Kaynak: https://medyagunlugu.com/
Başlangıçta hiç hesap etmediğim halde kaç senedir
Moskova’da yaşadığımdan konuşuyorduk.
Vladimir İvanoviç’e bundan bahsettim.
Yüzümü kocaman avuçlarının içine alarak gözlerimin
içine baktı:
“O kadar oldu mu gerçekten?”
Gözleri buğulanmıştı. Onun bu
dokunuşu bizim artık eski birer arkadaş olduğumuzun da kanıtıydı.
“Oldu ya kadim dostum, oldu.
Ben de inanamıyorum, ama oldu” dedim.
***
Gurbette olmanın kuşkusuz
insanı bezdiren bir sürü nedeni var.
Gurbette olup da vatan hasreti
çekmeyen insan olur mu? Belki vardır da ben bilmiyorum.
Bu duyguları hissetmek,
anlamak için Nâzım’ın vatan hasreti şiirlerini defalarca okumak lazım.
Köyünü, kasabanı, şehrini,
insanlarını, denizini, dağlarını, ovalarını özlersin.
Kır çiçeklerini, börtü
böceğini de…
Ve tabii ki kültürünü,
şarkısını, türküsünü de…
Yemeklerinin damağında izi
kalmış mıdır diye yoklarsın duyunu.
Dünyanın en medeni, zengin
ülkesine de gitsen bu değişmez.
Ananı, babanı, kardeşlerini,
hısım akrabanı özlersin.
Ve tabii ki arkadaşlarını…
Çok, ama çok özlersin.
Arkadaş edinmenin de bir
zamanı, dönemi var.
Okul arkadaşların, mahalle
arkadaşların, asker arkadaşların, iş arkadaşların, yoldaşların olur hayatına
giren.
Kırk sene geçer, unutmazsın
onları.
Eeee, kolay değil arkadaş
edinmek.
Arkadaşlar yıldızlar gibidir;
her zaman gözükmezler, ama biliriz ki hep oradadırlar.
Sonra uzaklardan sevgili
arkadaşlarının kötü haberlerini alırsın. Daha fazla birlikte olamamanın
üzüntüsü çöker üzerine.
Yaşamın acımasız yasası böyle…
Hayat kısa, kuşlar uçuyor.
Bana en çok koyan da bu.
***
Bir de işin farklı tarafı var.
“Ve biz, bu ülkede artık
garibiz: Gâh olur gurbet vatan, gâhi vatan gurbetlenir…” demiş Abdülbâki
Gölpınarlı.
Öyle ya, bir zaman gelir bazen
yaşadığın ülke, kendi öz vatanın öyle bir hale gelir ki veya getirilir ki
insanına, kültürüne yabancılaşırsın.
Doğduğun, büyüdüğün mahallenin
yolunu bulamazsın. Kimseyi tanımazsın, kimse seni tanımaz.
Ne garip! Kendini kendi öz
ülkende başka bir ülkede, gurbette yaşıyor gibi hissedersin.
Keyfin kaçar. Sokağa bile
çıkmak istemezsin. Tek tesellin eski arkadaşların ve anılarındır. Onlarla
birlikte olduğun zaman mutlu olursun.
İşte böyle zamanlarda
dostlarının önemini daha çok anlarsın.
Bir çare olarak fırsatını
bulup başka bir coğrafyaya atarsan kendini bir ihtimal kendine yeni bir hayat
yaratabilir, yeni dostluklar kurabilirsin.
Gurbet yeni memleketin,
kaderin olur.
Benim bildiğim o kadar çok
örnek var ki.
Ancak beceren de var,
beceremeyen de.
***
Rusya’da da sağlam
arkadaşlıklar edinirsiniz, ancak öyle çabucak oluşmaz dostluklar.
Bir Rus’la dostluk kurmanız
öyle kolay değildir. Zaman, sabır ve emek gerektirir.
Peki bir Rus’un artık sizin
dostunuz olduğunu nasıl anlarsınız?
“Bir Rus ile arkadaşlık, kış
ayazında dondurucu bir soğuktan sonra Rus banyosuna gitmek gibidir” demişti
Moskova’da benden daha kıdemli, artık evlenip, barklanıp, çoluk çocuğa kavuşmuş
bir arkadaşım.
Önce soğuk, sonra sıcak ve
sonra demli çay içersiniz! Sabahın köründe birlikte şaşlık yaparsınız.
Ve unutmayın, bir arkadaş
sadece iyi günlerde değil, zor günlerde de yanınızda olmalı.
Aşama, aşama gelişir
dostluklar.
Bir Rus’un neredeyse hiç
tanımadığı insanlara, yabancılara gülümsemesi alışılmış bir şey değildir, çoğu
zaman bu durum samimiyetsizliğin, riyakarlığın bir işareti olarak kabul
edilir.
Ancak, Rus yoldaşlarınız
sizinle şakalaşmaya ve anekdotlar anlatmaya başlarsa, bu gerçek bir dostluğun
başlangıcı sayılabilir.
Ama, bu şakaların yarısını
anlayamayacağınız gerçeğine hazır olun, fakat sorun değil: önemli olan doğru
yerlerde birlikte gülmektir mesele!
Bu bir aşamadır.
Bir Rus’un sizi çay, kahve
içmeye davet etmesi bir başka aşamadır.
Elbette, maksat sadece çay,
kahve içmek değildir.
Bu bir bahanedir.
Votka daveti de bir
merhaledir.
Böyle bir davet genellikle
hayatın anlamı hakkında saatlerce sürecek bir konuşma maratonuna başlamak üzere
olduğunuzu ima eder ve bu ruhsal olarak bağlanmanın kesin bir yoludur. Ve eğer
birinin evine gidiyorsanız, yanınızda yiyecek bir şeyler götürmeyi sakın
unutmayın.
Daha sonraki bir aşamada
birlikte banyoya gitmek dostluğun bayağı ilerlediği anlamına gelir.
Rus banyo kültürü Ruslar için
özel bir ritüeldir. Birçok şehirde, arkadaşların bir araya geldiği büyük banyo
kompleksleri vardır.
Sıcak bir banyo
dayanıklılığınızı, huş ağacı dallarıyla dövüldüğünüzde bir darbeye dayanma
gücünüzü ve böyle koşullarda bile bir sohbeti sürdürebilme yeteneğinizi test
eder.
Tüm bunlara
dayanabiliyorsanız, o zaman ruhsal olarak güçlüsünüz ve size güvenilebilir
demektir.
Rus arkadaşınız sizi daçasına,
yani yazlık evine davet ederse artık ciddi, derin bir arkadaşlığın başladığının
belirtisidir bu.
Daça; yazlık veya kır evi, bir
Rus için kutsal bir yerdir. Rusların mahremidir.
Genel olarak, insanlar güzel
havalarda mayıstan eylüle ve hatta ekime kadar orada toplanırlar. Daçada süreç
votka, şarap veya diğer içecekler eşliğinde şaşlık, şiş (barbekü) yapmayı,
yürüyüşe çıkmayı, akşamları şöminenin yanında uzun sohbetler etmeyi ve bazen de
bahçede basit bir iş yapmayı içerir.
Genel olarak, çimleri biçmek
veya çiti boyamakla görevlendirilirseniz, artık neredeyse bir aile üyesisiniz
demektir!
Arkadaşınız size tavsiyelerde
bulunmaya başlarsa gocunmayın, bundan mutluluk duyun.
Rusya’da arkadaşlar,
filozoflar, psikologlar kadar hayatın tüm meselelerinde uzmandırlar.
Çünkü sevdiklerinin iyiliğini
önemsemek adettendir. Bu bazen eleştiri, tavsiye ve tabii ki her konuda gerçek
yardım anlamına da gelir.
Dostluk yaptığınız kişi
kaderinize kayıtsız kalmıyorsa, size mutlaka işte nasıl davranmanız, karınızla
nasıl konuşmanız, çocuklarınızı nasıl yetiştirmeniz, nasıl para biriktirmeniz
ve ne giymeniz gerektiğini söyleyecektir.
O da size hayattan şikayet
etmeye başlarsa arkadaşınız artık size çok güveniyor demektir.
Sonuçta, eğer arkadaşınız
sorunlarını sizinle paylaşmaya ve karabuğday fiyatlarını eleştirmeye başlarsa,
bu size güvendiği anlamına gelir.
Size bir takma adla hitap
etmeye başlarsa iş bitmiş sayılır.
Birçok Rus’un çocukluğunda bir
takma adı vardır, aynı sosyal çevrede olduğunuzu gösteren bir tür tanımlamadır
bu.
Kaynağı adınızla, soyadınızla
veya komik bir olayla ilgili olabilir. Arkadaşlar birbirlerinin takma adlarını
yetişkin olduklarında bile hatırlarlar, bu yüzden size bir takma ad verildiyse,
kendinizi arkadaş çevresine kabul edilmiş sayabilirsiniz.
***
Vladimir İvanoviç’le olan
ilişkimizi düşünüyorum. Biz bunların hepsini yapmışız. Hem de aynen bu sırayla.
Elimi sıkıca omuzuna koyup,
sarsıyorum.
Gülümsüyor. O, bunun ne anlama
geldiğini biliyor.
Dostluk omuzunuzdaki eldir.
Öyle değil mi?
Arkadaşlık, dostluk, insan
ilişkilerinin zirvesidir. Seçili bir ilişkidir ve tercih edilerek
sürdürülür.
Kısacası arkadaşınız, bir
şeyleri gizleme ihtiyacı duymadan yüreğinizi sonuna kadar açtığınız, her
durumda desteğini aldığınız müstesna kişidir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder