Moskova

Moskova

26 Kasım 2014 Çarşamba

Lev Tolstoy'dan ibretlik bir kısa öykü























Kaynak:  http://www.moskovalife.com/

Bir gün çok zengin bir adam oğlunu yanına alarak, insanların ne kadar fakir olabileceğini göstermek için bir köye götürdü. Çok fakir bir ailenin evinde bir gün-bir gece geçirdiler. Şehre dönerken baba oğluna sordu:

“Yolculuğumuzu nasıl buldun?”

“Çok güzeldi babacığım,” diye cevap verdi oğul.

“İnsanların ne kadar fakir olabileceğini gördün değil mi?”

“Evet.”

“Peki, ne öğrendin ?”

“Şunu gördüm” dedi oğul: ”Bizim evde bir köpeğimiz, onların dört köpeği var. Bizim evde bahçenin yarısına gelen bir havuzumuz var, onların kilometrelerce uzunluğunda dereleri var. Bizim bahçede ithal lambalarımız, onların yıldızları var. Bizim terasımız ön bahçeye kadar, onlarınki ise ufka kadar uzanıyor.”

Ufaklık konuşurken, babası şaşkınlıktan tek kelime bile edemedi. Ve çocuk ekledi:

"Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğiniz için, teşekkür ederim babacığım !"

25 Kasım 2014 Salı

Türkolog olmanın koşulu

Aktaran : Necati Güngör

Nâzım Hikmet Rusya'da sık sık parasız kalıyordu. Bunun nedeni, kendisinden borç isteyen herkese para veriyor, sonra alacaklarının peşine düşmüyor, sıkıntıya düşüyordu. 
Yine parasız kaldığı bir dönemde bir oyun yazmış, bunu sahneleterek para kazanmayı tasarlamıştı.Ancak oyunu, Rusçasından emin olduğu birine okutmak istiyordu. Bunun için de en uygun kişi Türkolog Radi Fiş'ti... Radi de, zaman zaman Nâzım'ın Türkçe bilgisinden yararlanıyordu.
Usta, Radi'ye telefon etti. Oyun metnini teslim etmek üzere bir kafede randevulaştılar.
Buluştuklarında Radi oyunu teslim aldı. Bu arada bir şeyler içip bir süre söyleştiler...
Kalkarken Radi hesabı ödemek için cüzdanına davrandı. Çünkü Nâzım ustanın parasızlığı nedeniyle buradaydılar. Ona hesap ödetemezdi.
Ama, Nâzım Radi'nin cüzdana giden elini tuttu.
"Olmaz!" dedi. "Bak şunu iyi öğren: Türklerde bir âdet vardır: Küçükler, büyüklerin yanında elini cebine atmaz! Bunları öğrenemezsen, iyi bir Türkolog olamazsın!"

21 Kasım 2014 Cuma

Elde var Moskova



SUAT TAŞPINAR

Kaynak: http://www.moskovalife.com/

Moskova'ya ilk geldiğimde, bu ışıltılı şehrin büyüsüne kendini kaptırmış bir 'yabancı'ydım. 'Sevmek, dokunmaktır' diyen şaire hak vermekle birlikte, dokunanın elini yakan Moskova'ya uzaktan bakmayı tercih ettim bir süre. Yüreğim, 'Bir şehrin ruhunu, arka sokaklarında bulursunuz' diyen bilge öğüdüne kulak verip ayaklarımı 'arka sokaklara' sürüklese de, aklım ürküten mafya hikâyelerine saplanıp, gözüme tekin gözüken ana caddelere itiyordu beni. Moskova, sarılıp dudaklarımdan öpmeyi vaat ediyordu; bense tokalaşmakla yetindim.
Başlangıçta Rusya, baktığım her köşesinde 'haber' gördüğüm bir kaynaktı, o kadar. Sorunları, cebime dokunduğu ölçüde etkiliyordu beni. İnsanlar, hayatlar, mekânlar uzaktan bir lunaparkın ışıkları gibi parlayıp sönüyor, ben hayranlıkla merak arasında gidip gelirken, ayağımı denk alarak yaşamaya özen gösteriyordum.

Çok geçmeden böyle bir yaşamın, 'iğreti' olduğunu anladım. 'Bir ağacın dibine oturduğunda kendini ağaç gibi; bir kayanın üstünde soluklandığında kendini kaya parçası gibi hissetmen gerektiğini' söyleyenlerin nasihatini dinledim. Moskova'da 'bir Moskovalı gibi' yaşamaya çalıştım. Ve yüreğimin götürdüğü yere gitmeyi seçtim.

Eldar Ryazanov'un filmleriyle tanıştım mesela. O melodramlarda, yüreğimi titreten bir şeyler buldum. Her Rus gibi, 'Belıy Sontse Pustini' (Çölün Beyaz Güneşi) filminin her sahnesini ezberledim. 'Yesli tbya nyet doma' şarkısını olur olmaz mırıldanmaya başladım. Türk TV'lerinin çanağını almadan önce, Rus filmlerini kaçırmamak için Rus uydu anteni taktırdım. Rus romansları dinlerken gözlerim sulanmaya başladı. Arkadaşlarımla kapı eşiğinde öpüşmemeye, 'mantarlı poğaçasız' yapamamaya başladım. Kız arkadaşlarımın 'isim günleri'ni hatırlamak için özen gösterir oldum.

İçkiyi fazla kaçırdığımız geceler, 'Ne olacak bu Rusya'nın hali?' diye efkarlandığımı fark ettim. Hafta sonları Moskova'nın sokaklarını arşınlamaya, parklarında sırtımı çimlere serip kaygısız uyumaya başladım.

'Kara kafalılara' yaşama hakkı vermeyen Rus polisinin adım başı kimlik sormasından rahatsız olmadığımı fark ettim. Eh, o 'malum halkayı' da Moskova'da taktım parmağıma, şimdilik 'yara bantı gibi' dursa da!

Velhasıl dostlar, suratsız gümrük polisleri her seferinde 'yabancı' muamelesi yapsa da, galiba ben artık 'yabancı' değilim burada, birçok Türk gibi. Hatta belki de çoğu Moskovalıdan daha fazla 'Moskviç'im, yani Moskovalıyım...


NOT: 11 yıl öncesinden bir yazı... 28/01/2003 Radikal gazetesi

Rusların önemli günleri ve bayramlar

Bayramınızı Kutlarız – Поздравляем Вас с праздником! (Yeni Rusça Dersi)









Rusya’da da, Türkiye’de olduğu gibi tüm bayramlar dini ve milli bayramlar olmak üzere ikiye ayrılır. 
Rusların başlıca dini bayramları şunlardır:
Рождество́ [rajdistvó] (Noel, İsa’nın Doğumu) – 7 Ocak
Па́сха [pásha] – (Paskalya, İsa’nın Dirilişi) – sabit tarihi olmayan bir bayram, her yıl farklı tarihlere denk gelir. 
Başlıca milli bayramlarsa şunlar:
Но́вый год [nóvıy got] (Yeni Yıl) – 1 Ocak (genellikle Rusya'da Yeni Yıl tatili 1-6 Ocak arasında)
День защи́тника Оте́чества [den’ zaşşítnika atéçistva] (Vatan Muhafızları Bayramı/Erkekler Günü) – 23 Şubat
Междунаро́дный же́нский день [mijdunaródnıy jénskiy den’] (Uluslararası Kadınlar Günü) – 8 Mart
Пра́здник Весны́ и Труда́ [práznik visnı́ i trudá] (Bahar ve Emek Bayramı) – 1 Mayıs
День побе́ды [den’ pabédı] (Zafer Günü) – 9 Mayıs
День Росси́и [den’ Rassíyi] (Rusya Egemenlik Günü) – 12 Haziran
День наро́дного еди́нства [den’ naródnava yidínstva] (Halkın Birliği Günü) – 4 Kasım
День конститу́ции [den’ kanstitútsıyi] (Anayasa Günü) – 12 Aralık
Rusların başka özel günleri de var, aralarında 14 Şubat’ta kutlanan Sevgililer günü (День всех влюблённых; yabancı bir alışkanlık olmasına rağmen Rusya'da sevilir), 1 Nisan’da kutlanan Kahkaha Günü (День сме́ха) v.s. Tabii ki bu günler resmi bayramlar listesine girmemektedir.
Ayrıca Rusya’da birçok profesyonel (mesleki) bayram ya da özel gün mevcut, ama bunlar da devlet bayramları statüsüne sahip değil.
Ruslar için bazı kişisel özel günler büyük bir önem taşımaktadır: insanların doğum günleri ve düğün yıl dönümleri, genellikle aile içinde ve arkadaşlarla kutlanır.
Rus arkadaşlarınıza Yeni Yıl (31 Aralık - 1 Ocak), Erkekler Günü (23 Şubat), Kadınlar Günü (8 Mart), Zafer Bayramı (9 Mayıs) ve doğum günlerinde kutlama mesajları yazmayı unutmayın! Yukarıdaki bayramlar ve özel günler, Ruslar için çok önemli olduklarından bunları unutmamanız, çok sosyal ve düşünceli olduğunuzu gösterir. 

İlk Rus dilbilimcilerinden biri: Vladimir Dal

İlk Rus dilbilimcilerinden biri Vladimir Dal

Kaynak: http://turkish.ruvr.ru/

Peki, Rus dilinde ne kadar atasözü var? Bu soruya verilecek yanıt çok kolay: Vladimir Dal’i okuyun, anlarsınız.
Vladimir Dal’in derlediği “Rus halkının atasözleri” başlıklı derleme 30 küsür bin atasözünden oluşuyor. 

Büyük Rus şairi Aleksandr Puşkin, gerek bu eseri, gerekse “Canlı Rus dili sözlüğü”nün yazılmasıyla ilgili Dal’in planlarını değerlendirmiş ve şöyle yazmıştı: “Bu derleme, basit bir iş, sıradan bir eğlence değil. Bu yepyeni bir iştir. Sizi kıskanmalıyız, çünkü sizin amacınız var. Yıllar boyunca bir serveti biriktirdikten sonra hayran kalan çağdaş ve gelecek kuşaklara sandıkları birden açmak”.
Vladimir Dal, folkloru düzenli şekilde incelemeye başlayan 19.yüzyılın ilk Rus dilbilimcilerinden biri oldu. Daha gençlik yıllarında bilim adamı kendini alışılmadık anlam ile yabancı içerikle hayret eden sözleri, tabirleri, bulmacaları kaydetmeye başladı. Zamanla bu merak hayatının anlamına dönüştü. Rus folklorunun sistem haline getirilmesi ve yayınlanmasına Dal yaratıcılık hayatının büyük bir kesimini ayırdı. “Halktan olan bir kimsenin dili basit olup aynı zamanda canlı ve renkli. Buna rağmen, tahsil gören insanların konuştukları kitap dilinden onun dilini berraklık ve kesinlik ayırtediyor”. Bu sözleri Vladimir Dal notlar defterinde kayda almıştı.
Çağdaşlar, yazar ve etnograf, doktor ve zoolog olan Vladimir Dal’in pek çok şeyi kolay ve çok iyi öğrendiğini söylüyordu. Kader onu büyük Rus şairi Aleksandr Puşkin ile tanıştırdı. Onların rastgele görüşmesi, sonra sıcak samimi ilişkileri Vladimir Dal’in hayatında büyük rol oynadı.
1832’de istifa eden Dal Moskova’ya taşınıyor ve hayatının başlıca amacı olan “Rus dilinin açıklayıcı sözlüğü” üzerinde çalışmaya kendisini odaklıyor. Dal’in sözlüğüne her birinin önemi ve anlamı verilen 200 binden fazla söz dahil edildi. Bu eser, yalnız sözlük olmakla kalmadı. Dal’in yazılar derlemesi dil üstüne enformasyondan başka, halkın yaşamı, Rus inançlar ile alametleri hakkında da bilgi veriyor. Rus dilinin araştırılmasına ilişkin bu kadar ayrıntılı şekilde yazılan eser, gerek yazarın çağdaşları, gerekse gelecek kuşaklar için büyük kültür olayını oluşturdu. 

Günümüze kadar “Dal’in açıklayıcı sözlüğü” Rus dilinin kaynak ve sırlarının en iyi rehberi olması özelliği bozulmadı.
Tamamını oku: http://turkish.ruvr.ru/2014_11_21/Ilk-Rus-dilbilimdji/

15 Kasım 2014 Cumartesi

Büyüleyici bir mekan: Moskova metrosu

Büyüleyici bir yer olan Moskova metrosu

Kaynak: http://turkish.ruvr.ru/

Moskova’da 195 istasyonu olan metro ile günde 9 milyon kadar kişi taşınıyor. En sıkışık saatlerde metro trenleri 90 saniyelik aralıklarla hareket ediyor. Bu dünya rekorudur.

Trenler ve insanların sesleriyle Moskova metrosu, kentliler için alışılmış bir yaşam gerçeğidir. Bunlar, çevresindeki güzelliklere dikkat etmeden acele ile iş yerine,eve gidiyor. Moskova metrosuna ilk kez girmiş turistler ise hayretler içinde kalıyor. Çünkü dünyanın başka hiç bir yerinde böylesine güzel metro görmemişler.

Moskova metrosunun haritası, ortasındaki çevre hattı ile radyal hatlarıyla bir bulmacaya benziyor. 80 yıl önce ise Moskova’da bir aktarma noktasıyla yalnızca birkaç metro hattı vardı. Çevre hattı kurmak fikrinin doğuşu, bir raslantı sonucu olduğu sayılıyor. Rivayete göre, metronun gelişmesi konusundaki raporu dinleyen Yosif Stalin, bireden kahve fincanını metro krokisine koydu. Üzerinde, kentin merkez kesimini görüntüleyen bölümünde yuvarlak bir leke kaldı. Çevre metro hattını kurmak fikrinin böyle doğduğu rivayeti doğru mu doğru değil mi, bilinmiyor. Ama çevre metro hattının varlığı bir hayat gerçeği oldu.

Çevre hattının tüm 12 istasyonunun mimari anıtları olduğu kabul ediliyor. Toplam olarak da 44 metro istasyonu mimari anıtları listesine yazılmış bulunuyor. Moskova’nın bazı konukları şaşılacak kadar güzel panolar,mozaik tabloları, mermer sütunları görmek için çevre hattından geçmeyi gerekli sayıyor. Ama Moskova metrosunda çevre hattından başka görülmeye değer diğer şeyler de var. Radyal hatların hele başkentin merkezinden geçen kesiminde de turistleri çeken istasyonlar var. “Ploşad Revolütsiyi” istasyonunda turistler rehberin sözlerine inanıp ta, talihin yüzüne güleceği umuduyla bronz köpek heykelinin burnunu sürtüyor, “Mayakovskaya ve “Novoslobodskaya” istasyonlarında da hayret verici derecede güzel panolar ve vitrayların fotoğraflarını çekiyor.

80 yıl içinde Moskova metrosu üstüne sayısız rivayet,söylenti ve şaka doğdu. Çevre hattının istasyonlarından birinde, elindeki sahra telefonyla bir askeri görüntüleyen mozaik tablosu var. Geniş hayalgücü sahibi olan kişiler,tablo yapımcısı ressamın geleceği görme yeteneği olduğunu ve tablo üzerinde görüntülenen adamın elinde cep telefonu karşısında da tablet bilgisayarın bulunduğunu söylüyor. Bu şaka turistlerin hoşuna gidiyor ve birçoğu bu mozaik tablosu üzerinde resimlerini çektiriyor.

Moskova metrosu üzerine gerçek ve uydurma olan pek çok öykü var. Hangilerinin gerçek, hangilerinin ise uydurma olduğunu anlamak için Moskova metrosunu ziyaret etmek lazım. Çünkü bin kez duymaktansa bir kez görmek yeğ diye boşuna denmemiştir.

Ruslarla ilgili ilginç gerçekler

Hürriyet Gazetesi, "Ruslarla ilgili ilginç gerçekler" başlıklı bir haber yapmış. Rusya'da yaşayan, bilen birisi olarak yazılanların bazılarına "allah, allah" deyip, gülümsesek; eksik, yanlış bulsak da hoş ayrıntılar içeren bu haberi paylaşmadan duramadık. Elçiye zeval olmaz..:

-Rusya’da üç yıl öncesine kadar bira alkol sayılmıyordu. 2011 yılında dönemin devlet başkanı Dmitry Medvedev resmi olarak yasayı imzaladı ve bira alkollü içecekler arasında yerini aldı.

-Rus erkeklerin dörtte biri 55 yaşlarını görmeden vefat ediyor. BU oran ABD’de yüzde 10, İngiltere’de ise yüzde 7. Rusya’da erkeklerin ortalama ömrü 64 sene ile dünyadaki en düşük 50 ülke arasında yer alıyor.

-Rusçada ‘eğlenme’ kelimesinin karşılığı bulunmuyor. Bunun yerine 'neşe, keyif' kelimelerine karşılık gelen bir kelime kullanıyorlar

-Aynı şekilde 'mahremiyet' kelimesinin karşılığı da Rusçada bulunmuyor. Bunun yerine ‘gizlilik ve yalnız kalmak’ anlamına gelen iki kelime kullanılabiliyor.

-Sadece Rusya’daki McDonald’s şubelerinde McShrimp (karidesli hamburger) bulabilirsiniz.

-Vladimir Putin’in üçüncü kez başkan seçildiği 2012 seçimlerinde bir sandıktan Putin’e yüzde 146 oy çıkmasıyla seçime hile karıştığı iddiaları alıp başını gitmişti. Ancak Putin bu sonuçlara rağmen yüzde 64 oranla zaferini ilan etti.

-Moskova dünyada trafiğin en yoğun olduğu metropollerden biri. Bu nedenle Moskova’nın zenginlerinin trafiğin en yoğun olduğu saatlerde ambulans kullandığı böylece trafiğe takılmaktan kurtulduğu biliniyor.

-Sovyetler Birliği zamanında Beatles albümlerinin dağıtımı yasak olduğu için bazı tıp öğrenciler eski röntgenlerin üzerine efsanevi grubun şarkılarını kaydederdi. O dönemde Batı’ya uygulanan ambargo nedeniyle Ruslar kendi yaratıcı çözümlerini bulmak durumunda kalıyordu.

-Son günlerde Rusya’daki bazı restoranlar geleneksel çorbanın ismi olan “borscht”u kullanmayı bıraktı. Zira bu kelime Ukraynaca.

-Ruslar ilginç bir adetleri gereği yolculuğa çıkmadan önce birkaç saniye sessiz bir şekilde oturuyorlar.

-Ruslar batıl inançları gereği kapalı yerde ıslık çalmıyor. “Evde ıslık çalarsan paralar pencereden uçar gider”

-Bir efsaneye göre Ruslar, içki içmekten vazgeçmek istemedikleri için İslam yerine Hristiyanlığı seçti.

-Ruslar, diğer Hristiyan toplumlarından farklı olarak, Noel yerine yeni yılda kutlama yaparlar.

-Başka bir batıl inanışa göre Ruslar evde bir şey unuttuklarında bunu almak için geri dönmezler. Bunun yerine bir yakınlarından unuttukları şeyi getirmelerini isterler. Zira dışarı çıktıktan sonra eve dönmenin uğursuz olduğuna inanırlar.

-Rusya’da her 1.159 kadına 1.000 erkek düşüyor. Üstelik kadın erkek nüfusundaki eşitsizlik kırsal alanda daha fazla görülüyor. Her 1.183 kadına karşın 1.000 erkek var.

-Ruslar mesajlaşmalarında ‘gülücük’ anlamına gelen ve evrensel olarak kullanılan iki nokta ve parantez yerine sadece parantez kullanıyorlar. Ne kadar çok parantez o kadar gülücük )))

-Rusya’da birisine şifa dilemek ile kilo almasını söylemek aynı sözcüklerle ifade ediliyor.

-Rusya’nın yüzde 75’lik toprağı Asya kıtasında yer alırken nüfusun sadece yüzde 22’si Asya’da yaşıyor.

-Rusya dünyanın ormanlık alanlarının yüzde 20’sine sahip. Dünyanın en derin gölü olan Baykal gölü de Rusya sınırları içinde yer alıyor.

-Rusya’da insanlar geleneksel olarak halılarını duvara asıyor. Bunun nedeni de duvarların ses geçirmez olmasını sağlamak.

-Moskova metrosu 1930'larda inşa edilirken, her türlü savaşa hazırlıklı olması gerektiği düşünülmüş. Bu yüzden dünyanın en derin dördüncü metrosu olan Moskova metrosu, özellikle hava saldırılarına karşı gerçek bir sığınak.

-Rusça'da bir cümleyi tamamlamak için öne ve yüklemin her ikisinin de bulunması gerekmiyor. "Kadın" veya "Yürüyordu" kelimelerinin her biri aslında birer cümle.

-Rus milyarder Roman Abramoviç, ultra lüks teknesinde "paparazzi kovucu" lazer sistemi bulunuyor. Paparazziler yaklaştığında teknenin lazer ışıkları yanıyor ve fotoğraf çekmek imkansız hale geliyor.

-Putin bir keresinde bir televizyon ekibini Sibirya kaplanı saldırısından korumuştu. Ancak daha sonra bunun senaryo olduğu açıklanmıştı.

-Rusya'da 'Superputin' isimli oldukça meşhur bir çizgi roman kahramanı var.


14 Kasım 2014 Cuma

Rus usulü aşk: Galina ve Rostropowitsch

İlayda Kim
Kaynak: 
http://dunyalilar.org/
1955 yılının baharında  her yıl Prag’da düzenlenen müzik Festivaline iki başarılı müzisyen de davet edildi. Soprano Galina Wischnewskaya ve çelist Mstislaw Rostropowitsch.
mstislav-rostropovich-and-galina-vishnevskaya-nywts-cropped-8AD9-7E26-48D0
Bolşoy balesinin primadonnası Galina şöyle anlatıyor:
“Bizi Prag’da şık bir otele yerleştirdiler. Kahvaltıda adını söylemekten gerçekten zorlandığım bir çellist özellikle karşıma gelip karşıma oturdu. Görüşleri ve onları ifade ediş biçimi çok çarpıcıydı. Ona şöyle alıcı bir gözle baktım. Etkileyici bir kibarlığı vardı. Sonradan öğrendiğime göre şık ceketini ve kravatını bavuluna atıp sırf benimle tanışmak için Moskova’dan buraya yorucu bir yolculuğu göze alıp gelmişti.”
Kader Sovyet rejiminin gurur duyduğu parlak çelist ile primadonna sopranosunu Prag’da birleştirmişti. Rostropowitsch her gün Galina’yı çiçeklere boğarak ve onunla uzun yürüyüşler yaparak onu etkilemek için elinden gelen ne varsa ayaklarına serer. Prag’da geçirdikleri 4 gün boyunca birbirlerine olan hayranlıkları her gün çoğalır. Rusya’ya dönmeleri gerektiği gün aniden evlenmeye karar verirler.
Ancak küçük bir sorun vardır. Galina 10 yıldır bir başka adamla evlidir. Bu adam Leningrad operası müdürüdür ve Galina’dan ayrılmak istememektedir.
Rostropowich Galina’nın eşinden bir an önce ayrılıp kendisine gelmesini beklemekte, eski koca ise tam tersini düşünmektedir. Rostropowich ültimatomunu çeker. “Ya o, ya ben.”
İçi kan ağlayarak Galina sevgilisine bir elveda mektubu yazıp kocasına geri dönme planları yaparken ansızın kapısını bir genç kadın çalar. Gelen Rostropowitsch’ in kız kardeşidir. Lütfen beni takip edin der. Bir eve gelirler. Üst katta yaşlı bir kadın ve Rostropowitsch onu ellerinde şampanya şişesi ile beklemektedirler. Galina içeriye girince sigarasını tüttüren anne Rostropowitsch tebrik ederim der. Birbirinize çok yakışacaksınız. Böylece şimdilik gayrı resmide olsa kalbinin sesini dinleyen Galina ve Rostropowitsch evlenirler.
Mutlu birlikteliği iki kız çocukla taçlandırırlar. Ancak onları zor günler beklemektedir. Rejimle bir türü barışamayan ve çellosunu bir silah gibi kullanan Rostropowitsch’e dört yıl sahneye çıkma yasağı konur, o da yetmezmiş gibi vatandaşlıktan çıkarılır. Kendileri ansızın vatansız bir dünya insanı olarak Berlin’de bulurlar.
rostro_berlin1989
Sanatçı olarak dünya onları kucaklasa da bir daha ülkelerini göremeyecek olmanın acısı içlerini acıtır.
Avrupa’da yaşama alışmaya çalışırlarken politik gidişat değişir ve 11 Kasım 1989′da Berlin duvarının yıkılmasından iki gün sonra ünlü çellist yıkılan duvarların ortasında oturur ve  Bach çalar. Ruhunu parçalayan Doğu ile Batının birleşmesini müziği ile kutsar.
Gorbaçov’un yenilikçi politikaları Galina ve Rostropowitsch’in ruhunu iyileştirir ve vatandaşlıklarını geri alırlar.
Birbirlerini aşkla seven çift tam 52 yıl birbirlerine yol arkadaşlığı yaparlar. Ta ki  2007 yılında Rostropowitsch hayata gözlerini yumana dek.
Rostropowitsch’le röportaj yapan bir gazetecinin sorduğu:”Gerçekten tanıştıktan dört gün sonra Galina’ya evlenme mi teklif ettiniz?” sorusuna Rostropowitsch şöyle yanıt verir: Elbette teklif ettim. Ve biliyor musunuz halen bu kayıp dört gün için üzülürüm…

12 Kasım 2014 Çarşamba

Rusya etnik kazanı ve Volga cumhuriyetleri


post
BBC Türkçe
Rusya'nın sınırları içinde tam 20 özerk cumhuriyet ve 190 civarında farklı etnik toplum var. Rusya muhabiri Mark Stratton, yazdı…
Dünyanın en kızıl saçlı nüfusuna sahip olduğu düşünülen Udmurtlar, Altınordu devletinden geldikleri söylenen Tatarlar ve Başkırlar, kutsal ormanlarında eski tanrılarına dua eden Mariler...
Ortak noktaları, Rusya Federasyonu'nun parçası olmaları.
Ülke siyasetinde kendisini hissettiren sert Rus milliyetçiliği ile bunca farklılık nasıl birarada barınıyor?
Yerinde görmek için Moskova'dan çıkıp 750 kilometre doğuya, bu cumhuriyetlerden altısının yanyana kümelendiği Orta Volga ovalarına uzandım.
Ziyaret ettiğim cumhuriyetler -Çuvaşistan, Mari El, Tataristan, Udmurtistan, Mordovya ve Başkırdistan- Rusya'ya yeni katılmış değil.
Bunlar kendi parlamentoları olan yerel konularda kendi işlerini yürüten fakat ulusal konularda Moskova'ya tabi olmalarını sağlamak üzere Rusya tarafından birer vali atanan cumhuriyetler.
Ta 1550'lerde Çarlık Rusyası yağmacı Tatarlar boylarıyla savaşırken, Çar Korkunç İvan, Volga nehri boyunca şimdi bu cumhuriyetlerin halklarının yaşadığı topraklarda kalelerden oluşan bir savunma hattı inşa etmişti.
Gayet pragmatik bir yaklaşımla, Tatarlar dışında kalan halkların çoğu o sırada Rusya'nın himayesi altına girmeye yöneldi ve nihayetinde kazanan tarafı seçtikleri belli oldu, çünkü İvan gerçekten adına yakışan korkunç zulmüyle Tatarlara diz çöktürmeyi ve Rus imparatorluğuna bağlamayı başardı.
Geziye, başkent Çeboksarı'nın tren garında yolcuları halk şarkıları söyleyen bir grubun karşıladığı Çuvaşistan'dan başladım.
Çuvaşistan'daki rehberim Tamara Vorobeyeva, "Rusya'ya katılma kararı sömürgeleşmektense kültürümüzü koruma tercihiydi" diyor tereddütsüz.
Çuvaşistan halkının çoğunluğu, Çuvaş asıllı olduğunu söylüyor ama Vorobeyeva, Ruslar ve Tatarlarla yüzlerce yıl karışarak yaşamış olmaktan dolayı tipik bir Çuvaş görünümünden bahsetmenin zor olduğuna işaret ediyor.
Rehberim buna karşılık Çuvaş kültürünün Sovyetler Birliği'nin çöküşünden bu yana bir canlanma dönemine girdiğini, şu anda okullarda Rusça'nın yanısıra Çuvaşça da okutulduğunu ve sokaklardaki tabelaların her iki dilde de yazıldığını anlatıyor.
"Rusya içinde olmaktan çok mutluyuz ve ayrımcılığa uğradığımızı düşünmüyoruz" diyor ama herkesin kendisi gibi düşünmediğini de ekliyor: "Bazı aşırı unsurlar, kültürel canlanmanın daha ileri götürülmesini ve Çuvaşça'nın tek resmi dil olmasını istiyorlar. Ama bu, cumhuriyetteki Rus asıllı nüfusu göçe zorlar ve o da ekonomik çöküntü getirir."
90 kilometre mesafedeki komşu Mari El Cumhuriyeti'ne Çuvaşistan'dan trenle çam ormanlarının içinden geçerek gidiliyor. Mari halkı buraya 6. yüzyılda Urallardan gelmiş ve konuştukları dil Finceye çok yakın.
Mari El'de önemli bir etnik Rus çoğunluğu yaşıyor ve kültürler de insan tipleri de yüzlerce yıldır birlikte yaşaya yaşaya birbirine benzemeye başlamış.
Gitmeden önce Mari kültürünün tehdit altında olduğuna ilişkin bazı araştırmalar görmüştüm, ama orada görüştüğüm İngilizce öğretmeni Svetlana Maimina bunun doğru olmadığını, cumhuriyette halkların tam bir uyum içinde bir arada yaşadığını düşünüyor.
Maimina, "Benim aslım yahudi" diyor. "Burada sinagog yok, ama hayatım boyunca hiç bir şekilde yahudi düşmanlığıyla karşılaşmadım."
Bölge halkları asırlar içerisinde geleneksel dinlerinden yavaş yavaş Ortodoks Hristiyanlığa dönmüşler.
Yine de başkent Yoşkar Ola'daki Mari El ulusal müzesinde karşılaştığım Nastia Aiguzina, Mari halkının hala eski dini inançlarını da koruduğunu anlatıyor:
"Kırsal bölgelerde, her köyde bir şaman vardır. Kutsal ormanlık alanlarda şölenler verilir, ağaçlarda yaşayan kutsal ruhlara hayvanlar kurban edilir."
Ortodoks kilisesi bu çok tanrılılık mirasına nasıl bakıyor acaba? Aiguzina kilisenin olumsuz yaklaşmadığını söylüyor. "İki inancı da koruyoruz. İnsanlar sabah kiliseye, öğleden sonra kutsal ormanlara gidebiliyor" diyor.
Volga bölgesinde gezdiğim cumhuriyetler içinde belki de kültürel kimliğin en önemli olduğu yerin, Tatarların nüfusun yüzde 50'sinden biraz fazlasını oluşturduğu Tataristan olduğunu söyleyebilirim.
Tatarların buralara 13. yüzyılda Moğol Altınordu devletinin akınları sırasında geldikleri biliniyor. Bunu üç yüz yıl sonra Rus Çarı Korkunç İvan ile yaşadıkları talihsiz çatışma ve bastırma dönemi izliyor.
Bugünlerde Tataristan'ın başkenti Kazan, petrol zengini modern ve gelişmiş bir kent. Korkunç İvan'ın 16. yüzyılda bir tepeye inşa ettirdiği "Kremlin" hala kente hakim.
Burayı Kazan Üniversitesi öğretim üyelerinden Rezida Muhametzanova ile gezdik.
Komünizmin son buluşundan bu yana kente, birbirine yüz metre mesafede iki görkemli yapı inşa edilmiş:
Tebliğ Katedrali ve Kulşerif Camii.
Muhametzanova, "Bu iki yapı valimiz tarafından farklı dinlere karşı eşit mesafede olmanın bir göstergesi olarak aynı anda inşa ettirildi" diyor ve sürdürüyor:
"Bütün dini inançlar bir arada barış içinde yaşıyor burada ve kültürümüzde radikallik yok. Mesela Ben Müslüman bir kadınım ama kapanmam gerekmiyor."
Daha sonra Mordovya'lı Mordvinler ve Başkırdistan'lı Başkırlar ve kızıl saçlarıyla gururlu Udmurtlarla tanışarak - Udmurtistan'dan geçtiğim sırada Kızıl Saçlılar Festivali vardı- sürdürdüm seyahatimi. Tümünün de Rus kültürü ve yaşam biçimine büyük ölçüde asilime olduğunu söylemek mümkün.
Rusya'nın cumhuriyetlerinde her zaman bir etnik ve dini uyum hüküm sürdüğü söylenemez. Çeçenistan'ın yakın tarihini düşünmek bile yeterli.
Ama Orta Volga ovalarında bu geniş kültür kazanında birlikte kaynayan kültürlerin, yüzlerce yıldır kaynama noktasına gelmeden demlendiklerini söylemek yanlış olmaz.