Moskova

Moskova

22 Şubat 2026 Pazar

Arkadaş candır…

 



M. Hakkı Yazıcı 

Kaynak: https://medyagunlugu.com/

 

Başlangıçta hiç hesap etmediğim halde kaç senedir Moskova’da yaşadığımdan konuşuyorduk.

Vladimir İvanoviç’e bundan bahsettim. 

Yüzümü kocaman avuçlarının içine alarak gözlerimin içine baktı:

“O kadar oldu mu gerçekten?”

Gözleri buğulanmıştı. Onun bu dokunuşu bizim artık eski birer arkadaş olduğumuzun da kanıtıydı.

“Oldu ya kadim dostum, oldu. Ben de inanamıyorum, ama oldu” dedim.

***

Gurbette olmanın kuşkusuz insanı bezdiren bir sürü nedeni var. 

Gurbette olup da vatan hasreti çekmeyen insan olur mu? Belki vardır da ben bilmiyorum.

Bu duyguları hissetmek, anlamak için Nâzım’ın vatan hasreti şiirlerini defalarca okumak lazım.

Köyünü, kasabanı, şehrini, insanlarını, denizini, dağlarını, ovalarını özlersin.

Kır çiçeklerini, börtü böceğini de… 

Ve tabii ki kültürünü, şarkısını, türküsünü de…

Yemeklerinin damağında izi kalmış mıdır diye yoklarsın duyunu.

Dünyanın en medeni, zengin ülkesine de gitsen bu değişmez.

Ananı, babanı, kardeşlerini, hısım akrabanı özlersin.

Ve tabii ki arkadaşlarını… Çok, ama çok özlersin.

Arkadaş edinmenin de bir zamanı, dönemi var.

Okul arkadaşların, mahalle arkadaşların, asker arkadaşların, iş arkadaşların, yoldaşların olur hayatına giren.

Kırk sene geçer, unutmazsın onları.

Eeee, kolay değil arkadaş edinmek.

Arkadaşlar yıldızlar gibidir; her zaman gözükmezler, ama biliriz ki hep oradadırlar.

Sonra uzaklardan sevgili arkadaşlarının kötü haberlerini alırsın. Daha fazla birlikte olamamanın üzüntüsü çöker üzerine.

Yaşamın acımasız yasası böyle…

Hayat kısa, kuşlar uçuyor.

Bana en çok koyan da bu.

***

Bir de işin farklı tarafı var.

“Ve biz, bu ülkede artık garibiz: Gâh olur gurbet vatan, gâhi vatan gurbetlenir…” demiş Abdülbâki Gölpınarlı.

Öyle ya, bir zaman gelir bazen yaşadığın ülke, kendi öz vatanın öyle bir hale gelir ki veya getirilir ki insanına, kültürüne yabancılaşırsın. 

Doğduğun, büyüdüğün mahallenin yolunu bulamazsın. Kimseyi tanımazsın, kimse seni tanımaz. 

Ne garip! Kendini kendi öz ülkende başka bir ülkede, gurbette yaşıyor gibi hissedersin.

Keyfin kaçar. Sokağa bile çıkmak istemezsin. Tek tesellin eski arkadaşların ve anılarındır. Onlarla birlikte olduğun zaman mutlu olursun.

İşte böyle zamanlarda dostlarının önemini daha çok anlarsın.

Bir çare olarak fırsatını bulup başka bir coğrafyaya atarsan kendini bir ihtimal kendine yeni bir hayat yaratabilir, yeni dostluklar kurabilirsin.

Gurbet yeni memleketin, kaderin olur.  

Benim bildiğim o kadar çok örnek var ki.

Ancak beceren de var, beceremeyen de.

***

Rusya’da da sağlam arkadaşlıklar edinirsiniz, ancak öyle çabucak oluşmaz dostluklar.

Bir Rus’la dostluk kurmanız öyle kolay değildir. Zaman, sabır ve emek gerektirir.

Peki bir Rus’un artık sizin dostunuz olduğunu nasıl anlarsınız?

“Bir Rus ile arkadaşlık, kış ayazında dondurucu bir soğuktan sonra Rus banyosuna gitmek gibidir” demişti Moskova’da benden daha kıdemli, artık evlenip, barklanıp, çoluk çocuğa kavuşmuş bir arkadaşım.

Önce soğuk, sonra sıcak ve sonra demli çay içersiniz! Sabahın köründe birlikte şaşlık yaparsınız.

Ve unutmayın, bir arkadaş sadece iyi günlerde değil, zor günlerde de yanınızda olmalı.

Aşama, aşama gelişir dostluklar.

Bir Rus’un neredeyse hiç tanımadığı insanlara, yabancılara gülümsemesi alışılmış bir şey değildir, çoğu zaman bu durum samimiyetsizliğin, riyakarlığın bir işareti olarak kabul edilir. 

Ancak, Rus yoldaşlarınız sizinle şakalaşmaya ve anekdotlar anlatmaya başlarsa, bu gerçek bir dostluğun başlangıcı sayılabilir. 

Ama, bu şakaların yarısını anlayamayacağınız gerçeğine hazır olun, fakat sorun değil: önemli olan doğru yerlerde birlikte gülmektir mesele!

Bu bir aşamadır. 

Bir Rus’un sizi çay, kahve içmeye davet etmesi bir başka aşamadır.

Elbette, maksat sadece çay, kahve içmek değildir. 

Bu bir bahanedir.

Votka daveti de bir merhaledir.

Böyle bir davet genellikle hayatın anlamı hakkında saatlerce sürecek bir konuşma maratonuna başlamak üzere olduğunuzu ima eder ve bu ruhsal olarak bağlanmanın kesin bir yoludur. Ve eğer birinin evine gidiyorsanız, yanınızda yiyecek bir şeyler götürmeyi sakın unutmayın. 

Daha sonraki bir aşamada birlikte banyoya gitmek dostluğun bayağı ilerlediği anlamına gelir.

Rus banyo kültürü Ruslar için özel bir ritüeldir. Birçok şehirde, arkadaşların bir araya geldiği büyük banyo kompleksleri vardır. 

Sıcak bir banyo dayanıklılığınızı, huş ağacı dallarıyla dövüldüğünüzde bir darbeye dayanma gücünüzü ve böyle koşullarda bile bir sohbeti sürdürebilme yeteneğinizi test eder. 

Tüm bunlara dayanabiliyorsanız, o zaman ruhsal olarak güçlüsünüz ve size güvenilebilir demektir.  

Rus arkadaşınız sizi daçasına, yani yazlık evine davet ederse artık ciddi, derin bir arkadaşlığın başladığının belirtisidir bu.

Daça; yazlık veya kır evi, bir Rus için kutsal bir yerdir. Rusların mahremidir. 

Genel olarak, insanlar güzel havalarda mayıstan eylüle ve hatta ekime kadar orada toplanırlar. Daçada süreç votka, şarap veya diğer içecekler eşliğinde şaşlık, şiş (barbekü) yapmayı, yürüyüşe çıkmayı, akşamları şöminenin yanında uzun sohbetler etmeyi ve bazen de bahçede basit bir iş yapmayı içerir. 

Genel olarak, çimleri biçmek veya çiti boyamakla görevlendirilirseniz, artık neredeyse bir aile üyesisiniz demektir!

Arkadaşınız size tavsiyelerde bulunmaya başlarsa gocunmayın, bundan mutluluk duyun.

Rusya’da arkadaşlar, filozoflar, psikologlar kadar hayatın tüm meselelerinde uzmandırlar. 

Çünkü sevdiklerinin iyiliğini önemsemek adettendir. Bu bazen eleştiri, tavsiye ve tabii ki her konuda gerçek yardım anlamına da gelir.

Dostluk yaptığınız kişi kaderinize kayıtsız kalmıyorsa, size mutlaka işte nasıl davranmanız, karınızla nasıl konuşmanız, çocuklarınızı nasıl yetiştirmeniz, nasıl para biriktirmeniz ve ne giymeniz gerektiğini söyleyecektir.

O da size hayattan şikayet etmeye başlarsa arkadaşınız artık size çok güveniyor demektir.

Sonuçta, eğer arkadaşınız sorunlarını sizinle paylaşmaya ve karabuğday fiyatlarını eleştirmeye başlarsa, bu size güvendiği anlamına gelir. 

Size bir takma adla hitap etmeye başlarsa iş bitmiş sayılır. 

Birçok Rus’un çocukluğunda bir takma adı vardır, aynı sosyal çevrede olduğunuzu gösteren bir tür tanımlamadır bu. 

Kaynağı adınızla, soyadınızla veya komik bir olayla ilgili olabilir. Arkadaşlar birbirlerinin takma adlarını yetişkin olduklarında bile hatırlarlar, bu yüzden size bir takma ad verildiyse, kendinizi arkadaş çevresine kabul edilmiş sayabilirsiniz. 

***

Vladimir İvanoviç’le olan ilişkimizi düşünüyorum. Biz bunların hepsini yapmışız. Hem de aynen bu sırayla.

Elimi sıkıca omuzuna koyup, sarsıyorum.

Gülümsüyor. O, bunun ne anlama geldiğini biliyor.

Dostluk omuzunuzdaki eldir. Öyle değil mi?

Arkadaşlık, dostluk, insan ilişkilerinin zirvesidir. Seçili bir ilişkidir ve tercih edilerek sürdürülür. 

Kısacası arkadaşınız, bir şeyleri gizleme ihtiyacı duymadan yüreğinizi sonuna kadar açtığınız, her durumda desteğini aldığınız müstesna kişidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder