Moskova

Moskova

18 Mart 2026 Çarşamba

"Bugün referandum yapılsa SSCB için oy verir miydiniz?"


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rusya’da Sovyetler Birliği’nin dağılmasına yönelik toplumsal algı kuşaklara göre belirgin biçimde değişiyor. VTsIOM araştırmasına göre ülke genelinde katılımcıların yüzde 57’si SSCB’nin dağılmasından pişmanlık duyduğunu belirtirken yüzde 29’u böyle bir duygu taşımadığını ifade etti. Ancak bu tablo genç nesillerde farklılaşıyor.

Araştırmaya göre 2001 sonrası doğan gençlerde SSCB’nin dağılmasına üzülenlerin oranı yalnızca yüzde 14 seviyesinde. Buna karşılık Sovyet dönemini yaşamış yaşlı kuşakta bu oran yüzde 79’a ulaşıyor. Gençlerin yüzde 57’si Sovyetler Birliği’nin dağılmasını “kaçınılmaz” olarak değerlendirirken yaşlı kuşakta bu görüşe katılanların oranı sadece yüzde 16’da kalıyor.

Uzmanlara göre bu farkın temel nedeni tarihsel deneyim. Yaşlı kuşak için SSCB kişisel hayatın bir parçası olarak görülürken gençler için yalnızca tarihsel bir dönem anlamına geliyor. Bu nedenle nostalji duygusunun zamanla zayıfladığı belirtiliyor.

Buna rağmen toplumun önemli bir bölümü Sovyetler Birliği’ne olumlu bakmaya devam ediyor. Araştırmaya göre bugün bir referandum yapılsa katılımcıların yaklaşık üçte ikisi SSCB’nin korunması yönünde oy vereceğini söylüyor. Bu eğilim son yıllarda büyük ölçüde değişmedi.

SSCB’ye olumlu yaklaşanlar güçlü devlet yapısı, sosyal eşitlik ve istikrar vurgusu yapıyor. Karşı görüşte olanlar ise tarihin geri döndürülemeyeceğini, Sovyet sistemine dönüşün mümkün ya da gerekli olmadığını savunuyor. Uzmanlara göre kuşak değişimi sürdükçe bu tartışmada ağırlık gençlerin bakış açısına doğru kaymaya devam edecek.

17 Mart 2026 Salı

Kahvenin 300 yıllık Rusya yolculuğu


Kaynak: https://turkrus.com/

  

Son yıllarda Rusların "milli sıcak içkisi" popülerlik seviyesine ulaşan kahve macerası ile birbirinden ilginç bilgilere ne dersiniz? Kahve Rusya’ya Avrupa’dan biraz daha geç geldi ve uzun süre yalnızca seçkinlerin içeceği olarak kaldı. Ancak yüzyıllar içinde egzotik bir lüksten günlük hayatın vazgeçilmez alışkanlıklarından birine dönüştü.

Rusların kahveyle ilk ciddi tanışması I. Petro (Deli Petro) döneminde oldu. Çar, Hollanda’da bulunduğu sırada Yemen’in Moha limanından getirilen kahveyi tatmış ve Rusya’da yaygınlaştırmaya karar vermişti. 1709 yılında ilk kahve çekirdekleri Petersburg’a getirildi. Petro, saray misafirlerine kahve ikram edilmesini emretti ve 1714’te açılan Kunstkamera müzesine gelen ziyaretçilere ücretsiz kahve sunulmasını bile istedi. Buna rağmen içecek uzun süre halk arasında yaygınlaşmadı. Kilise vaizleri kahveyi “şeytani içecek” diye nitelendiriyor, bazı din adamları kahve içenlerin “İsa’ya karşı günah işlediğini” söylüyordu.

Kahvenin yayılmasında en büyük rolü saray çevresi ve kültürel elit oynadı. İmparatoriçe Anna İoannovna her sabah yatakta içtiği kahvesiyle tanınırken, II. Katerina günde birkaç fincan çok sert kahve içiyordu. Onun döneminde Rusya’ya kahve ithalatı üç kat arttı. 1791 yılında Osmanlı elçileri imparatoriçeye barış görüşmeleri sırasında çuvallarla kahve hediye etmişti.

19. yüzyılın sonunda kahve yavaş yavaş şehir hayatının parçası haline geldi. Petersburg ve Moskova’da kahvehaneler açıldı, sanatçılar ve yazarlar bu mekânlarda buluşmaya başladı. Puşkin’in de sık sık gittiği ünlü Wolf ve Béranger pastanesi dönemin kültürel merkezlerinden biri haline geldi. Buna rağmen Rusya hâlâ “çay ülkesi” olarak kalıyordu. 19. yüzyıl sonunda bir Rus yılda ortalama 5 funt çay içerken kahve tüketimi yalnızca 40 gram civarındaydı.

Sovyet döneminde kahve yeniden kıt ve pahalı bir ürün haline geldi. 1940’larda ithalat çok sınırlıydı ve savaş yıllarında kahve çoğunlukla yalnızca pilotlara veya hastanelerde yaralılara veriliyordu. Sıradan vatandaşlar ise çoğu zaman meşe palamudu veya arpadan yapılan kahve benzeri içecekler tüketmek zorunda kaldı.

Gerçek kahve kültürü ancak 1960’lardan sonra yeniden gelişmeye başladı. Sovyetler Birliği Brezilya, Hindistan ve Kolombiya’dan büyük miktarda kahve ithal etti. Aynı dönemde ülkede ilk çözünür kahve fabrikası açıldı. 1990’lardan sonra ise Rusya’da modern kahve zincirleri ve kafeler hızla yayılmaya başladı.

Bugün kahve Rusya’da günlük hayatın önemli bir parçası. Ülke her yıl yüz binlerce ton kahve ithal ediyor. Kafelerde en popüler içecekler arasında cappuccino ve latte öne çıkıyor. Bir zamanlar saray sofralarının egzotik içeceği olan kahve artık ülkenin en ücra köşelerine kadar ulaşmış durumda.

13 Mart 2026 Cuma

Moskova'nın nüfusu belli oldu


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Mosstat verilerine göre Moskova’da yaşayanların sayısı yaklaşık 13 milyon 300 bin kişiye yükseldi. Bu bilgiyi Moskova Şehir Duması Başkanı Aleksey Şapoşnikov paylaştı. 2021’de yapılan ilk dijital nüfus sayımında başkentte yaklaşık 13 milyon kişi yaşıyordu.

Rusya’nın en son resmi istatistiklere göre nüfusu en yüksek 10 şehri şöyle:

Moskova
Yaklaşık 13,3 milyon kişi

Sankt-Peterburg
Yaklaşık 5,6 milyon kişi

Novosibirsk
Yaklaşık 1,6 milyon kişi

Yekaterinburg
Yaklaşık 1,55 milyon kişi

Kazan
Yaklaşık 1,35 milyon kişi

Nijniy Novgorod
Yaklaşık 1,25 milyon kişi

Krasnoyarsk
Yaklaşık 1,2 milyon kişi

Çelyabinsk
Yaklaşık 1,18 milyon kişi

Samara
Yaklaşık 1,15 milyon kişi

Ufa
Yaklaşık 1,13 milyon kişi

Moskova istatistik kurumu yalnızca nüfusu değil, fiyat düzeyini, hane gelirlerini ve işgücü piyasasını da izliyor. 2025 yılında şehirde 60 binden fazla yeni tüzel kişilik kaydedildi. 

Resmi verilere göre Moskova’da işsizlik oranı yüzde 0,2 seviyesine geriledi. Bu oran ülke ortalaması olan yüzde 0,4’ün altında bulunuyor. Öte yandan Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, kentte yaklaşık 500 bin kişilik işgücü açığı olduğunu ve demografik nedenlerle bu sorunun büyüyebileceğini açıklamıştı.

Tarihi değiştiren adam


 

Kaynak: https://medyagunlugu.com/

 

Rus halkının büyük bölümü çoktan unutsa da 11 Mart dünya tarihinin akışını değiştiren ve sonuçları günümüzde bile hissedilen bir olayın yıl dönümü.

Bundan tam 41 yıl önce, 11 Mart 1985 tarihinde Mihail Gorbaçov’un iktidara gelmesi önce ülkesi Sovyetler Birliği’nde, daha uluslararası alanda deprem niteliğindeki değişimin o anda fark edilmeyen ilk adımıydı. Zaten bazı Rus yorumcular 11 Mart 1985’i Sovyetler Birliği’nin sonunun başlangıcı olarak görüyor.

Rusya’daki analizlerde, Gorbaçov’un iktidara gelişinden “SSCB tarihinin son bölümünü başlatan olay” diye söz ediliyor.

İlginç olan, Sovyetlerin dağılmasının üzerinden bir hayli zaman geçmesine ve Gorbaçov’un da hayatını kaybetmesine rağmen bu konunun dar bir çevrede de olsa hâlâ tartışılması. Rus halkının gözünde Gorbaçov “SSCB’yi dağıtan, Batı’ya fazla taviz veren, Rus tarihinin en kötü yöneticilerinden biriydi.”

Bazı Rus tarihçiler ise, Gorbaçov’un aslında çöküşün nedeni değil sonucu olduğu görüşünde. Bu kişilere göre onun iktidara geldiği 1980’lerin ortasında ekonomi zaten durma noktasına gelmişti, Afganistan’daki savaşın maliyeti çok ağırdı, yönetici sınıf çok yaşlılardan oluşuyordu ve sistem reform baskısı altındaydı. Bu yüzden Gorbaçov’un seçilmesi değişim ihtiyacının sembolü olarak görülüyordu.

Rusya’da geçen yıl yapılan bir ankette katılımcıların yüzde 65’i “Gorbaçov iktidara gelmeseydi bugün hayat daha iyi olurdu” görüşünü dile getirmişti. Aynı ankete katılanların yüzde 25’i SSCB’nin çöküşünün liderden bağımsız olarak zaten kaçınılmaz olduğunu söyledi. Gorbaçov’un liderliğini olumlu değerlendirenlerin oranı sadece yüzde beş.

Sovyetler Birliği’nin 1991 sonunda dağılmasıyla iki kutuplu dünya düzeni yıkıldı ve dengeler Batı lehine bozuldu. Bu depremin sonuçları, aradan geçen 35 yılda bile o kadar hissediliyor ki, insanın aklına ister istemez, “Sovyetler yaşasaydı ABD ve İsrail İran’a bu kadar fütursuzca saldırabilir miydi” sorusu takılıyor.

Fotoğraf: Gorbaçov’un Sovyet Komünist Partisi Genel Sekreteri seçilmesinin ertesi günü çıkan Pravda gazetesi. pikabu.ru

'Tabakçı' kadın nasıl ayırt edilir?


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Son yıllarda bazı erkekler randevularda yalnızca ücretsiz yemek ya da hediyeler için buluşan "bedavacı" kadınları tanımlamak için Rusya'da “tabakçı” (erkekleri masrafa sokan kadın) ifadesi kullanılıyor. Ancak uzmanlara göre bu etiket çoğu zaman yanlış kullanılıyor.

İlişki amacıyla buluşan bir kadının çiçek kabul etmesi ya da restorana gitmesi otomatik olarak çıkarcılık anlamına gelmiyor. Eşleştirme uzmanı Anna Osipova’ya göre gerçek “tabakçı” davranışı, kadının randevuları yalnızca pahalı restoranlarda ayarlaması ve görüşmenin odağını sürekli maddi kazanımlara yöneltmesiyle ortaya çıkıyor.

İzvestiya'ya konuşan psikologlar, böyle bir niyetin genellikle ilk görüşmelerde anlaşılabileceğini belirtiyor. Uzmanlara göre kadın randevuda karşısındaki kişiyle ilgilenmek yerine sürekli menü, ortam ya da hediyelerle ilgileniyorsa bu durum maddi beklentiye işaret edebilir.

Buna karşılık samimi bir ilişki arayan kişiler için buluşmanın pahalı bir mekânda gerçekleşmesi şart değil.

Hatta bazı uzmanlar, şüphe duyan erkeklerin ikinci buluşmayı daha sade bir ortamda planlayarak karşı tarafın tepkisini gözlemleyebileceğini söylüyor.

Bununla birlikte psikologlar her randevunun maddi çıkar amacı taşıdığı varsayımının da yanlış olduğunu vurguluyor.

Çiçek vermek, sinemaya gitmek ya da restoranda yemek yemek birçok toplumda flörtün doğal bir parçası kabul ediliyor.

Uzmanlara göre başarısız bir randevunun ardından kadını “çıkarcı” olarak nitelendirmek çoğu zaman hayal kırıklığının bir sonucu.

Sağlıklı bir ilişki ise karşılıklı ilgi, açık iletişim ve maddi beklentilerin ötesinde kurulan güven üzerine inşa ediliyor.

"Rusya neden kuantum medeniyeti?"


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Kremlin’de kamu projeleri dairesi başkan yardımcısı Aleksandr Juravskiy (fotoğrafta), Rusya’yı “kuantum medeniyeti” olarak tanımladı. Gosudorstvo (Devlet) dergisinde yayımlanan “Rus milleti” başlıklı makalesinde yetkili, Rus toplumunun “imkânsız sürelerde süper görevleri yerine getirme” anlayışının ülke kültürünün temel özelliklerinden biri olduğunu savundu.

Juravskiy’e göre Rus vatandaşları, kuantum fiziğindeki “süperpozisyon” kavramına benzer şekilde aynı anda farklı kimlikleri taşıyabiliyor:

Bir kişi hem kendi etnik topluluğuna hem bölgesine bağlı kalabiliyor hem de büyük bir devletin vatandaşı olarak ortak bir kimlik içinde yaşayabiliyor.

Yetkili, Rus toplumunun tarih boyunca beklenmedik durumlara hızla mobilize olma yeteneği gösterdiğini belirtti.

Vedomosti'nin haberleştirdiği makalesinde Rus karakterinin özellikleri arasında fedakârlık, kolektivizm, idealizm ve “avral” olarak tanımlanan ani seferberlik kültürünü sayan Juravskiy, Batı’nın göçmenleri asimile etmeye dayalı “eritme potası” modelini de eleştirdi. Rus yetkiliye göre Rusya’da farklı halkların kültürel kodları tek bir medeniyet alanı içinde birlikte var olabiliyor.

Juravskiy ayrıca Rusya’nın çok uluslu yapısının temel dayanağının Rus dili ve Rus kültürü olduğunu belirtti. Bu temel sayesinde farklı etnik grupların ortak bir kimlik içinde bir arada yaşayabildiğini ifade eden yetkili, Rusya’nın tarihsel olarak krizleri bu “mobilizasyon modeli” sayesinde aşabildiğini savundu.

Moskova çevresinde en güzel köyler


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rusya Tur Operatörleri Birliği uzmanları, “Rusya’nın En Güzel Köyleri ve Kasabaları” listesine giren yerleşimleri inceleyerek Moskova’dan hafta sonu gezisiyle ulaşılabilecek az bilinen rotaları belirledi. Liste, tarihi dokusu korunmuş küçük kasabalarla edebiyat, sanat ve doğa mirasının iç içe geçtiği köyleri kapsıyor. Moskova’ya 100–300 kilometre mesafedeki bu noktalar, kalabalık turistik merkezlere alternatif arayanlar için öne çıkıyor.

Moskova bölgesinin en küçük kenti olan Vereya, toprak surlarıyla çevrili eski kremlini, 1830’lardan kalma ticaret sıraları ve Protva Nehri üzerindeki asma köprüsüyle dikkat çekiyor.

Tver bölgesindeki Zamytye ise 19. yüzyıl ticaret atmosferini yaşatan müzeleri, çömlek ve demirci atölyeleriyle öne çıkıyor.

Aynı bölgede yer alan Staritsa, Volga kıyısındaki manastırı, beyaz taş ocakları ve Puşkin’in sevdiği söylenen elmalı hamur işleriyle biliniyor.

Yakınlardaki Bernovo ise Aleksandr Puşkin’le ilişkili malikânesi ve parkıyla edebiyat meraklılarını çekiyor.

Daha güneyde, Ryazan bölgesindeki Konstantinovo, Sergey Yesenin’in doğduğu yer olarak öne çıkıyor. Oka Nehri’ne bakan müze-rezerv alanı ve her yıl düzenlenen Yesenin şiir festivali, köyü kültürel bir merkez haline getiriyor.

Tula bölgesindeki Bekhovo, ressam Vasiliy Polenov’un tasarladığı Trinity Kilisesi ve Oka üzerindeki seyir noktasıyla tanınıyor. Yakındaki Krapivna ise 19. yüzyıl ilçe dokusunu koruyan sokakları ve haziran ayında düzenlenen “ısırgan festivali” ile dikkat çekiyor.

Yaroslavl bölgesinde yer alan Poreçye-Rybnoye, sebzecilik geleneği ve Rusya’nın en yüksek köy çan kulelerinden biriyle biliniyor.

Aynı bölgede bulunan Velikoye ise Petro dönemine uzanan tarihi, Fyodor Şehtel imzalı sıra dışı konağı ve “Avrupa’ya açılan pencere” detayıyla öne çıkıyor.

Uzmanlara göre bu köy ve kasabalar, Moskova çevresinde “Rus taşrasının” estetik ve tarihsel çeşitliliğini kısa sürede görmek isteyenler için ideal duraklar sunuyor.

25 Şubat 2026 Çarşamba

Rus klasiklerinden hayata dair 35 ilham verici alıntı


Kaynak: https://www.gw2ru.com/

 

İşte klasik ve modern yazarların eserlerinden seçilmiş, hayata, aşka ve belki de kendinize farklı bir açıdan bakmanızı sağlayacak en çarpıcı alıntılardan bazıları! 

“Alışkanlık, mutluluk yerine sıkıntı anında Cennet tarafından bize verilmiştir…” (Alexander Puşkin, 'Eugene Onegin' )

“Bizi kirli halinizle sevin, çünkü herkes bizi temiz halinizle sevecektir.” (Nikolai Gogol, 'Ölü Ruhlar, II. Bölüm')

“Dünya güzellik sayesinde kurtulacak.” (Fyodor Dostoyevski, 'Budala' )

“Bence herkes dünyadaki her şeyden çok hayatı sevmelidir. - Hayatın anlamından daha çok hayatı sevmelidir.” (Fyodor Dostoyevski, 'Karamazov Kardeşler' )

“İnsan mutsuzdur çünkü mutlu olduğunu bilmez; sadece bu yüzden. Her şey budur, her şey. Bunu öğrenen kişi, o anda, hemen mutlu olur.” (Fyodor Dostoyevski, 'Şeytanlar')

“Bütün dünyayı alt etmek istiyorsan, önce kendini alt et.” (Fyodor Dostoyevski, 'Şeytanlar')

“Başkaları tarafından saygı görmek istiyorsanız, en önemli şey kendinize saygı duymaktır.” (Fyodor Dostoyevski, 'Hakarete Uğrayan ve Aşağılananlar')

“Mükemmelliği ararsanız, asla tatmin olmazsınız.” (Leo Tolstoy, 'Anna Karenina' )

“İnsanın alışamayacağı hiçbir durum yoktur, hele ki etrafındaki herkesin aynı şekilde yaşadığını görürse.” (Leo Tolstoy, 'Anna Karenina')

“Dürüst bir hayat yaşamak için çok çalışmanız, işe karışmanız, mücadele etmeniz, hatalar yapmanız, bir şeye başlayıp bırakmanız, yeniden başlamanız ve sonsuza dek mücadele etmeniz gerekir.” (Leo Tolstoy, teyzesi Alexandra Tolstaya'ya yazdığı bir mektuptan)

“Tartışmacılık, insanı hakikatten uzaklaştıran bir özelliktir.” (Nikolai Leskov, 'Çocukluk Yılları')

“Kötülüğü hatırladığınız sürece kötülük yaşar; ama ölmesine izin verirseniz, ruhunuz samanlıkta yaşar.” (Nikolai Leskov, 'İsa Bir Köylüyü Ziyaret Ediyor')

“Üzüntü ve keder anlarında bile sürekli mutlu hissetmek için: a) sahip olduklarınızın tadını çıkarmayı bilmeniz ve b) 'daha kötü de olabilirdi' gerçeğinin farkında olmaktan mutlu olmanız gerekir.” (Anton Çehov, 'Hayat Harika')

“İnsanın her şeyi birinci sınıf olmalıdır; yüzü, kıyafetleri, ruhu ve düşünceleri.” (Anton Çehov, 'Vanya Amca')

“Bunu görgü kurallarıyla yapılmış bir şey olarak adlandırıyorum; sofradaki sosu devirmemek için değil, başkası devirdiğinde fark etmemek için.” (Anton Çehov, 'Asma Katlı Ev')

“Mutlu insanlar kış mı yaz mı olduğunu fark etmezler.” (Anton Çehov, 'Üç Kız Kardeş')

“Sağlıklı ve normal insanlar sadece genel sürüdür.” (Anton Çehov, 'Kara Keşiş')

“Hiç kimseden hiçbir şey istememelisiniz. Asla, özellikle de kendinizden daha güçlü olanlardan. Onlar teklif edecek ve kendi istekleriyle vereceklerdir.” (Mikhail Bulgakov, 'Usta ve Margarita' )

“Günlerce hissettiklerinizin tam tersini söylerseniz, hoşlanmadığınız şeylerin önünde eğilir ve size yalnızca felaket getiren şeylere sevinirseniz, sağlığınızın etkilenmesi kaçınılmazdır. Sinir sistemimiz sadece bir kurgu değil, fiziksel bedenimizin bir parçasıdır.” (Boris Pasternak, 'Doktor Hivago')

“Doğanın bize bahşettiği güzel bedenlerimizden neden utanmalıyız ki, kendi işlediğimiz alçakça fiillerden utanmıyorsak?” (Daniil Kharms, 'Kamışların arasında doğdum. Bir fare gibi…')

Yaşayın, biftek yiyin, sevişin, kadınların ihanetlerine yas tutun ve mutlu olun. Ve Tanrı sizi tüm bunları neden yaptığınız düşüncesinden uzak tutsun.” (Gaito Gazdanov, 'Claire ile Bir Akşam')

“Hemen hemen her birimiz, yapabileceklerimizin onda birini bile gerçekleştiremeden hayata veda ediyoruz.” (Konstantin Paustovsky, 'Büyük Beklentiler Zamanı')

“Öyleyse her zaman şüphe tohumları ekerek başlamanız gerektiğini unutmayın.” (Strugatsky Kardeşler, 'Kaçış Girişimi')

“Bazen kendi kendime soruyorum, hepimiz ne için koşturup duruyoruz ki? Para kazanmak için mi? Ama mademki bütün yaptığımız para kazanmak için koşturuyoruz, paraya ne gerek var ki?” (Strugatsky Kardeşler, 'Yol Kenarı Pikniği')

“İnsanlar, hayatlarındaki çekişme ve sefaletin ne kadarının tembellikten kaynaklandığını ve her zaman da kaynaklanmaya devam ettiğini anlamıyorlar.” (Cengiz Aytmatov, 'Plakha')

“Birçok insan hastalıktan ziyade, kendilerini olduklarından daha iyi ve daha önemli gösterme konusundaki kontrol edilemez, yakıp kavuran tutkularından dolayı eriyip gider.” (Cengiz Aytmatov, 'Beyaz Gemi')

“Hayatta herhangi bir şeye gerçekten üzülmeye değer mi? Her şey geçicidir, bu da geçecek.” Daniil Granin , 'Fırtınanın İçine')

“Yeri doldurulamaz insanlar yoktur. Gerçekten de yoktur – bu doğru. Ama yeri doldurulabilir insanlar da yoktur. Dünyada yeri doldurulabilir tek bir insan bile yok.” (Konstantin Simonov, 'Yaşayanlar ve Ölüler')

“Kıskanç olmak, başkalarının hatalarının intikamını kendinden almak demektir.” (Sergei Dovlatov, 'Yabancı Bir Kadın')

“Zayıf insanlar hayata katlanır; cesur olanlar ise hayata hükmeder.” (Sergei Dovlatov, 'Puşkin Tepeleri' )

“Yenilmiş olmanız önemli değil. Önemli olan karşı koymuş olmanız!” (Leonid Zorin, 'Pokrovsky Kapısı')

“Bokun dibine battığınızda iki şey yapabilirsiniz. Birincisi – neden orada sıkışıp kaldığınızı anlamaya çalışın. İkincisi – oradan çıkın… Bir kere o boktan kurtulmanız yeterli, sonra her şeyi unutabilirsiniz. Ama neden orada sıkışıp kaldığınızı anlamak için koca bir hayata ihtiyacınız var.” Viktor Pelevin , 'Kurt Adamın Kutsal Kitabı')

“Kalbinde sevgi olan bir insan, mücadelelerle dolu acı dolu hayatından zevk alabilir, yüklerini şükranla omuzlarında taşıyabilir, her türlü felaketle mücadelede hayatta kalabilir ve her şeyin üstesinden gelebilir.” (Alexey Ivanov, 'Parma'nın Kalbi')

“Yaşlandıkça, değiştirmeniz gerekenin karılarınız değil, kendiniz olduğunuzu anlamaya başlarsınız…” ( Dina Rubina , 'Kurtoba'nın Beyaz Güvercini')

“Sadece içsel özgürlüğe sahip olan kişi kendine gülebilir ve başkalarının da kendisine gülmesine izin verebilir.” (Lyudmila Ulitskaya, 'Daniel Stein, Tercüman' )

22 Şubat 2026 Pazar

Arkadaş candır…

 



M. Hakkı Yazıcı 

Kaynak: https://medyagunlugu.com/

 

Başlangıçta hiç hesap etmediğim halde kaç senedir Moskova’da yaşadığımdan konuşuyorduk.

Vladimir İvanoviç’e bundan bahsettim. 

Yüzümü kocaman avuçlarının içine alarak gözlerimin içine baktı:

“O kadar oldu mu gerçekten?”

Gözleri buğulanmıştı. Onun bu dokunuşu bizim artık eski birer arkadaş olduğumuzun da kanıtıydı.

“Oldu ya kadim dostum, oldu. Ben de inanamıyorum, ama oldu” dedim.

***

Gurbette olmanın kuşkusuz insanı bezdiren bir sürü nedeni var. 

Gurbette olup da vatan hasreti çekmeyen insan olur mu? Belki vardır da ben bilmiyorum.

Bu duyguları hissetmek, anlamak için Nâzım’ın vatan hasreti şiirlerini defalarca okumak lazım.

Köyünü, kasabanı, şehrini, insanlarını, denizini, dağlarını, ovalarını özlersin.

Kır çiçeklerini, börtü böceğini de… 

Ve tabii ki kültürünü, şarkısını, türküsünü de…

Yemeklerinin damağında izi kalmış mıdır diye yoklarsın duyunu.

Dünyanın en medeni, zengin ülkesine de gitsen bu değişmez.

Ananı, babanı, kardeşlerini, hısım akrabanı özlersin.

Ve tabii ki arkadaşlarını… Çok, ama çok özlersin.

Arkadaş edinmenin de bir zamanı, dönemi var.

Okul arkadaşların, mahalle arkadaşların, asker arkadaşların, iş arkadaşların, yoldaşların olur hayatına giren.

Kırk sene geçer, unutmazsın onları.

Eeee, kolay değil arkadaş edinmek.

Arkadaşlar yıldızlar gibidir; her zaman gözükmezler, ama biliriz ki hep oradadırlar.

Sonra uzaklardan sevgili arkadaşlarının kötü haberlerini alırsın. Daha fazla birlikte olamamanın üzüntüsü çöker üzerine.

Yaşamın acımasız yasası böyle…

Hayat kısa, kuşlar uçuyor.

Bana en çok koyan da bu.

***

Bir de işin farklı tarafı var.

“Ve biz, bu ülkede artık garibiz: Gâh olur gurbet vatan, gâhi vatan gurbetlenir…” demiş Abdülbâki Gölpınarlı.

Öyle ya, bir zaman gelir bazen yaşadığın ülke, kendi öz vatanın öyle bir hale gelir ki veya getirilir ki insanına, kültürüne yabancılaşırsın. 

Doğduğun, büyüdüğün mahallenin yolunu bulamazsın. Kimseyi tanımazsın, kimse seni tanımaz. 

Ne garip! Kendini kendi öz ülkende başka bir ülkede, gurbette yaşıyor gibi hissedersin.

Keyfin kaçar. Sokağa bile çıkmak istemezsin. Tek tesellin eski arkadaşların ve anılarındır. Onlarla birlikte olduğun zaman mutlu olursun.

İşte böyle zamanlarda dostlarının önemini daha çok anlarsın.

Bir çare olarak fırsatını bulup başka bir coğrafyaya atarsan kendini bir ihtimal kendine yeni bir hayat yaratabilir, yeni dostluklar kurabilirsin.

Gurbet yeni memleketin, kaderin olur.  

Benim bildiğim o kadar çok örnek var ki.

Ancak beceren de var, beceremeyen de.

***

Rusya’da da sağlam arkadaşlıklar edinirsiniz, ancak öyle çabucak oluşmaz dostluklar.

Bir Rus’la dostluk kurmanız öyle kolay değildir. Zaman, sabır ve emek gerektirir.

Peki bir Rus’un artık sizin dostunuz olduğunu nasıl anlarsınız?

“Bir Rus ile arkadaşlık, kış ayazında dondurucu bir soğuktan sonra Rus banyosuna gitmek gibidir” demişti Moskova’da benden daha kıdemli, artık evlenip, barklanıp, çoluk çocuğa kavuşmuş bir arkadaşım.

Önce soğuk, sonra sıcak ve sonra demli çay içersiniz! Sabahın köründe birlikte şaşlık yaparsınız.

Ve unutmayın, bir arkadaş sadece iyi günlerde değil, zor günlerde de yanınızda olmalı.

Aşama, aşama gelişir dostluklar.

Bir Rus’un neredeyse hiç tanımadığı insanlara, yabancılara gülümsemesi alışılmış bir şey değildir, çoğu zaman bu durum samimiyetsizliğin, riyakarlığın bir işareti olarak kabul edilir. 

Ancak, Rus yoldaşlarınız sizinle şakalaşmaya ve anekdotlar anlatmaya başlarsa, bu gerçek bir dostluğun başlangıcı sayılabilir. 

Ama, bu şakaların yarısını anlayamayacağınız gerçeğine hazır olun, fakat sorun değil: önemli olan doğru yerlerde birlikte gülmektir mesele!

Bu bir aşamadır. 

Bir Rus’un sizi çay, kahve içmeye davet etmesi bir başka aşamadır.

Elbette, maksat sadece çay, kahve içmek değildir. 

Bu bir bahanedir.

Votka daveti de bir merhaledir.

Böyle bir davet genellikle hayatın anlamı hakkında saatlerce sürecek bir konuşma maratonuna başlamak üzere olduğunuzu ima eder ve bu ruhsal olarak bağlanmanın kesin bir yoludur. Ve eğer birinin evine gidiyorsanız, yanınızda yiyecek bir şeyler götürmeyi sakın unutmayın. 

Daha sonraki bir aşamada birlikte banyoya gitmek dostluğun bayağı ilerlediği anlamına gelir.

Rus banyo kültürü Ruslar için özel bir ritüeldir. Birçok şehirde, arkadaşların bir araya geldiği büyük banyo kompleksleri vardır. 

Sıcak bir banyo dayanıklılığınızı, huş ağacı dallarıyla dövüldüğünüzde bir darbeye dayanma gücünüzü ve böyle koşullarda bile bir sohbeti sürdürebilme yeteneğinizi test eder. 

Tüm bunlara dayanabiliyorsanız, o zaman ruhsal olarak güçlüsünüz ve size güvenilebilir demektir.  

Rus arkadaşınız sizi daçasına, yani yazlık evine davet ederse artık ciddi, derin bir arkadaşlığın başladığının belirtisidir bu.

Daça; yazlık veya kır evi, bir Rus için kutsal bir yerdir. Rusların mahremidir. 

Genel olarak, insanlar güzel havalarda mayıstan eylüle ve hatta ekime kadar orada toplanırlar. Daçada süreç votka, şarap veya diğer içecekler eşliğinde şaşlık, şiş (barbekü) yapmayı, yürüyüşe çıkmayı, akşamları şöminenin yanında uzun sohbetler etmeyi ve bazen de bahçede basit bir iş yapmayı içerir. 

Genel olarak, çimleri biçmek veya çiti boyamakla görevlendirilirseniz, artık neredeyse bir aile üyesisiniz demektir!

Arkadaşınız size tavsiyelerde bulunmaya başlarsa gocunmayın, bundan mutluluk duyun.

Rusya’da arkadaşlar, filozoflar, psikologlar kadar hayatın tüm meselelerinde uzmandırlar. 

Çünkü sevdiklerinin iyiliğini önemsemek adettendir. Bu bazen eleştiri, tavsiye ve tabii ki her konuda gerçek yardım anlamına da gelir.

Dostluk yaptığınız kişi kaderinize kayıtsız kalmıyorsa, size mutlaka işte nasıl davranmanız, karınızla nasıl konuşmanız, çocuklarınızı nasıl yetiştirmeniz, nasıl para biriktirmeniz ve ne giymeniz gerektiğini söyleyecektir.

O da size hayattan şikayet etmeye başlarsa arkadaşınız artık size çok güveniyor demektir.

Sonuçta, eğer arkadaşınız sorunlarını sizinle paylaşmaya ve karabuğday fiyatlarını eleştirmeye başlarsa, bu size güvendiği anlamına gelir. 

Size bir takma adla hitap etmeye başlarsa iş bitmiş sayılır. 

Birçok Rus’un çocukluğunda bir takma adı vardır, aynı sosyal çevrede olduğunuzu gösteren bir tür tanımlamadır bu. 

Kaynağı adınızla, soyadınızla veya komik bir olayla ilgili olabilir. Arkadaşlar birbirlerinin takma adlarını yetişkin olduklarında bile hatırlarlar, bu yüzden size bir takma ad verildiyse, kendinizi arkadaş çevresine kabul edilmiş sayabilirsiniz. 

***

Vladimir İvanoviç’le olan ilişkimizi düşünüyorum. Biz bunların hepsini yapmışız. Hem de aynen bu sırayla.

Elimi sıkıca omuzuna koyup, sarsıyorum.

Gülümsüyor. O, bunun ne anlama geldiğini biliyor.

Dostluk omuzunuzdaki eldir. Öyle değil mi?

Arkadaşlık, dostluk, insan ilişkilerinin zirvesidir. Seçili bir ilişkidir ve tercih edilerek sürdürülür. 

Kısacası arkadaşınız, bir şeyleri gizleme ihtiyacı duymadan yüreğinizi sonuna kadar açtığınız, her durumda desteğini aldığınız müstesna kişidir.

21 Şubat 2026 Cumartesi

Maslenitsa: Kışa veda, bahara merhaba




Kaynak: https://turkrus.com/

 

Şimdilik sadece takvim üzerinde de olsa kışın son günleri yaklaşırken Rusya’da sokaklar, parklar ve meydanlar bu hafta renkleniyor.

Blini (krep) tezgâhları kuruluyor, meydanlarda danslar başlıyor, büyük ateşler yakmak için odunlar yığılıyor.

Tüm bunlar baharın müjdecisi olan Maslenitsa'nın (Slav Hıdrellezi) muştucusu!

Doğu Slav dünyasının en eski ve en canlı geleneklerinden biri olan bu bayram, bugün hem dini takvimde hem de şehir yaşamında önemli bir yere sahip.

Maslenitsa’yı hiç bilmeyenler için bu geleneği beş soruda özetledik.


Maslenitsa nedir?


Maslenitsa, kışın sona ermesini ve baharın gelişini simgeleyen geleneksel bir halk bayramıdır. Kökeni Hristiyanlık öncesi dönemlere dayanır. Zamanla Ortodoks Hristiyan takvimiyle bütünleşmiş ve Büyük Oruç’tan önceki son eğlence haftası haline gelmiştir.
Bu yönüyle Maslenitsa hem pagan hem de dini unsurlar taşıyan bir geçiş bayramıdır.


Ne zaman kutlanır?


Maslenitsa’nın tarihi her yıl değişir. Ortodoks Paskalyası’ndan yedi hafta önce başlar ve bir hafta sürer. 2026 yılında Maslenitsa haftası 16–22 Şubat tarihleri arasına denk gelir. Haftanın son günü, kışa veda törenleriyle bayramın doruk noktasını oluşturur.


Blini neden bu kadar önemli?


Maslenitsa denince akla ilk gelen yiyecek blinidir. Yuvarlak ve altın rengi bliniler güneşi simgeler. Aynı zamanda bu hafta, Büyük Oruç öncesinde etin yasaklandığı, süt ve süt ürünlerinin ise serbest olduğu son dönemdir. Bu nedenle blini, bayramın hem simgesel hem de pratik merkezinde yer alır.


Kukla (çuçılka)  neden yakılır?


Maslenitsa’nın finalinde saman ve bezden yapılan büyük bir kukla yakılır. Bu kukla kışı, soğuğu ve eski yılı temsil eder. Yakma ritüeli ise arınmayı, geçmişten kopuşu ve bahara geçişi simgeler. Günümüzde bu tören, özellikle büyük şehirlerde binlerce kişinin katıldığı görsel bir şölene dönüşmüştür.


Günümüzde nasıl kutlanır?


Bugün Maslenitsa, Rusya’da geleneksel köy ritüellerinin şehir festivallerine uyarlanmış haliyle yaşanır. Parklarda, meydanlarda ve müze alanlarında konserler, halk oyunları, çocuk etkinlikleri ve açık hava eğlenceleri düzenlenir. Maslenitsa, hem kültürel bir miras hem de modern kent yaşamında kışı uğurlamanın keyifli bir yolu olarak varlığını sürdürür.

İlk randevuda bu hataları yapmayın!

 


Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rusya’da yapılan bir ankete göre, ilk romantik buluşmada karşı tarafın para ve iş konularındaki tutumu birçok kişi için belirleyici oluyor. Finansal platform Finuslugi’nin 1.000’den fazla kişiyle yaptığı araştırma, sürekli işsiz olmanın, çalışmak istememenin ve maddi sıkıntılardan sürekli şikâyet etmenin en önemli “finansal kırmızı bayraklar” arasında görüldüğünü ortaya koydu. Katılımcılar, ağır borçlar, kontrolsüz kredi kullanımı, kumar alışkanlığı ve pahalı eşyalarla gösteriş yapılmasını da olumsuz davranışlar olarak tanımlıyor.

İlk buluşmada hesabı kimin ödemesi gerektiği konusu ise hâlâ net değil. Ankete katılan erkeklerin yüzde 52’si hesabı erkeğin ödemesi gerektiğini düşünüyor. Bu görüş, özellikle 35 yaş üstünde daha yaygın. Katılımcıların yüzde 26’sı herkesin kendi payını ödemesini savunurken, yüzde 17’si davet eden kişinin hesabı ödemesi gerektiğini söylüyor. Birçok kişi, hesabı ödemenin ikinci bir buluşmayı garanti etmediğini, ancak ihtimali biraz artırdığını belirtiyor.

Para ve gelir konusunun ne zaman konuşulması gerektiği konusunda da farklı yaklaşımlar var. Katılımcıların yüzde 40’ı bu tür soruların ilişki başladıktan sonra sorulmasını tercih ediyor. Yaklaşık üçte biri, gelir ve iş durumunun üçüncü buluşmadan önce gündeme getirilmesini doğru bulmuyor. Buna karşılık yüzde 20’lik bir kesim, ilk buluşmada bu konuların açıkça konuşulmasının daha net bir başlangıç sağladığını düşünüyor.

Anket sonuçları, kadınlar ve erkekler arasında da bazı farklar olduğunu gösteriyor. Kadınlar daha çok borç ve kredi yüküne dikkat ederken, erkekler partnerlerinin kendilerinden daha fazla kazanmasından daha fazla rahatsızlık duyabiliyor. Gelir seviyesi yükseldikçe beklentiler de artıyor. Yüksek gelir grubundakiler, partnerlerinin maddi durumunu daha erken aşamada öğrenmek istiyor. Genel olarak bakıldığında, Ruslar için ilk buluşmada para konusu giderek daha önemli bir değerlendirme ölçütü haline geliyor.

 

Karikatür: Valentin Drujnin,KP

İki Rusya: Kolektivistler ve girişimciler


Kaynak: https://turkrus.com/

Rusya’daki bölgelerin bireycilik ve kolektivizm düzeyleri açısından belirgin biçimde ayrıştığı, bu farkların doğru kurumlarla ekonomik büyümeye dönüştürülebileceği belirtildi. K-Rusya olarak tanımlanan bölgelerde kolektivist değerlerin baskın olduğu, İ-Rusya olarak adlandırılan bölgelerde ise bireycilik ve girişimcilik eğiliminin öne çıktığı belirtildi.

Moskova Devlet Üniversitesi Ekonomi Fakültesi Dekanı Aleksandr Auzan ve çalışma arkadaşları, “İ-Rusya” ve “K-Rusya” olarak adlandırılan iki kültürel yapının ülke içinde birlikte var olduğunu, tek tip politika yerine bölgesel farklılıkları gözeten yaklaşımlara ihtiyaç duyulduğunu savundu. Çalışma, RBK tarafından incelendi.

Araştırma, Sber çalışanları arasında 81 bölgede yapılan geniş ölçekli bir anketten elde edilen verilerle hazırlandı. Yaklaşık 46 bin 800 kişinin yanıtları analiz edilirken, bireycilik ile girişimcilik ve güven düzeyi arasında güçlü bir pozitif ilişki saptandı. Kolektivizmin ise çok çocuklu aile yapılarıyla daha sık örtüştüğü belirlendi. Auzan’a göre büyük şehirler, Ural, Sibirya ve Uzak Doğu bireyci özellikleriyle öne çıkarken, ülkenin geri kalan kısmı daha kolektivist bir yapı sergiliyor.

Çalışmada “İ-Rusya”nın nüfusun yaklaşık dörtte birini oluşturmasına rağmen gayrisafi yurt içi hasılanın büyük bölümünü ürettiği, “K-Rusya”nın ise daha kalabalık olmasına karşın ekonomik katkısının görece sınırlı kaldığı vurgulandı. Bu ayrımın tarihsel kolonizasyon süreçleri, serflik uygulamaları, iklim koşulları ve etnik yapı gibi faktörlerle şekillendiği ifade edildi. Ekonomistler, bireycilik ile kişi başına düşen bölgesel gelir arasında da pozitif bir ilişki bulunduğunu, ancak bu etkinin sınırlı olduğunu kaydetti.

Araştırmanın yazarları, bu tablo karşısında merkezi ve tek tip düzenlemeler yerine bölgesel özerkliği artıran çözümler önerdi. Bölgelere özgü kurumların güçlendirilmesi ya da vatandaşların ihtiyaçlarına göre farklı “kurum menüleri” arasından seçim yapabilmesi seçenekler arasında yer aldı. Uzmanlar, aşırı merkezileşmenin kalkınmayı zorlaştırdığını, ancak mevcut siyasi ve idari koşullarda bu tür bir desantralizasyonun kısa vadede hayata geçirilmesinin zor olacağını da vurguladı.

Rusya'da etnik ilişkilerin seyri

Kaynak: https://turkrus.com/

 

Rusya’da toplumun büyük bölümü etnik gruplar arası ilişkilerin mevcut durumunu olumlu değerlendiriyor. Federal Ulusal İşler Ajansı verilerine göre, 2025 yılı itibarıyla vatandaşların yüzde 84,2’si ülkedeki etnik ilişkilerin iyi düzeyde olduğunu düşünüyor. Ankete katılanların yüzde 73,8’i ise milliyet, dil ya da inanç temelinde ayrımcılıkla karşılaşmadığını ifade ediyor. Tüm ülke genelinde ortak vatandaşlık bilinci göstergesi de yüzde 93,9 seviyesine ulaşmış durumda.

Bu göstergeler, yıl içinde yapılan ölçümlere kıyasla artışa işaret ediyor. 2025 yazında olumlu değerlendirme oranı yüzde 81,8 düzeyindeyken, ayrımcılık olmadığını düşünenlerin oranı yüzde 73,4 olarak ölçülmüştü.

Federal Ulusal İşler Ajansı Başkanı İgor Barinov, Şubat ayında Devlet Duması’nda yaptığı değerlendirmede, etnik ilişkilerin genel tablosunu “istikrarlı ve pozitif” olarak tanımladı. Barinov, dış kaynaklı baskılara rağmen toplumdaki uyumun korunduğunu vurguladı.

Bununla birlikte, etnik ve mezhepsel konular etrafında üretilen olumsuz içeriklerin sayısında artış yaşandı. Ajansın izleme verilerine göre 2025’te bu alanda 38 bin 400’den fazla olumsuz bilgi gündemi tespit edildi. Bu rakam bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 8 daha yüksek. En fazla olumsuz içeriğin Merkez, Volga ve Kuzey Kafkasya federal bölgelerinde yoğunlaştığı, ülke genelinde 2500’den fazla başlığın ise yurt dışı kaynaklı olaylarla bağlantılı olduğu belirtildi.

Yetkililer, olumsuz bilgi akışındaki artışa rağmen toplumsal algının pozitif kalmasını önemli bir kazanım olarak görüyor. Stratejik hedeflere göre, 2036 yılına kadar etnik ilişkileri olumlu değerlendirenlerin oranının yüzde 85’in üzerine çıkarılması, ayrımcılık olmadığını düşünenlerin payının yüzde 90’a, ortak vatandaşlık bilincinin ise yüzde 95’e yükselmesi amaçlanıyor.

2 Şubat 2026 Pazartesi

Yılın en iyi 10 Rus filmi

 


Kaynak: https://turkrus.com/

  

Sinema kanalı "Russkiy Bestseller", 2025 yılının en dikkat çeken Rus filmlerinden oluşan “Mutlaka Görülmesi Gereken İlk 10” listesini yayımladı.

Liste, gişe rekorları kıran büyük bütçeli yapımlarla bağımsız ve festival filmleri arasında dengeli bir dağılım sunuyor.

Ayrıca ilk filmini çeken yönetmenlerin üç yapımı ilk 10’a girmeyi başardı.

Listenin zirvesinde ise masalsı yapım "Finist. Pervıy Bogatır" yer aldı.

Sıralama, özel olarak geliştirilen bir metodolojiyle hazırlandı. Profesyonel sinema eleştirmenlerinin görüşleri, izleyici puanları, büyük sinema sitelerindeki listeler, gişe verileri ve kanalın program kurulunun değerlendirmeleri birlikte ele alındı. Filmler her listede aldıkları sıraya göre puanlandı ve toplam skor üzerinden nihai sıralama oluşturuldu.

Buna göre 2025 yılının “Zirvedeki İlk 10” Rus filmi şöyle:

1. Finist. Pervıy Bogatır

2. Batya 2. Ded

3. Svodiş s Uma

4. Tuda

5. Konçitsya Leto

6. Papa Umer v Subbotu

7. Krasnıy Şyolk

8. Gruppa Krovi

9. Zloy Gorod

10. Rovesnik

Listenin birincisi olan Finist. Pervıy Bogatır, yönetmen Dmitriy Dyaçenko imzalı, “Bogatır” serisinin dördüncü filmi ve önceki hikâyelerin öncesini anlatan bir yapım. Başrolde Kirill Zaytsev’in yer aldığı film, 2,6 milyar rubleyi aşan hasılatıyla yılın en büyük gişe başarılarından biri oldu.

İkinci sıradaki Batya 2. Ded, İlya Uçitel’in yönettiği ve aile temasını bu kez bir dede karakteri üzerinden ele alan film olarak öne çıktı. 

Üçüncü sırada yer alan Svodiş s Uma ise Dar’ya Lebedeva’nın romantik komedi türündeki ilk filmi olarak, 2025’in en başarılı yönetmenlik çıkışlarından biri kabul ediliyor.