sessizliğe bürünmüştü. Bu sessizliği Genelkurmay Başkanı’nın tok sesi bozdu:

‘Hocam, benim anlayamadığım bir husus var. Bizim de üniversitemiz var: Harp Okulu. Orada hiçbir disiplinsizlik yok, çıt çıkmıyor. Sizde boyuna sorun çıkıyor. Bunu anlamakta güçlük çekiyorum.’

Ne söyleyeceğimi şaşırmıştım. Verilecek yanıt belliydi; ama bu yanıt Genelkurmay Başkanı’nı gücendirebilirdi. Bunu da kesinlikle istemiyorduk. Ne yapacağıma karar verememenin sıkıntısını yaşarken Cahit Hoca yardımıma yetişti.

‘Uğur, Sayın Başkan’ın bu sorusuna ben yanıt vereyim. Paşam önce bir soru sorayım size. Harp Okulu’nda öğrencilere ne öğretilmesi gerektiğini biliyor musunuz?’

‘Elbette biliyoruz,’ diye yanıt verdi Başkan.

Cahit Hoca son derece sakin, gülümseyerek devam etti.

‘Bakın Paşam, sorun buradan kaynaklanıyor. Biz öğrenciye ne öğreteceğimizi tam olarak bilmiyoruz. Daha doğrusu emin değiliz. Eğer öğreteceğimiz her şeyden emin olsaydık, o zaman orası üniversite olmazdı. Üniversite, tartışarak gerçeklerin arandığı bir kurumdur. Tartışma olan yerde de sorun çıkması doğaldır Paşam.’

Şaşkınlıkla ve hayranlıkla Hoca’nın yüzüne bakıyordum. Cahit Hoca’nın yanıtında üniversitemizin olağanüstü güzel bir tanımı vardı.”

***

Cahit Arf, taa 1958 Yılında Erzurum'da Yapay Zeka konulu ''Makine düşünebilir mi ve nasıl düşünebilir?'' adlı bir konferans vermiş.

Günümüzde çokça tartışılan yeni teknolojik gelişmeler, robotlar, yapay zeka gibi konulara, zihin açıcı görüşlere taa o zamanlarda değinmiş.

Cahit Arf'ın bu konferansa konu olan makalesi de zihin felsefesi alanında bir klasik.

Düşüncenin ve bilincin doğası hakkında önemli sorular ortaya koyan, düşünceli ve iyi savunulmuş bir makale.

Makalenin içeriğini genel hatlarıyla Vladimir İvanoviç’e aktarıyorum.

Cahit hoca, insanın düşünme biçimi ile makinelerin yapısını karşılaştırarak makinelerin de düşünüp düşünemeyeceklerini sorguluyor. Zilli saat gibi basit makinelerin de çalışma prensipleri nedeniyle bir bakıma düşünen makineler olduğunu ifade eden Arf, tekil problemleri çözen çeşitli makine örnekleriyle konuya açıklık getiriyor. 

Makinelerin yalnızca düşünceyi taklit edebileceklerini, ancak gerçekte kendileri için düşünemeyeceklerini savunmuş.

Bu tezini makinelerin insan beyni ile aynı türden bir iç yapıya sahip olmadığına işaret ederek anlatmakta.

İnsan beyni öğrenebilen ve uyum sağlayabilen karmaşık bir sistemken, makineler sadece bir dizi talimatı takip etmek üzere programlanmıştı.

Ayrıca makinelerin insanlarla aynı türden bir bilince sahip olamayacağı ileri sürülmekte.

Bilinç, tanımlanması zor olan öznel bir deneyimdir, ancak düşünce için gereklidir.

Makineler insanlarla aynı tür öznel deneyime sahip değildir, bu nedenle gerçekten düşünemezler.

“Cahit Arf’ın makalesi, düşünce ve bilincin doğası hakkındaki tartışmalara değerli bir katkı,” diyorum.

Vladimir İvanoviç, “Makine zekası olasılığı hakkında önemli soruları gündeme getiren değerli, düşündürücü bir makale gerçekten,” diyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder